Muhtelif - 50. Sayfa
DUYU
Duyu organlarımız aracılığıyla beden alanı ya da dış çevreden gelen uyaranların toplanması işlemine, beyin kabuğunda bilgi oluşumunun algılamadan sonraki aşamasına ve duyu organlarımızın ve beyin kabuğu dışındaki sinir sistemimizin yaptıkları işe duyu adı verilir.
Duyular bizim bilgi kanallarımızdır. Onlar aracılığıyla duyu organlarının bedenimiz ve dış dünyadan yaptıkları algılamalar bilgi oluşturulmak üzere beyin kabuğuna iletilir.
Genellikle beş duyu olarak adlandırılmalarına rağmen biyolojik araştırmalar sonucunda duyularımızın daha fazla oldukları ve karmadık bağlantıları bulunduğu ortaya konmuştur. Örneğin en azından dört iane ayrı deri duyusu vardır: Soğuk, sıcak, ağrı, dokunma... Yine ayrıca uzayda bedenimizin konumunu ve kaslarımızın gerginlik halini "kinestezi" duyumuz aracılığıyla biliriz. Fakat bu duyumuzdan ve kaslara, kirişlere yerleşmiş kinestezi duyu organlarımızdan genellikle haberimiz yoktur. Vcstibuler duyu denilen ve dengemizi sağlayan duyumuz ise çok daha karmaşıktır. Faaliyetlerini iç kulak, beyincik, omuriliğin arka kordonu ve gözler aracılığıyla sürdürür; bütün bu organlar birbirleriyle bağlantılıdırlar.
Her duyumuz bir sisteme, özel iletişim yollarina ve uyarılması sonucu özel bir yaşantıya sahiptir. Aslında uyarıyı veren dış dünya değil, sİ-nir sistemimizdeki uyarılma sonucu oluşan çalışmadır yaşadığımız. Yani nesneleri değil, nesnelere tekabül eden sinir sistemi çalışmasını biliriz.
Duyu sisteminin çalışması bir ulaşım şebekesine benzetilebilir. En uçta uyaranlar: almak üzere uzmanlaşmış bîr alıcı (reseptör) vardır. Alıcıdan uyarıların ayrıştirildiği, bütünleştirildiği ve değerlendirme süzgecinden geçirildiği beyin kabuğuna sinir liflerinden oluşan bir ana yol gider. Bu ana yol üstünde ara yollar ve ara istasyonlar bulunur. Atıcı, bir hücre ya da hücre grubundan oluşur. Gelen uyarı taşıdığı enerji yüküne göre alıcı yapılarında bir değişiklik yapar, gelen her tür enerji fiziksel enerjiye çevrilir. Bu işleme ıransdüksiyon denir. Fakat her alıcının belirli şuurlar içindeki uyarıları alma kapasitesi ve uyarıdan gelen enerjinin alıcıda bir etki yapabilmesi İçin belli bir eşik enerjisine ihtiyaç vardır. Örneğin ancak saniyede 2ü ile 20.000 titreşim yapan mekanik enerjiyi kulağımız hissedebilir.
Duyu, aslında bir yönüyle de felsefi bir sorundur. Çünkü bilgi teorisinin (epistemoloji) kurulmasında önemli bir kavramdır, örneğin duyunun yukarıdaki biçimde ele almışı, Dcs-cartes ve Helnıholtz'un mekanistik İnsan görüşlerine, dışardaki değişik uyaranların organizmada da değişiklik yapması şeklindeki pozi-tivistik yaklaşıma uygun düşmektedir. Halbuki Sufıreverdî'nin işrakî anlayışına göre, örneğin görmede önemli olan traıısdüksiyoıı değildir. Görme görenin ruhu ile eşyanın ışığı arasındaki etkileşimden oluşmaktadır.
(SBA)
İslami Okul Okulların En Önemlisi