Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Diplomasi - İslami Bilgiler - 36. Sayfa

 

DİPLOMASİ

 

Millî hükümetçe kararlaştırılan dış politika­nın dışişleri, dış temsilcilikler ve diğer teşkilat-larca yürütülmesi süreci. Genellikle dış politi­ka ile diplomasi birbirine karıştırılmaktadır. Hükümetlerin uluslararası planda izlemeyi ka­rarlaştırdıkları politikalar dış politikayı oluştu­rurken, bu politikaların diğer devletlerin ka­rar vericilerine iletilmesi süreci diplomasinin konusu olmaktadır. Diplomasi, insanlık tari­hiyle beraber başlamış, ülke, devlet ve yöne­tim gibi yapıların belirginleşmesi ile birlikte gelişmiştir. Çağdaş diplomasinin başlangıcı olarak Venedik Cumhuriyeti ve Rönesans İtal­ya'sı gösterilir. Diplomatik ilişkiler ve hukuku 1815 Viyana Kongresi ve 1961 BM Diploma­tik ilişkiler ve Bağışıklıklar Konferansı ile bir sisteme sokulmuştur. Diplomasinin, sessiz dip­lomasi, konferans diplomasisi, doruk diploma­sisi, mekik diplomasisi gibi çeşitli türleri var­dır. Diplomasi başta ülkelerin siyasî-ekono-mik yapısı, yönetim tarzı, tarihi, coğrafyası ol­mak üzere çeşitli faktörlerden etkilenerek şe­killenir. Örneğin totaliter rejimlerde diploma­si esneklikten yoksun olup propagandaya önem verilir, uzmanlaşma zemini bulmak zor­dur. Bir devletin diplomasi İlişkilerini yürüten personelin tümüne "corps diplomatique" adı verilir. Diplomaside yazılı muhabereler nota, muhtıra ve neticeler İle yapılır. Bir ülke diplo­masisinin dört temel görevi olduğu kabul edil­mektedir:

 1- Hedef ve amaçların eldeki imkân­lara göre tayini,

 2- İlişki halinde bulunulan di­ğer ülkelerin amaç ve hedeflerin bilinmesi,

 3- Farklı amaç ve hedeflerin bağdaştırılması,

 4-Amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için en uygun vasıtaların belirlenmesi ve realize edilmesine çalışılması.

Son zamanlarda üst düzeyde devlet yetkilile­rinin doğrudan görüşmeler yapma yoluna git­meleri, gerektiğinde telefon diplomasisine başvurmaları, klasik diplomasinin etkisini nis­peten azaltmıştır.

İslam diplomasi teorisi için genelde fıkıh ki­taplarının siyer ve cihad bölümleri belirli bir çerçeve çizer. İbn Teymiyye, İbn Kayyım el-Cevziyye, Mâverdi, İbn Hişam, Nizâ-mü'1-Mülk, Merginani gibi âlimlerin eserleri diplomasi ve dış politikaya ilişkin bölümleri de içerir. Tek ümmet anlayışını en önemli ilke kabul eden İslam diplomasisi, diğer ülkelerle ilişkilerini bu esasa göre belirler. Bu ilişkiler bütünü içinde, Dârü'l-İslam, Dârü'1-Harb, imamet, ehl-i zımme, ehl-i baği gibi kavram­lar Önem kazanmaktadır. Hz.Muhammed'in (s) çeşitli nedenlerle sahabeden bazılarını komşu ülkelere elçi olarak gönderdiği bilin­mektedir.

Peygamber (s) döneminde İslam devleti ile gayri müslim devletler arasındaki ilişkiler, ra-sul veya sefir demlen görevlilerce yürütülmüş­tür. O dönemdeki elçilerin esas olarak İs­lam'ın yayılmasına ve diğer topluluklardan İn­sanların müslüman olmasına büyük yardımla­rı olmuştur.

Daha sonraki çağlarda; Osmanlı döneminde Avrupa ülkeleriyle diplomatik ilişkilerin yürü­tülebilmesi için İlk daimî büyükelçilik İngilte­re'de açılmış ve Yusuf Agâh Efendi 1793 yılın­da Londra'ya gönderilmiştir. Osmanlı diplo­masisi XIX.yüzyıl başında Tercüme Odası'nın kurulması, 1836 yılında ILMahmud devrinde Reisülküttaplık'ın Hariciye Nazırlığına dönüş­türülmesi ile daha sistemli bir çalışma düzeni­ne ve teşkilata kavuşmuştur. İlk Osmanlı dip­lomatlarının, Avrupa başkentlerinde müşahe­de ettikleri farklı küttür dünyası ile İktisat ve siyaset tarzının Osmanlı ülkesine aktarılması dolayısıyla Batılılaşma hareketlerinin hızlan­masında önemli katkıları olmuştur.

Cumhuriyet dönemi Türk diplomasisi, mer­kezde Dışişleri Bakanlığı ve yurtdışında Büyü­kelçilikler, Daimî Temsilcilikler ve Konsolos­luklar ile yürütülmektedir. Türk diplomasisi ve diplomatları uluslararası sistemde ve ilişki­lerde özellikle Türkiye'ye komşu ülkeler ile olan ilişkilerde önemli bir rol oynamaktadır­lar.

Ü.Taha YARDIM Bk. Dış Politika.