Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Doğum Kontrolü - İslami Bilgiler - 45. Sayfa

 

DOĞUM KONTROLÜ

 

Çocuk düşürme ve aldırma, gebeliği önleyici önlemler alma, kısırlaştırma gibi yollarla do­ğurganlığı kontrol altına alarak doğumlar ara­sı süreyi ve doğum sayısını ayarlamayı amaçla­yan kısıtlama yöntemlerinin tümüne doğum kontrolü adı verilir. Nüfus Planlaması, aile plan/aması da denilir.

Gebelik öncesi ve sonrası olmak üzere iki ay­rı dönemde farklı yöntemlerle gerçekleştiri­len bu uygulamayı, gözlenen amaçlar yönün­den üç ayrı düzlemde irdelemek mümkündür: 1- Kişisel bakımdan doğum kontrolü: Özellİk-lc feminist eğilimlerin ortaya çıkışından ve et­kin olmaya başlayışından sonra kadını İsteme­diği çocuktan kurtarma amacıyla uygulanan yöntem; 2- Mikro-ekonomik yönden, aileplan-laıûası: Geçim ve eğitim şartlarının ağır oldu­ğu gerekçesiyle ailelerin yetiştirebilecekleri sa­yıda çocuk edinmesi gerektiği düşüncesinin vurgulanmasıyla gündeme getirilen öneri; 3-Makro-ekonomik açıdan, nüfus planlaması: Ekonomik büyüme ve kalkınma hesaplarının orta-vadeli planlamalara dayandırılmasından ötürü, nüfus artışının olumsuz bir etken ola­rak işlev vermekte bulunduğu noktasından çı­kılarak uygulamaya konulan plan.

Buna bir de, bunların tümünün temelinde yatan TMalthus'un "kaynaklar aritmetik ola­rak artarken, nüfus geometrik diziyle artmak­tadır" gerekçesine dayalı "dünyada açlık tehli­kesi" korkusunu ekleyebiliriz. Geniş çaplı ve sürekli etkileme ve güdümlcme kampanyala­rıyla kadınların, ailelerin ve halta devletlerin özendirilmesine karşın, adına ister doğum kontrolü, isler aile planlaması, isterse nüfus planlaması denilsin bu yöntem ve uygulama bir çok yanlış varsayımlar üzerine oturmakta­dır.

Nitekim, doğum olayının kadının biyolojik ve psikolojik açıdan sağlıklı ve dengeli kalabil­mesinde başlıca etken olduğu, doğumdan ka­çınmanın kadını daha yeni ve çüzümsüz kimi sorunlarla karşı karşıya getirdiği ve bu sorun­ların çocuk veya çok çocuk doğurmadan ötü­rü karşılaşilagelen sorunlara göre çok daha büyük ve yıpratıcı bulunduğu, "insan sağlığfy-le uğraşan uzmanlarca belirlendiği gibi; çok çocuklu ailelerin de karşılaştıkları açmazların gerçekte çocukların çokluğundan değil, özen­dirmelerle ayakta tutulan "küçük aile" birimi­nin yetersizliğinden kaynaklanan bir "küçük aile sorunu" olarak ele alınmak gerektiği aile­nin doğal çerçevesinin korunması durumunda çocuk sayısının kesinlikle "olumlu" ve "yararlı" bir öğe olarak işlev vereceği gibi hususlar her­kesin kolaylıkla gözlemleyebileceği bir gerçek­tir. Öte yandan, uzun-vadeli ekonomik planla­rın perspektifinde değerlendirilmesi durumun­da nüfus artışının hareketlendirici bir öğe ola­rak işlev vereceği gerçeği de gözardı edilmek­tedir.

Tüm bu gerçeklere karşın, bunu vurgulayan bilim adamları ve uzmanların seslerine kulak tıkanarak kampanyaların hala sürdürülmesi­nin sebebi araştırıldığındaysa, karşılaşılacak tek gerçek gerekçe, yeryüzünün statükosunu ve sürmekte olan dengeleri koruma kaygısı olacaktır. Allah'ın insanların geçinebilmeleri için gerekli tüm imkanlarla donatmış bulundu­ğu Yeryüzün'deki yeterli kaynaklan, içine düş­tüğü rasyonalizm ve pozitivizm kuyusunun di­binden "kıl kaynak" olarak değerlendiren Batı İnsanı, pastadan aldığı büyük payın sürme gü­vencesini yeryüzünün kapılarını başkalarına kapamakta bulmuştur. Çünkü, buna bir de ta­rihteki "kavimler göçü"nün etkisini, Batılının bukorkulu düşten kurtulmayıyım eklersek, do­ğum kontrolü için sürdürülen gönüllü ve in­sancıl çırpınışlar daha aydınlık bir biçimde de­ğerlendirilebilir.

(SBA) Bk. Cinsellik; Feminizm; Kadın.