Muhtelif - 3. Sayfa
BAĞİ
İslami terminolojide şartlarına uygun olarak görevde bulunan ulu'l-emr'e veya temsilcisine, kendilerine göre doğru sayılan bir teville karşı çıkıp, isyan eden, güç kuvvet sahibi müs-lüman asilere buğât (baği'nin çoğulu) denmiştir. Toplu olarak böyle bir eyleme geçenlere savaşmak cihadın bir bölümü sayılmıştır. Ancak, cihad bütünü içinde savaşılan diğer gruplarla, "bağiler" arasında, fıkhi hükümler açısından şu farklar vardır: Bağilcrin: 1- Savaşla öldürülmeleri değil, güçlerinin kırılması amaçlanır;
2- Kaçanları takib edilmez;
3-Yaralılan öldürülmez;
4- Esirleri öldürülmez;
5- Malları ganimet olarak alınmaz;
6- Kadınları ve çocukları esir edilmez;
7- Onlara karşı müşrikten yardım İstenmez;
8- Kendileriyle mal karşılığı anlaşma yapılmaz;
9- Üzerlerine ağır silahlar kullanılmaz;
10- Evleri üzerlerine yıkılmaz;
11- Ağaçları kesilmez.
Bağilerin muhariblerle şu farkları vardır: Muhariblcr:
1- Kaçarken de öldürülürler;
2-Öldürülmelcri için 'amd' (kasıt) caizdir;
3- Savaşta sebcb oldukları kan, mal vb. zararlar kendilerinden istenir;
4- Durumlarının düzelmesi için, esirlerinin hapsedilmesi caizdir;
5-Topladıkları haraç ve zekat gibi yükümlülükler sahiplerinden düşmez.
Bağilerin islam fıkhındaki hükmü, isyan edilen ve edenle ilgili hükümlerle doğrudan İlgili-
dir. İsyan edilen merci ve şahıs İçin, fıkıhçıla-nn tesbitlcrini şöyle özetleyebiliriz: Mü'minle-rin başında ulu'1-emr (halife veya imam) vasfıyla bulunan şahıs, ihtilafa binaen de olsa-alimlerin kabul ettiği bir vasıfla o mevkide bulunuyor olmalı. Uygulamaları açık bir zulüm oluşturan bir ulu'1-emre veya ulu'1-emr olma özelliğini kaybetmiş birine karşı (ya da onun mesela bir valisi gibi temsilcisine) ayaklananlar baği diye adlandırılmazlar.
"Baği" durumunda olanlarda da şu şartlar aranır:
a) Ulu'l-emrİn görevi terketmesi isteği, beşeri veya ilahi bir görevi (sorumluluğu) reddederek, itaat sınırından çıkarak İsyan oluşturma;
b) Grup şeklinde çıkmaları. Mün-ferid hareketler bu kapsama girmez;
c) Sahibince meşru sayılan bir tevile binaen İsyan etmiş olmaları;
d) Bağlandıkları veya güvenip dayandıkları, karşılarında ordu gerektirecek bir güçlerinin bulunması.
Şİa-İmamiye'dc ise, Ehl-i Sünnet mezheble-rinden farklı olarak, adil bir İmama isyan eden herkesin kafir olduğu ve cihadın bir par-çasL olarak onlarla savaşılacağı görüşü vardır.
Ehl-i Sünnet alimlerine göre, bağilcrle savaşın gayesi, fitnenin kaldırılıp, şerlerinden emin olunmasıdır. Bunun için de onlarla yapılan savaş, kafirlerle yapılan savaşla aynı değildir. Savaştan önce ıslah ve barış için çaba göstermek Maliki ve Hanbeli fukahasınca şart koşulmuştur. (Aynı konuda Hanefi ve Şafii fuka-hası, böyle bir uğraşının gerekmekte beraber, sadece mendub olduğunu söylerler.) Zihni planlarını eylem safhasına dökme durumunda olmayanlar için kovuşturma yapılması gerekmez.
Bağilerle ilgili hükümlerin Kur'an-ı Kerim'-dckİ dayanağı, Hucurat suresinin 10. ayetidir. Hadisler arasında da, müminlerin başındaki İmama itaati emreden hadislerve hulefa-i raşi-din dönemi (özellikle Hz.AIİ (r.) dönemi) uygulamaları fıkhi hükümlerin kaynağını teşkil eder. Hz. Ali (r.)'ye karşı gelişen Harici hareketi, kimi ulemaca bağyin İlk Örneğidir. Genelde ulu'1-cmre karşı hareketler dört kategoride incelenmektedir:
a) Bağiler;
b) Kulta-ı tarik, (yol kesen eşkiya grubu);
c) Kutta-ı tarik sınıfında olanlar;
d) Hariciler.
Bağiler, ön plana, tevil ellikleri bir konu veya imamın şahsı İle ilgili bir pürüzü çıkarmakla muharibler sınıfından tecrid edilirken, Allah'ın dinini uygulama ve insanlar için çıkarılmış "hayırlı Ümnıet"i temsil etme mevkiinde olan İmam'a isyanla da, silaha muhatab olan özel bir konumda kalmışlardır.
Nureddin YILDIZ Bk. Azl; lieyat; Ehl-i Hail ve'l-Akt; Hilafet; Huruc[1]
[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/113-114.
İslami Okul Okulların En Önemlisi