Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fetih - İslami Bilgiler - 14. Sayfa

 

FETİH

 

Fetih'İn kelime anlamı "açma", "başlatma" demektir. Bu açış ve başlatış, bir yeniliği veya farklı bir dönemi ifade eder. Bunu gerçekleşti­rene de "fatih" denir.

Fetih konusunda bazı kimseler, müslümanla-nn "savaşla toprak kazanma" tutkusuna işaret etmekte ve buna Örnek olarak da özellikle Os­manlı dönemini göstermektedirler. Tabiatıyla böyle bir teorinin arkasından zaptedilen ülke­lerin baskı altına alınması ve ülke zenginliği­nin talan edilmesi gibi iddialar gelmektedir. Aynı anlayışa göre Fetih, kültürü azgelişmiş toplumların bulunduğu ülkelere doğru, siyasi baskıcılığın ve iktisadi işletme sisteminin yayıl-ması"dır. Her İki değerlendirme sonunda fe­tih, emperyalist bir toplumun "yayılma ve ha­kim olma" siyasetinin bir aracı ve sembolü gi­bi görülmektedir. Ancak bu anlamda fetih ye­nidir, tarihteki fetihleri kapsamamaktadır.

Aslında bu konuda yanılma, "Fetih" kelime­si İle İngilizce "conqıtest" kelimesinin aynı an­lamda düşünülmesinden kaynaklanıyor. Çün­kü Batı'da "conquest" gerçekten de bir ülke­nin yayılmacı amaçlarla diğer ülkelere karşı yaptığı savaş hareketlerini ifade ediyor. Bu sa­vaşlar çoğunlukla azgelişmiş toplumlar üzeri­ne yapılıp, onların sömürülmesini hedef alı­yor. Geçmişte Avrupa'nın başta İngiltere, İs­panya, Portekiz ve Hollanda olmak üzere güç­lü krallıkları Amerika, Afrika ve Asya'nın yeraltı zenginliklerine sahip ülkelerine doğru bü-yüksömürgeleştirmehareketleriyapmaktaydı-lar. Dolayısıyle bu hareketlerin yeni bir dö­nem açmaya ve başlatmaya vesile olan bir yö­nü yoktur.

Fakat fetih olayı İle yeni bir başlangıç ve ha­reket meydana gelmektedir. Yani hadise, sa­dece bir savaşla herhangi bir hedefi ele geçir­mek noktasında kalmamaktadır. Buna iki ör­nek verilebilir. Birincisi; Hz. Muhammed (s) tarafından Mekke'nin fethi, sadece bu önemli şehrin müşriklerden müslümanların eline geç­mesi olarak açıklanmaz. Çünkü bu fetihle bir­likte zulme ve haksızlığa dayanan bir sistem sona ermiş ve kabile asabiyeti ve üstünlüğü ye­rine "iman kardeşliğine dayalı yeni bir sistem gelmiştir. İkinci olarak; İstanbul'un fethi ör­nek verilebilir. İstanbul'un fethi ile de bir Ro­ma nizamı son bulmuş ve Osmanlı Devleti'nin savunduğu İslâm hukuku ve düzeni her yönüy­le üstün bir sistem olarak kabul edilmiş, Orta­çağ düşünce ve hukuku, bu son Roma kalıntı­sı Bizans'la birlikte tarihten silinmişti.

Ayrıca; İslâm hukukunda yapılan bir cihad sonucunda fetih gerçekleşirse, müslüman ol­mayanların elinde bulunan bir bölge İslâm ha­kimiyetine girerse, bunun doğurduğu bazı hu­kuki sonuçlar söz konusu olur. Savaş yapıla­rak bir bölge ele geçirilmiş ise, elde edilen ga­nimet yanında, toprakların hukuki durumu­nun ne olacağı meselesi ortaya çıkar. Sünni mezheplere göre, ululemr, veliyü'1-emr, ima-mü'1-müslimîn gibi adlar verilen devlet reisi­nin bu durumda seçme yetkisi vardır. Bu top­raklar eski sahipleri elinde bırakılıp "haraç" olabilir; savaşanlar arasında bölüştürülebilir veya mülkiyeti "Beytül Mâ'âV'e hasredilebilir.

Bu şekilde fetholunmayan bölgelere gelince; barış anlaşması yapılmış İse, bu hükümler uy­gulanır. Toprakların eski sahiplerinin özel mülkiyetinde bırakılacağına dair bir anlaşma hükmü yoksa, vcliyü'1-emr bu konuda seçme yetkilerini kullanır.

İslâm'da bir başka ülke üzerine keyfi bir se-fer yapılamaz. Yalnız, halkına zulmeden ve Al­lah'ın emirlerine muhalefet eden sistemler üzerine seferler yapılır. İslam, insanları kullara kulluktan kurtarıp, Allah'a kul etme ve baş­kalarının zulmünden kurtarıp, Allah'ın adale­tine ulaştırma gayesi İle fetih siyasetinin sınır­larını çizmiştir. Dolayısıyla fetih olayında, ye­ni yol ve imkânlar açmak eskimiş ve köhnemiş olanı kapatmak esprisi yatmaktadır.

Sami ŞENER

Bk. Emperyalizm; Savaş; Sömürgecilik; Zu­lüm.