Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

DOĞU PSİKOLOJİSİ - 46. Sayfa

 

DOĞU PSİKOLOJİSİ

 

Doğu psikolojisi yeni kullanıma girmiş bir te-

rim olup psikolojide Doğulu ve Batılı tavırla­rın ortak bir yöntem ve çatı içerisinde bütün­leştirilmesini amaçlayan yaklaşımla şekillen­miştir. Doğu psikolojisi genellikle gerçeğe sez­gisel yoldan ve manevî temrinlerle ulaşılabile­ceği görüşünü yansıtır ve bu yönüyle de gerçe­ğe deneysel açıdan yaklaşan Batı psikolojisin­den ayrılır.

Doğu, yüzyılımızın ikinci yarısından önce, psikiyatri tarihine yalnızca ilk ve ortaçağlarda ruh hastalıklarının durumu başlığı altında ko­nu oluyor ya da ruh sağlığı hizmetlerinin geri kalmış alanlarda yürütülme güçlükleri veya kültürlere özgü psikolojik durumlarda Do-ğu'dan söz ediliyordu. Batılı halk ve aydınlar katında Doğu kavramı, egzotik anlamlar çağ­rıştırıyordu. Ancak yüzyılımızın ikinci yarısın­dan itibaren Doğu kavramının psikiyatri ve psikoloji çevrelerinde çağrıştırdığı anlamlar­da önemli değişiklikler oldu.

Bu değişimi sağlayan faktörlerden en önem­lisi, daha önce Çin ve Japonya dışına çıkama­mış Zen Budizm'in Batı düşüncesini de bilen bir Zen ustası olan Dr.D.T.Suzukİ aracılığıyla Batılı düşü nü r, sanatçı ve failim adamlarına ak­tarılmasıdır. Suzuki, yaptığı bu çalışmalarda özellikle Zen Budizm'in bir yaşama sanatı ol­duğunu vurgulamıştır. Onun çalışmaları saye­sinde Batılı bir çok aydının Zen Budizm nez-dinde (Budizm, Hinduizm, Taoculuk gibi) Do­ğu dinlerine ilgileri artmış, bu konuda bir çok popüler kitap yayınlanmıştır. Ünlü psikolog Cari Gustav Jung'un Suzuki'nin Zen Budizm kitabına ön söz yazması. Karen Horney ve di­ğer bir çok psikiyatr ve psikologun konuyla ya­kından ilgilenmeleri, Suzuki'nin bu insanlarla bizzat toplantılar yapması. Zen Budizm'in tak­dir ve kabul görmesine yol açmıştır. Erich Fromm, Zen Budizm'in öğretilerini daha son­ra "İnsancı Psikoloji" adını verdiği teorisinin köşe taşlarından biri yapmıştır. Doğu dinleri­ne bu ilgi aydınlarla sınırlı kalmayıp özellikle gençler arasında da sürmüş; bir çok genç Do-ğu'nun yaşama sanatını benimseyerek öğren­meye çalışmıştır.

Geriye doğru dönülerek bir değerlendirme yapıldığında, Batı'daki hümanist psikoloji yaktaşımlarının, batılı hayat tarzına karşı çıkan Beatnikler, Karşı Kültür Hareketi ve hatta 1968 Gençlik Hareketi ve Yeşiller gibi hare­ketlerin ortaya çıkışlarında bu Doğu etkisi be­lirgin olarak görülür.

Psikoloji ve psikiyatrideki Doğu kavramının Çağrıştırdığı anlam değişikliğine sebep olan İkinci önemli faktör, Doğu dinlerindeki uygu­lamaların birer tedavi tekniği olarak kabul edilmesine yol açan gelişmelerdir. Batıda Do­ğu kültürünün etkisinin yayılmasıyla Önce Yo­ga, meditasyon gibi teknikler, gevşeme ama­cıyla kendi kendine birçok kişi tarafından uy­gulanmaya başlanmıştır. Bunu daha sonra Hintli keşiş Maharishi Mahesh Yogi'nİn basit­leştirilmiş ve batılılaştırılmış bir meditasyon tekniği olan Transandantal Medİtasyon'u ge­liştirmesi ve öğrencilerinin uluslararası bir topluluk kurabilecek kadar artması izlemiştir. Bu tekniklerin etkilerinin deneysel çalışmalar­la İspatlanmasının ardından (örneğin medi­tasyon sırasında kas gerginliğinde, duygusal ve duyusal tepki vermede, kalp atışlarında, kandaki laktat konsantrasyonunda azalmalar olurken deri direnci hızla artmaktadır. Bunlar ruhsal gerginliğin kaybolmasının işaretleri­dir.) Bugün psikolojik, hatta bedensel rahat­sızlıkların tedavisindeki etkileri tartışılmaya başlanmıştır. Doğu kültürünün psikolojik te­daviye yansıdığı bir diğer alan ise cinsel işlev bozukluklarının tedavisidir. Doğu dinlerine bağlı olan insanların cinsel yaşantı biçimleri, iyileştirici sevişme teknikleri olarak Özellikle erken boşalma ve orgazm olamama problem­lerine karşı Önerilmektedir.

