Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cumhuriyetçilik - İslami Bilgiler - 12. Sayfa

 

CUMHURİYETÇİLİK

 

Cunhurİyetçilik, ortak noktaları monarşiye karşı bir muhalefet ile temsilî hükümet yönün­de ve değişen ölçülerde, eşitlik ve özgürlüğü ıcrcilı eden bir dizi siyasî hareket ve felsefeyi ifade eder.

Cumhuriyet (yahut rc.vpublica) terimi, Avrupa'da, XVII.yüzyıldan önce, ister verasette devredilen bir monarşi ile, isterse seçilmiş gö­revlilerce yönetilmekte olsun, iyi teşkilatlan­mış, bîr devleiİ ifade etmek üzere kullanılıyor­du. Böylece, modern Fransız mutlak monarşi­sinin teorisyeni olan Jean Bodin hükümet üze­rine konuşmalarını 1576'da yayımlayabildi. Benzer şekilde, Sİr Thomas Smith, İngiltere'­nin monarşik hükümetini 1583'de çıkan İngi­liz Cumhuriyeti adlı kitabında incelemişti. Yi­ne İngiltere'de I645'de monarşisi partinin ye­nilgisinin ardından ise "hür bir İngiliz Millet­ler Topluluğu (cumhuriyeti)" terimi, Stuart ha­nedanımı! koktenci-cumhuriyeiçi sağ kanada mensup muhaliilerince, veraset usulü bir mo­narşi İle yönetilen devlete karşılık demokratik olarak kontrol edilen bir devleti ifade edecek surettekullanıidı. Bu bağlamda, Ludlow, "Kra­lın mı bir Tanrı gibi ülkeyi yöneteceğine, yok­sa halkın mı kendilerinin rızası altında gelişen bir yönelim altında yaşayacağına" bizzat hal­kın karar vermesi gerektiği düşüncesini savun­du. Zamanın cumhuriyetçi risale yazarları ara­sında en seçkin olanı, verasete dayalı yöneti­min "tabiat kaıuınu"na aykırı olduğunu İlan eden, John Milton İdi. Öte yandan ve sözde "tesviyeciler" olarak bilinen köktenci kanat, Lordlar Kamarası ve monarşinin İlgası ile ev­rensel oy hakkına dayalı olarak iki seneliğine seçilen bir avam kamarası oluşturulmasını is­temekteydi.

Aynı dönemlerde yazan Harrington, Com-monwealıh (topluluk) Cumhuriyeti terimini, klasik çağdaki Atina, Roma, Venedik ve Hol­landa'nın yönetim sistemini tanımlamak için kullanmıştır. Gene yazar, tercihini, hürriyetin teminat altına alındığı toplumlardaki cumhuri­yetler yönünde koymaktadır: "Bir cumhuriye­tin hürriyeti, yokluğunun onu müstebitlerin baskısına terkedebileceği bir kanunlar hakimi­yeti İçinde gerçekleşir ve ben bunları, Aristo ve Livy'nin "Cumhuriyetin, insanların değil ka­nunların hakimiyeti olduğu"yolundaki iddiala­rına temel aldtkları İlkeler olarak anlıyorum."

Fransa'da Cumhuriyet terimi XVIl.yüzyılda "devlerin "yönelinV'İnİ tanımlamak için kulla­nıldı. Gene terim monarşinin zıddı yönünde

ele alınmaktaydı, XVIII.yüzyılda ise Montes-quieu, bir ileri adımla Cumhuriyet teriminin kullanımını modern anlamına doğru götürür­ken şunları öne sürüyordu: "Cumhuriyetçi bir hükümet, içerisinde halkın bütününün, yahut sadece bir kısmının en üstün güce malik oldu­ğu yönetimdir; monarşi, içerisinde bir tek kîşi-nin sabit ve yerleşmiş kanunlar vasıtasıyla yö­netimde bulunduğu hükümet şekli, despotik bir hükümet ise bir tek kişinin bizzat kendi ira­de ve heveslerine göre herşeyi yönlendirebildİ-ği yönetim tipidir."

Fransız Cumhuriyetçiliğinin atası JJ.Rous-seau cumhuriyet terimini hem modern ve hem de geleneksel anlamda kullanmıştır. Baş eserinde, bir taraftan, "bir cumhuriyetten anla­dığım, hükümetin alabileceği şekle hiç bakıl­maksızın kanunla yönetilen herhangi bir dev­lettir" diye yazarken, diğer taraftan, şunları ile­ri sürmektedir: "Monarşi, cumhuriyetçi hükü­met şeklî karşısında aşağı seviyede kalışını do­ğuran, esaslı ve kaçınılmaz bir kusuru berabe­rinde taşır. Cumhuriyetçi şekilde, kamuoyu ta­rafından İdari görevlerin güvenilerek yalnızca kendilerine bırakıldığı kimseler, kabiliyet ve zekâ sahibi olanlardır; oysa bir monarşide güç ve imtiyaz mevkilerine, hemen daima düzen­baz ve alçakça her şeye karışan kimselerg elir." Aynı yazar, bir yandan monarşik yöneti­mi "despotizm" ile ve cumhuriyetleri de "hür devlcıler"le bir tutarken, öte yandan "aristok­rasi" yahut "monarşi" karşısında "demokrasiyi destekleyenleri "cumhuriyetçiler" olarak ad­landırmaktadır.

