Dış Yardım - İslami Bilgiler - 26. Sayfa
DIŞ YARDIM
Dış yardım, sermaye, mal veya hizmetlerin ulusların ve/veya vatandaşlarının faydalanması amacıyla uluslararası transferidir. Diğer bir ifadeyle, zengin ülkelerden Asya, Afrika ve Latin Amerika'nın gelişmekte olan ülkelerine kaynak transferi dış yardım olarak ele alınmaktadır. Dış yardımlar iki şekilde yapılmaktadır: L) Ekonomik ve teknik yardım, ve 2) Askeri yardım. Ekonomik ve teknik yardım, fakirlik, savaş ve doğal afetlerin verdiği zararları azaltmak amacıyla ya da az gelişmiş ülkelerin uzun dönemli kalkınması İçin vatandaşların hayat standardını desteklemek amacıyla verilen bir yardımdır. Teçhizat veya eğitim danışmanlığı şeklindeki askeri yardım, hem Doğu, hem de Batı blokunca yapılan yardımların
önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Diğer bir dış yardım türü de, sermaye transferidir. Bu yardım genellikle nakit hibe ya da Ödünç şeklinde olmaktadır.
Dış yardım alan ülkelere bakıldığından, yardım yapan ülkelerin ekonomik çıkarları, politik öncelikleri ve coğrafi yakınlığı Ön planda tuttuğu görülmektedir. Ulusal bir politika olarak dış yardım XVIII. yüzyıldan itiaren önem kazanmıştır. Müttefiklerin askeri gücünü ve etkinliğini arttırmaya yönelik bu tür yardımlar XIX. yüzyılda Avrupa'da kesintili olsa da devam etmiştir. I. Dünya Savaşında ABD, Avrupalı müttefiklerine önemli miktarda Ödünçler vermiş, bunlar daha sonra hibeye dönüştürülmüştür. 1943-46 yıllarında faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi (UNRRA) dış yardımlara yeni bir içerik kazandırmıştır. Daha sonra kurulan Dünya Bankası (IBRD) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) dış yardımlara yeni bir yaklaşım getirmiştir.
II. Dünya Savaşı sonrasında ABD, Sovyet tehlikesine karşı dış yardım programını uygulamaya başlamıştır. Truman'ın kararıyla ve daha sonra Marshall'm önerileriyle Avrupa'nın değişik ülkeleri askeri ve ekonomik ağırlıklı ABD yardımı almaya başlamıştır. Sovyetlerin dış yardımı da spesifik ve stratejik projelere yönelik btr özelliğe sahiptir. Soğuk savaştan dolayı Sovyetlerin seçtiği projeler genellikle Batı blokunun reddedilmesini amaçlamaktadır. Mısır ve Hindistan'daki Sovyet yardımları buna güzel bir örnektir.
195U'li yıllarda dış yardım, bu yardımı yapan ülkelerin güvenlik amaçlarını ön planda tutacak şekilde yapılmaya başlanmıştır. Sovyetlerin, ABD ve diğer Baiılı ülkelerin gelişmekte olan ülkelerdeki çıkarları bu dönüşümü adeta zorlamıştır. 1949 yılında Truman, Sovyet blo-kuna sınır olan ülkelerde ekonomik ve askeri gücü geliştirmek amacıyla Birleşmiş Millet-ler'e bağlı bazı organizasyonlar yoluyla ABD yardımlarının kapsamım değiştirmiştir. Bu nedenle ABD'dc bir dizi yasa çıkartılmış, fon ve kurum kurulmuştur. Tarımsal Ticareti Geliştirme ve Yardım Yasası (ATDAA), Kalkınma Fonu (DLF) ve Uluslararası Kalkınma Ajansı (AID) bunların en önemlileridir. Zamanla ABD yardımları tüm gelişmekte olan ülkeleri kapsayacak şekilde genişlemiş, ayrıca dış yardımların içeriği de değişmiştir, örneğin 1960'lardan sonra kalkınma yardımları, proje bazından çıkıp program kredileri halini almıştır. Ülkelerin kendilerine yeterli hale gelmeleri düşüncesi bu değişikliğin temel nedeni olmuştur.
