Bahailik XIX - İslami Bilgiler - 6. Sayfa
BAHAİLİK
XIX. yüzyıl ortalarında İran'da ortaya çıkan ve bağlılarınca yeni bir evrensel din olarak sunulmak istenen sapık bir İslam Mezhebine verilen ad.
Dinler tarihindeki tüm dinlerin ortaya birden bire çıkma biçimindeki ortak yanlarına aykırı olarak, Bahailik, sürmekte olan bir uygulamanın güdümlcnmcsİ yoluyla oluşturulmuş ve bu süreç boyunca hareketin başlatıcısı olan Babgibi, tamamlayıcısı olan Bahaullah da gerçekleştirilen gelişmeler uyarınca önce yenileyi-ci, sonra yönlendirici, ardından mehdi, sonunda da peygamber olduğunu öne sürmüş; bağlılarının bir bölümü de kendilerini tanrılık katına oturtacak ölçüde ileri gitmişlerdir.
Olay, 826 yılında ölen Şeyh Ahmcd Ahsaî'-nin kurmuş bulunduğu şeyhilik tarikatı ile başlar. Onİkinci İmam Mehdi'nin 73 yıllık Gay-bel-i Suğra (Küçük Gizlenme) boyunca bağlı-larıyla ilişkilerine aracılık eden Dört Sefir'den sonra herhangi bir kimseye görev vermeyip Gaybet-İ Kübra (Büyük Gizlenme)'ye girmiş olduğu ve bunun da halen sürmekte bulunduğu yolundaki Şii-İmamİyye inancına rağmen, bu mezhebin bağlılarından olan Şeyh Ahmcd Ahsaİ, Son imam'ın "Gaybct zamanında benden yararlanmak, bulut altına girdiği zaman güneşten yararlanmaya benzer" sözlerini dayanak edinip, imamların manevi nurunu yansıtacak ve onlarla ilişkiye aracılık edecek bir ka-mil-şii'nin varlığı görüşünü ileri sürerek tarikatını kurar. Ona göre hakikat-i Muhammedi kendisinden önceki peygamberlerde kısmen belirmiş bizzat Hz. Muhammed ve on iki imamda apaçık bir tarzda tezahür etmiş, ancak şimdi bu hakikat bin yıl gizli kaldıktan sonra kendisinde, kendisinden sonra da müridi Kazım Rcşti'de ortaya çıkmıştır. Kendisi ve kendisinden sonra da müridi olan Kazım Reş-lî, Allah bilgisine aracılık eden birer kamil-şii olarak görev yapacaklardır.
Kazım Reştİ'nin 1844'te ölümü üzerine mü-ridlerînden Ati Muhammed, tarikat bağlılarının bir halef aramalarından yararlanarak ortaya çıkar. Kazını Reştİ'nin Mehdi'nin gelmek üzere olduğu ve bu yoldaki kapının açılacağı yolundaki görüşlerine dayanarak da, kendisinin Mchdi'yc açılacak kapı/bab olduğunu Öne sürer. O, beklenen Mehdi'yc Bab olarak ortaya çıkan Ali Muhammed, çevresinde hal-kalanmaları başlayıp, kalabalıklar artınca, ilkin Mehdi, sonra da Peygamber olduğunu ileri sürecek, yazdığı kitaplardan biri olan Be-yan'ın Kur'an-ı Kerim'den daha üstün olduğunu söylemeye dek gidecektir.
Bab'ın 1850 yılında kurguna dizilmesinden sonra, müritlerinden Yahya Nuri, "Hazreti Ali'nin müjdelediği ezel sabahında ışıyan hakikat ışığı benim" iddiasıyla kendine Subh-ı Ezel adım vererek, Bab'ın vasiyeti doğrultusunda hareketin başına geçer. 1862'dc Nası-rüddîn Şah'a kar§ı gerçekleştirdikleri suikast üzerine, ilkin Tahran'da hapsedilir, sonra Bağdat'a sürülürler. Bağdat halkının yakınmaları üzerine, bu kez, Osmanlı Hükümetince İstanbul'a getirilir, dört ay sonra da toptan Edirne'ye sürülürler. Buradayken, o güne dek müritlerden biri olan baba bir kardeşi Hüseyin AIİ, kendisinin Bab tarafından haber verilen Bahaullah olduğunu öne sürerek Subh-ı Ezel Yahya Nuri'den kopar ve Babî'leri kendi çevresinde toplanmaya çağırır. Çeşitli yerlere yazdığı mektuplarla insanları kendine çağırmaya başlar. İki kardeşin bağlıları arasında çıkan olaylar üzerine, 1868'de Yahya Nuri'ye bağlı Babİ'ler Kıbrıs'a Hüseyin Ali'ye bağlı Bahai-ler de Akka'ya sürgün edilir.
