ERGONOMİ (ÇALIŞMA ILMI-İŞBiLIM) - 27. Sayfa
ERGONOMİ (ÇALIŞMA ILMI-İŞBiLIM)
Kelime mânâsiyle "alışkanlıklar", "âdetler", "çalışmanın kanunları" demektir. Geniş anlamıyla ise, İnsanın fizyolojik, anatomik ve psikolojik yönlerinin araştırılıp çevreyle uyumlu hale sokulması, onun beden ve ruh gücünden azamî istifade edebilmek için kullandığı alet, edevat ve teçhizatın, usul ve mciodların kendisiyle ahenkteştiriimesidir. Kısaca, işin işçiye uydu ru İm asıdır. Bu, işçinin işe uydurulması demek olan "eğiiinV'in tersi, fakat tamamlayıcı-sıdır.
II.Dünya Harbi'nde biyologların yaptıkları deneylerden doğmuştur. Bu vakte kadar psikolog, fizyolog ve biyologlar arasında işbirliği ve dayanışma çok sınırlı idi. Savaş o /.amana kadar bilinmeyen ve önemsenmeyen birçok hadiseyi ortaya çıkarmıştır.
Mesela havacılık hızla gelişmekteydi. Uçaklar uzaklara hem de yükseklerden uçuyordu, lakin İnsanunsurunun hatasından doğan kazalar, yere çakılmalar endişe verici oranda artıyordu. Yalnız çok hızlı giden değil, aynı zamanda süratli manevra yapan uçaklar imal edilince pilotlar yüksek yerçekimi kuvvetiyle karşılaştılar. Görevi icabı, dalarak yaptığı bombardımanda pilot, uçağını en son hızla yere çeviriyor, sonra düzleşip yeniden yükseliyordu. Bu durum da aşırı kazalara yol açmaktaydı. O halde oksijen azlığına ve hızdan ortaya çıkan yerçekimine çare bulunması lazımdı. Bu yüzden çok büyük çaplı dönen aletler yapılmasına, bunun İçine yerleştirilen deneklerde ne gibi değişiklikler meydana geldiğini anlamak gerekliğine karar verildi. Neticede, hızlanmalara karşı koruyucu sistem ve düzenlemeler bulundu, oksijen yetersizliği çözüldü.
Dünya Ha rbi'nden sonra askerî sükûnete erişilince, yapılan inceleme ve buluşların sanayie ve günlük hayata uygulanabileceği görüşü ge-li§ti. İşi İnsana İntibak ettirmek için onun kendi çevresi içinde ele alınması fikri genel kabul gördü. Ancak bu tek tek disiplinlerin değil, bir "takım çahşması"nm mahsulü olabilirdi.
Böylece bütün meşguliyetlerin merkez nok-lasınm "İnsan" olduğu anlaşıldıktan itibaren ergonominin ilk kuralı da öğrenilmiş oldu.
İnsanlar doğmaya, evlenmeye, ölmeye devam edecekler, bu arada çeşitli hastalıklar geçireceklerdir, bu yüzden hastaneler, doktorlar, hastabakıcılar olacaktır. Yine İnsanlar yeme, içme, giyinme, boş zamanlarını değerlendirme ihtiyacında olacaklardır. Eğlence dünyası, ulaşım vasıtaları, turizm endüstrisi, otel ve lokantalar bu yüzden müşterisi/, kalmayacaklardır. Otomatikleşme eğitime, polis teşkilatına, ev kadınlarına da lesir edecek; fakat hiçbir şey bütünüyle otomatik hale gelmeyecektir. Aslında otomasyon çok pahalıdır, fazla sermayeye İhtiyaç göstermektedir. Ayrıca beşerî varlıklar tek kumanda ve kontrol sistemini temsil çimekte olup, büyük orandaki üretimi de bunlar ortaya çıkarmakladır. Herşey insanlarla başlamakta, onlarla bilmektedir. Dış çevreye karşı beden ve ruh itibariyle son derece kuvvetli ve esnek olan iıısun en gösterişli (güzel), en sağlam (uyumlu), en akıllı ve zeki (vasıflı) yaratık olup, böylece yaratılmışlar içinde en "fonksiyonel" bir canlıdır. O halde ona uygun bir çevrc-düzen geliştirilmelidir.
