Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bahailik XIX - İslami Bilgiler - 6. Sayfa

 

BAHAİLİK

 

XIX. yüzyıl ortalarında İran'da ortaya çıkan ve bağlılarınca yeni bir evrensel din olarak su­nulmak istenen sapık bir İslam Mezhebine ve­rilen ad.

Dinler tarihindeki tüm dinlerin ortaya birden bire çıkma biçimindeki ortak yanlarına ay­kırı olarak, Bahailik, sürmekte olan bir uygula­manın güdümlcnmcsİ yoluyla oluşturulmuş ve bu süreç boyunca hareketin başlatıcısı olan Babgibi, tamamlayıcısı olan Bahaullah da ger­çekleştirilen gelişmeler uyarınca önce yenileyi-ci, sonra yönlendirici, ardından mehdi, sonun­da da peygamber olduğunu öne sürmüş; bağlı­larının bir bölümü de kendilerini tanrılık katı­na oturtacak ölçüde ileri gitmişlerdir.

Olay, 826 yılında ölen Şeyh Ahmcd Ahsaî'-nin kurmuş bulunduğu şeyhilik tarikatı ile baş­lar. Onİkinci İmam Mehdi'nin 73 yıllık Gay-bel-i Suğra (Küçük Gizlenme) boyunca bağlı-larıyla ilişkilerine aracılık eden Dört Sefir'den sonra herhangi bir kimseye görev vermeyip Gaybet-İ Kübra (Büyük Gizlenme)'ye girmiş olduğu ve bunun da halen sürmekte bulundu­ğu yolundaki Şii-İmamİyye inancına rağmen, bu mezhebin bağlılarından olan Şeyh Ahmcd Ahsaİ, Son imam'ın "Gaybct zamanında ben­den yararlanmak, bulut altına girdiği zaman güneşten yararlanmaya benzer" sözlerini daya­nak edinip, imamların manevi nurunu yansıta­cak ve onlarla ilişkiye aracılık edecek bir ka-mil-şii'nin varlığı görüşünü ileri sürerek tarika­tını kurar. Ona göre hakikat-i Muhammedi kendisinden önceki peygamberlerde kısmen belirmiş bizzat Hz. Muhammed ve on iki imamda apaçık bir tarzda tezahür etmiş, an­cak şimdi bu hakikat bin yıl gizli kaldıktan son­ra kendisinde, kendisinden sonra da müridi Kazım Rcşti'de ortaya çıkmıştır. Kendisi ve kendisinden sonra da müridi olan Kazım Reş-lî, Allah bilgisine aracılık eden birer kamil-şii olarak görev yapacaklardır.

Kazım Reştİ'nin 1844'te ölümü üzerine mü-ridlerînden Ati Muhammed, tarikat bağlıları­nın bir halef aramalarından yararlanarak orta­ya çıkar. Kazını Reştİ'nin Mehdi'nin gelmek üzere olduğu ve bu yoldaki kapının açılacağı yolundaki görüşlerine dayanarak da, kendisi­nin Mchdi'yc açılacak kapı/bab olduğunu Öne sürer. O, beklenen Mehdi'yc Bab olarak ortaya çıkan Ali Muhammed, çevresinde hal-kalanmaları başlayıp, kalabalıklar artınca, il­kin Mehdi, sonra da Peygamber olduğunu ile­ri sürecek, yazdığı kitaplardan biri olan Be-yan'ın Kur'an-ı Kerim'den daha üstün olduğu­nu söylemeye dek gidecektir.

Bab'ın 1850 yılında kurguna dizilmesinden sonra, müritlerinden Yahya Nuri, "Hazreti Ali'nin müjdelediği ezel sabahında ışıyan haki­kat ışığı benim" iddiasıyla kendine Subh-ı Ezel adım vererek, Bab'ın vasiyeti doğrultu­sunda hareketin başına geçer. 1862'dc Nası-rüddîn Şah'a kar§ı gerçekleştirdikleri suikast üzerine, ilkin Tahran'da hapsedilir, sonra Bağ­dat'a sürülürler. Bağdat halkının yakınmaları üzerine, bu kez, Osmanlı Hükümetince İstan­bul'a getirilir, dört ay sonra da toptan Edir­ne'ye sürülürler. Buradayken, o güne dek mü­ritlerden biri olan baba bir kardeşi Hüseyin AIİ, kendisinin Bab tarafından haber verilen Bahaullah olduğunu öne sürerek Subh-ı Ezel Yahya Nuri'den kopar ve Babî'leri kendi çev­resinde toplanmaya çağırır. Çeşitli yerlere yaz­dığı mektuplarla insanları kendine çağırmaya başlar. İki kardeşin bağlıları arasında çıkan olaylar üzerine, 1868'de Yahya Nuri'ye bağlı Babİ'ler Kıbrıs'a Hüseyin Ali'ye bağlı Bahai-ler de Akka'ya sürgün edilir.

