Devalüasyon - İslami Bilgiler - 22. Sayfa
DEVALÜASYON
Devalüasyon, ulusal paranın diğer ülke paralarına karşı (dış değerinin), düşürülmesine denir. Teoride, sabit döviz kuru sisteminde dış ödemeler dengesini kendiliğinden sağlayıcı (o-tomatik) bir uyum mekanizması mevcut bulunmayıp, dış denge (döviz kurunun döviz arz ve talebine göre serbestçe belirlendiği esnek kur sisteminde olduğu gibi) döviz kurundaki değişmelerle sağlanmaz. Döviz harcamalarının döviz girdilerine oranla daha hızlı olması nedeniyle onaya çıkan dış açık (ödemeler dengesi açığı) ülkenin uluslararası ödemelerinde kullandığı rezerv mevcudunun azalmasına ve/veya net dış borçlanmaya (net sermaye girişine) yol açar. Tabiatıyla dış açıkların sürekli bu yolla kapatılması mümkün değildir, zira, bir ülkenin uluslararası rezervleri sınırsız olmayıp dış borçlanma için de bir sınır söz konusudur. Sabit kur sisteminde dış açıklar orta ve uzun vadede iç talebi kontrol edici politikalar, ithalat üzerine kısıtlamalar ve Devalüasyon ile giderilmeye; çalışılır. Dış açığı kapatmak ya da azaltmak için iç ekonomik dengeleri değiştirmenin genellikle gelir üretim, istihdam üzerinde arzulanmayan yüksek ekonomik ve sosyal etkiler yarattığı durumlarda devalüasyon politikası daha doğrudan ve çabuk sonuç alıcı bir yol olarak gözükmektedir. Devalüasyonun amacı diş alıcılar için ülkenin sattığı mal ve hizmetlerin fiyatını düşürmek yoluyla talep yaratmak, ihracatçı İçin İhraç edeceği malın ulusal para cinsinden değerini arttırarak onu ihracata teşvik etmek, ithalatı pahalılcındırmak yoluyla da ithal talebini azaltmaya çalışmaktır. Liöylece devalüasyondan beklenen etki döviz girdilerini hızlandırmak, döviz harcamalarını ise yavaşlatmaktır.
Ancak, devalüasyonun dış açıyı azaltıcı ve kapatıcı bir etki ortaya çıkarabilmesİ için bazı şartların mevcudiyeti gereklidir. Bu şanlar şöylece özetlenebilir:
1-lhrac edilen mallara olan dış talep esnekliği: Devalüasyon sonucu ülkenin ihraç mallarının fiyatları düşmekte ve bu mallara olan dış uılep ;ırıinakladır. Ancak burada önemli olan
bu miktar artışının hangi boyutla olduğudur. Eğer ilınıcaı fiyat düşüşünü takiben fiziki olarak önemli oranda genişliyorsa -ki bu yabancıların ülkenin ihraç malına olan talepleriyle ilgili bir husustur- döviz girdilerinde bir artış beklenebilir. Eğer dış talep fiyat düşüşü sonucu yelerince uyarılmtyorsa -yani fazla esnek değilse- o takdirde devalüasyon bir döviz girdisi artışı getirmeyeceği gibi döviz kazançlarında bir azalma bile söz konusu olabilir. Bu açıdan dış, taleb esnekliğinin yüksek olması devalüasyonun başarısı için önemli bir şarttır.
2- İhraç mallan an elastikiyeti: Yeterli talep şartları mevcut olsa dahi, devalüasyonun başarısı, sonuçta ihraç edilebilir mal ve hizmet fazlasının olup olmadığına bağlı olacaktır. Devalüasyon sonucu ihracatçı için dışa satacağı mal fiyatları iç piyasaya oranla yükselmektedir. Eğer bu yükselme ihraç malları üretim ve arzında kolaylıkla bir artış meydana getirmiyorsa, devalüasyonun etkisi nisbeten sınırlı kalacaktır. Bu açıdan ihraç malları arz elastikiyetinin yüksek olması, fiyat artışlarının ihraç mallan üretim ve arzını uyarması gerekmektedir.
3- Devalüasyon zamanlaması: Devalüasyonun başarısı kritik bir biçimde "zamanlama" faktörüne bağlıdır. Dış dünya gelirlerinin yükseldiği ve ekonomik genişlemenin ortaya çıktığı bir dönemde devalüasyon önemli ihracat artıkları meydana getirebilir. Nitekim dünya eko-nnınisiniıı genişleme gösterdiği, gelir ve talebin arttığı 1970 yılında Türkiye'nin yaptığı devalüasyon önemli bir ihracat artışı ortaya çıkarmıştır. Bu, devalüasyon için iyi bir zamanlama idi. Ancak, 1980 başında (24 Ocak 1980 kararları) yapılan devalüasyon zamanlama hataları nedeniyle etkili olamamıştı. Zira devalüasyonun yapıldığı Ocak ayında elde ihraç edilebilir mal fazlası stoku yeterli değildi ve tarımsal ürün sonuçlarının alınmasına da 6-7 aylık bir süre vardı. İçerdeki hızlı enflasyon başlangıçta çeşitti nedenlerle yüksek dozda tutulan devalüasyonu kısa sürede aşındırarak etkisiz hale gelirmiş, devalüasyondan beklenen fayda sağlanamamış, yeni devalüasyonlara ihtiyaç duyu I muştu.
4- Ülkenin ithal maiianna olan talep esnekliği: Devalüasyonun ithal mallarının ulusal para cinsinden fiyatlarını arttırarak, bu mallara olan talebi, dolayısıyla döviz talebini azaltması beklenebilir. İthalatın azalıp azalmayacağı yine talep esnekliğine bağlı olacaktır. İthalatı zorunlu mallarda bu esneklik oldukça düşüktür. Ara matları ve yatırım malları açısından dışa bağımlılığı yüksek olan gelişmekte olan ekonomilerde, bu ithalat kategorilerinin ithal taleb esnekliği düşük olacak, belki sadece tüketim malı ithalatı etkilenecektir. Zira işgücü arzı, gelişmiş ekonomilerde büyümeye üst sınır getiren bir faktör iken, gelişen ekonomilerde bu üsl sınır enerji ve altyapı yanında ara ve yatırım malı ithalatına -yani döviz bulunabilirliğine- bağlı olacaktır. Bu açıdan ara ve yatırım mallarında yapılacak azalma doğrudan büyüme hızını etkileyecektir.
Devalüasyonun ödemeler dengesi açığını kapatıcı bir etki yaratabilmesi "Marshall-Ler-ner" şartı olarak bilinen şartın mevcut olmasına bağlıdır. Bu şart devalüasyon yapan ülkenin ithal mallarına olan lalep esnekliği ile o ülkenin ihraç mallarına olan dış talep esnekliği mutlak toplamının en az bir ya da daha fazla olmasıdır.
Adnan BÜYÜRDENİZ Bk. Döviz; Enflasyon ve Deflasyon
İslami Okul Okulların En Önemlisi