Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Devalüasyon - İslami Bilgiler - 22. Sayfa

 

DEVALÜASYON

 

Devalüasyon, ulusal paranın diğer ülke para­larına karşı (dış değerinin), düşürülmesine de­nir. Teoride, sabit döviz kuru sisteminde dış ödemeler dengesini kendiliğinden sağlayıcı (o-tomatik) bir uyum mekanizması mevcut bu­lunmayıp, dış denge (döviz kurunun döviz arz ve talebine göre serbestçe belirlendiği esnek kur sisteminde olduğu gibi) döviz kurundaki değişmelerle sağlanmaz. Döviz harcamaları­nın döviz girdilerine oranla daha hızlı olması nedeniyle onaya çıkan dış açık (ödemeler den­gesi açığı) ülkenin uluslararası ödemelerinde kullandığı rezerv mevcudunun azalmasına ve/veya net dış borçlanmaya (net sermaye gi­rişine) yol açar. Tabiatıyla dış açıkların sürek­li bu yolla kapatılması mümkün değildir, zira, bir ülkenin uluslararası rezervleri sınırsız ol­mayıp dış borçlanma için de bir sınır söz konu­sudur. Sabit kur sisteminde dış açıklar orta ve uzun vadede iç talebi kontrol edici politikalar, ithalat üzerine kısıtlamalar ve Devalüasyon ile giderilmeye; çalışılır. Dış açığı kapatmak ya da azaltmak için iç ekonomik dengeleri değiş­tirmenin genellikle gelir üretim, istihdam üze­rinde arzulanmayan yüksek ekonomik ve sos­yal etkiler yarattığı durumlarda devalüasyon politikası daha doğrudan ve çabuk sonuç alıcı bir yol olarak gözükmektedir. Devalüasyonun amacı diş alıcılar için ülkenin sattığı mal ve hizmetlerin fiyatını düşürmek yoluyla talep ya­ratmak, ihracatçı İçin İhraç edeceği malın ulu­sal para cinsinden değerini arttırarak onu ihra­cata teşvik etmek, ithalatı pahalılcındırmak yo­luyla da ithal talebini azaltmaya çalışmaktır. Liöylece devalüasyondan beklenen etki döviz girdilerini hızlandırmak, döviz harcamalarını ise yavaşlatmaktır.

Ancak, devalüasyonun dış açıyı azaltıcı ve kapatıcı bir etki ortaya çıkarabilmesİ için bazı şartların mevcudiyeti gereklidir. Bu şanlar şöylece özetlenebilir:

1-lhrac edilen mallara olan dış talep esnekli­ği: Devalüasyon sonucu ülkenin ihraç malları­nın fiyatları düşmekte ve bu mallara olan dış uılep ;ırıinakladır. Ancak burada önemli olan

bu miktar artışının hangi boyutla olduğudur. Eğer ilınıcaı fiyat düşüşünü takiben fiziki ola­rak önemli oranda genişliyorsa -ki bu yabancı­ların ülkenin ihraç malına olan talepleriyle il­gili bir husustur- döviz girdilerinde bir artış beklenebilir. Eğer dış talep fiyat düşüşü sonu­cu yelerince uyarılmtyorsa -yani fazla esnek değilse- o takdirde devalüasyon bir döviz girdi­si artışı getirmeyeceği gibi döviz kazançların­da bir azalma bile söz konusu olabilir. Bu açı­dan dış, taleb esnekliğinin yüksek olması deva­lüasyonun başarısı için önemli bir şarttır.

2- İhraç mallan an elastikiyeti: Yeterli talep şartları mevcut olsa dahi, devalüasyonun başa­rısı, sonuçta ihraç edilebilir mal ve hizmet faz­lasının olup olmadığına bağlı olacaktır. Deva­lüasyon sonucu ihracatçı için dışa satacağı mal fiyatları iç piyasaya oranla yükselmekte­dir. Eğer bu yükselme ihraç malları üretim ve arzında kolaylıkla bir artış meydana getirmi­yorsa, devalüasyonun etkisi nisbeten sınırlı ka­lacaktır. Bu açıdan ihraç malları arz elastikiye­tinin yüksek olması, fiyat artışlarının ihraç mallan üretim ve arzını uyarması gerekmekte­dir.

3-  Devalüasyon zamanlaması: Devalüasyo­nun başarısı kritik bir biçimde "zamanlama" faktörüne bağlıdır. Dış dünya gelirlerinin yük­seldiği ve ekonomik genişlemenin ortaya çıktı­ğı bir dönemde devalüasyon önemli ihracat ar­tıkları meydana getirebilir. Nitekim dünya eko-nnınisiniıı genişleme gösterdiği, gelir ve tale­bin arttığı 1970 yılında Türkiye'nin yaptığı de­valüasyon önemli bir ihracat artışı ortaya çı­karmıştır. Bu, devalüasyon için iyi bir zamanla­ma idi. Ancak, 1980 başında (24 Ocak 1980 ka­rarları) yapılan devalüasyon zamanlama hata­ları nedeniyle etkili olamamıştı. Zira devalüas­yonun yapıldığı Ocak ayında elde ihraç edile­bilir mal fazlası stoku yeterli değildi ve tarım­sal ürün sonuçlarının alınmasına da 6-7 aylık bir süre vardı. İçerdeki hızlı enflasyon başlan­gıçta çeşitti nedenlerle yüksek dozda tutulan devalüasyonu kısa sürede aşındırarak etkisiz hale gelirmiş, devalüasyondan beklenen fayda sağlanamamış, yeni  devalüasyonlara  ihtiyaç duyu I muştu.

4- Ülkenin ithal maiianna olan talep esnekli­ği: Devalüasyonun ithal mallarının ulusal pa­ra cinsinden fiyatlarını arttırarak, bu mallara olan talebi, dolayısıyla döviz talebini azaltma­sı beklenebilir. İthalatın azalıp azalmayacağı yine talep esnekliğine bağlı olacaktır. İthalatı zorunlu mallarda bu esneklik oldukça düşük­tür. Ara matları ve yatırım malları açısından dışa bağımlılığı yüksek olan gelişmekte olan ekonomilerde, bu ithalat kategorilerinin ithal taleb esnekliği düşük olacak, belki sadece tü­ketim malı ithalatı etkilenecektir. Zira işgücü arzı, gelişmiş ekonomilerde büyümeye üst sı­nır getiren bir faktör iken, gelişen ekonomiler­de bu üsl sınır enerji ve altyapı yanında ara ve yatırım malı ithalatına -yani döviz bulunabilir­liğine- bağlı olacaktır. Bu açıdan ara ve yatı­rım mallarında yapılacak azalma doğrudan bü­yüme hızını etkileyecektir.

Devalüasyonun ödemeler dengesi açığını ka­patıcı bir etki yaratabilmesi "Marshall-Ler-ner" şartı olarak bilinen şartın mevcut olması­na bağlıdır. Bu şart devalüasyon yapan ülke­nin ithal mallarına olan lalep esnekliği ile o ül­kenin ihraç mallarına olan dış talep esnekliği mutlak toplamının en az bir ya da daha fazla olmasıdır.

Adnan BÜYÜRDENİZ Bk. Döviz; Enflasyon ve Deflasyon