Gelir Dağılımı - İslami Bilgiler - 6. Sayfa
GELİR DAĞILIMI
En geniş anlamı ile gelir dağılımı bir ülkede, belirli bir dönemde yaratılan milli gelirin, fertler, fertlerden oluşan gruplar ve üretim faktörleri arasında dağılımını ifade eder. Gelir dağılımı, iki açıdan ele alınır: Bunlardan ilki milli gelirin üretime katılan faktörler arasındaki bölüşümünü inceleyen fonksiyonel gelir dağılımı, ikinci ise milli gelirin bir toplumda yaşayan fertler ve aile birimleri arasındaki bölüşümünü inceleyen "kişisel gelir dağılımı" dır. Çok sık rastlanmamakla birlikte, milli gelirin ekonomideki sektörler itibariyle bölüşümünü ele alan "sektörel gelir dağılımı" bir üçüncü gelir dağılımı türü olarak ele alınmaktadır.
İktisat biliminin iki temel ilgi alanı varda-; bunlardan biri "üretim", diğeri ise, gerçekleştirilen "üretimin paylaşılması" yani bölüşümüdür. Gelir dağılımı konusu, sahip olduğu önem dolayısıyla Adam Smith'den bu yana iktisadi analizlerin en çok üzerinde durulan konularından birini oluşturmuştur.
Ancak, Adam Smith ve onu takip eden iktisatçılardan Marks, Ricardo ve çok sayıda düşünür, daha çok gelirin fonksiyonel dağılımı üzerinde durmuşlar, yaratılan gelirin emek ve emek dışı üretim faktörleri arasında nasıl dağıldığım incelemişlerdir. Gelirin fertler ve aileler İle diğer tüketim birimleri arasındaki dağılımı ise ancak XIX. yüzyılın son çeyreğinde, Neo-klasik iktisat teorisiyle başlamıştır.
Fonksiyonel gelir dağılımı konusunda dört temel teorik yaklaşım vardır; bunlardan ilki; Ricardo'mın öncülük ettiği kla-sîk yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre faktör paylan birbirinden bağımsız olarak belirlenmektedir. Rİcardo'nun artık prensibini yeni bir yaklaşımla ele alan Marksist yaklaşımda ise, emeğin kendini yenilemesi için gerekli olan üretim fazlasının kapitalistin eline geçeceği, ücretlerin asgari geçim düzeyinde kalacağı belirtilir. Gelir dağılımına üretim yönünden yaklaşan Neo-klasik teori ise, gelirin faktörler arasındaki bölüşümünün, üretim faktörlerinin marjinal verimliliklerine bağlı olarak belirlendiğini ileri sürer. Keynesçi yaklaşımda ise, gelirin kâr ile ücret arasındaki bölüşümü, sermaye sahipleri ile emek sahiplerinin marjinal tasarruf eğilimlerine bağlanır. Kısa dönemde faktör paylarının değişmeyeceği öne sürülerek gelir bölüşümü tasarruf-yatınm mekanizması ile açıklanır.
Kişisel gelir dağılımı, üzerinde daha az durulan, teorik yönü daha zayıf olan bir alam oluşturmaktadır. Bu yönde yapılan Çalışmalar refah ekonomisi çalışmaları içinde yer almakta, gelirin sosyal sınıflar arasındaki dağılımını tanımlayıcı ve ista-tistild veriler elde etme amacıyla greçek-tasarruf-yatınm mekanizması ile açıklanır.
Kişisel gelir dağılımı, üzerinde daha az durulan, teorik yönü daha zayıf olan bîr alanı oluşturmaktadır. Bu yönde yapılan çalışmalar refah ekonomisi çalışmalan içinde yer almakta, gelirin sosyal sınıflar arasındaki dağılımım tanımlayıcı ve ista-tistiki veriler elde etme amacıyla greçek-leştîrilmektedir.
