Değer - İslami Bilgiler - 8. Sayfa
DEĞER
İnsanın İhtiyaç duyan, İsteyen, amaç edinen bir varlık olarak eşyayla gerçekleştirdiği bağlantıda ortaya çıkan veya beliren olguya değer denir. Düşünen insana göre, eşyanın bir kişi veya belirli bir kişiler topluluğu tarafından belli oranlarda istenen ve benimsenen niteliği; düşünülen şeye göre eşyanın az veya çok dikkate alınarak benimsenmesinden ibaret niteliği (hayatın değeri gibi); ya da eşyanın bir amacın gerçekleşmesinde ortaya çıkan kullanımından İbaret niteliği (bir sanat eserinin değeri gibi) . Ekonomi bilimi açısından herhangi bir şeyin değişim (mübadele) değerini anlatan bir kavramdır. Kısacası değer ahlakta, estetikte, iktisatta ve felsefede yer alan önemli ve kullanım alanı oldukça geniş bir kavramdır.
Felsefenin inceleme alanına giren üç önemli sorununun Varlık, Bilgi ve Değer olduğunu ileri sürmek mümkündür. Kant, İlkçağ felsefesini gözönüne alarak bunu Fizik, Etik ve Mantık alanları şeklinde ayırmaktadır (Ahlak Metafiziğinin TemeUendiıilmesi). Varlık ve Bilgi sorunları daha başlangıçta felsefenin bilinen
en önemli sorunları olarak algılanmaktaydı.
Fakat gerek Varlık, gerekse Bilgi alanları doğal olarak anlam ve önem olgularını da kapsamaktadır. Yani bilgilerin derin bilinçli bir değerlendirilmesi de sözkonusudur. Gerçekte insan düşünceleri, duyuşları ve eylemleriyle nesnelerin sürekliliğini sağlayacak bir temele ihtiyaç duymaktadır. İnsan nesnelerin İyi, yararlı, güzel oluşlarını değerlendirmek durumundadır. Böylece insanın nesneyle ilişkilerinin sürekliliğini sağlayan bir aşkınlık alanı sözkonusudur ki, buna değer alam denebilir. İnsan, dünyayla ilişkisinde, hayat ve eylemlerinin bütünlüğünün korunmasında bu değer alanını gözönünde tutar. Kısacası İnsan varlık yapısının, manevi dünyasının anlaşılmasında, kavranılmasında ve açıklanmasında değerlerin önemi sözkonusudur. Gerçekten, örneğin bir inanç ilkesinin yaşatılması, bir geleneğin korunması, eğitimin insanı yetişkin ve mükemmel hale getirmesinde değerlerin belli olması gerekmektedir. Çünkü insanların başarıları, eylemleri, genel olarak hayatlarının bütünlüğü belirli değerler ile kuşatılır ve yönlendirilir. Ayrıca insan yaşadığı sürece daima belli bir tavır alma durumundadır ki, işte bu her tavır alış bir değere veya bir değer duygusuna dayanmak suretiyle gerçekleştirilir. Kısacası her türlü amaçve hedefler, ilişki ve çıkarlar, tutkular ve istekler, güç ve İktidarlar, sevgi ve nefretler, inanma ve inkarlar, sadakaı ve doğruluklar, her türlü İdealler bir değeri ifade ederler ve bir değere dayanırlar. Ahlâk ve din kurallarının, estetik ilkelerin, birer değer mahiyeti ve Özelliğinde görünmeleri de bundan dolayıdır. Başka bir söyleyişle, varlık ve gerçeklik öz ve değer açılarından İncelenebildiği gibi, insanın eylem ve davranışları da değerlendirme ve bilme açısından irdelenebilir. Yani nasıl bilgi elde etmeye yönelik bir bilinç için-deysek, aynı şekilde bir şeyi İstemek bakımından da önceden değerlendirmek ve seçmek durumundayız. Ancak bilginin akıl veya duyumla elde edilmesine karşılık değerleri, ruhumuzla kavrar ve özümleriz. Onun içindir ki, ahlâk ve din kurallarıyla estetik ilkeler birinci derecede değerler olarak ortaya çıkarlar. Aslında bilginin de hakikat değerini onun özünde aramamızın nedeni budur. Bu bakımdan değerler, bu dünyanın birer gerçekliği olduklarından, anlam ve özleri olaylar ve olgular İle İlişki içinde olma durumundadırlar; ancak olaylar ve olgular tarafından belirlcnmezler. Halta denebilir ki varlık, salt fizik mahiyet ve özellik olarak tanımlanamaz, aksine varlığın tanınması ve tanımı değer yargılarının nesnelliği objektİvitesi aracılığıyla mümkün olabilir. Ayrıca bilginin amacı bu değeri tanımadır, çünkü bilginin amacı olan "hakikat" de bir değerdir. Sözgelimi Allah'ın rahmet ve ihsanının bilgisi, bunların hakikat değeri olmalarıyla İlişkilidir.
İnsanın fert olarak hayatını, eylemlerini ve davranışlarını, amaç ve ideallerini belirlemesi ve onlara uygunluk sağlaması değerlerle mümkün olabilir. Zaten insanın kamil bir varlık, ahlaki bir şahsiyet, gerçek bir mümin, İç dünyası zengin ve derin bir kimse niteliğine ulaşması ancak dayandığı değerlerle Ölçülebilir. Yani İnsanın hayatı yüce bir ahlak yasasının, mutlak bir hayır kavramının varlığıyla değer kazanır. Böyle bir değerden yoksun bir hayat, bîr hayvan hayatından farksız, hedefsiz, amaçsız, idcalsiz, yozlaşmış ve sefil bir hayat olarak tanımlanmalıdır. Fert İçin geçerli olan bu olgu, toplum için de geçerlidir ve kesinlikle gözardı edilemez. Toplumu, toplum olma özelliğine getiren ve bu özelliğin temellendirilmcsindc ve korunmasında vazgeçilmez olan kural ve kurumlar da belli değerlere dayanırlar ki, işte bunlara kültür değerleri adını vermek mümkündür.
Değerleri çeşitli yönlerden sınıflandırmak mümkündür. İlkin içerik yönünden değerler:
a) İçkin değerler;
b) Aşkın değerler;
c) Normatif değerler olarak ayrılırlar. İkinci olarak hiyerarşi bakımından;
a) Yüksek değerler;
b) Araç değerler şeklinde tasnif edilirler. Yüksek değerler İdealler, İnançlar, dürüstlük, dostluk, sadakat, saygı, sevgi gibi değer yargılarını kapsarlar. Araç değerler İse fayda, ilgi, çıkar ve her türlü maddî değerleri, güç ve iktidar güdülerini, ün ve şan gibi değer yargılarını ifade ederler. Bunların dışında değeri haz, arzu edil-
me "tanımlanamaz" (G.E. Moore'un değer anlayışı) olarak nitelendiren görüşler de ileri sürülmüştür. Fakat değerlerin objektifliğini açıklamada bu görüşler yetersiz kalmışlar ve şiddetle eleştirilmişlerdir.
İsmail KILLIOĞLU
İslami Okul Okulların En Önemlisi