Bahaullah'ın 1892'de ölümü üzerine Abdul-bah'a lakabını taşıyan Abbas geçer. Abdulba-ha, 1908'de Meşrutiyetin ilam üzerine serbest kalınca İnançlarını yaymak üzere Mısır'a, Amerika'ya ve Avrupa'ya gezilere çıkar, konferanslar verir. Yeni ilişkiler kurar ve bağlılarının sayısını arttırır, öyle ki, hareket, artık, Bahailik adıyla tanınmaya başlar.
Abdulbaha'nın 1921 yılında ölümü üzerine yerine geçen büyük torunu Şevki'nİn 1937'de Amerikalı Routh Maxwell İle evlenmesi üzerine, mezheb daha geniş bir yayılma alam ve yaygınlaşma imkanı bulur. İlk çıkış döneminde Babilik'in tanınıp yerleşmesinde büyük payı olan Kurrrctul-ayn, Zerrin Taç gibi lakab-lar taşıyan Fatma adlı bir kadından sonra, bu kez de Bahailik'in uluslararası alanda atılımlarına büyük katkının yine bir kadın dolayısıyla gerçekleşmiş olması oldukça İlginçtir.
1957 yılında Londra'da ölen Şevki'nin çocuğu bulunmadığından, Bahailer'inyönetimi Evrensel Adalet Mcclisi'ni oluşturan ve seçimle işbaşına gelen bir kurula kalmıştır.
Bab'ın yazdığı Beyan ve Bahaullah'ın eseri olan Akdes, İtkan başta olmak üzere kendilerince birçok kutsal kitaba inanan; Aşkabad, Frankfurt, Sidııey, Panama Wİlimetıe ve Kampala'da Bahailcrce kutsal sayılan 9 sayısınca kapıya sahip meşriku'l-czkar adlı tapınakları bulunan; kurdukları hayır kurumları, verdikleri konferanslar, ilişki kurdukları uluslararası çevreler ve özellikle de Öne sürdükleri sözüm ona yenilikçi ve çağdaş görüşlerle etkili olmağa çabalayan Bahailik'teki başlıca inançları şöyle özetleyebiliriz:
Allah, birdir. Bab AIİ Muhammed ise, Allah'ın cemalini yansıtan aynadır. Allah, Bab'da olduğu gibi zuhurunu sürdüreceği için, peygamberlikte sonyokturveyenileri gelecektir. Namaz, bireysel bir duadır. İstek duyulduğunda, günde bir kez büyük namaz, günde üç kez orta namaz ve öğlenleri Bahaullah'ın dualarını okuyarak günde bir kez de küçük namaz kılınır. Kıble, Akka'dır. Hac ise Babilik ve Bahailik büyüklerinin yaşadıkları yerlere yapılır. Zekat bir kez olmak üzere sermaye üzerinden % 20 olarak Ruhani Mahfillere teslim edilir. Oruç, 19'uncu ayda tutulur. Süresi bir Bahai ay'ı olarak 19 gündür 19 sayısı kutsal sayıdır. Bu yüzden Bahai Takvimi, 19 gün çeken 19 aydan oluşur. Toplulukları 19 kişilik bir kurul eliyle yürütülür. 19 Sayısının önemi büyük sayıldığından 19'a ilişkin pek çok açıktama ve yorumları vardır.
Müslümanlık ve Hıristiyanlık başta olmak üzere çeşitli dinlerden alınan unsurlarla bir din haline getirilmek istenen Bahailik, öle yandan, bütün dinleri birleştirmek, dünya birliği kurmak, dünya barışını sağlamak, uluslararası tek bir dit oluşturmak, kadın-erkek eşitliğini sağlamak gibi görüş ve düşüncelere sahip çakmak yoluyla etkinliğini artırmağa çalışmaktadır.
Bahailik gözden geçirildiğinde tümüyle tek-lifçi ve yapay bir yapı görüleceği gibi, Kur'an-ı Kerim'in taklidiyle yazılan Beyan ve Akdcs'in de gerek dil, gerekse içerik bakımından yetersiz ve tutarsız olduğu uzmanlarca belirtilmektedir. Buna karşın, 1963 yılında verdikleri sayıya göre 259yörede 25000 Bahai Merkezi kurabilecek bir yaygınlık göstermişlerdir.
Şu var ki, Babilik'in ilk çıkıştaki tutunması nasıl ki, yönetimden hoşnutsuz halkın sığınacak bir yer araması ve böl-parça la-yönet yöntemi kullanan emperyalizmin desteği ile olmuşsa, bugünkü yaygınlığı da barış arayan dünyaya bu maskeyle çıkmaları ve yine uluslararası çıkar odaklarının desteğiyle gerçekleşmektedir. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de resmi makamlarca ayrı bir din olarak tanınma teşebbüsleri olmuşsa da, Yargıtayca bu İstek reddolunmuşlur.
Zübcyİr YETİK[1]
[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/115-116.
İslami Okul Okulların En Önemlisi