Dış yardım yapan ülkeler arasında en önemlisi şüphesiz ABD'dir. Bu ülke 1945-80 yılları arasında toplam 180 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Batı bloku ülkelerinden Fransa, Kanada, Batı Almanya ve İngiltere de dış yardımlar konusunda ağırlığı olan ülkelerdir. Öte yandan Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa ve Çin de doğu bloku ülkelerine önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Çin hariç doğu bloku ülkelerinin gelişmekle olan ülkelere yaptıkları yardımlar 1947-80 arasında 21 milyar doları aşmıştır. Bunun yanında petrol ihraç eden ülkeler (OPEC) teşkilatında yer alan Arap ülkeleri de hibe ve mat yardımı şeklinde önemli dış yardımlarda bulunmuştur. Ülke bazında yapılan bu yardımlar dışında, çok yönlü dış yardım programları hızlı bir gelişme göstermiştir. Özellike OECD üyelerince 1960 yıllarında oluşturulan Kalkınma Yardım Komitesi (DAC). Dünya Bankası'na bağlı Uluslararası Kalkınma Teşkilatı (IDA), Uluslararası Fi-nans Korporasyonu (IFC) gelişmekte olan ülkelere farklı amaçlı yardım programı uygulayan önemli kuruluşlardır.
Büyük Ölçeklerde dış yardım akımları gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, gelişmiş ve gelişmekle olan ülkeler arasındaki fark gittikçe büyümüştür. Nüfus artışı İle milli gelir artış oranlarının farklı olması, ülkeler arasındaki açığın artmasına neden olmuştur. Ayrıca Marshal! planı altında Avrupa'ya yapılan yardımlar ilgili ülkelerde ekonomik gelişmeyi sağlamış olmasına rağmen bu tür yardımlar Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde aynı derecede etkili olamamıştır. En önemli neden ise, yardım yapılan ülkelerde kurumsal sos-yo-ekonomtk ve kültürel altyapıların önemli ölçüde farklı olmasıdır.
Dış yardım anlayışında 1960'lardan sonra ciddi değişiklikler ortaya çıkmıştır. Gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki değişikliklere karşı daha duyarlı davranması, soğuk savaş kavramının daha bir açıklık kazanması, kırsal ve ırksal kesimden gelen tepkilerin artması, yardım yapan ülkelerde ekonomik ve politik dengelerin yeniden kurulma ihtiyacının doğması gibi faktörler dış yardım programlarının yönünü ve kapsamını etkilemiştir. Gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki tüm ilişkileri incelemek ve değerlendirmek amacıyla oluşturulan Pearson Komisyonu ve benzer diğer organizasyonlar, dış yardım programlarına etkinlik kazandırma düşüncesinden doğmuştur.
Birçok Batılı ülke dış yardım maliyetlerini azaltmak amacıyla değişik alternatifler geliş-lirmiştir. 1980'li yıllarda ortaya çıkan ekonomik durgunluk özel yatırımların devlet yardımlarının yerini almasına neden olmuştur. Gümrük tarifeleri, garantili tahvil ihracı, okyanus kaynaklarının kullanımı hatta özel çekim hakları (SDR) dış yardım alternatifleri olarak gündeme gelmiştir.
Nazım EKREN
Dış Yardım ve T'ürkiye
Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere siyasal, ekonomik, askerî ve insanî amaçlarla verdikleri yardım. Dış tasarrufların bir cinsi de tamamen veya kısmen karşılıksız olarak verilen hibe ve yardımlardır. II.Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupanın yeniden kalkınmasını sağlamak amacıyla A.B.D. tarafından başlatılan ve daha sonra 'Ortak Savunma Sistemi' içinde devam ettirilen dış yardımlar, döviz, tarım ü rünleri fazlası ve askeri malzeme şeklinde yapılmakladır. Dış yardımların döviz olarak Ödenenleri 1950'lerde herhangi bir ön şart taşımadan verilirken, 1960'dan sonra şartlı yardım şekline dönüşmüştür. Şartlı yardımlarda, yardımı veren devlet bu yardımın belli projelerin veya kendi ülkesinden yapılacak ithalatın finansmanında kullanılmasını istemekte ve yardımı ancak bu şartın gerçekleşmesi halinde vermektedir. Az gelişmiş ülkelerde, iyi yatırım projelerinin kıt olduğu dikkate alınırsa şartlı yardımların kaynak israfını önleyeceği düşünülebilir. Buna rağmen şartlı yardımların millî kalkınma stratejisine ters düşme tehlikesi de vardır.
Genel olarak dış yardımlar siyasal, ekonomik ve insanî amaçlar gözetilerek yapılmaktadır.
Siyasal amaçlarla yapılan dış yardımları hükümetler genellikle dış politikalarının bir aracı olarak kullanırlar. A.B.D. ve Sovyetler Bİrli-ği'nin dış yardım programlarında bu temel amaç açıklıkla görülebilir. Bir zamanlar -Marshall yardımları sırasında Amerika Birleşik Devletleri Avrupa ülkelerine yıkılan ekonomilerinin onarımı için yardım ederken, aynı zamanda komünizmin Avrupa'da yayılışını da engellemek istiyordu. Truman Doktrini ile Türkiye ve Yunanistan'a yapılan yardımların altında da Sovyetler Birliği'nİn Boğazları ele geçirerek Akdeniz'e inme tehlikesini önlemek amacı yalar. 1950'leriıı ortalarında soğuk savaşın yoğunlaştığı sıralarda Amerika Birleşik Devletleri, Güney Doğu Asya'da, Orta Do-ğu'da ve Latin Amerika'da birçok azgelişmiş ülkeyi siyasal nedenlerle askerî ve ekonomik yönlerden destekleme kararı almıştır.
