Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

ERGONOMİ (ÇALIŞMA ILMI-İŞBiLIM) - 27. Sayfa

 

ERGONOMİ (ÇALIŞMA ILMI-İŞBiLIM)

 

Kelime mânâsiyle "alışkanlıklar", "âdetler", "çalışmanın kanunları" demektir. Geniş anla­mıyla ise, İnsanın fizyolojik, anatomik ve psi­kolojik yönlerinin araştırılıp çevreyle uyumlu hale sokulması, onun beden ve ruh gücünden azamî istifade edebilmek için kullandığı alet, edevat ve teçhizatın, usul ve mciodların kendi­siyle ahenkteştiriimesidir. Kısaca, işin işçiye uydu ru İm asıdır. Bu, işçinin işe uydurulması demek olan "eğiiinV'in tersi, fakat tamamlayıcı-sıdır.

II.Dünya Harbi'nde biyologların yaptıkları deneylerden doğmuştur. Bu vakte kadar psi­kolog, fizyolog ve biyologlar arasında işbirliği ve dayanışma çok sınırlı idi. Savaş o /.amana kadar bilinmeyen ve önemsenmeyen birçok hadiseyi ortaya çıkarmıştır.

Mesela havacılık hızla gelişmekteydi. Uçak­lar uzaklara hem de yükseklerden uçuyordu, lakin İnsanunsurunun hatasından doğan kaza­lar, yere çakılmalar endişe verici oranda artı­yordu. Yalnız çok hızlı giden değil, aynı za­manda süratli manevra yapan uçaklar imal edilince pilotlar yüksek yerçekimi kuvvetiyle karşılaştılar. Görevi icabı, dalarak yaptığı bombardımanda pilot, uçağını en son hızla ye­re çeviriyor, sonra düzleşip yeniden yükseliyordu. Bu durum da aşırı kazalara yol açmaktay­dı. O halde oksijen azlığına ve hızdan ortaya çıkan yerçekimine çare bulunması lazımdı. Bu yüzden çok büyük çaplı dönen aletler yapılma­sına, bunun İçine yerleştirilen deneklerde ne gibi değişiklikler meydana geldiğini anlamak gerekliğine karar verildi. Neticede, hızlanma­lara karşı koruyucu sistem ve düzenlemeler bulundu, oksijen yetersizliği çözüldü.

Dünya Ha rbi'nden sonra askerî sükûnete eri­şilince, yapılan inceleme ve buluşların sanayie ve günlük hayata uygulanabileceği görüşü ge-li§ti. İşi İnsana İntibak ettirmek için onun ken­di çevresi içinde ele alınması fikri genel kabul gördü. Ancak bu tek tek disiplinlerin değil, bir "takım çahşması"nm mahsulü olabilirdi.

Böylece bütün meşguliyetlerin merkez nok-lasınm "İnsan" olduğu anlaşıldıktan itibaren ergonominin ilk kuralı da öğrenilmiş oldu.

İnsanlar doğmaya, evlenmeye, ölmeye de­vam edecekler, bu arada çeşitli hastalıklar ge­çireceklerdir, bu yüzden hastaneler, doktor­lar, hastabakıcılar olacaktır. Yine İnsanlar ye­me, içme, giyinme, boş zamanlarını değerlen­dirme ihtiyacında olacaklardır. Eğlence dün­yası, ulaşım vasıtaları, turizm endüstrisi, otel ve lokantalar bu yüzden müşterisi/, kalmaya­caklardır. Otomatikleşme eğitime, polis teşki­latına, ev kadınlarına da lesir edecek; fakat hiçbir şey bütünüyle otomatik hale gelmeye­cektir. Aslında otomasyon çok pahalıdır, fazla sermayeye İhtiyaç göstermektedir. Ayrıca be­şerî varlıklar tek kumanda ve kontrol sistemi­ni temsil çimekte olup, büyük orandaki üreti­mi de bunlar ortaya çıkarmakladır. Herşey in­sanlarla başlamakta, onlarla bilmektedir. Dış çevreye karşı beden ve ruh itibariyle son dere­ce kuvvetli ve esnek olan iıısun en gösterişli (güzel), en sağlam (uyumlu), en akıllı ve zeki (vasıflı) yaratık olup, böylece yaratılmışlar içinde en "fonksiyonel" bir canlıdır. O halde ona uygun bir çevrc-düzen geliştirilmelidir.

