Fetih - İslami Bilgiler - 14. Sayfa
FETİH
Fetih'İn kelime anlamı "açma", "başlatma" demektir. Bu açış ve başlatış, bir yeniliği veya farklı bir dönemi ifade eder. Bunu gerçekleştirene de "fatih" denir.
Fetih konusunda bazı kimseler, müslümanla-nn "savaşla toprak kazanma" tutkusuna işaret etmekte ve buna Örnek olarak da özellikle Osmanlı dönemini göstermektedirler. Tabiatıyla böyle bir teorinin arkasından zaptedilen ülkelerin baskı altına alınması ve ülke zenginliğinin talan edilmesi gibi iddialar gelmektedir. Aynı anlayışa göre Fetih, kültürü azgelişmiş toplumların bulunduğu ülkelere doğru, siyasi baskıcılığın ve iktisadi işletme sisteminin yayıl-ması"dır. Her İki değerlendirme sonunda fetih, emperyalist bir toplumun "yayılma ve hakim olma" siyasetinin bir aracı ve sembolü gibi görülmektedir. Ancak bu anlamda fetih yenidir, tarihteki fetihleri kapsamamaktadır.
Aslında bu konuda yanılma, "Fetih" kelimesi İle İngilizce "conqıtest" kelimesinin aynı anlamda düşünülmesinden kaynaklanıyor. Çünkü Batı'da "conquest" gerçekten de bir ülkenin yayılmacı amaçlarla diğer ülkelere karşı yaptığı savaş hareketlerini ifade ediyor. Bu savaşlar çoğunlukla azgelişmiş toplumlar üzerine yapılıp, onların sömürülmesini hedef alıyor. Geçmişte Avrupa'nın başta İngiltere, İspanya, Portekiz ve Hollanda olmak üzere güçlü krallıkları Amerika, Afrika ve Asya'nın yeraltı zenginliklerine sahip ülkelerine doğru bü-yüksömürgeleştirmehareketleriyapmaktaydı-lar. Dolayısıyle bu hareketlerin yeni bir dönem açmaya ve başlatmaya vesile olan bir yönü yoktur.
Fakat fetih olayı İle yeni bir başlangıç ve hareket meydana gelmektedir. Yani hadise, sadece bir savaşla herhangi bir hedefi ele geçirmek noktasında kalmamaktadır. Buna iki örnek verilebilir. Birincisi; Hz. Muhammed (s) tarafından Mekke'nin fethi, sadece bu önemli şehrin müşriklerden müslümanların eline geçmesi olarak açıklanmaz. Çünkü bu fetihle birlikte zulme ve haksızlığa dayanan bir sistem sona ermiş ve kabile asabiyeti ve üstünlüğü yerine "iman kardeşliğine dayalı yeni bir sistem gelmiştir. İkinci olarak; İstanbul'un fethi örnek verilebilir. İstanbul'un fethi ile de bir Roma nizamı son bulmuş ve Osmanlı Devleti'nin savunduğu İslâm hukuku ve düzeni her yönüyle üstün bir sistem olarak kabul edilmiş, Ortaçağ düşünce ve hukuku, bu son Roma kalıntısı Bizans'la birlikte tarihten silinmişti.
Ayrıca; İslâm hukukunda yapılan bir cihad sonucunda fetih gerçekleşirse, müslüman olmayanların elinde bulunan bir bölge İslâm hakimiyetine girerse, bunun doğurduğu bazı hukuki sonuçlar söz konusu olur. Savaş yapılarak bir bölge ele geçirilmiş ise, elde edilen ganimet yanında, toprakların hukuki durumunun ne olacağı meselesi ortaya çıkar. Sünni mezheplere göre, ululemr, veliyü'1-emr, ima-mü'1-müslimîn gibi adlar verilen devlet reisinin bu durumda seçme yetkisi vardır. Bu topraklar eski sahipleri elinde bırakılıp "haraç" olabilir; savaşanlar arasında bölüştürülebilir veya mülkiyeti "Beytül Mâ'âV'e hasredilebilir.
Bu şekilde fetholunmayan bölgelere gelince; barış anlaşması yapılmış İse, bu hükümler uygulanır. Toprakların eski sahiplerinin özel mülkiyetinde bırakılacağına dair bir anlaşma hükmü yoksa, vcliyü'1-emr bu konuda seçme yetkilerini kullanır.
İslâm'da bir başka ülke üzerine keyfi bir se-fer yapılamaz. Yalnız, halkına zulmeden ve Allah'ın emirlerine muhalefet eden sistemler üzerine seferler yapılır. İslam, insanları kullara kulluktan kurtarıp, Allah'a kul etme ve başkalarının zulmünden kurtarıp, Allah'ın adaletine ulaştırma gayesi İle fetih siyasetinin sınırlarını çizmiştir. Dolayısıyla fetih olayında, yeni yol ve imkânlar açmak eskimiş ve köhnemiş olanı kapatmak esprisi yatmaktadır.
Sami ŞENER
Bk. Emperyalizm; Savaş; Sömürgecilik; Zulüm.
İslami Okul Okulların En Önemlisi