Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Birey - İslami Bilgiler - 38. Sayfa

 

BİREY

 

Kelime anlamı olarak kişi veya insanla eşan­lamlı olan birey terimi, esasen toplumun bö­lünmeyen en küçük temel birimi demektir. Sosyal bilimcilerce "toplumu oluşturan insan­lardan her biri" olarak tammlanan birey, top­lumun karşıt kutbunu temsil etmektedir. Bİ-rey-toplum çelişkisi ya da karşıtlığı konusu modern sosyolojinin ve sosyal psikolojinin ana konularından birini oluşturmaktadır.

Bazı sosyologlar (örneğin, R.E.Park ve E.W.Burgess) bireyi "belirli bir statüsü olma­yan kişi (person)" olarak tanımlamışlardır. Onlara göre "Biz, dünyaya birey olarak geli­riz, toplum içinde belirli mevki ve statüler ka­zandıkça kişi olmaya başlarız." Bu sosyologlar bireyi önceden (doğumdan önce) belirlenmiş hiçbir yanı olmayan insanlar olarak görürler ve onun toplum içinde biçim kazandığını öne sürerler. Oysa büyük ölçüde "liberal" gelenek­ten beslenmiş olan bu yaklaşımın iddialarının tersine birey, bir çok bakımdan toplum tara­fından önceden belirlenmiştir. Toplum, özel­likle Marksist yazarlara göre, bireyi belli kalıp­lara sokan, onu dünyaya belli açılardan bak­maya zorlayan, kısacası onu "üreten" bir ilişki­ler ağıdır: "Bireyin karakteri onun toplumla olan nesnel ilişkileriyle belirlenir. "Ancak bu ikinci formülleştirme de yalınkat bîr ekono-mizme, yani ekonominin (ya da daha genel bir ifadeyle toplumsal üretim biçiminin) diğer tüm sosyal ve zihinsel faaliyetleri belirlediği te­zine sürüklenmekte ve bireyin kendine has

özelliklerinin (dehasının) nasıl olup da tüm bu belirlenmişlikleri aşabildiği sorusuna yeter­li bir cevap verememektedir.

Bu iki zıt yaklaşımın dışında üçüncü türden yaklaşımlar da vardır ve bunlar günümüzde gi­derek çoğalmaktadır. Bu yaklaşım sahiplerine (örneğin Erich Fromm) göre, toplumsal yapı bireyin doğuştan getirdiği (genetik) özellikle­rini ve doğasını toplumla uyumlu kılacak bir "toplumsal karakter" sözkonusudur. Bir aracı konumunda olan bu "toplumsal karakter" dö­nemden döneme ve ülkeden ülkeye değişebil­mekte ve Ortaçağda "kanaatkarlığı" ve zühdü bîreyinkarakterinenakşederken, modern çağ­larda "israfı", savurganlığı teşvik etmektedir. O, toplumdan gelen etkileri bireye ileten ve bi­reyi toplumsal yapıya "uyduran" (uyumlu kı­lan) bir aracı rolü oynar. Böylece bireyi toplu­mun taleplerine göre yoğururken, toplumu da o birey için hazır hale getirir. Bu durumda tek taraflı bir belirleme değil, toplumun bireyi et-kilemesiyle ondaki karakter yapısının toplum­da kendi çapında bir etki yaratması, kısaca bir etkileşim sözkonusudur.

Modern düşünce içinde, özellikle bireyin in­sani ve siyasal haklarını konu edinen sayısız görüş ortaya atılmış ve tartışılmıştır. Bireyin si­yasal özgürlüğünü savunan görüşlere "bireyci­lik" (Indİvidualism) adı verilmiştir.

Mustafa ARMAĞAN

Bk. Bireycilik; Hümanizm; İnsan Doğası; Kişi­lik; Statü.