Muhtelif - 51. Sayfa
BÜYÜ
Büyü terimi, kişiler ve grupların amaçlarını gerçekleştirmek gayesiyle çevrelerini kontrol etmek ya da değiştirmek üzere girişilen karmaşık İnanç ve işleme atfen kullanılır. Büyünün esası, deneysel yoldan test edilemeyen inançlara ve çevreyi kontrole dayanır. Birincisi onu bilimden ayırırken, ikincisi de dinden farklı kılar.
Büyü, Tylar ve Frazer'İn antropolojik incelemelerinden sonra bilimsel açıdan değersiz ve hatta saçma bir şey olarak değerlendirilmiştir. Oysa büyünün de kendine göre bir "rationa-le"i vardır ve tüm büyüsel uygulama ve inançlar evrenin belli bir algılanışına dayalıdır. Bu da, "kainattaki her şeyin birbirini etkilediği" inancıdır. Büyücü belli bir fenomeni (normal olarak bakıldığında konuyla ilgili olmayan bir fenomeni) uyararak onu başka bir fenomen üzerinde etkili kılmakta ve büyü gerçekleşmektedir. Bu konu son yıllarda batıda özellikle C.Castaneda'nın popüler eserleriyle tekrar gündeme gelmiş ve D.Bohm gibi fizikçiler evrenin her unsuru birbirini etkileyen bir düzeni içerdiğini öne sürerek büyünün modern çağda yeniden dirilmesine zemin hazırlamaktadırlar.
Latince "mageia" kelimesinden gelen şekliyle genel olarak, alışılmamış bir takım uygulamalar yoluyla tabii hadiselere aykırı işler yapabilme sanatı diye de tarif edilen büyünün genelde sosyal bilimcilerce tesbit edilen iki çeşidinden söz edilir: 1-Kam büyü: Asıl büyü olup kötü maksatlarla bazı kimselerin, cinlerin, Özellikle şeytanın yardımıyla tabiî kanunların aksine, olağanüstü bir takım etkiler yapabilmeleridir. Bu büyü esasta kaynağını şeytandan alır; bir diğer ifadeyle şeytana izafe edilen bir büyüdür. 2- Ak (beyaz) büyü: Görünüşte acayip, ama aslında tabiî hadiselere uygun olan bir takım İşlerdir. Burada büyücü, genellikle insanların cehaletinden yararlanır. Hokkabazhklarbununtipik örneğidir. Su dolu bardağın ağzına bir kağıt kapatır, ters çevirir, dökülmez; halkın ekserisi hava basıncının sözü edilen kâğıda baskı yaparak suyıın dökülmesini önlediğini ve bunun normal tabiî bir hadise olduğunu bilmezler.
Tabiî hadiselere uygunluğu ve ondan istifade edilerek yapıldığı için bazı kaynaklar ak (beyaz) büyüye tabiî büyü de derler. Son zamanlarda yazılan sözlüklerden bazıları tabiî büyüyü üçüncü bir büyü çeşidi olarak zikretmeye başlamışlardır. Bazıları daha ileri giderek 5 türlü büyüden söz ederler.
Büyünün bilimsel olarak İncelenmesi ancak 19. yüzyıldan sonra olmuştur. Geçmiş kavimlerin psikolojisi ve sosyolojisi hakkındaki bilgilerimiz, etnografik çalışmalar sayesinde bir hayli artmış olmasma.rağmen büyünün doğuşu ve temel özellikleriyle ilgili görüşlerde bir birlik sağlanamamıştır. Hatta tabiatüstü, esrarengiz bir gücün etkisine inanmaktan ibaret görüldüğünden, yeryer bu tür dinî İnançlarla karıştırılmış, bazan dinden doğduğu (Loisy, Allier, Durkheim, Huvelin), bazan dinin büyüden çıktığı (Frazer), bazan her ikisinin aynı kaynaktan meydana geldiği (Mauss-Hubert, Levy-Bruhl) ve bazan da birbirine indirgene-meyecek kadar aykırı mahiyetlerde olduğu (Bergson) iddia edilmiştir. Bilim ve tekniğin büyüden çıktığına dair izahlar da yapılmıştır (Malinowski, Evans-Pritchard).
