Einfühlung - İslami Bilgiler - 6. Sayfa
EİNFÜHLUNG
Nesnelerle duygusal bir özdeşlik ilgisi kurma, kendini bir başkasının yerine koyma olayına Einfühhmg (Özdeşleyim) adı verilir. Einfühlung olayında biz, nesneleri içinden kavrar ve yaşarız. Ama bu nesnelerde kavradığımız, yaşadığımız şey, nesnenin kendisi değil, nesneye yüklenen, yüklediğimiz kendi duygulurımız-dır. Örneğin yıkık bir ahşap ev karşısında duyduğumuz eziklik ve burukluk, eve değil, kendimize ait bir duygudur. Fakat bu eziklik ve burukluk duygusunu kendimizde değil, o yıkık evde yaşarız. Yine dalgalı bir deniz karşısında duyduğumuz coşkunluk duygusunu, yine kendimizde değil, o dalgalı denizde yaşarız. Bu örneklerden anlaşıldığı gibi, biz nesnelerle aramızda bir özdeşlik ilgisi kuruyor, sahip olduğumuz duygulan nesnelere yükleyerek sanki onlarla özdeşlemiyoruz. İşte bu özdeşleşme Ein-fühlung olayını meydana getiriyor.
Einfühlung'un psikolojik bir olay olmakla birlikte, fizyolojik temelinin olduğu da kabul edilir. Kuinz'e göre bu Carpenter'in bulduğu İdco-motorik fenomendedir, örneğin şoförün yanında oturan birisinin onunla birlikle frene ya da gaza basması gibi.
Einfühlung olayını psikoloji ve psikolojik estetik yönünden en iyi açıklayan düşünür The-odor Lipss'dİr. Lipps'in çıkış noktası insanın kavrayıcı etkinliği kavramıdır. Lipss'e göre her duyulur obje, ben için var olduğu sürece iki öğenin, duyulur veri ile benin kavrayıcı etkinliğinin bileşkesidir. Kişiyi hazza, estetik hazza götüren bütün psikolojik süreç, özdeşleyim olarak belirlenir. Yani bütün estetik süreç Lipps için bir Einfühlung sürecinden başka birşey değildir.
Einfühlungda biz kendimizden haz duyuyoruz, ama kendi varlığımızın dışında bulunan bir obje dolayısıyla kendimizden haz duyarız. Kendi dışımızda böyle bir obje olmadan özdeşleyim olayı meydana gelmez.
Sanatta Einfühlung ise, bir sanat eseriyle onu algılayıp izleyen kişinin duyumsal bütün-leşmesidir. Bu kavram daha çok sanat eserinin kişiyi etkileme gücünü veya etkilemenin işleyiş tarzını açıklamak için kullanılır.
Einfühlung, kişinin bir sanat eserini veya herhangi bir eseri, kendi içinde yaşadığı gerçekler dünyasının bir parçası olarak görmeyip, aksine, eserin dünyası içine girip, eserden o sanatsal gerçeklik dünyasında bütünleşerek etkilendiği teorisine dayanır.
Yüksel KANAR
İslami Okul Okulların En Önemlisi