Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bilgi - İslami Bilgiler - 30. Sayfa

 

BİLGİ

 

Bilgi en genel anlamda bilincin bir nesneye yönelik kavrama faaliyeti demektir. Bunun dı­şında genel kullanımda bir inancı belirtmek, bir dilekle bulunmak ya da bir görüşü belirle­mek için de kullanılır. Bir anlamda bazı düşü-nürve araştırmacılar bilgi kavramının tanımla­namaz bir kavram olduğunu, dolayısıyla bilgi olmayan bir şeyden bilginin üret ilemeyeceğini bile İleri sürmüşlerdir. Bununla birlikte bilgi kelimesi, bir yandan bilmek eylemini ve bili­nen nesneyi gösterir, öte yandan bir şeyin zi­hinde biçiminin oluşumunu anlatır. Çünkü bir Şeyin zihinde biçimi oluşmadan o şey bilgi hali­ne gelmez.

Felsefe ve psikoloji anlamında bilgi, genel olarak önermeler şeklinde ifade edebilme ya da bir önermenin doğru olduğunu veya olabi­leceğini bilme durumudur. Bu bakımdan bilgi­nin dilin varlığını gerektirmesi, onun sadece

söze dayak önermelerle ifade edilebileceğini düşündürmez. Kaldı ki, bir kimsenin herhangi bir şeyi bildiğini ileri sürmesi, o şeyi her za­man bildiği anlamına da gelmez, çünkü o şeyi doğru bilmediği veya yanlış bildiği önermeyi ifade etmesi de mümkündür. Bu bakımdan doğruluğu, daha açık söyleyişle nesnesine uy­gunluğu İsbat edilen ve yeterli derecede temel-lendirilen önermeler bilgi olarak tanımlanabi­lirler. Nitekim mantıkçı pozitivistlerden Alf-red Ayer bilginin varlığından sözedebilmck için, bilindiği ileri sürülen şeyin doğruluğunu, ileri süren öznenin Önermesinin doğruluğun­dan şüphe etmemesini ve bunda haklı olması­nı gerekli ve yeterli görür. Kısacası mantık açı­sından bilgi, yargılarımızın gerçeklik ile uygun­luk halinde bulunduğunu belirtir. Fakat psiko­loji açısından bilgi nesnelerin duyular ve anla­yış gücü tarafından kavranmasını ve tanınma­sını sağlayan ruhsal faaliyet demektir ki, böyle­ce mantıktakinden farklılık gösterir.

Bilgi zihnin temel eylemi olduğuna göre kav­ramlara, tasavvurlara göre tasnifi yapılabilir. Buna göre duyulur bilgi (mahsus bilgi) duyula­rın bilgisidir. Akli bilgi ise, akıl aracılığıyla el­de olunan bilgidir. Başka söyleyişle bir sezgi­sel bilgiden bir de düşünce bilgisinden söz edi­lebilir. Birincisinde nesnenin doğrudan doğru­ya görülüşü ve özne tarafından sezilişi sözko-nusudur, yani bir şeyi doğrudan doğruya, ara­cısız bilmelidir ki, o şeyi görmek sureliyle bil­mek böyledir. Bunu bugün duyulur bilgi şek­linde nitelendiriyoruz. Bunun doğrudan verile­ri akıl ve bilinçtir. Buna karşılık aklî bilgide üzerinde işlenilmiş, deliller ile İsbatlanmış, dü­şüncenin işlemleri sürecinde, özellikle akıl yü­rütmeden elde edilmiş bilgi meydana gelir. Ay­rıca soyutlanmış bilgiden de sözcdilebİlİr ki, bunda bir şeyi onun biçimi olan diğer birşey aracılığıyla bilme vardır. Bir de upuygun bilgi (adequate knowlodge, marifet-i tamme) var­dır kî, burada zihin açısından bakıldığında bili­nen şeyde müphem ve karışık hiçbir şey bırak­mayan ve o şey açısından bakıldığında da uy­gulandığı gcrçcklcvarolan şeylerden hiçbirşe-yî kendi dışında bırakmayan bilgi sözkonusu-dur. Descartes'a göre ancak Taıın'nın bildsi

lam ve mükemmeldir. Çünkü bir bilginin "lam ve mükemmel olması için, bilinen şeyde­ki özelliklerin tümünü ve her birini kapsaması gerekir... Bütün şeylerin tam ve mükemmel bilgisine sahip olduğunu bilen ancak ve yalnız Tanrı"dır.

Platon değişmez ve külli (evrensel) hakika­tin kavranmasını sağlayan teorik veya soyut bilgi İle insan faaliyetinin belirlenmesini amaç­layan somut görevlerin çözümünü üstlenmiş pratik bilgi olarak nitelenen lek/tne (zanaat ve­ya beceri)yi birbirinden ayırmıştır. Aynı bağ­lamda Aristoteles ise, Platon'da olduğu şekil­de, ahlaki davranış kurallarının bilgisini ihtiva eden tekfıne'yi, bir nesnenin üretilmesi esna­sında izlenen kuralların bilgisiyle, yanibeceriy-le sınırlandırmış, insan faaliyetini yönlendiren ahlaki esasların bilgisini basiret kavramıyla karşılamaya çalışmıştır. Nitekim basiret, bu­gün için, insanın ahlaki yargılarının değerini ve yapısını konu edinen etik (ahlak felsefesi) alanında görülmektedir."Oysa tekhne kavramı güzel sanatlardan teknik bilgilere kadar geniş bir alan içinde insanın üretme faaliyetinin de dayandığı yapıları araştıran dallar içinde ele alınmaktadır. Böylece Aristoteles bilgi tekime ve basiret kavramları altında bilgi türlerini sı­nıflandırmış ve bu duru eğitim faaliyetinin ko­nusunu meydana getirmiştir.

Bilginin bu üçlü ayrımı Kant'ta üçyctcnckle, duyarlık, anlık ve akılla ilişkili kılınmıştır ki, ona göre, "Bütün bilgimiz duyularla başlar, du­yulardan anlığa geçer ve akılda tamamlanır. Duyusal sezginin maddesini (konusunu) işle­meyi ve onu, düşünmenin en yüksek birliğine ulaştırmayı sağlayan akıldan" (Saf Aklın Eleş­tirisi) daha üstünhiçbiryeteneğimizyoktur.

Bir başka açıdan bilginin üç türlü derecelen­mesinden sözedilebilir: a) Düzensiz bilgi: Ma­hiyeti itibariyle dağınık ve değişken nitelikli bilgi; b) Bilimsel bilgi: Bir düzenleme ve tasni­fi yapılarak sayısını azaltmak suretiyle olayları açıklamaya çalışan ve kesinlik ifade eden bil­gi. Küllidir ve Özel bir elde etme yöntemi var­dır; c) Felsefi bilgi: Özellikle sentetik olup ön­celikle bilimler felsefesi, sonra da salt felsefe ya da metafizik bilgisidir. İnsan ruhunun tümtüm sorularına veya ihtiyaçlarına karşılık bul­maya çaba gösterir.

Stoacılar düzensiz bilgiyi, kendisinde her şe­yin dağılıp saçılmasına, uçup gitmesine uygun açık bir ele, bilimsel bilgiyi yarı açık yarı kapa­lı ele, felsefi bilgiyi de kapalı ve iki avucu da iyice yumulmuş ete benzetirler.

İsmail KILLIOĞLU

Bk.: Bilgi Sosyolojisi, Bilgi Teorisi