Tarihi açıdan konuya yaklaşılacak olursa, büyünün çok eski devirlerden beri çeşitli toplumlarda mevcut olduğunu görürüz. Özellikle eski Mısır'da büyü çok yaygındı. Kur'ân Hz.Mu-sa (a.s)'nın Mısır sihirbazlarının hilelerini boşa çıkarmak için asasını kullandığından söz eder Hz.Musa'dan önce de Mısırlılar kanunen caiz gördükleri büyü şeklini daha çok tatbik ederlerdi. Ancak bu, kanuna uymayan büyüye başvurmazlar demek değildi. Sihirbazların hayata ve Ölüme hükmettiklerine, iyi veya kötü cinleri yardıma davet etme kudretini haiz olduklarına, kuvvetlerini diledikleri gibi kullanabildiklerine inanılırdı.
Yahudilerde de büyü çok yaygındır. Büyü formüllerinde eski ananelerden, yahut diğer
dinlerdeki cin ve peri isimlerinden Önemli Ölçüde yararlanmışlardı.
Keldaniler perilerin her yere dağılarak tabiî hadiseleri idare ettiklerine inanırlardı. Bazı yaratıkların şeytanî güçlere sahip oldukları sanılırdı, ancak bu tür güçler erkeklerden çok kadınlarda bulunurdu. Şeytanlar ve cadılar insanların bedenine hulul etme gücüne de maliktiler. Perilerin bazılarının tesirlerini artırmak için hayvan şekline girdikleri gibi, bazan da insan şeklinde göründüklerine inanılırdı.
Eski Yunan'da da büyücülük yaygındı. Yunan sihirbazları güçlerini daha da artırmak maksadıyle yabancı tanrılara da başvururlardı. Kendi tanrıları içinde "Hecata" cadıların tanrısı idi. Büyücülükte en ünlü kişiler, diğer sanatlarda olduğu gibi Teselya kıtasından yetişirdi.
Roma büyücülükte diğerlerinden geri değildi. Her türlü büyü yapılıyordu. Üstatları Yunanlılar ve Etrüsklerdi. Doğunun büyüyle ilgili inançlarına son derece güveniyorlardı. Büyü, Roma'da, İmparator Ogüst zamanında en çok itibar edilen bir sanat olmuştu. Devlet ileri gelenleri büyücülere müracaat etmekte, onların söylediklerine göre hareket etmekteydiler.
Ortaçağda daha yoğun olmak üzere, batıda, hemen hemen her millette, Keklerde, Töton-larda, Kinlerde, İskandinav ülkelerinde büyünün her türlüsü bilinir ve yapılırdı.
Uzak doğu ve Çin de büyünün her çeşidini biliyor ve uyguluyordu. Konfüçyüs'den sonraki dönemde Wu adlı bir cadının devletin sosyal teşkilatında resmî bir makamı vardı. Raks, şiddetli korku, çeşitli bitkiler, sihirbaz aynaları gibi çeşitli büyücülük usûlleri tatbik ederlerdi. Gelecek hakkında fikir beyan etmek habis (kötü) ruhları def etmek ve insan vücudundan çıkarmak, aile mutluluğunu temin etmek gibi konularda büyücülere başvurulurdu, öyle ki, Çin'de 1795'te bu konuda bir kitap bile yayınlanmıştı. Kitapta insan kaderini iyi olarak kullanmasına yarayan esaslar, evini nerede kuracağı, nereye gömüleceğine dair prensipler vardı.
Müslümanların büyüdeki üstatları Yahudi-İcr, Suriyeliler, İranlılar, Keldanüer ve Yunanlılardı. Kur'an'da ifade edildiği gibi cinlerin varlığına inanılırdı. Bazan elverişsiz ve ıssız yerlerde kendilerini rahatsız eden İnsanları çarptığına inanılırdı. Büyü, realite olarak kabul ediliyordu. Ama büyücülük yapmak yasaktı. Ancak, kötü maksatla yapılmış büyünün sonuçlarından kurtulmak, cin çarpmasını tedavi etmek için başvurulabilirdi. Ne varki, halk arasında gizli olarak çok çeşitli büyüler uygulanırdı. Parası, sığın, davan veya herhangi bir şeyi kaybolan kişi büyücülere müracat ederek yitiğin bulunmasına çalışılırdı. Bugün eskisi kadar olmasa bile, yine de değişik müslüman toplumların halkları arasında büyü yapılmaktadır.
İzzet ER
Bk. Animizm; Ayin.
İslami Okul Okulların En Önemlisi