Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Din Psikolojisi - İslami Bilgiler - 33. Sayfa

 

DİN PSİKOLOJİSİ

 

Dinî yaşantılardakİ süreçlerin (dinde neyin, nasıl yapıldığının) modern psikolojik perspek­tiften değerlendirilmesiyle İlgili bir kavram­dır. Henüz psikolojinin bir alt dalı olarak geli­şimini tamamlamamıştır. Genci olarak sosyal psikolojinin içinde değerlendirilebilir. Din psi­kolojisinin, psikolojiyi dinî bir bakışla ele alan dinî psikoloji (religious psychology) ve din fel­sefesiyle bir ilgisi yoktur.

Dİn psikolojisinin bilim olma iddiasına rağ­men bilimsel bir tanımını yapmak imkânsız­dır. Çünkü din adı altında putperestlikten İsla­miyet'e kadar bir çok farklı inanç sisteminin bir arada melenmesi taraflı ve çelişik bir tu­tumdur. Martİmer Ostow'un dediği gibi "din psikolojisi çalışmaları, herhangi bir dinin de­ğeri ve geçerliliği hakkında bir şey söylenıeme-lidir". Oysa dinlerin etik yapıları çıkarıldığın­da ve dînî hayat tarzları psikolojinin bir dalı ol­ma amacıyla ölçülebilir, niceliksel davranışla­ra İndirgendiğinde, incelenen dinin kendisi de-

ğil, ancak modern anlamda dindar insanın davranışları olabilir. Bu nedenle bugün din psikolojisi, çeşitli psikoloji ekollerinin dine ve dindar insana bakışıyla sınırlı kalmıştır.

Din psikolojisinin tarih, dinî psikoloji ve dîn felsefesinden farklı olarak yüz yıldan öteye git­mez. İlk din psikolojisi çalışmasının Ameri­kan pragmatizminin kurucusu W.James'in 1902'de yazdığı!)//» Yaşantının Çeşitten (Vari-cties of Religous Experienccs) kitabı olduğu genellikle kabul edilir. Ama aslında kitabın ya­zılışı sırasında, modern psikolojinin ana ekol­leri henüz ortada yoktur ve James için bu çalış­ma kısa süreli bir ilgi olmuş, sonradan felsefe­ye yönelmiştir.

Modern psikoloji ekolleri içinde dinle en çok ilgilenen ve din psikolojisi anlayışları üze­rinde en çok etkili görüş, S.Freud'un psikanali­zidir. Freud'un dîn alanındaki görüşleri de, di­ğer görüşleri gibi bir çok değişikliğe uğramış­tır. 1907'de yazdığı ilk makalede dinî uygula­maları, takıntılı eylemlere benzetmekte ve her ikisinde de saplanılmış, tekrarlanan, katı davranış kalıplarının olduğunu söylemekte­dir. Ona göre dini uygulamalar, bilinç-dışı ça­tışmalardan kaçma ve onları kontrol etme amacına hizmet eden yumuşatılmış ruhsal (mental) rahatsızlıklardır. Ruh hastalığında kontrol kişinin içindedir, dinî kontrol ise kişi­ye dışardan verilir, sonradan kişinin iç kontrol sistemine alınırlar. Freud'un dinle ruh hastalı­ğını aynı zihinsel mekanizma ile açıklama giri­şimi, araştırmalraın ruh hastalıklarıyla dinî tu­tumlar arasındaki ilişkilere ve ruh hastalıkla-rındakİ belirgin dinî muhtevalara yönelmeleri­ne yol açmıştır. Örneğin fobik kaçınmanın ge-nital cinsellik korkusuyla bağlantılı olabilece­ği bir hasta dindarsa, dinî yasaklamalar onun nevrotik tiksintisini gizler ve ona destek olur... Dinî yasaklar, depresyonu olan birinde suçluluk duygusunu ve azalmış benlik saygısı­nı arttırabilir. Dinlerdeki vecd halleriyle histe­ri arasında; mistisizmle şizofreni ve paranoid durumlar arasında çarpıcı benzerlikler vardır. Bu gibi düşünceler, böyle çalışmaların ürünle­ridirler.

