Enflasyon - İslami Bilgiler - 18. Sayfa
ENFLASYON
Bir ekonomide genel fiyat düzeyindeki sürekli ve ısrarlı artış sürecine enflasyon adı verilir. Genel kabul görmüş bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, bir ya da birkaç mal ve hizmet fiyatıyla sınırlanmış artışlar ya da bir defaya mahsusu ve süreklilik arzetmeyen fiyat artışları enflasyon tanımına girmemektedir. Enflasyon bir süreçtir. Enflasyon genel fiyat düzeyinde gözlenen sürekli ve ısrarlı artışlar şeklinde olduğundan bu artışların hangi nedenlerden kaynaklandığını belirlemek son derece önemlidir. Bu nedenler şöyle sıralanabilir:
1- Aşırı Talep: Fiziki üretim genişlemesinin üzerine çıkan parasal genişleme, ekonomide aşırı talep yaratarak enflasyona yol açar. Parasal genişleme devletin bütçe açıklarının Merkez Bankası kaynağından finanse edilmesi (para basılması), para otoritelerince sürdürülen genişleyici para/kredi politikaları sonucu ortaya çıkar. Faiz oranlarının para otoritelerince veri para arzı miktarında para talebinin altında belirlenmesi ve tutulmaya çalışılması da parasal genişlemenin bir nedenidir; zira belirlenen faiz oranında para talebinin karşılanması ancak para arzında genişleme İle mümkün olacaktır. Enflasyon süreci hangi nedenlerle başlamış olursa olsun, süreklilik arzetmesi ancak parasal genişlemenin sürekli olmasına bağlıdır. Parasal genişleme ile desteklenmeyen fiyat artışları sürekli ve ısrarlı fiyat artışlarına (enflasyona) dönüşmez.
2- Kısa Dönemde Azalan Marjinal Verim: Bütün sermaye ve emek girdileri homojen ve aynı verimlilikte olsa bile, kısa vadede üretim genişlemesi diğer üretim girdilerinde karştlaşılabilecek darboğazlar (yönetim, hammadde, döviz, enerji, altyapı vb.den kaynaklanan darboğazlar) marjinal verimin azalmasına yol açabilir. Kaldı ki, tüm üretim faktörleri tam homojen ve birbirine tam ikame edilebilir bir yapıda da değildir. Azalan verimliliğin geçerli olduğu şartlarda, her marjinal ürün daha fazla üretim girdisinin kullanımını gerektirecek, azalan marjinal verim altında girdi gelirlerinin (kâr marjları, ücretler) nominal olarak sabit kalması ancak birim ürün fiyatının artışı ile mümkün olacaktır. Bu tip fiyat artışları üretim artışı devam elliği sürece geçerli olacak, artışın durması ile birlikte ortadan kalkacaktır. Gelişmekle olan ülkelerde üretimin kısa vadede hızlı artışı, ekonomide kısa vadede aşılması zor döviz, enerji, altyapı gibi darboğazlar nedeniyle fiyat baskılarına yol açmaktadır. İşgücü açısından istihdama yakın olan ve döviz, enerji, altyapı vb. darboğazların sözko-nusu olmadığı gelişmiş ekonomilerde ise, kısa vadede hızlı üretim artışı işgücü piyasasında taleb baskısı yaratarak ücret ve fiyat baskılarına yol açmaktadır.
3- Sosyoekonomik Gelir Grupları Arasındaki Gelir Çekişmesi: Geleneksel fiyat teorisi, tam rekabet şartları altında denge fiyatlarının nasıl belirleneceğini açıklamaya yöneliktir. Bu çerçevede, tüm ekonomik birimler, üretici ya da tüketici, piyasada "gayri-şahsi" tarzda oluşan fiyatları "veri" kabul eder ve "fiyat belirleyici" değildir. Geleneksel teori fiyat oluşum sürecini belirli bir basitlik ve genelleme içinde ele almış, fazla ayrıntıya girmemiştir. Ne var-kİ, modern bir sanayi ekonomisinde fiyat oluşum süreci geleneksel teorinin basitliği ve genelliği içinde ele alınamamaktadır. Modern sanayi ve ekonomik yapı, fiyatların kendi kendine otonom bir şekilde "gayrİ-şahsİ" bir piyasada oluşmasına imkân tanımamakta, fiyatlar çoğu kez kurum ve belirli kişilerce belirlenmektedir. Fiyatlar kişiler, kurumlar ya da organize gruplar (işveren sendika ve kuruluşları, İşçi sendikaları, mesleki gruplar) tarafından belirleniyorsa, özellikle enflasyon olgusunun açıklanması bakımından bu fiyat belirleyici grupların amaç ve davranış tarzları önem kazanmak-
tadır. Bu gruplar açısından önemli olan mutlak fiyatlar değil, her grubun kendi fiyatının diğer «ruhların fiyatına göre nİsbİ konumudur.