Fonksiyonel Gelir Dağılımı: Üretim faktörlerinden, emek, sermaye, toprak ve müteşebbisin, ücret, faiz, rant ve kâr olarak aldıkları gelir paylarının teşekkülünü inceler.
Ücret, özellikle toplumun en geniş kesimini oluşturan emeğin karşılığı olduğu için ayrıntılı şekilde incelenmiştir. Nitekim, fonksiyonel gelir dağılımı incelemelerinde, emeğin payı ücret ve diğer üretim faktörlerinin gelirleri gibi ikili bir ayırım yapılmıştır. Ücret ve seviyesi, klasik ve modern teorilerin yoğun ilgi alanını oluşturmuş, ücretin alt ve üst sınırını belirleyen faktörler dahilinde, işin süresi, çalışanın yeteneği, işin kalitesi, cinsiyet, yaş ve yöresel farkhlıklann ücret haddini belirlediği belirtilmiştir. Rant, toprağın geliri olma yanında, arz elastikiyeti olmayan her çeşit üretim faktörünün elde ettiği normal üstü gelirleri de ifade etmek için kullanılmaktadır. Rant; şehir rantı, mevki rantı, kalite rantı, mutlak rant ve üreti-d-tüketici rantları gjbİ türlere ayrılmaktadır.
Sermayedarın gelirini oluşturan faiz, sermayenin belli süre kullanılmasının karşılığı olmaktadır. Faiz, piyasa ekonomilerinde temel belirleyici değişkenlerden biri olarak ele alınmaktadır. Üretim faktörle-rinibirarayagetirerek üretimi gerçekleştiren müteşebbisin yaratılan gelirden aldığı
pay kârı oluşturmakta, kârı belirleyen unsurun ise üretim için gerekli girdiler ile, malın fiatı ile satış miktarının çarpımından oluşan çıktı farkı olduğu belirtilmektedir.
Fonksiyonel gelir dağılımı, Neo-klasik bîr inceleme tarzı olan kısmî analizle, ayrı ayrı piyasalar da üretim faktörlerinin paylarının teşekkülünü ele alma veya bir mak-ro denge çerçevesinde nisbİ faktör paylarının dağılımım inceleyen makro-ekono-mik gelir dağılımı analizi ile incelenebilir.
Kişisel gelir dağılımı: Belli bir zaman sûresi içinde toplumda yaratılan müli gelirin, kişiler ve aileler arasındaki bölüşümünü ele alır. Kişinin ve ailenin elinde bulunan üretim faktörlerinin miktarı, faktörlerin kullanımı ve faktör fiyatlarının seviyesi, kişilerin ve ailelerin gelirlerini tayin etmektedir. Kişisel gelir dağılımını belirleme, bu tür bilgilerin elde edilmesindeki zorluklar dolayısıyla son derece güç olmaktadır. Kişisel gelir dağıhmıni inceleme konusu da en yaygın olarak kollanılan araç Lorenz eğrisidir. Eğri, nüfusun yftz-^ de kaçım aldığınilbelirlemek için kullanılır ve bu dağılım tartışmaları gündeme gelir.
Sektörel gelir dağılımı: Literatürde, çok sık rastlanmayan bir bölüşüm çeşididir. Gelirin sektörel bölüşümü ile iktisadi gelişme arasında çok yakm bir bağlantı kurulmaktadır. Bu dağılımla ilgili verilerden hareketle iktisadi gelişmeyi sağlayacak tedbirlerin alınmasına imkan sağlan-" maktadır. Bu bakımdan gelir dağılımından çok ekonomik sektörlerin nisbi büyüklüklerinin belirlenmesinde ve gelişme oranlarının incelenmesinde kullanılmaktadır.
Modern toplumlarda, gelir eşitsizliğinin yarattığı problemler son derece önemlidir. İhtiyaçları aynı olan herkese gelirin eşit dağıtılması sosyal bir ideal olarak yerleşmektedir. Kaldı ki, siyaset bilimi, eşit gelir dağılımının demokrasinin iyi işleme-si için şart olduğunu ileri sürerken, iktisat bilimi de toplam faydayı maksimum kılmanın yolunun eşit gelîr dağılımı ile mümkün olduğunu ileri sürmektedir.