Şekil ve kapsam yönünden farklı olsa bile Sosyalist bloktaki ülkelerin yardımlarında da aynı amaçlar görülür. Bu ülkelerde Uzak Do-ğu'da, Afrika'da ve dünyanın öbür yerlerinde siyasa! üstünlük kazanmak için dış yardımlardan yararlanma yoluna gitmişlerdir.
Ekonomik nedenler ise az gelişmiş ülkelerin sahip oldukları sınırlı kaynaklarla, kalkınma gibi büyük bir görevi tek başlarına başarmaları çok güç olduğundan zengin ülkelerin GSMH'lannın belirli bir payını her yıl dış yardıma ayırmaları, kendi millî çıkarları açısından gerekli görülmektedir. Global açıdan düşünülürse kalkınmış ekonomilerle az gelişmiş ekonomiler arasında bir kader birliği vardır. Az gelişmiş ülkeler kalkındıkça gelişmiş ülkelerin ekonomik refahı azalmayıp daha çok ar-
lar. Çünkü kalkınma, az gelişmiş ülkelerde piyasa hacminin genişlemesi ve artan millî gelir dolayısıyla uluslararası mübadelelerinin büyümesine olumlu etkide bulunmakladır.
Dış yardımlar, yardım veren ülkenin ekonomik çıkarlarına dolaysız biçimde hizmet edebilir. Sözgelişi, projeye bağlı yardımlarda, yardım veren ülke çeşitli projeler arasında kendi ekonomik çıkarlarına en uygun bulduğunu seçer ve onun finansmanına katkıda bulunur. Bu durumda yardım konusu, örneğin onun da yararlanabileceği bir transit yol, köprü veya liman projesi olabilir. Yardımların ihraç mallarının satın alımı kaydına bağlanması da yardım verenin dolaysız şekilde çıkarlarına hizmet etmekledir. Çünkü bu sayede ihraç mallarına pazar sağlanmakta ve dış ödemeler bilançosu olumlu yönde etkilenmekledir.
İnsanî ve ahlakî düşünceler açısından zenginlerin yoksullara yardım etmesi ahlakî bir davranış olarak görülmektedir. Ancak gerek gelişmiş, gerek az gelişmiş ülkelerde bu düşünce ile yardım zorunluluğuna inananlar bulunabilirse de uzun dönemde hiçbir karşılık beklemeden yapılan yardımlara rastlamak imkânı pek yoktur.
Türkiye, II.Dünya Savaşı'ndan bu yana devamlı açık veren ödemeler bilançosunu dış yardımlar ile kapatmağa çalışmıştır. Türkiye'nin aldığı dış yardımlar esas itibariyle dört grupta toplanmaktadır. Dış yardımların sağlandığı yer açısından Amerikan yardımları en büyük miktara sahiptir. Amerika Birleşik Dcv-leıleri'nin Türkiye'ye sağladığı İlk dış yardım Marshall Manı adını taşımaktadır. Daha sonra bu yardımlar değişik adlarla devam ettirilmiştir. ABD'nin Türkiye'ye sağladığı dış yardımlarda ekonomik yardımların yanında askerî ve aynî yardımların yeri büyüktür. Türkiye'nin sağladığı dış yardımlarda ikinci grubu ABD dışındaki diğer ülkelerden, özellikle de İngiltere ve F.Almanya'dan sağlanan yardımlar oluşturmaktadır. IMF, Dünya Bankası, OECH, OECD gibi uluslararası kuruluşlardan alımın yardımlar üçüncü gruba girerken bunların dışında kalan diğer yardımlar da dış vardımlann dördüncü grubunda ver almakladırlar.
Türkiye'nin ekonomik kalkınması için dışarıdan sağladığı yardımların siyasal faturası hep tartışılmıştır. Tabiî olarak dış yardımların ağır bir siyasal faturası vardır. Diğer taraftan bu yardımların ülkeyi dışarıya daha çok bağımlı kıldığı, verilen tavizlerin ülkenin kalkınmasını olumsuz etkilediği de iddia edilmektedir. Önemli olan ülkcyöneticilerinin millî çıkarlarla dışayrdımları bağdaştırabilmeleridir.
Mustafa SEVÜKTEKİN Bk. Azgelişmişlik; Marsholl Planı.
İslami Okul Okulların En Önemlisi