Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Çatışma Teorisi - İslami Bilgiler - 4. Sayfa

ÇATIŞMA TEORİSİ

 

Çatışma teorisi toplumsal dinamizmin, top­lum yapısında yer alan çeşitli unsurlar arasın­daki çatışmalar tarafından belirlendiğini savu­nan teoridir. Çatışma teorisi toplumu bir çatış­malar bütünü olarak ele alır.

Toplumsal çatışma çeşitli şekillerde ortaya çıkar ve rekabet, fiilî fiziksel şiddetin işlemedi­ği yerde başkaları tarafından arzulanan avan-

tajların ya da kaynakların kontrolü konusun­da bir çatışmayı ifade eder. Düzenlenmiş reka­bet, üzerinde anlaşmaya varılmış kuralların ça­tısı içinde çözümlenen bir tür barışçı çatışma­dır. Piyasalar hem düzeni, hem de karışık reka­beti içerirler. Diğer çatışmalar daha şiddetli olabilir ve güç kaynaklarını harekete geçiren partiler tarafından alaşağı edilecek olan yöne­ticiler tarafından bu durum engellenemez.

XIX.yüzyılda ve XX.yüzyılın başlarındaki toplum teoricileri toplumdaki çatışma konu­suyla İlgilenmişlerdir. Bununla birlikte, XIX.-yüzyılın ortalarında işlevselciler (fonksiyona-listler), toplumsal bütünleşmeyi ve ortak de­ğerlerin uyum sağlayıcı etkisini vurgulayan bir­likçi bir toplum ve kültür anlayışı lehine çatış­mayı ihmal etmişlerdir. İşlevselciler, çatışma olayını ele aldıklarında ise onu sağlıklı bir top­lumsal organizmanın olağan durumu olmak­tan çok, hastalıklı (patolojik) bir durum ola­rak gördüler.

1950 ve 1%0'larda bazı sosyologlar K.Marks ve G.Simmel'i bu amaçla kaynak alarak zama­nın baskın görüşü olan işlcvselciliğc karşı 'ça­tışma teorisi' adını verdikleri şeyi canlandır­maya giriştiler. Marks, toplumun bütününün sermaye ve emeğin çıkarlarını temsil eden iki temel sınıfa bölündüğü toplumsal çatışmaya ilişkin çatışma dikatomik bir model ortaya koydu. Simmel bir yandan çatışmanın önemi­ni vurgularken, öbür yandan ne çatışmanın so­nunda mevcut toplumsal düzeni tahrip edebi­leceği varsayımını, ne de dikatomik modeli be-nimsedî. O İnanıyordu ki, çatışma toplumsal kararlılık adına olumlu işlevlere sahiptir ve gruplar ve kolektivitelerin korunmasına yar­dım eder. L.Coscr çatışmanın genellikle çoğul­cu karmaşık toplumlarda işlevsel olduğunu gösteren Simmclci bir perspektif geliştirdi. O, enine kesilmiş çatışmaların -ki bunların İçinde bîr tartışmaya katılan kişi bir başkasına muha­liftir- bir eksen üzerine düşen çatışmaları ko­ruduğunu ve toplumu dikatomik çizgiler bo­yunca böldüğünü iddia etti. Karmaşık toplum­lar, kararsızlığı muhafaza edecek dengeleyici bir mekanizma sağlayan çıkarlar ve çatışmala­rın çoğulluğunu içerir. R.Dahrendorf benzer biçimde çalışmaların enine bölücü olduğunu, üstüste gelmediğini, Marks'tan farklı olarak iddia ederek, tüm toplumsal kurumlardaki te­mel çatışmanın sermayeden çok güç ve otori­tenin bölüşümüyle ilgili olduğunu savundu. Ona göre bu antagonistik çıkarları üreten, esa­sında egemenlik ve itaat İlişkisidir. O, ekono­mi içindeki endüstriyel çatışmayı başarılı bir şekilde kontrol altına almanın özellikle bu bağlamda önemli olduğunu düşünmüştür.

D.Lockwood, Marksİzmde zımnen bulunan 'sistem' ile 'toplumsal' çatışma arasında bir ay­rım yaptı. Sistem çatışması, kurumlar uyum içinde olmadığı zaman meydana gelir. Örne­ğin siyasa] alı sistem ekonomik alt sistemin ih­tiyaçlarıyla çalışan politikalar peşinde koştu­ğu zaman, toplumsal çatışma İse kişiler arası olup yalnızca toplumsal etkileşimler çerçeve­sinde ortaya çıkar.

İşlcvselcİliğin çöküşüyle birlikte, 1970'lerde sosyal bilimlerde Marksist ve Wcbercİ yakla­şımlarda görülen canlanma, çatışma kavramı­nı teori ve analizin merkezinde yer aldığı eski yerine yeniden oturttu.

(SBA) Bk. Konsensüs; Rekabet.