Zira kısa vadede sabit ya da çok az artış gösteren reel milli gelirden daha fazla pay almak, ancak grubun arzetlİğİ mal ve hizmetlerin nİs-bi fiyaunıyükseltmesiyoluyla mümkün olacaktır. Grup açısından bunun mümkün olup olmaması kritik biçimde diğer grupların tepki ve karşı davranışlarına bağlı olacaktır. Burada grupların karşılıklı dinamik etkileşimi ve gelir Çekişmesi fiyat artışlarında kısır bir döngünün oluşmasına ve fiyat artışlarında sürekliliğe neden olabilmektedir. Geleneksel teori fiyat olu-şum sürecinde ekonomide organize grupların mevcudiyeti ve etkilerini, karşılıklı dinamik etkileşim ve siyasal iktidar üzerindeki etkilerini hesaba katmamakla, bu yönüyle enflasyonu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Fiyatların oluşmasında, bir yanda sanayi sektöründe sanayici ve müteşebbis grubların ve işçi sendikalarının, diğer yanda siyasal İktidar tarafından -oy kaygularıyla- desteklendiği ölçüde tarım sektörünün gelir çekişmesindekİ karşılıklı dİ-namik etkileşimi hesaba katılmadıkça enflasyonun açıklaması yetersiz kalacaktır.
4- İıhal Enflasyon: Ulusal paranın, dış değerinin sürekli biçimde düştüğü durumlarda dış fiyatlar sabit kalsa dahi ithal mallarındaki fiyat artışları yoluyla iç fiyatlar -ekonominin dışa bağımlılığı ölçüsünde -körüklenecektir. İÇ-dış enflasyon farkları devamlılık ar/ettiği sürece ulusal paranın değeri de düşmeye devam edecek, enflasyon üzerinde tekrar geri— besleme yapılacaktır.
5- Enflasyon Beklentileri: Enflasyon beklentileri enflasyonun devamlılığı ve hızlanmasında son derece Önemli bir faktördür. Fiyat belirleme gücüne sahip gruplar enflasyonun gelecekteki seyrine ilişkin beklentilerine dayana-rakbugünkü kararlarında bu beklentilerini hesaba kalarak fiyatlarını o t ar/da oluşturacaklardır.
Yüksek ve değişken oranlı enflasyonun bir Çok sakıncaları olduğu öne sürülmektedir. Bunlar;
- Mal ve hizmet fiyatları, enflasyon dönemlerinde arz ve taleple ilgili (yani gerçek piyasa koşulları ile ilgili) yanıltıcı bilgiler taşımak suretiyle kaynaklanıl yanlış ve verimsiz tahsisine yol açmaktadır. Zira her üretici, fiyatların genelde ve tüm mallarve hizmetler için arttığını -yani gerçekte kendi arzettiği mal ve hizmetin nisbi fiyatının artmadığını- algılayamadığı Ölçüde artan fiyatları kendi tarafından arz edilen mal ve hizmete olan talep artışı olarak yorumlayacak, üretim artışına gidecektir. Halbuki burada fiyatlar piyasa şartları hakkında doğru bilgileri taşımamak suretiyle ekonomik karar birimlerini yanıltmış olmaktadır.
- Enflasyon gelir dağılımını bozucu etkiler yaratmaktadır. Toplumdaki tüm grupların aynı derecede "fiyat belirleme" gücüne sahip olmaması, bu gücü elinde bulunduran grupların fiyatlarını diğerlerine oranla daha fazla arttırmasına yol açmakta, bu yolla, grupların nisbi fiyatları değişerek gelir dağılımını değiştirmektedir. Enflasyon bu nedenle, gelirin yeni-den-dağılım mekanizması olarak ele alınabilmektedir. Enflasyonun bazı gelişmekte olan ekonomilerde bir sermaye birikim modeli olarak teşvik edildiği görülmektedir. Gelir ve tasarruf düzeyinin düşük olduğu bu ekonomilerde, ortalama tasarruf düzeyini yükseltmek için gelirin, marjinal tasarruf eğiliminin düşük olduğu düşünülen düşük gelir düzeyindeki gruplardan, bu eğilimin yüksek olduğu düşünülen yüksek gelir gruplarına aktarılması enflasyon yolu ile gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Böylece tasarruf eğiliminin yükseleceği, bu tasarrufların yatırıma dönüşerek düşük gc-lİr -düşük tasarruf düzeyi- düşük yatırım düzeyi- düşük gelir kısır döngüsünün kırılabileccği düşünülmektedir.
Adnan BÜYÜKDENİZ Bk. Devalüasyon; iktisat PolHikııtan; Para.
İslami Okul Okulların En Önemlisi