Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 25. Sayfa

 

DEVRİM

 

Bİr toplumun siyasal ve toplumsal yapısının, yönetime karşı ayaklanarak İktidarı ele geçi­ren bir grubun cebir yoluyla hızlı ve kapsamlı bir şekilde değiştirilmesi. Eskiden dilimizde ihtilâl ve inkılâp kelimeleriyle ifade edilen dev­rim, aslında siyasal sistemin zor yoluyla devril­mesini ve iktidarı ele alan grubun kısa zaman­da tamamen farklı nitelikli bir sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik düzeni cebir yoluyla yer­leştirmelerini ifade etmekle birlikte, bazı top­lumsal alanlardaki büyük dönüşümler ve fark­lılaşmalar için de devrim kavramı kullanılmak­tadır. Sanayi devrimi, kültür devrimi, hukuk devrimi gibi. Türkçe'ye yerleşen ve birbirlerin­den ayırdedilmesi oldukça zor bir hal alan ihti­lal, İnkılap ve devrim kavramlarının üçü de Ba­tı dillerindeki "ı-cvohaion" kavramının karşılığı olarak kullanılmaktadır.

Latince geri dönmek anlamındaki revolveı? mastarından gelen revoltıtıon kelimesi, deği­şik alanlarda farklı anlamlarda kullanılmıştır. XVI.yüzyılın başında, önce astronomide "bir gök cisminin yörüngesini tamamlayarak kal­kış noktasına dÖnüşü"nü ifade etmiş, sonra ge­ometride, "bir cismin kendi ekseni etrafında dönüşü" anlamında, teknolojide ise "bir çar­kın devri" manasında kullanılmıştır. Bu yüzyı­lın sonuna doğru revolution kelimesi sosyal bi­limlere geçmiş ve "fikirlerde, görüşlerde, adet­lerde, ilimlerde, sanatlarda... beklenmedik ve büyük değişmeler" anlamında  kullanılmaya

başlanmıştır. XVII. ve XVIII.yiizyıIda revotuti-un kelimesi bulanıklığını sürdürmüş, 1789'da Fransa'da meydana gelen büyük toplumsal-si-yasal dönüşümün "revolııtion" kelimesiyle kar­şılanması bu kelimeye yeni boyutlar kazandır­mıştır. XIX.yüzyılda/tM>0/«ft'o« kelimesi Fran­sız Devriminin kapsamını aşmış, bu konuda değişik görüşler, teoriler geliştirilmiştir. Özel­likle Hegelve Marks'ın fikirlerinin devrim dü­şüncesinin oluşmasında büyük katkıları olmuş­tur. Marks'ın düşünce sisteminde devrim, çok özel ve önemli biryer işgal etmiş, determinist tarihî süreç içerisinde toplumsal örgütlenme bakımından bir sistemden diğerine geçişin İşçi sınıfının Öncülüğünde gerçekleşecek devrim­ler şeklindeki sıçramalarla olacağı savunul­muştur. Marks ve Engels, sınıf mücadelesi te­zi ile işçileri devrime çağırmış, proleteryanın devriminin sanayileşmiş kapitalist toplumlar­da ortaya çıkacağını ileri sürmüşlerdir. XX. yüzyılın başlarında henüz sanayinin güçlü bir şekilde ortaya çıkmadığı Rusya'da önce libe­ral, sonra da komünst devrimin görülmesi dev­rimci düşüncenin çeşitlenmesine sebep olmuş­tur. Lenİn, daha çok devrimin siyasal yönü üzerinde durmuş ve burjuva devrimleri ile sos­yalist devrimler arasındaki farkı vurgulamış­tır. Burjuva devrimlerinde alt yapıdaki değişik­likler devlet yapısına sonradan yansımışlar, sosyalist devrim için ise önemli olan öncelikle iktidarın ele geçirilmesidir.

Rusya'daki Ekim devriminden sonra 1949'da Çin'de Halk Devrimi gerçekleşmiştir. II.Dünya Savaşından sonra Doğu Avrupa ül­kelerinde Sovyetler Birliği'nin desteğindeki güçler iktidara gelip toplum sistemlerini zor kullanarak bütünüyle değiştirmişlerdir. Şid­det ve cebir karşısında binlerce İnsan ölmüş­tür. İçinde yaşadığımız yüzyılın son çeyreğin­de, 1979'da İran'da meydana gelen İslam dev­rimi, en önemli gelişmelerden biri olmuş ve İran'daki siyasal ve toplumsal düzeni tama­men değiştirmiştir. İran İslam Devrimi Batı yanlısı ve Batı lehine olan her şeye son vere­rek yerine İslamî bir yapı kurmağa çalışmıştır.

