Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ergenlik - İslami Bilgiler - 26. Sayfa

 

ERGENLİK

 

İnsanın gelişiminde çocuklukla erişkinlik arasında geçen dönemini ifade eden bir kav­ram. Ergenlik için genellikle 12 ila 21 yaşları sınır kabul edilir. Bu gün ergenlik döneminin bir geçiş dönemi olmakla birlikte, çocukluk­tan ve erişkinlikten tamamen farklı özellikleri bulunan bir dönem olduğu kabul edilmekte­dir. Bu, ergenlik döneminin kendine özgü fi­ziksel ve psiko-sosyal bir yapısı olduğu anlamı­na gelmektedir.

Ergenlik genellikle cinsel uyanış (erinlik, pu-berte) ile başlatılır. Hipofizdcn salgılanan go-nadotropik hormon, bilinmeyen bir nedenle 12-14 yaşlar arasında artmakta, yumurtalıklar ve testisler bu hormona duyarlılaşmaktadır. Bu hormona! değişiklikler bir yandan seks ka­rakterlerinin gelişimini sağlarken bir yandan da insan bedeninde tam anlamıyla biyolojik bir deprem olmaktadır. Boy uzamakta, yüz ya­pısı, kas gelişimi ve yağ dağılımında cinsiyete ve kişiye özgü değişiklikler ortaya çıkmakta­dır. Bu değişikliklerin meydana gelme hızı her bireyde farklıdır; bunlar ortalama üç uy ile dört yıl arasında tamamlanır. Ergenin, bede­ninde olup bilen bütün bu değişikliklere tepki­si, bu olayların başlama zamanına ve tamamla­nış süresine göre farklılıklar gösterir. Çoğu er­gen bu biyolojik depremden, her sabah kendi­lerini daha değişik görmekten hoşnut olmaz­lar. Bedenlerini tanıyamaz hale gelirler. Er­genler bedenleriyle ilgili bir çok kaygıya kapı­lırlar; küçük bir sivilce onların kendilerini ağır bir hastalığa yakalanmış sanma lan için yeterli­dir. Akranlara göre daha uzun veya kısa, daha şişman veya zayıf olmak onları günlerce uyku­suz bırakabilir. Bİr seferinde beden yapılarına hayran olurlar, diğer bir seferde dünyanın en çirkin insanı onlardır. Cinsel uyanışın kızlarda erkeklerden iki yıl daha önce olması kızların kaygılarını bir kut daha artırır.

Ergenlik döneminin psikolojik karakteristik­leri 'Fırtına ve Stres' terimleriyle anlatılır. İç dünyalarında tam bir kargaşa hakimdir. Son hızda giderken birden frene basıverirler. Ne-

yi, nasıl, ne zaman ve ne kadar yapıp sürdüre­cekleri bilinemez. Bağımsızlıklarına çok düş­kündürler, ama ailelerine çocuksu bağlılıkları­nı da sürdürürler. İdealisttirler, büyüklerin na­sıl olup da dünyayı bu kadar berbat bir hale getirdiklerine akıl erdiremezler. Onlara göre dünyayı hemen değiştirmemek için hiçbir ne­den yoktur. Bağımsızlıklarına düşkünlükleri saç biçimlerinden giyimlerine ve sıralıklarına kadar bir çok tutumlarına yansır. Dost canlısı ve fedakârdırlar, ama aynı zamanda bencil ve alıngandırlar. Ergenlik dönemi,bütün gürültü­süne rağmen İnsanın sevgiye en çok değerver-diği dönemdir.

Ergenlik döneminin sosyal olarak en belir­gin yanı, gruplaşma eğilimidir. Grup, ergenin kimliğini aradığı, erişkin rolünü sınadığı, ken­dini gerçekten başkalarıyla eşit sandığı tek yer­dir. Bu nedenle ergenler bir araya gelerek bir sosyal model oluşturmaya çok yatkındırlar, sanki bu onların tabiatlarında vardır. Ergen grupları, ergene bir kimlik kazandırmalarının yanışım, onların aileye ve topluma karşı duy­dukları öfkenin cmildiği, çok yönlü olumlu iş­levlere sahip olan yapılardır. Zaten ergenler de akranlarına ve gruplarına çok değer vere­rek bunu ispat ederler. Ancak ergen gruplaş­maları nedense aile ve toplum tarafından olumsuzmıış, gibi görülürler. Bağımsızlaşmak-laıı korkan yalnızca ergen değildir.

Ergenlik, erişkin olma çabalarının pahalıya ödendiği, fiziksel, psikolojik ve sosyal alt üst oluşlarıyla insan hayatının en hızlı ve en sıkın­tılı çığıdır. Son yapılan antropolojik ve tarihî araştırmalar ergenlik durumunun modern Ba­tı toplumlarına özgü olduğunu ortaya koymuş­tur. Antropolog ve tarihçiler, çocukluk döne­minden doğrudan doğruya yetişkinliğe geçildi­ği toplumların varlığını tesbit etmişlerdir. Bü­yük bir ihtimalle, diğer pek çok sosyal bilim te­rimi gibi ergenlik de modern kültürün insana Kartezyen-proiestan bir bilgi anlayışıyla yak­laşmasının ürünü olarak gözükmektedir. Mo­dern toplumlar tüketimi teşvik eden eğitim sü­resini uzatan, iş bölümü ve uzmanlaşmayı artı­ran özellikleriyle geleneksel toplumlarda kısa

bir geçiş döneminden ibaret olan ergenlik dö­nemini uzatmışlardır. Modern toplumlarda, evlenmelerinde, iş bulmalarında, sosyal kim­lik sahibi olmalarında biyolojik olarak hiç bir sakıncaları olmadığı halde güçlükler bulunan bîr gençlik sınıfı türemiştir. Gençlik, kendine özgü bir de kültür üreterek modern hayatta yerini sağlamlaştırma yolundadır. Toplumu zıt ve aykırı çıkışları, başlangıçta öyle görünse­ler bile, bir sonraki kuşağın normal hayal stan­dartları olmaktadır. Bu haliyle gençlik adeta modern toplumların motoru konumundadır. Çünkü, birey haline gelinecek, meslekî ve cin­sel kimlikler kazanılacak, zıtlık ve aykırılığın yerini benzeşme ve uyumluluk alacaktır.

(SBA)