Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Çağrışımcılık - İslami Bilgiler - 2. Sayfa

 

ÇAĞRIŞIMCILIK

 

Çağrışımcılık kavramı aşağıdaki anlamlara gelir:

 a) Algı, hafıza, düşünce ve öğrenme ol­gularına uygulanan genel bir fikir örgüsü,

 b) Bir psişik süreçler teorisi üzerine temellenmîş bir ideoloji,

 c) Psikolojinin sistemleşmeye doğ­ru gelişimi sırasında henüz bir hareket haline gelememiş, belli belirsiz dağınık bir psikoloji ekolü.

Psikoloji tarihi, üç ayrı dönemde ele alınabi­lir ve her döneme özgü çağrışımcılık fikirleri bulunabilir, iiiıinci Dönem, Platon'dan I.Dün­ya Savaşı sonuna kadar uzanır. Psikoloji bu dönemde ayrı bir bilim dalı olarak gelişmemiş olup daha çok felsefî bir nitelik göstermekte­dir. Genelde 'Klasik Psikoloji' diye anılan bu dönem, Descartes (1596-1650) eksen alınarak Kartezyen düşünce öncesi ve sonrası (ya da modern) diye ikiye ayrılabilir. Bu iki dönem arasındaki en belirgin fark, Kartezyen düşün­ce öncesinde zihin (mind) sorununun diğer felsefi sorunlarla bir arada ve onlara bağlı ka­lırken, Kartezyen düşünce sonrasında felsefe­nin merkezineyerleşmesidir. Bütün Klasik Psi­koloji dönemi boyunca çağrışım olgusuna al­gı, hafıza, muhakeme ve akıl yürütme çerçeve­sinden bakılır, fakat yine de kavramın anlamı kullanıldığı felsefi sisteme göre değişiklikler gösterir.

I.Dünya Savaşı'ndan II.Dünya Savaşı sonu­na kadar olan İkinci Döne/n Sistematik Psiko­loji evresi adıyla anılır. Bu evrede psikoloji felsefeden kopmaya, insan, standart deneysel ve­ya klinik koşullarda gözlenmeye, deneysel psi­kolojik yasalar bulunmaya başlar. Ancak İlk sistematik psikologlar önemli ölçüde felsefe eğitimi almışlardır. Onların ampirik ilgileri de daha çok dönemlerinin felsefî modellerinden kaynaklanmaktadır. Bilimsel psikolojinin ilk önderlerinden olan Frcud, Brentano'yu; Köh-ler, Slumpfı; Thorndike, Willİam James'i; Watson, John Dcwcy'i ve J.RAngel'i incele­mişler, onlarla birlikte çalışmışlardır. Hull ise mantıksal pozitivistlerden Önemli ölçüde etki­lenmiştir. Daha sonradan psikoanalîtik, geş-taltçı ve davranışçı psikoloji ekollerinin kuru­cusu olacak bu önderlerin hepsi de çağrışımla­rın oluşumunda fiziği bilim modeli olarak esas alıyorlardı. Zihindeki olaylar arasındaki elementer nihaî ilişkinin, fiziksel bilimlerin ni­haî temeli denebilecek elementer parlİküller (parçacıklar) arasındaki ilişkiyle benzer nite­likler taşıdığını ileri sürüyorlardı. Ama sistem­leri ve zihnin unsurlarına verdikleri isimler farklıydı. Kimisi yapı veya bağlantıdan (Geş­talt), kimisi libidinal uyanlardan (Frcud), ki­misi de uyaran ve davranıştan (davranışçılar) söz ediyordu.

195ü'lcrden günümüze kadar gelen Üçüncü Dönemde ise psikoloji bilim olarak kendini kabul ettirmiştir. Çağdaş psikoloji adı verilen bu dönemde temel çağrışımcı fikirler Bever, Fodorve Garrct tarafından ortaya konulmuş­tur. Bu fikirler TMP (terminal-mcta-postula-te) adıyla anılmakta ve şu şekilde formüle edil­mektedir.

1-  Duyumsala İfade: Psikolojik bir açıkla­mada yalnızca potansiyel olarak gözlemlenebi­lir unsurlarla bire bir karşılık gelecek unsurla­ra ihtiyaç vardır. Bu elemanların da gözlemle­nebilir olması veya gözlemlenebilir unsurlar­dan türemesi gerekir.

2-  Bağlantısalcı İfade: Bu ifadedeki unsur­lar bağlantılı veya bir arada olmalıdır.

3-  Mekanislik İfade: Bütün gözlemlenebilir davranış, bu ifadedeki çağrışımsal bağlantılar­la açıklanabilmelİdir.

4-  Fakat bu ileri ölçüde mekanik-maddeci model bir çok bakımdan eleştirilmektedir.

Eleştiriler, insan hayatının ve İnsan davranışı­nın aynı zamanda hem olgusal, hem fiziksel ol­masından yola çıkarak bu modelin açıklayıcı olamayacağı noktasında toplanmaktadır.

(SBA)