Gelirin ilk etaptaki dağılımı, devlet başta olmak üzere değişik müdahale kanalları ile değiştirilmektedir. İşte ferdin üretime katılmasından dolayı alması gereken ilk gelir ile nihai geliri arasında fark yaratıcı her türlü işlem, gelirin yeniden dağılımına girer. Yeniden gelir dağılımının amacı, ilk gelir dağılımının yarattığı dengesizlikleri giderecek eşit dağılım hedefine yaklaşmaktır. Yeniden gelir dağılımı, mikro ve makro seviyede olduğu kadar, yatay ve dikey olarak da incelenebilir. Dikey yeniden gelir dağılımı; farklı gelri grupları arasındaki gelir transferim ifade eder. Bir toplumdaki gelir dağılımı eşit olmayabilir. Önemli olan yeniden gelir dağıtıcı kanalların ilk gelir dağılımını ne yönde etkilediğidir. Faktörelgehr dağılımının sonuçları emek aleyhine tecelli ettiği halde, devlet veya diğer müesseseler bu olumsuz durumu giderici yönde çalışıyorsa mesele büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.
Yeniden gelir dağıtıcı kanallar, özel ve kamu olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Aile, özel sigortalar, şans oyunları, her türlü sosyal yardım, hediye, miras ve ücret ekleri bu grupta yer alır. Dini sosyal yardımlar, bütün insanlık tarihi boyunca, en önemli geliri yeniden dağıtan özel kanallar olarak yer almıştır. Zekat, fitre ve sadaka kurumlan İslam dininin, bu dine inananlar için getirdiği Özel gelir transferi kanallarım oluşturmaktadır. Gelirin en önemli yeniden dağıtım yolu,
kamu otoritesinin kullanılması İle ortaya çıkar: Devlet fiyat mekanizması gibi dolaylı bir yolla geliri yeniden dağıtabileceği gibi, vasıtalı ve vasıtasız vergileri kullanarak dolaysız şekilde de dağıtabilir. Bunlar arasında en sağlıklı olanı artan oranlı gelir vergisi yoluyla gelirin yeniden dağılımını sağlamaktır. Bu arada, tehlikeye uğrayan fertleri bu tehlikenin zararlarından kurtarmaya yönelik olarak geliştirilen her türlü sosyal güvenlik müessesesi de önemli gelir dağıtıcı mekanizmalardan birini teşkil etmektedir. Gelir dağılımı hızlı ve dengeli iktisadi gelişmenin sürdürülmesi yanında, siyasi istikrarın da devamının sağlanması bakımından zorunlu olduğu için, yoğun bir ilgi alanını oluşturmaktadır. Özellikle gelir dağılımının daha bozuk olduğu geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde bu konu daha önemli hale gelmektedir. Çünkü gelir dağılımının bozuk olması, bir yandan iktisadi ve sosyal hayatı dağınık ve parçalı bir hale getirirken, diğer yandan da kalkınmanın belirli aşamasında talep yetersizliği doğurmaktadır. Başlangıçta gelişmeye yol açan faktörler, belirli bir aşamadan sonra gelişmeyi engellemektedir.
Gelir dağılımı ülkemizde de üzerinde durulan, kalkınma planlarında yer verilen bir konu olmuştur. Ancak DPT'nin 1973 yılında yaptığı gelir dağılımı araştırmasının dışında kapsamlı araştırmalar yapılamamış, bu konudaki tartışmalar, kişisel gözlemlere dayalı olarak yüzeysel şekilde sürdürülmüştür.
Yusuf ALPER
Bk. Servet; Ücret; iktisat Politikası. GENEL DENGE Bk. Denge
GENEL GREV Bk. Grev
İslami Okul Okulların En Önemlisi