Doğum Kontrolü - İslami Bilgiler - 45. Sayfa
DOĞUM KONTROLÜ
Çocuk düşürme ve aldırma, gebeliği önleyici önlemler alma, kısırlaştırma gibi yollarla doğurganlığı kontrol altına alarak doğumlar arası süreyi ve doğum sayısını ayarlamayı amaçlayan kısıtlama yöntemlerinin tümüne doğum kontrolü adı verilir. Nüfus Planlaması, aile plan/aması da denilir.
Gebelik öncesi ve sonrası olmak üzere iki ayrı dönemde farklı yöntemlerle gerçekleştirilen bu uygulamayı, gözlenen amaçlar yönünden üç ayrı düzlemde irdelemek mümkündür: 1- Kişisel bakımdan doğum kontrolü: Özellİk-lc feminist eğilimlerin ortaya çıkışından ve etkin olmaya başlayışından sonra kadını İstemediği çocuktan kurtarma amacıyla uygulanan yöntem; 2- Mikro-ekonomik yönden, aileplan-laıûası: Geçim ve eğitim şartlarının ağır olduğu gerekçesiyle ailelerin yetiştirebilecekleri sayıda çocuk edinmesi gerektiği düşüncesinin vurgulanmasıyla gündeme getirilen öneri; 3-Makro-ekonomik açıdan, nüfus planlaması: Ekonomik büyüme ve kalkınma hesaplarının orta-vadeli planlamalara dayandırılmasından ötürü, nüfus artışının olumsuz bir etken olarak işlev vermekte bulunduğu noktasından çıkılarak uygulamaya konulan plan.
Buna bir de, bunların tümünün temelinde yatan TMalthus'un "kaynaklar aritmetik olarak artarken, nüfus geometrik diziyle artmaktadır" gerekçesine dayalı "dünyada açlık tehlikesi" korkusunu ekleyebiliriz. Geniş çaplı ve sürekli etkileme ve güdümlcme kampanyalarıyla kadınların, ailelerin ve halta devletlerin özendirilmesine karşın, adına ister doğum kontrolü, isler aile planlaması, isterse nüfus planlaması denilsin bu yöntem ve uygulama bir çok yanlış varsayımlar üzerine oturmaktadır.
Nitekim, doğum olayının kadının biyolojik ve psikolojik açıdan sağlıklı ve dengeli kalabilmesinde başlıca etken olduğu, doğumdan kaçınmanın kadını daha yeni ve çüzümsüz kimi sorunlarla karşı karşıya getirdiği ve bu sorunların çocuk veya çok çocuk doğurmadan ötürü karşılaşilagelen sorunlara göre çok daha büyük ve yıpratıcı bulunduğu, "insan sağlığfy-le uğraşan uzmanlarca belirlendiği gibi; çok çocuklu ailelerin de karşılaştıkları açmazların gerçekte çocukların çokluğundan değil, özendirmelerle ayakta tutulan "küçük aile" biriminin yetersizliğinden kaynaklanan bir "küçük aile sorunu" olarak ele alınmak gerektiği ailenin doğal çerçevesinin korunması durumunda çocuk sayısının kesinlikle "olumlu" ve "yararlı" bir öğe olarak işlev vereceği gibi hususlar herkesin kolaylıkla gözlemleyebileceği bir gerçektir. Öte yandan, uzun-vadeli ekonomik planların perspektifinde değerlendirilmesi durumunda nüfus artışının hareketlendirici bir öğe olarak işlev vereceği gerçeği de gözardı edilmektedir.
Tüm bu gerçeklere karşın, bunu vurgulayan bilim adamları ve uzmanların seslerine kulak tıkanarak kampanyaların hala sürdürülmesinin sebebi araştırıldığındaysa, karşılaşılacak tek gerçek gerekçe, yeryüzünün statükosunu ve sürmekte olan dengeleri koruma kaygısı olacaktır. Allah'ın insanların geçinebilmeleri için gerekli tüm imkanlarla donatmış bulunduğu Yeryüzün'deki yeterli kaynaklan, içine düştüğü rasyonalizm ve pozitivizm kuyusunun dibinden "kıl kaynak" olarak değerlendiren Batı İnsanı, pastadan aldığı büyük payın sürme güvencesini yeryüzünün kapılarını başkalarına kapamakta bulmuştur. Çünkü, buna bir de tarihteki "kavimler göçü"nün etkisini, Batılının bukorkulu düşten kurtulmayıyım eklersek, doğum kontrolü için sürdürülen gönüllü ve insancıl çırpınışlar daha aydınlık bir biçimde değerlendirilebilir.
(SBA) Bk. Cinsellik; Feminizm; Kadın.
İslami Okul Okulların En Önemlisi