Afrika ve Asya'nın pek çok devletinde görü­len hükümet darbeleri devrim olma özelliği

kazanamamıştır. Eğer İktidara el koyuş bir re­jim değişikliğiyle sonuçlanırsa, devrim adını alır. İktidara el koyan grup yürürlükteki sos­yal, kültürel, hukukî, ekonomik ve siyasal sis­temin yerine başka bir sistemi zorla ikame et­mek islcrveyerleştirirse devrim olur, yoksa sa­dece yöneten kadronun değişmesi devrim ol­ma özelliği göstermez.

Toplumları devrimlere hazırlayan farklı se­bepler bulunmakla birlikte bazı ortak unsur­lar üzerinde durulabilir. 1789 Fransız Devrimi ile 1979 İran İslam Devrimi arasında toplum­sal yapılardan gelen önemli farklılıklar vardır. Fakat zora dayanmaları, iktidara karşı sosyal bir tepki olarak ortaya çıkmaları, anî ve kap­samlı toplumsal-siyasal değişiklikler yapmala­rı, belli oranda teröre yer vermeleri, yönetici sınıflarla birlikte anlayış, ideoloji ve dünya gö­rüşlerinin de değişmesi gibi benzer yanlar dik­kat çekicidir. Aynı şekilde 1917 Ekim Devrimi İle 1949 Çin Halk Devrimi arasında da ortak noktalar yakalanabilir.

Devrimler gencide toplumsal-sİyasal kriz an­larında ortaya çıkarlar. Siyasal sistemin top­lum taleplerine karşı cevap üretememesi, yö­netenlerle yönetilenlerin iyice birbirinden kopmaları, toplumda gelir dağılımı, ücretler ve külfetler arasında büyük dengesizliklerin olması, kamusal otoritenin gücünü yitirdiği, değerler ve İnançlar sisteminin etkisinin orta­dan kalktığı dönemler devrimler için uygun toplumsal ortamı hazırlarlar. Dilimizde yakın zamanlara kadar İhtilâl ve inkılap kelimeleri aynı şeyleri İfade eden iki ayrı kavram olarak kullanılmıştır. Osmanlı aydınları daha çok ihti­lâli tercih ederlerken cumhuriyet aydınları İn­kılâbı seçmişlerdir. 1960'dan itibaren devrim kelimesi kullanılmağa başlanmış olmakla bir­likte, devrimin ayırıcı vasfı olan zor kullanma, şiddet ve cebir gibi niteliklere bakmaksızın en basit reformlar bile bu kavram ile ifade edil­mek işlenmiştir. Mustafa Kemal'in gerçekleş­tirdiği devrimi izleyen ölçü, kılık-kıyafet, soya­dı vb. değişiklikler birer reform olup "yenilik" kelimesi ile karşılanmaları daha doğru olacak­tır.

Davut DURSUN

 

Karşt-Devrim

 

Kavramsal planda, ilerleme yerine düzeni, akıl (reason) yerine tecrübeyi, özgürlük yeri­ne Özgürlükleri koyan tezler bütünü. Özellik­le 1789 sonrasında İngiltere'de Burke, Alman­ya'da Brandes, Fransa'da Bonalds tarafından formüle dökülen bu tezleri asıl sistemleştiren Jo.seplı de Maistre'dir. Karşı kutup olarak Fransız İhtilâli'ni benimseyen bu düşünce ala­nı ona ait tüm prensipçileri şiddetle reddeder. Aksiyon alanında ise karşi-devrim olgusu ta­rihsel içerikli metinlerde işlenmiştir. Fran­sa'da en güzel anlamını batıdaki asi başkaldırı­larında bulmuştur. Rusya'da ise 1917 Şubat'ı ile Ekİm'i arasında Kerenski onun bayrağını taşımıştır. Her durumda, karşı-devrim kendi­ni deviren bir yığın şeyin öncesine özlem duy­mayla karıştırılmamalıdır. Karşı-tlevrİmcilcr, yönetmleri itibariyle genelde devrimcidirler.

(SBA)