Yakın çevremizde İnsan-iş uyumsuzluğu ile ilgili birçok örnek görülebilir. Koridorda, oda­da, mutfakta, dükkanda, atölyede, fabrikada, hastanede, okulda, otelde, saha, stadve salon­da düzensiz yerleşme olduğundan deplasman artmakta, bu da zaman kaybına yol açmakta­dır.

En iyi yön güney-batı, kuzey-doğu olmasına rağmen evlerde güneş-aydınlık ayarlaması ya­pılmamaktadır.

Evin iç bölümlerinin yerleştirilmesi sakattır. Düzenleme ve dizaynları eksiktir. Gömme do­lap, hayat, sofa, gasilhane, avlu, bahçe artık mevcut değildir. Pencereler ya dar yahut çoğu zaman geniştir. Makinaların renkleri, birbirle­riyle bağlantıları, işgörenlerin tabu ihtiyaç ve hareketleriyle irtibatlı değildir. Üniversite an-filerinde uzun sıralar kolayca geçişe mani ol­maktadır. Hastaneler şehir içine kurulmuştur, gürültü ve toz, hastaları her zaman rahatsız et­mektedir. Havaalanı şehre yakın olursa uçak­ların düşme tehlikesinin yanında, süpersonik uçakların kulak tırmalayan ve zedeleyen sesle­rinden sağırlaşma meydana gelebilir. Bakan­lıklar, çeşitli devlet daireleri farklı yerlerde iş görürse hem vatandaş hem de memur zaman kaybedecek, bürokratik işlemler ve maliyetler artacaktır. Zaman kaybı tek başına işlerin uza­masına, aylaklaşmaya, bıkkınlığa, kötümserli­ğe, sürtüşmeye, kavgaya, maddi-manevi zara­ra yol açacaktır.

Ergonomi madem ki herşeyi fonksiyonel ve estetik hale getirme çalışması kapasiteden aza­mî istifade gayretidir; o halde her yerde oldu­ğu gibi, herşeyin emrinde olup daima ihtiyaç görücü mal üretmek isteyen sanayicilerin elin­de de büyük atılımlar meydana getirebilir. Er-gonomik usullere göre üretilen mamuller için önce dizayn, organizasyon, kalite kontrol mü­hendislikleri kurulur. Alet, edevat ve ekipma­nın önce tasarımı, sonra binalara yerleştirilme­si ve bütün bunların hep beraber çevreye, ik­lim şartlarına, çalışan ve çalıştıranlara, genel ekonomi ve enerji politikalarına uyumu sağla­nır. En küçük alt sistemin en yukardaki üst sis­temden kopuk olmamasına, ekonomik ve sos­yal kârlılık kadar çevre dengesine de dikkat edilir.

Kısaca, ergonomi ilmi sayesinde zamanı ve mekanı, her türlü alet ve edevatı fonksiyonel ve estetik kılmak ümmktindür. Bu da "Az za­man + Az para + Az yer = Düşük maliyet"

demektir. Bu formüle iki unsur daha ilave edi­lirse: "Düşük maliyet + Üstün kalite + Yerli teknoloji = Tam Rekabet Şartı" ortaya çıkar. Bedenin özelliklerinden, vücut hararetin­den, iklim, enerji ve yiyeceklerden; ışık ve gör­meden; ses, gürültü ve titreşimden; diğer du­yu organlarından; bilgi sunuluşu, materyalin düzenlenmesi ve çalışma alanından alıştırma (antrenman), vardiya usulü çalışma, yorgun­luk ve uykudan, yol meseleleri ve kazalardan; yaşın getirdiği ve götürdüklerinden bahseden Ergonomi endüstri mühendislerinin çalışma alanı olduğu kadar sosyal ilimcilerin ve bütün idarecilerin de İlgi ve araştırma sahası haline gelmiştir.

Sacid ADALI