Yakın çevremizde İnsan-iş uyumsuzluğu ile ilgili birçok örnek görülebilir. Koridorda, odada, mutfakta, dükkanda, atölyede, fabrikada, hastanede, okulda, otelde, saha, stadve salonda düzensiz yerleşme olduğundan deplasman artmakta, bu da zaman kaybına yol açmaktadır.
En iyi yön güney-batı, kuzey-doğu olmasına rağmen evlerde güneş-aydınlık ayarlaması yapılmamaktadır.
Evin iç bölümlerinin yerleştirilmesi sakattır. Düzenleme ve dizaynları eksiktir. Gömme dolap, hayat, sofa, gasilhane, avlu, bahçe artık mevcut değildir. Pencereler ya dar yahut çoğu zaman geniştir. Makinaların renkleri, birbirleriyle bağlantıları, işgörenlerin tabu ihtiyaç ve hareketleriyle irtibatlı değildir. Üniversite an-filerinde uzun sıralar kolayca geçişe mani olmaktadır. Hastaneler şehir içine kurulmuştur, gürültü ve toz, hastaları her zaman rahatsız etmektedir. Havaalanı şehre yakın olursa uçakların düşme tehlikesinin yanında, süpersonik uçakların kulak tırmalayan ve zedeleyen seslerinden sağırlaşma meydana gelebilir. Bakanlıklar, çeşitli devlet daireleri farklı yerlerde iş görürse hem vatandaş hem de memur zaman kaybedecek, bürokratik işlemler ve maliyetler artacaktır. Zaman kaybı tek başına işlerin uzamasına, aylaklaşmaya, bıkkınlığa, kötümserliğe, sürtüşmeye, kavgaya, maddi-manevi zarara yol açacaktır.
Ergonomi madem ki herşeyi fonksiyonel ve estetik hale getirme çalışması kapasiteden azamî istifade gayretidir; o halde her yerde olduğu gibi, herşeyin emrinde olup daima ihtiyaç görücü mal üretmek isteyen sanayicilerin elinde de büyük atılımlar meydana getirebilir. Er-gonomik usullere göre üretilen mamuller için önce dizayn, organizasyon, kalite kontrol mühendislikleri kurulur. Alet, edevat ve ekipmanın önce tasarımı, sonra binalara yerleştirilmesi ve bütün bunların hep beraber çevreye, iklim şartlarına, çalışan ve çalıştıranlara, genel ekonomi ve enerji politikalarına uyumu sağlanır. En küçük alt sistemin en yukardaki üst sistemden kopuk olmamasına, ekonomik ve sosyal kârlılık kadar çevre dengesine de dikkat edilir.
Kısaca, ergonomi ilmi sayesinde zamanı ve mekanı, her türlü alet ve edevatı fonksiyonel ve estetik kılmak ümmktindür. Bu da "Az zaman + Az para + Az yer = Düşük maliyet"
demektir. Bu formüle iki unsur daha ilave edilirse: "Düşük maliyet + Üstün kalite + Yerli teknoloji = Tam Rekabet Şartı" ortaya çıkar. Bedenin özelliklerinden, vücut hararetinden, iklim, enerji ve yiyeceklerden; ışık ve görmeden; ses, gürültü ve titreşimden; diğer duyu organlarından; bilgi sunuluşu, materyalin düzenlenmesi ve çalışma alanından alıştırma (antrenman), vardiya usulü çalışma, yorgunluk ve uykudan, yol meseleleri ve kazalardan; yaşın getirdiği ve götürdüklerinden bahseden Ergonomi endüstri mühendislerinin çalışma alanı olduğu kadar sosyal ilimcilerin ve bütün idarecilerin de İlgi ve araştırma sahası haline gelmiştir.
Sacid ADALI
İslami Okul Okulların En Önemlisi