Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Diktatörlük - İslami Bilgiler - 27. Sayfa

 

DİKTATÖRLÜK

 

Diktatörlük, devletin bir kişi ya da küçük bir grup tarafından mutlak denelim altında bulun­durulduğu yönetim şeklidir. Diktatörlük teri­minin en yaygın anlamı şu özelliklerden en azından bİriya da birkaçına sahip olan otorite tipini ifade eder:

 a) Yöneticiyi (veya yönetici­leri) eylemlerinden dolayı sogruya çekecek ve­ya işten el çektirecek yasa ve adetlerin yoklu­ğu,

 b) Otoritenin gücü üzerinde sınırlamala­rın olmayışı,

 c) Önceden varolan yasaların hi­lafına yüce otoritenin kazanılması,

 d) Normal görev devir-teslim için şartların olmaması,

 e) Otoritenin yalnızca sınırlı bir grubun yararı­na kullanılması,

 f) Tcb'anın salt korku yüzün­den İtaat etmesi,») Gücün tek bir insanın elin­de toplanması,

 h) Terör uygulanması. Antik çağda, geçici diktatörlük, normal olarak devle­tin bunalım dönemlerinde olağanüstü bir hal tedbiri olarak seçilirlerdi. Roma Cumhuriyeti ise askerîkrizler esnasında diktatörler tayin et­li (terim gerçekte kökünü bu uygulamadan al­maktadır). Eski Yunan şehir devletlerinde de zaman zaman, yurttaşların birliği ciddî şekilde tehdit altında bulunduğunda. Solon gibi kim­selere yüksek kanun kuyuculuk güçlerinin ve­rildiği görüldü.

Modern dünyada ise diktatörlerin çoğu kitle hareketlerinin önderleri olarak İktidara gel­miş ve bu tür hareketleri kontrollerinde tuta­rak ve ikıidar lekeli elde etmiş siyasî partiler vasıtasıyla yönetimlerini sürdürmüşlerdir. Bu­rada diktatörler, çoğu kez bir askerî cuntanın

bir hükümet darbesinden sonra iktidarı ele ge­çirmesi suretiyle, silahlı kuvvetler arasından çıkmaktadır. Bu noktada önemli bir ayırım, halk tarafından seçilmekle yahut baskıcı ku­rumları kontrolünde bulundurma yoluyla şah­sî gücünü kullanan diktatör tipi ile, gerçekte büyük ölçüde sözde mevki sahibi olan yahut yönetici bir klik içerisinde durumu "eşitler ara­sında birinci"liktcn başka bir şey olmayan ve diktatörlüğü görünüşte kalan lider tipi arasın­da yapılabilir. Hitler, Mussolini ve Stalin ger­çek anlamda diktatör i'diler. Oysa daha yakın dönemde Sovyetler Birlİğİ'nde, şöhretini parti hiyerarşisi İçerisindeki konumuna borçlu olup Polİtbüronuıı geri kalan üyeleri ile mücadele etmek durumunda bulunan liderler büyük ihti­malle gerçek diktatörlüğü bccercmcmiş olan­lardır. Modern dünyadaki diğer önderler ara­sında İse, General de Gaulle Roma modelin­deki gibi halkın isteğiyle tayin edilmiş bir 'k-riz' diktatörü olmağa yakın görülürken. Gene­ral Franko özellikle hayatının sonlarına doğru kendi yetki alanı içerisinde kesinlikle güçlü bir idareci olarak belirmiştir.

Anayasaya dayalı bazı yönelimlerde de top­lumun içinde bulunduğu çeşitli sosyal ve siya­sal bunalımları aşabilmesi için yürütmenin ba­şında bulunan devlei veya hükümet başkanla­rına olağanüstü yetkiler verildiği ve ılımlı de­nebilecek diktatörlüklerin kurulduğu olmuş­tur. ABD, İngiltere, Fransa'da V.Cumhuriyct rejimi ve Almanya'da Wcinıar Cumhuriyeti dönemi buna örnekgösterilebilir.ABD'de baş­kanlarına, sahip oldukları geniş yetkiler sebe­biyle "seçimle gelen krallar" denmiştir.

(SBA) Bk. Cuma; Despotizm.