Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Batıl - İslami Bilgiler - 19. Sayfa

 

BATIL

 

Arapça bir kelime olup boşa gitmek, hüküm­süz olmak, İfade etmemek anlamlarında kulla­nılır. Kelimenin etimolojik yapısı ile semantik anlamı arasında bir tür paradoksal bir ilişki var. Çünkü varolan, görülen, elle tutulan mad­di bir nesne, canlı bir varlık veya soyut bir kav­ram reci varlığına rağmen hakikatte değildir. Bir sözün özel harf diziminden teşekkül eden varlığının maddi olarak varolmasına rağmen, geçerlilik düzleminde gerçeklik ifade etmeme­si, bundan dolayı kaale alınmaya değer bulun­maması gibi. Eylem (fiil) düzleminde de ben­zer bir durumdan söz edilebilir. Örneğin ku­rallarına uygun vukubulmamış bir alışveriş, hukuk açısından batıldır, yani geçersiz ve hü­kümsüzdür.

Bu semantik tanım, batılın karşısında Hakk'ın yer aldığını gösterir. Şu halde hak, ba­tılın zıddıdır. Aynı Örnekten hareket edilirse, alışverişte ve tabii daha geniş anlamda bütün ticari ve mali mübadelede asgari hukuki şart olarak rıza ve kabule dayalı alışveriş hak, aksi­ne olan alışveriş şekillerine batıl demek müm­kün oluyor.

Sosyal, iktisadi, kozmik, hukuki ve ahlaki bü­tün düzlemler hak-batıl ikileminden bağımsız değildir. Şüphesiz bu ikilem görece insana yansıyan yönü ve algı biçimiyle vardır. Koz­mik düzen içinde yer alan bülün varlık dünya­sı ve varlık mertebeleri ontotojik olarak hak-tırlar; ancak görece bilgi ve değerlendirme yapma durumunda olan kimi insanlara yansı­maları anlamsız, abes (absürd) ve batıl konu­munda olabilir. Allah, varlık dünyasını hak olarak yaratmıştır. Ama kimileri bunu anlamlandırmakta aciz kalabilir, varlığı batıl, boş bir Çaba şeklinde görebilir. Kur'an-ı Kerim'e gö­re nihai anlamda sadece Allah Hak'tır; diğer bütün varlıklar batıldır. Bu mutlak ile izafi ara­sında varolan ayırım gereği bir tanımlamadır. Çünkü sadece Allah, kendi zatı ile kaim, baş­kasına muhtaç olmayan, doğmamış doğurul-mamış, kayyum, samed, vahid ve mutlaktır. O'nun dışındaki bütün varlıklar ise varoluşla-rıyla Allah'a bağımlı oldukları için batıl, yani geçici (fani) bozulmaya elverişli (fesad), son­lu, sınırlı değişken ve izafidirler. Benzer bir ay­rım varlık mertebelerinin dünya düzlemine doğru inildiğinde İnsan hayatını kuşatan İlahi ve beşeri olan sosyal, ahlaki, hukuki ve entel-lektüel alanlar için de geçerlidir. Bu durumda Allah'tan olan Hak, heva ve hevesin tezahürü olan batıldır.

Hukuktan ve ibadctlcrdckİ konumuyla batıl meşru olmayan demektir. Kurallarına uygun olmayan alışveriş ile abdestsiz ve rükunsuz kı­lınan namaz örneklerinde olduğu gibi, ilahi bilgi ve hükümlere uygunsuzluk batıl dediği­miz eylemleri ortaya çıkarır.

Hukuk kozmolojiye, ahlaktan toplumsal ala­na kadar varolan bütün düzlemlcrdcki hak ve batıl ikilemi bazı konum ve durumlarda tama­men bir çelişkiye dönüşür. Özellikle ahlaki, epistemolojik ve sosyal alanlarda derinleşen çelişki, Hakk'ın apaçık ortaya çıkışıyla batıl za­il olur, hükmünü ve geçerliliğini kaybeder. An­cak yine de bu, batılın bütün zamanlar için ebediyyenyok olduğu anlamına gelmez. Çün­kü dünyevi düzlemde insan varoluşunun bir anlamı da sınanmanın sonucunu tayin edecek bu ikilem ve çelişkinin karşılıklı çatışmasıdır.

Ali BULAÇ