Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 51. Sayfa

 

BÜYÜ

 

Büyü terimi, kişiler ve grupların amaçlarını gerçekleştirmek gayesiyle çevrelerini kontrol etmek ya da değiştirmek üzere girişilen karma­şık İnanç ve işleme atfen kullanılır. Büyünün esası, deneysel yoldan test edilemeyen inançla­ra ve çevreyi kontrole dayanır. Birincisi onu bi­limden ayırırken, ikincisi de dinden farklı kılar.

Büyü, Tylar ve Frazer'İn antropolojik incele­melerinden sonra bilimsel açıdan değersiz ve hatta saçma bir şey olarak değerlendirilmiştir. Oysa büyünün de kendine göre bir "rationa-le"i vardır ve tüm büyüsel uygulama ve inanç­lar evrenin belli bir algılanışına dayalıdır. Bu da, "kainattaki her şeyin birbirini etkilediği" inancıdır. Büyücü belli bir fenomeni (normal olarak bakıldığında konuyla ilgili olmayan bir fenomeni) uyararak onu başka bir fenomen üzerinde etkili kılmakta ve büyü gerçekleş­mektedir. Bu konu son yıllarda batıda özellik­le C.Castaneda'nın popüler eserleriyle tekrar gündeme gelmiş ve D.Bohm gibi fizikçiler ev­renin her unsuru birbirini etkileyen bir düzeni içerdiğini öne sürerek büyünün modern çağda yeniden dirilmesine zemin hazırlamaktadır­lar.

Latince "mageia" kelimesinden gelen şekliy­le genel olarak, alışılmamış bir takım uygula­malar yoluyla tabii hadiselere aykırı işler yapa­bilme sanatı diye de tarif edilen büyünün ge­nelde sosyal bilimcilerce tesbit edilen iki çeşi­dinden söz edilir: 1-Kam büyü: Asıl büyü olup kötü maksatlarla bazı kimselerin, cinlerin, Özellikle şeytanın yardımıyla tabiî kanunların aksine, olağanüstü bir takım etkiler yapabil­meleridir. Bu büyü esasta kaynağını şeytan­dan alır; bir diğer ifadeyle şeytana izafe edilen bir büyüdür. 2- Ak (beyaz) büyü: Görünüşte acayip, ama aslında tabiî hadiselere uygun olan bir takım İşlerdir. Burada büyücü, genel­likle insanların cehaletinden yararlanır. Hokkabazhklarbununtipik örneğidir. Su dolu bar­dağın ağzına bir kağıt kapatır, ters çevirir, dö­külmez; halkın ekserisi hava basıncının sözü edilen kâğıda baskı yaparak suyıın dökülmesi­ni önlediğini ve bunun normal tabiî bir hadise olduğunu bilmezler.

Tabiî hadiselere uygunluğu ve ondan istifa­de edilerek yapıldığı için bazı kaynaklar ak (beyaz) büyüye tabiî büyü de derler. Son za­manlarda yazılan sözlüklerden bazıları tabiî büyüyü üçüncü bir büyü çeşidi olarak zikret­meye başlamışlardır. Bazıları daha ileri gide­rek 5 türlü büyüden söz ederler.

Büyünün bilimsel olarak İncelenmesi ancak 19. yüzyıldan sonra olmuştur. Geçmiş kavimle­rin psikolojisi ve sosyolojisi hakkındaki bilgile­rimiz, etnografik çalışmalar sayesinde bir hay­li artmış olmasma.rağmen büyünün doğuşu ve temel özellikleriyle ilgili görüşlerde bir birlik sağlanamamıştır. Hatta tabiatüstü, esrarengiz bir gücün etkisine inanmaktan ibaret görüldü­ğünden, yeryer bu tür dinî İnançlarla karıştırıl­mış, bazan dinden doğduğu (Loisy, Allier, Durkheim, Huvelin), bazan dinin büyüden çıktığı (Frazer), bazan her ikisinin aynı kay­naktan meydana geldiği (Mauss-Hubert, Levy-Bruhl) ve bazan da birbirine indirgene-meyecek kadar aykırı mahiyetlerde olduğu (Bergson) iddia edilmiştir. Bilim ve tekniğin büyüden çıktığına dair izahlar da yapılmıştır (Malinowski, Evans-Pritchard).

