Emperyalizm - İslami Bilgiler - 17. Sayfa
EMPERYALİZM
Bir devletin kendi sınırları dışında yaşayan halkların üzerinde denelim kurmak, diğer devletler aleyhine genişleyebilmek, onlara siyasal, ekonomik veya kültürel gücünü kabul ettirebilmek amacıyla giriştiği faaliyetler ve izlediği politika. Lenin'c göre kapitalizmin en yüksek aşaması.
İlk kez emperyalizm deyimi İngiltere'de 1870'lerde günümüzdeki anlamından oldukça farklı bir anlamda kullanılmış, imparatorluk rejimi taraftarlarına bu sıfat verilmiştir. Disra-eli emperyalist olmakla öğünnıüş, Joseph Chambcrlaİn ve daha sonra Winston Churc-lıill ingiliz emperyalizmi düşüncesini geliştirmişlerdir. Sömürgelerin dağılmasını önlemek ve onları bir federasyon içinde toplamak için hazırlanmış, olan programa "Emperyal federasyon" ve bu programı gerçekleştirmek için İzlenen politikaya da "emperyalist politika" denmiştir. XX.yüzyılda, Marksizmin de etkisi ile emperyalizm, karşı olunan politikaları küçük düşürmek amacıyla tahkir edici bir kelime ve siyasal alanda bîr karalama aracı olarak kullanılmıştır.
İmapartorluk kurma isteği ve eğilimi, emperyalizmin başlıca nedeni olmuştur. Tarihte imparatorluk kurmak amacıyla pek çok devlet emperyalist politika izlemiş ve kuvvete dayanarak genişlemeye çalışmışlardır. Pers İmparatorluğu, Büyük İskender'in kurduğu İmparatorluk, daha sonra Roma ve Bizans İmparatorlukları döneminde emperyalizm zirveye ulaşmıştır. XVl.yüzyıldan itibaren emperyalizmin sömürgecilik yönü daha belirgin hal almıştır. Fransa, İngiltere, Portekiz, İspanya ve Felemenk Devletleri Afrika, Güney Asya ve Amerika'ya kadar yayılan sömürgeciliğe dayalı imparatorluklar kurmuşlardır. XlX.yüzyılda bu emperyalist imparatorluklara Rusya, İtalya, Almanya, Japonya ve ABD de katılmışlardır. I.Dünya Savaşından sonra Almanya, İtalya ve Japonya emperyalist politikayı sürdürmüşlerdir. Kuvvet yoluyla genişlemeyi, imparatorluk kurmayı, ırk, kuvvet, kültür, ekonomi vb. faktörlerle haklı çıkarmaya çalışan emperyalizm teorileri, II.Dünya Savaşından sonra canlılığını kaybettilerse de, farklı şekillerde yaşamaya devam etmişlerdir. Günümüzde SSCB ve ABD birer İmparatorlukturlar ve İzledikleri politikaların emperyalizm politikası olduğu belirtilmiştir. II.Dünya Savaşı sonrasında kurulan İki kutuplu uluslararası sistemin temsilcileri olan ABD ve SSCB askerî, İktisadî ve kültürel alanlarda üstünlük kurmak ve genişlemek hedefine yönelmişlerdir. ABD Batı Avrupa'ya, SSCB de Doğu Avrupa'ya egemen olmuştur. İsrail'in Filistin halkına, Güney Afrika'nın Namibya'ya karşı İzledikleri politikaları da emperyalizm politikası şeklinde değerlendirmek gerekir.
Emperyalizm, genişlemede kullandığı temel alan itibariyle birkaç türe ayrılmıştır. Siyasal emperyalizm yoluyla tarihte uzun ve kısa ömürlü imparatorluklar kurulmuştur, iktisadî nedenler, üstünlük hırsı, hanedan kavgaları ve dinî sebepler siyasal emperyalizmde önemli rol oynamışlardır. Nispeten yeni sayılabilen iktisadî emperyalizmin doğuşu kapitalizmin gelişmesiyle olmuştur. Kapitalist sanayinin gelişmesi bir yandan ham maddeye duyulan ihtiyacı artırmış, diğer yandan yeni pazarların bulunmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle kapitalist sanayi devletleri dünyayı paylaşma yarışma girmişler ve sömürgecilik politikasına önem vermişlerdir. İktisadî emperyalizm böyle bir sürecin sonucu oluşmuştur. Nüfus fazlasını yerleştirmek amacıyla demografik emperyalizm, bir dinin inancını yayma gayesine yönelik genişleme, dinî emperyalizm şeklinde ortaya çıkmıştır.
Bİr devleti emperyalizm politikasını izlemeye sevkeden çeşitli nedenler üzerinde durulmuştur. Yukarıda değinildiği gibi ham madde temini ve yeni pazarlar bulma amacına yönelik iktisadî nedenler, devletlerin emperyalizm politikası izlemelerinde ana etkenlerden biri olmuştur. Stratejik ve güvenlik nedenleriyle de devletler bazı ülkeleri ve bölgeleri ele geçirmeye yönelmişlerdir. Emperyalizm İle devletlerin yöneticilerinin tabiatı arasında da İlişki kurulmuştur. Irk, kültür, medeniyet vb. nitelikler açısından üstün olduğuna inanan yöneticiler diğer toplumlar üzerinde egemenlik kurma hakkını kendilerinde görmüşlerdir. Hİtlcr, Mussolini, Stalİn gibi liderler buna örnek verilebilir. Bazı ülkeler izledikleri emperyalizm politikalarırtı ahlakî görüşlere dayandırmak istemiş, halkı zorba İdarecilerden kurtaran ve üstün bir hayat yaşaiyıalarım sağlayan bir politika olarak sunmuşlardır. H.Morgenthau, zaferle biten savaş, yenik düşülen savaş ve zayıf
ve güçsüz olma gibi üç değişik durumun emperyalizme gidenyollar olduğunu; emperyalizmin dünya imparatorluğu kurmak, kıtaya egemen olmak veya yerel üstünlük sağlamak şeklinde üç temel amacı olduğunu; askerî, ekonomik ve kültürel olmak üzere üç yöntemi bulunduğunu belirtmiştir.
Davut DURSUN Bk. Sömürgecilik; Süper Güçler.
İslami Okul Okulların En Önemlisi