Bahaullah'ın 1892'de ölümü üzerine Abdul-bah'a lakabını taşıyan Abbas geçer. Abdulba-ha, 1908'de Meşrutiyetin ilam üzerine serbest kalınca İnançlarını yaymak üzere Mısır'a, Amerika'ya ve Avrupa'ya gezilere çıkar, kon­feranslar verir. Yeni ilişkiler kurar ve bağlıları­nın sayısını arttırır, öyle ki, hareket, artık, Ba­hailik adıyla tanınmaya başlar.

Abdulbaha'nın 1921 yılında ölümü üzerine yerine geçen büyük torunu Şevki'nİn 1937'de Amerikalı Routh Maxwell İle evlenmesi üzeri­ne, mezheb daha geniş bir yayılma alam ve yaygınlaşma imkanı bulur. İlk çıkış dönemin­de Babilik'in tanınıp yerleşmesinde büyük pa­yı olan Kurrrctul-ayn, Zerrin Taç gibi lakab-lar taşıyan Fatma adlı bir kadından sonra, bu kez de Bahailik'in uluslararası alanda atılımla­rına büyük katkının yine bir kadın dolayısıyla gerçekleşmiş olması oldukça İlginçtir.

1957 yılında Londra'da ölen Şevki'nin çocu­ğu bulunmadığından, Bahailer'inyönetimi Ev­rensel Adalet Mcclisi'ni oluşturan ve seçimle işbaşına gelen bir kurula kalmıştır.

Bab'ın yazdığı Beyan ve Bahaullah'ın eseri olan Akdes, İtkan başta olmak üzere kendile­rince birçok kutsal kitaba inanan; Aşkabad, Frankfurt, Sidııey, Panama Wİlimetıe ve Kam­pala'da Bahailcrce kutsal sayılan 9 sayısınca kapıya sahip meşriku'l-czkar adlı tapınakları bulunan; kurdukları hayır kurumları, verdikle­ri konferanslar, ilişki kurdukları uluslararası çevreler ve özellikle de Öne sürdükleri sözüm ona yenilikçi ve çağdaş görüşlerle etkili olma­ğa çabalayan Bahailik'teki başlıca inançları şöyle özetleyebiliriz:

Allah, birdir. Bab AIİ Muhammed ise, Al­lah'ın cemalini yansıtan aynadır. Allah, Bab'da olduğu gibi zuhurunu sürdüreceği için, peygamberlikte sonyokturveyenileri ge­lecektir. Namaz, bireysel bir duadır. İstek du­yulduğunda, günde bir kez büyük namaz, gün­de üç kez orta namaz ve öğlenleri Bahaul­lah'ın dualarını okuyarak günde bir kez de kü­çük namaz kılınır. Kıble, Akka'dır. Hac ise Ba­bilik ve Bahailik büyüklerinin yaşadıkları yer­lere yapılır. Zekat bir kez olmak üzere serma­ye üzerinden % 20 olarak Ruhani Mahfillere teslim edilir. Oruç, 19'uncu ayda tutulur. Süre­si bir Bahai ay'ı olarak 19 gündür 19 sayısı kut­sal sayıdır. Bu yüzden Bahai Takvimi, 19 gün çeken 19 aydan oluşur. Toplulukları 19 kişilik bir kurul eliyle yürütülür. 19 Sayısının önemi büyük sayıldığından 19'a ilişkin pek çok açıkta­ma ve yorumları vardır.

Müslümanlık ve Hıristiyanlık başta olmak üzere çeşitli dinlerden alınan unsurlarla bir din haline getirilmek istenen Bahailik, öle yandan, bütün dinleri birleştirmek, dünya birliği kurmak, dünya barışını sağlamak, uluslararası tek bir dit oluşturmak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak gibi görüş ve düşüncelere sahip çak­mak yoluyla etkinliğini artırmağa çalışmakta­dır.

Bahailik gözden geçirildiğinde tümüyle tek-lifçi ve yapay bir yapı görüleceği gibi, Kur'an-ı Kerim'in taklidiyle yazılan Beyan ve Akdcs'in de gerek dil, gerekse içerik bakımından yeter­siz ve tutarsız olduğu uzmanlarca belirtilmek­tedir. Buna karşın, 1963 yılında verdikleri sayı­ya göre 259yörede 25000 Bahai Merkezi kura­bilecek bir yaygınlık göstermişlerdir.

Şu var ki, Babilik'in ilk çıkıştaki tutunması nasıl ki, yönetimden hoşnutsuz halkın sığına­cak bir yer araması ve böl-parça la-yönet yön­temi kullanan emperyalizmin desteği ile ol­muşsa, bugünkü yaygınlığı da barış arayan dünyaya bu maskeyle çıkmaları ve yine ulusla­rarası çıkar odaklarının desteğiyle gerçekleş­mektedir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de resmi makamlarca ayrı bir din olarak tanınma teşebbüsleri olmuşsa da, Yargıtayca bu İstek reddolunmuşlur.

Zübcyİr YETİK[1]



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/115-116.