Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bayram - İslami Bilgiler - 21. Sayfa

 

BAYRAM

 

Bütün toplumlarda, belirli gün ve olayların şerefli ve uğurlu olduklarına inanılarak veya o günleri yâd etmek için hep bir arada sevinç içinde kutlanan günlere bayram denir. Bay­ram kelimesinin yapısı ve kökü hakkında açık bir bilgi yoktur. Kaşgarlı Mahmud Müslüman Türk boylarında çok az telâffuz farklariyle or­tak olan bayram kelimesinin "sevinç" ve "süs" manasına gelen "bazram" kelimesinden alındı­ğını, ancak Türklerin İslâm dinine girmeden evvel bayram günleri olmadığını söyler. Türk­lerin İslâmİ anlamda îd kelimesinin karşılığı olan bayramları yoktu, demek belki daha doğ­ru olabilirdi. Zira kültür tarihimizle ilgili eser­lerde, Türklerin bir arada sevinç içinde kutla­dıkları dinî-millî bayramların mevcut olduğu görülmektedir. Ancak bunlar daha çok ayine benzer kutlamalardır.

Sosyal bilimlerin tesbitlerine göre, bayramla­rın esası dinîdir. Yakın zamanlara kadar bü­tün toplumlarda sadece dinî bayramlara tesa­düf edilmiştir. Bugünkü Müslüman Türklerde de, bayram denince ilk akla gelen diğer İslâm ülkeleriyle birlikte kutlanan dinî bayramlar­dır. Sonradan millî kurtuluş, zafer, inkılâp ve ihtilâl günlerinin yıldönümlerinde de bayram

yapılmağa başlanmıştır.

Bayramlar bugün genelde ikiye ayrılır

: 1- Di­ni Bayramlar,

 2- Millî Bayramlar.

Diğer İslâm ülkelerinde olduğu gibi Müslü­man Türklerde bayram denince ilk akla gelen bayramlar, dinî mahiyet taşıyan Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Ramazan bayramı, ön­celeri bütün İslam ülkelerinde kullanılan hicri takvime göre Ramazan ayından sonra gelen Şevval'in 1., 2. ve 3. günlerine rastlar. Arapça-sı "fdü'l-fıtr"ûiT. Allah rızası için tutulan oru­cun sonunda yine O'nun İzniyle iftara kavuş­manın sevinç ve sürürünü ifade eder. Kurban bayramı, hac görevinin yerine getirildiği Zil­hicce ayının 10., 11., 12. ve 13. günlerine tesa­düf eder. Arapçası "îdü't-ezlıâ"d\t. Ezhâ, zo­runlu ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, İslâm hukukunda "nisap" adı verilen belirli bir mua­fiyet haddini aşacak kadar parası olanların ve hac görevini yerine getirenlerin belirli özellik­lere sahip koyun, keçi, sığır, deve cinsinden Al­lah rızasını kazanmak için kestikleri kurbanlık­lara verilen isimdir. İslâmi anlayışa göre, Kur­ban bayramının ilk günü cuma gününe rastlar­sa, "îd-i ekber (en büyük bayram)" adını alır. Müslümanların nazarında cuma günü nıü'mİn-lerin bayramı kabul edildiğinden iki bayramın aynı güne isabet etmiş olması hasebiyle "en bü­yük bayram" ismi verilmiştir.

Dini bayramlar topyekün kutlanan ortak se­vinç günleridir. Bu sevince hazırlık, bayramlar­dan birkaç gün önce başlar. Bayramın ilk gü­nü güneş doğduktan bir müddet sonra, genel­de diğerlerine benzeyen, ama kendine has özel kılınış şekli olan iki rckatlık namaz cema­atle kılınır. Böylece bayram fiilen başlamış sa­yılır; küsler barışır, herhangi bir yerde birbiriy­le karşılaşan insanlar birbirini kutlar, karşılık­lı ziyaretler ve ikramlar yapılır. Bütün bu faali­yetlerin ortak adı baymmlaşmadır. Kurban bayramlarında, bayram namazını müteakip ya­pılacak ilk iş İmkan olursa, hemen kurban kes­mektir, bayramlaşma ziyaretleri daha sonra yapılır. Küçük kasaba ve köylerde herkesin bayramlaşıp bayramlaşmadığına özellikle dik­kat edilir. Bu geleneğin sosyal bütünleşme açı­sından çok yararlı olduğu açıktır.

Dini bayramlar bazı köy ve şehirlerde, yahut bir kaç köyün bir araya gelebilecekleri mıntı­kalarda pazar kurulup güreş gibi milli spor müsabakaları düzenlenerek de kutlanır.

Milli bayramlar ise devletlerin kuruluş, kur­tuluş, bağımsızlık ve ihtilâl günlerini yad et­mek için düzenlenen modern zamanlara mah­sus sevinç ve eğlence günleridir. Ancak bu bayramlar daha çok resmi devlet erkanınca kutlanır, resmi geçitle sona erer. Bütün toplu­mun kutlamalara fiilen İştiraki söz konusu de­ğildir.

İzzet ER Bk. Ayin; Din Sosyolojisi.