Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 3. Sayfa

 

BAĞİ

 

İslami terminolojide şartlarına uygun olarak görevde bulunan ulu'l-emr'e veya temsilcisi­ne, kendilerine göre doğru sayılan bir teville karşı çıkıp, isyan eden, güç kuvvet sahibi müs-lüman asilere buğât (baği'nin çoğulu) denmiş­tir. Toplu olarak böyle bir eyleme geçenlere savaşmak cihadın bir bölümü sayılmıştır. An­cak, cihad bütünü içinde savaşılan diğer grup­larla, "bağiler" arasında, fıkhi hükümler açısın­dan şu farklar vardır: Bağilcrin:           1- Savaşla öl­dürülmeleri değil, güçlerinin kırılması amaçla­nır;

2- Kaçanları takib edilmez;

3-Yaralılan öl­dürülmez;

4- Esirleri öldürülmez;

5- Malları ganimet olarak alınmaz;

6- Kadınları ve çocuk­ları esir edilmez;

7- Onlara karşı müşrikten yardım İstenmez;

8- Kendileriyle mal karşılığı anlaşma yapılmaz;

9- Üzerlerine ağır silahlar kullanılmaz;

10- Evleri üzerlerine yıkılmaz;

11- Ağaçları kesilmez.

Bağilerin muhariblerle şu farkları vardır: Muhariblcr:

1- Kaçarken de öldürülürler;

2-Öldürülmelcri için 'amd' (kasıt) caizdir;

3- Sa­vaşta sebcb oldukları kan, mal vb. zararlar kendilerinden istenir;

4- Durumlarının düzel­mesi için, esirlerinin hapsedilmesi caizdir;

5-Topladıkları haraç ve zekat gibi yükümlülük­ler sahiplerinden düşmez.

Bağilerin islam fıkhındaki hükmü, isyan edi­len ve edenle ilgili hükümlerle doğrudan İlgili-

dir. İsyan edilen merci ve şahıs İçin, fıkıhçıla-nn tesbitlcrini şöyle özetleyebiliriz: Mü'minle-rin başında ulu'1-emr (halife veya imam) vas­fıyla bulunan şahıs, ihtilafa binaen de olsa-alimlerin kabul ettiği bir vasıfla o mevkide bu­lunuyor olmalı. Uygulamaları açık bir zulüm oluşturan bir ulu'1-emre veya ulu'1-emr olma özelliğini kaybetmiş birine karşı (ya da onun mesela bir valisi gibi temsilcisine) ayaklanan­lar baği diye adlandırılmazlar.

"Baği" durumunda olanlarda da şu şartlar aranır:

a) Ulu'l-emrİn görevi terketmesi iste­ği, beşeri veya ilahi bir görevi (sorumluluğu) reddederek, itaat sınırından çıkarak İsyan oluşturma;

b) Grup şeklinde çıkmaları. Mün-ferid hareketler bu kapsama girmez;

c) Sahi­bince meşru sayılan bir tevile binaen İsyan et­miş olmaları;

d) Bağlandıkları veya güvenip dayandıkları, karşılarında ordu gerektirecek bir güçlerinin bulunması.

Şİa-İmamiye'dc ise, Ehl-i Sünnet mezheble-rinden farklı olarak, adil bir İmama isyan eden herkesin kafir olduğu ve cihadın bir par-çasL olarak onlarla savaşılacağı görüşü vardır.

Ehl-i Sünnet alimlerine göre, bağilcrle sava­şın gayesi, fitnenin kaldırılıp, şerlerinden emin olunmasıdır. Bunun için de onlarla yapı­lan savaş, kafirlerle yapılan savaşla aynı değil­dir. Savaştan önce ıslah ve barış için çaba gös­termek Maliki ve Hanbeli fukahasınca şart ko­şulmuştur. (Aynı konuda Hanefi ve Şafii fuka-hası, böyle bir uğraşının gerekmekte beraber, sadece mendub olduğunu söylerler.) Zihni planlarını eylem safhasına dökme durumunda olmayanlar için kovuşturma yapılması gerek­mez.

Bağilerle ilgili hükümlerin Kur'an-ı Kerim'-dckİ dayanağı, Hucurat suresinin 10. ayetidir. Hadisler arasında da, müminlerin başındaki İmama itaati emreden hadislerve hulefa-i raşi-din dönemi (özellikle Hz.AIİ (r.) dönemi) uy­gulamaları fıkhi hükümlerin kaynağını teşkil eder. Hz. Ali (r.)'ye karşı gelişen Harici hare­keti, kimi ulemaca bağyin İlk Örneğidir. Genel­de ulu'1-cmre karşı hareketler dört kategoride incelenmektedir:

a) Bağiler;

b) Kulta-ı tarik, (yol kesen eşkiya grubu);

c) Kutta-ı tarik sınıfında olanlar;

d) Hariciler.

Bağiler, ön plana, tevil ellikleri bir konu ve­ya imamın şahsı İle ilgili bir pürüzü çıkarmak­la muharibler sınıfından tecrid edilirken, Al­lah'ın dinini uygulama ve insanlar için çıkarıl­mış "hayırlı Ümnıet"i temsil etme mevkiinde olan İmam'a isyanla da, silaha muhatab olan özel bir konumda kalmışlardır.

Nureddin YILDIZ Bk. Azl; lieyat; Ehl-i Hail ve'l-Akt; Hilafet; Huruc[1]



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/113-114.