Frcud, daha sonra dine grup psikolojisi temelinde yaklaşmış; Bir Yanılsamanın Geleceği (1927) ve Uygarlık ve Hoşnutsuzluktan (1930) çalışmalarında ise dinin bireyin sıkıntısını ya­tıştırmanın bir yolu olabileceğini belirtmiştir. Musa ve Tektannalık'ta (1937) ise dinin insa­nın ilkel ihtiyaçlarını karşılayabileceğini, çün­kü her neslin bir öncekinden arkaik bir miras devraldığını söylemiştir. Bu son yaklaşım, dinî yaşantıya kollektif bilinçdışının arketipsel sembolleri olarak bakan C.GJung'un yaklaşı­mına benzemektedir.

Kendisi ateist olan, bireysel psikoloji ekolü­nün kurucusu AAdler ise dini, psikopatolojik bir perspektiften değil, insan psikolojisinin bir normu olarak görmekle Freud'tan ayrılır.

Başta S.Kierkegard ve P.Tillich gibi bizzat din adamı olan filozoflar olmak üzere varoluş­çu felsefeden etkilenen insancı (hümanist) psi­koloji ekolü ise dinî yaşantıya özel bir önem verir. Fakat bu ekolden psikologlar daha çok Doğu dinlerine sempati duymaktadır-lar.G.VV.AHport'un dini dışarda tutan bir psi­kolojinin tamam sayılamayacağını, fakat dini, korku ve engellemeler meydana getiren, insa­nın dine hizmet ettiği "dış" din ve sağlıklı, ol­gun insanın temel bir yanını teşkil eden dinin İnsana hizmet ettiği "iç" din diye ikiye ayırmak gerektiğini; Doğu dinlerinin iç dine daha ya­kın olduğunu söylemesi bu yaklaşımın karak­teristiklerini vermektedir. Bu yaklaşımın en çok bilinen savunucularından biri de E.Fromm'dur.

Psikolojiden dine yeni yaklaşımlar ise dinin aşkın (transcendantal) bir insan ihtiyacı oldu­ğunu belirten ve Doğu bilgeliğiyle Batı bilimi­nin sentezini kurmaya çalışan A.Maslow'un transpersonal (kişiüstü) psikoloji ekolü ve parapsİkolojik çalışmalarında görülmektedir. Fakat henüz her iki yaklaşım da genel psikolo­ji içinde önemli bir yer edinememişlerdir.

Dine modern bir gözle, bir grup organizasyo­nu formu olarak bakıldığında dinin özellikle geleneksel toplumların hayatında önemli bir yer tuttuğu görülür. Din, kişinin grup içinde yer almasını sağlar. Dinî törenler gencin eriş­kinlerin hayatına girmesini kolaylaştırır. Dinî ritüeller (ayin) bireyin kimlik kazanmasına,

tâbi olunan liderle özdeşlik kurmasına fırsat verir. Cinayet, evlilikdışı ve aileiçi cinsel ilişki­ler gibi grup içi yaşantıları bozan durumlar, dinî yaptırımlarla önlenir. Fakat modern dün­yada din önemini giderek kaybetmekte, siyasî organizasyonlar dinin eski İşlevlerini üstlen­mektedirler. Dinî hayat tarzı ise işlevlerini kıs­men marjinal gruplar içinde sürdürebilmekte­dir. Bu grupları İnceleyen din psikolojisi, bir "marjinal insan psikolojisi" haline gelmiştir.

Modern hayatta, dinin psikolojiyi ilgilendi­ren bir alanı da dinî danışmanlıktır (pastoral counseling). İlk dinî danışmanın Frcudçu bîr protestan rahip olan O.Pfister olduğu söylene­bilir. Dinî danışmanlık özellikle Hristiyan top­luluklarda hayatın bunalım dönemlerinde papaza baş vuran insanlara bir psikolojik yar­dım kurumu olarak yerleşmekte, modern danışmanlık öğrenimi yapan papaz sayısı art­maktadır.

Görüldüğü gibi din psikolojisi Batı kökenli, modern bir kavramdır. Son yıllarda Amerika kıtasındaki müslüman psikologların bir der­nek kurmaları, bu alandaki en önemli gelişme­dir. Müslüman psikologlar şimdilik, din psiko­lojisine karşı bir tavır oluşturmak yerine, Fre-udçuluk'a karşı bir başkaa psikoloji ekolünün yanında yer almaya, onunla İslamiyet arasın­da benzerlikler yakalamaya çalışmaktadırlar.

(SBA) Bk. Din; Psikoloji.