Daru'l-İslam - İslami Bilgiler - 2. Sayfa
DARU'L-İSLAM
Dar kelimesi İslâm hukuk ıstılahında, "Bir-nıüslüman veya gayrimüslim yönetimin hakimiyeti altındaki ülke" manasına gelir. Üi-kenin müslümanlara veya gayrimüslimlere nİs-bel edilmesi, o ülkede idare ve hakimiyet tesisine bağlı olup, devlet ile ülke arasında bir hakimiyet münasebeti sö/konusudur. İdare ve hakimiyet kİmdeyse, ülke de onlara nisbet edilir. Fıkıh kitaplarında darul-İslam'ın "müslümanların hakimiyetleri altındaki yer" veya "müslümanların İmam'ı (devlet baş.kaııı)'mn hüküm ve sultasının yürürlükte olduğu ülke" vb. şekillerde tarif edildiği görülmektedir. Buna göre dâru'l-İslam. müslümanların hakimiyeti altında bulunan ve İslam hukuk sisteminin uygulandığı ülkedir. Nüfusunun müslü-man veya gayrı müslim olması, az veya çok olmasının önemi voklur. Bir ülkenin daru'l-İslaın sayılmasında temel Ölçü, idare ve icraatın İslami olması, yani ülkenin İslam esaslarına göre yönetilip, İslam hukukunun tatbik edilmesidir.
Allah Resulü (s.) zamanında daru'l-İslam'm onaya çıkış ve teşekkülü Medine dönemine rastlar. Çünkü Mekke döneminde müslüman-lar bağımsız bir idare ve siyasi teşkilattan mahrum idiler. Hicretten sonra Medine'de İslam devletinin tevekkülüyle, müslümanlar bağımsız bir idare ve ülkeye kavuştular. Böylece ilk daru'l-İslâm, bazı hadislerde daııt'1-hiçre veya dant't-ımıluıchm şeklinde zikredilen Medine idi. Müsülmanlar Medine'de siyasi anlamda bir toplum meydana getirip gayrı müsiimlerle münasebetleri uluslararası bir mahiyet kazanınca, İslâm idaresinin faaliyet ve hukuk düzeninin tatbik alanı olarak daru'l-İslâm'da teşekkül etmiş oldu.
Daru'l-lıarb bir ülke, halkının müslüman olması veya fetihten sonra orada İslâm hükümlerinin laıbİk edilmesiyle darıı'l-İslam'a dönüşür. Bu hususia müslüman hukukçular arasında ihtilaf yoktur. Bir ülke, yalnız fethedilmiş olmakla, orada İslami hükümler tatbik edilmeden, bir başka İfadeyle yurt edinmek maksadıyla iskan edilmeden daru'l-İslam haline geleni ez.
Daru'l-İslam'ın hangi durumlarda daru'l--harbe dönüşmüş olacağı hususunda fıkıhçılar arasında görüş ayrılıkları mevcut olup bu görüşleri şöyle özeilemck mümkündür.
1- Maliki ve Hanbeli mezhepleri fukahasıy-!a, Hanefi mezhebinden Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre daru'l-İslam, küfür ahkamının tatbikiyle danf l-harbe dönüşür. Bu görüş "kıyas"a dayanmaktadır. Daru'1-harb, İslam hükümlerinin tatbikiyle daru'l-İslam'a dönüştüğüne göre, aynı şekilde, daru'l-İslam da küfür hükümlerinin tatbikiyle daru'1-Harb olur.
2-Hbû Hanife'ye göre ise, daru'l-İslâm'mda-ru'l-Harbe dönüşebilmesi için şu üç şartın gerçekleşmedi gerekir:
a) İstila edilen yerde küfür hükümlerinin icra ve tatbiki;
b) Orada, ilk elemanları olmak üzere bulunan hiçbir müslü-maıı veya zımminin kalmaması;
c) O yerin daru'l-Harbe bitişik olması. İlk şarta göre, istilaya uğrayan daru'l-İslam'da, küfür hükümleriyle birlikle İslam hükümleri de uygulanıyorsa, bu şart gerçekleşmemiş demektir. İlk eman-dan maksat ise, düşman istilasından önce da-ru'1-İslûm'da müslüman ve zımmınin İslâm hukuku gereğince sahip bulundukları can ve mal emniyetidir. Bu emniyet hiç kesintiye uğramadan devam ediyorsa, o yer daru'l-Harbe dönüşmez. Ebu Hanife'nin görüşünü şöyle açıklamak mümkündür: Bu şartların gerçekleşmediği yerde fiilen gayrı müslimlerİn elinde olmakla birlikte, bazı İslami hükümlerin yürürlükte olması, müslümanların can ve mal emniyetine, temel hak ve hürriyetlerine müdahale edilmemesi, müslüman toplumun orada bu toleransı doğuracak çapta etkili olduğuna delildir. Bu da mevcut hakimiyetin, ülkenin statüsünü değiştirecek çapta tam ve kapsamlı olmadığı ve bu hususta hukuki bir sonuç doğurmayacağını gösterir. Müslüman toplum veya bir başka daru'l-İslamla mevcut yönetim arasındaki siyasal ilişkiye gelince, sözkonusu yönetimin müsiümaniarca tanınmasının mümkün olmadığı tartışma konusu bile edilemez. Hanefi fıkıhçılarından et-Tahavi (ÖI.321/933) ve el~ Cessas (Öİ.370/981), Ebu Yusuf ve Muham-med'in görüşünü; çoğunluğu teşkil eden diğer Hanefi fakihler de Ebu Hanife'nin görüşünü tercih ederler.
3- Şafiilere göre ise, daru'l-İslarn olan Dir yer, daha sonra İstilaya uğrasa ve bu istilanın üzerinden uzun yıllar bile geçse daru'l-Harbe dönüşmez. Daru'l-İslam'm daru'l-Harbe kesinlikle dönüşmeyeceği şeklindeki bu görüş, mülkiyelin hukuken gayrı müslimlere intikal etmeyeceği manasınadır. Çünkü diğer üç mezhebin aksine, Şafiilere göre gayrı müslimler istila ile müslümanlann mal ve mülklerine sahip olamazlar. Ancak her halükarda istilacı güçlerle savaş ilişkisi sözkoııusu olup, o yerleri tekrar geri almak gerekir.
Ahmet ÖZEL
Bk. Banş; Dam 'l-Harb; Dam 's-Sulh; Savaş; Ülke.
İslami Okul Okulların En Önemlisi