Doğu kültürünün Batı psikolojisine etkile­rinden en belirgin olanı ise son yıllarda Abra-ham Maslow'un kurduğu kişi üstü (transperso-nal) piskoloji ekolüdür. Maslow, kısaca Doğu bilgeliğiyle Batı bitiminin psikolojideki sente­zi diye tanımlanabilecek kişi üstü psikolojiyi, psikoanaliz, davranışçılık ve insancı psikoloji­den sonra psikolojide dördüncü güç olarak görmektedir. Bir başka deyişle, Doğu Psikolo­jisi kavramı, bugün Batı'da yeni bir yaşama sa­natı öğretisi, potansiyel bir tedavi tekniği ve yeni bir psikoloji ekolünün temel bir unsuru

anlamına gelmektedir. Kavramın özünü ise Zcn Budizm oluşturmaktadır.

Erich Fromm'a göre Zcn Budizm, Hintlinin akılcı ve soyut düşünce biçimiyle, Çinlinin so­muta ve gerçekliğe dönük zihin yapısının bir karışımı olan aydınlanma yolu (satori) demek­tir. Batı kültürü ise insanın otomatlaştiğı, ken­disine ve tabiata yaban cılaştığı bir bunalımı ya­şıyor. Batı bu noktaya, Descartes'tan itibaren insanının düşünce İle duygusunun arasını aç­masıyla; duygusal yaşantıların akıl dışı kabul edilerek reddedilmesiyle gelmiştir. Batılı İn­san, maddî alanda birçok başarılar kazanmış, fakat bunlar kendi iç dünyasının anlamını kay­betmesi pahasına olmuştur. Sonuç, yalnızlık, güvensizlik, anlamsızlık, korku ve mutsuzluk­tur. Batı dinlerinde Tanrı (God), tabiat üstü kurtarıcı bir baba olarak görülmektedir. İn­san gerçeğine uymayan, onun kendi yolunu iz­leyerek aydınlanmasına engel olan bu din an­layışı Batı insanının sorunlarına çözüm bula­maz.

VVİlliam Barrett'e göre ise Batı kültürü Mu-sevİlik'İnveEski Yunan'ın eseridir. Her iki da­yanağı da ikicidir (dualist).Muscvilik'tenTan-rı'nııı insandan koparılması, Yunan'dan ru­hun maddeden koparılmasını miras olarak al­mıştır. Batı kültürü kendi problemlerine çözü­mü kendi kültür mirası içinde arama anlayışı­nı bırakmalıdır.

Görüldüğü gibi hem Fromın, hem Barrett ve onlar gibi düşünen bir çok kişi. Batı insanı­nın mutlu olması için Doğu'ya yönelmesi ge­rektiği konusunda birleşmektedirler.

Batı psikolojisi içindeki yüzyılımızın ikinci yarısında başlayan bu Doğu etkisi ne zamana kadar sürecek? Batılılar kimi aydınlarının önerdikleri bu yeni yaşama sanatını öğrenip benimseyecekler mi, yoksa Doğu'nun yaşantı biçimleri Baıı'nın modern kurumlarında uygu­lanan birer tedavi tekniği olarak mı kalacak? Bütün bu sorulara verilecek cevaplar. Doğu psikolojisi kavramının gelecekte alabileceği muhtevaları belirleyecektir.

Doğu psikolojisi ve Doğu dinleri ile ilgili ya-yıniarda İslam dinine bakış çok farklıdır. İs­lam'ın Batılı bir din olarak kabul eden görüşlere olduğu kadar, özellikle İslam tasavvufu'nu mistisizm genel başlığı altında Doğu dinleri arasında sayan görüşlere de rastlanabilmekte-dir. Burada İslam dini her İki bakışın hataları içine de düşmemek için değerlendirmeden uzak tutulmuştur.

(SBA) Ekz.: Psikoloji.