Tarihi açıdan konuya yaklaşılacak olursa, bü­yünün çok eski devirlerden beri çeşitli toplum­larda mevcut olduğunu görürüz. Özellikle es­ki Mısır'da büyü çok yaygındı. Kur'ân Hz.Mu-sa (a.s)'nın Mısır sihirbazlarının hilelerini bo­şa çıkarmak için asasını kullandığından söz eder Hz.Musa'dan önce de Mısırlılar kanu­nen caiz gördükleri büyü şeklini daha çok tat­bik ederlerdi. Ancak bu, kanuna uymayan bü­yüye başvurmazlar demek değildi. Sihirbazla­rın hayata ve Ölüme hükmettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardıma davet etme kudretini ha­iz olduklarına, kuvvetlerini diledikleri gibi kul­lanabildiklerine inanılırdı.

Yahudilerde de büyü çok yaygındır. Büyü formüllerinde eski ananelerden, yahut diğer

dinlerdeki cin ve peri isimlerinden Önemli Öl­çüde yararlanmışlardı.

Keldaniler perilerin her yere dağılarak tabiî hadiseleri idare ettiklerine inanırlardı. Bazı ya­ratıkların şeytanî güçlere sahip oldukları sanı­lırdı, ancak bu tür güçler erkeklerden çok ka­dınlarda bulunurdu. Şeytanlar ve cadılar in­sanların bedenine hulul etme gücüne de ma­liktiler. Perilerin bazılarının tesirlerini artır­mak için hayvan şekline girdikleri gibi, bazan da insan şeklinde göründüklerine inanılırdı.

Eski Yunan'da da büyücülük yaygındı. Yu­nan sihirbazları güçlerini daha da artırmak maksadıyle yabancı tanrılara da başvururlar­dı. Kendi tanrıları içinde "Hecata" cadıların tanrısı idi. Büyücülükte en ünlü kişiler, diğer sanatlarda olduğu gibi Teselya kıtasından yeti­şirdi.

Roma büyücülükte diğerlerinden geri değil­di. Her türlü büyü yapılıyordu. Üstatları Yu­nanlılar ve Etrüsklerdi. Doğunun büyüyle ilgi­li inançlarına son derece güveniyorlardı. Bü­yü, Roma'da, İmparator Ogüst zamanında en çok itibar edilen bir sanat olmuştu. Devlet ile­ri gelenleri büyücülere müracaat etmekte, on­ların söylediklerine göre hareket etmekteydi­ler.

Ortaçağda daha yoğun olmak üzere, batıda, hemen hemen her millette, Keklerde, Töton-larda, Kinlerde, İskandinav ülkelerinde büyü­nün her türlüsü bilinir ve yapılırdı.

Uzak doğu ve Çin de büyünün her çeşidini biliyor ve uyguluyordu. Konfüçyüs'den sonra­ki dönemde Wu adlı bir cadının devletin sos­yal teşkilatında resmî bir makamı vardı. Raks, şiddetli korku, çeşitli bitkiler, sihirbaz aynala­rı gibi çeşitli büyücülük usûlleri tatbik ederler­di. Gelecek hakkında fikir beyan etmek habis (kötü) ruhları def etmek ve insan vücudun­dan çıkarmak, aile mutluluğunu temin etmek gibi konularda büyücülere başvurulurdu, öy­le ki, Çin'de 1795'te bu konuda bir kitap bile yayınlanmıştı. Kitapta insan kaderini iyi ola­rak kullanmasına yarayan esaslar, evini nere­de kuracağı, nereye gömüleceğine dair pren­sipler vardı.

Müslümanların büyüdeki üstatları Yahudi-İcr, Suriyeliler, İranlılar, Keldanüer ve Yunan­lılardı. Kur'an'da ifade edildiği gibi cinlerin varlığına inanılırdı. Bazan elverişsiz ve ıssız yerlerde kendilerini rahatsız eden İnsanları çarptığına inanılırdı. Büyü, realite olarak ka­bul ediliyordu. Ama büyücülük yapmak yasak­tı. Ancak, kötü maksatla yapılmış büyünün so­nuçlarından kurtulmak, cin çarpmasını tedavi etmek için başvurulabilirdi. Ne varki, halk arasında gizli olarak çok çeşitli büyüler uygula­nırdı. Parası, sığın, davan veya herhangi bir şe­yi kaybolan kişi büyücülere müracat ederek yi­tiğin bulunmasına çalışılırdı. Bugün eskisi ka­dar olmasa bile, yine de değişik müslüman toplumların halkları arasında büyü yapılmak­tadır.

İzzet ER

Bk. Animizm; Ayin.