Fransız ihtilâli esnasında Cumhuriyetçi ön­derlerden olanCondorcct, cumhuriyetçi hükü­metin hak ve eğitim eşitliği üzerine dayandırıl­ması gerekliği üzerinde ısrarla durmaktaydı. Robespierre de 1793'deki cumhuriyetçi anaya­sanın başlangıcında şu cümlenin yer almasına ön ayak oluyordu: "Hükümran olan halktır. Hükümet onun eseri ve ürünleri, kamu görev­lileri ise bunların kâtipleridir."

Amerikan ve Fransız ihtilalleri döneminde radikal demokratik cumhuriyetçiliğin enpopü-ler sözcüsü T.Paine idi. Paine, 1791-92'deki/«-sanut Haklan adlı eserinde, cumhuriyet terimİ-

ni "Devlet" yahut "Kamu yararı" anlamında kullanır ve halka dönük temsil kurumlarına sa­hip monarşik olmayan devleti "demokrasi" ola­rak adlandırır. Bununla beraber, kamu yararı­na en iyi şekilde bir "demokrasi" İçerisinde hiz­met edildiğini ima ederek, cumhuriyeti temsi­lî demokrasi ile eş tutar. ABD başkanlarından Jefferson, 1801'de göreve başlama nutku sıra­sında, "Cumhuriyetlerin vazgeçilmez ilkesi" olarak, "Çoğunluğun kararlarına mutlak tesli­miyetten söz etmiş ve bunu "despotizmin can alıcı İlkesi olan kuvvete başvurma"mn karşısı­na koymuştur.

XIX.yüzyılın erken bir döneminde Kıta Av-rupastnda Mazzİni Cumhuriyetçiliğinin iyi bir örneğini teşkil ettiği yeni bir tür cumhuriyetçi­lik ortaya çıkmıştır. Mazzini'ye göre, "Cumhu­riyet sadece bizim millet oluşumuzun tabiî ifa­desi olmakla kalmayıp... aynı zamanda bir eği­tim ilkesi..., herkes için bir eşitlik, bir hürriyet ve dolayısıyla bir sorumluluk formülüdür... O, görev elde edilmesini doğum veya servet esası­na değil, yalnızca erdem ve başarı esasına bağ­lar."

Vİktorya devrinin radikal İngiliz liderleri, te­rimi, yönetimin demokratik olarak düzenleni­şine temayül gösteren bir siyasî felsefe olduğu­nu öne sürerek, daha ihtiyatlı ve ölçülü bir su­rette kullanıyordu. Söz gelimi, 1874'deki bir konuşmasında J.Chamberlain şöyle diyordu: "Eğer bir Cumhuriyetçi olmak, temsil kurum­larına karşı derin ve sarsılmaz bir inanca sa­hip olmak İse ve gene özgür ve akıl sahibi in­sanlar için onun, içerisinde erdemin, doğum­dan gelen imtiyazlara tercih edildiği en İyi yö­netim şekli olduğunu, hemen hemen her du­rumda bir teori sorunu olarak kabul etmek de­mekse, o zaman ben ülkemin aşağı-yukarı bü­tün büyük düşünürleri ile birlikte anılmak ve bir cumhuriyetçi olarak adlandırılmaktan şe­ref duyarım."

Üçüncü Cumhuriyet sırasında -1875'den son­ra- Fransa'da pozitivist ve ruhbanlık karşıtı bir cumhuriyetçilik türü kendisini gösterdi. Başta gelen temsilcisi olan J.Ferry, hedefleri­ni şöyle belirtiyordu: "Benim hedefim insanlı­ğı, Tanrı ve krallar olmaksızın teşkilâtlandırmaktır." Bir "Sosyal Cumhuriyet" fikrini en İyi İfade eden J.JaurĞs'nin, onunla ilgili yorumu ise şöyle oldu: "O, sosyal sorunun hemen eği­ğinde durmaktaydı."

1875'den bu yana Fransa'da Cumhuriyetçi­lik terimi, genellikle, laik bir eğitim sistemini tesis eden kanunlarınyanısıra, demokratik hü­kümet sistemini savunmaya hazır bulunmakta bir tutuldu. Bununla beraber, II.Dünya Savaşı sonlarından itibaren cumhuriyetçi deyimi, da­ha sık olarak, demokrasi karşıtı gruplar tara­fından kendilerini tanımlamada kullanılmaya başlanmış ve fakat daha yakın zamanlarda, De Gaulle ile çevresindekilerin kullandığı şek­lîyle, anlam bakımından Anglo-Sakson gelene-ğindeki 'demokratik'liğe hayli yakınlaşmıştır.

(SBA) Bk. Cumhuriyet; Demokrasi; Monarşi.