Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

GENEL SİSTEMLER TEORİSİ - 7. Sayfa

 

GENEL SİSTEMLER TEORİSİ

 

En geniş anlamıyla genel sistemler teori­si, hangi türden olursa olsun sistemlere ilişkin metodların, sorunların, yardıma kaynakların, ilkelerin ve genel kavramla­rın tümüdür. Bu yönüyle de o, normal bir teoriden ziyade bir çalışma alanıdır. Bu sebeple karışıklığa mani olmak için sık sık genel sistemler araştırması diye de anı­lır.

Genel Sistem ve Genel Sistemler teorisi ilk defa Ludwig von Bertalaneffy tarafın­dan 1930'ların başlarında kullanılmış, an­cak ilk yazılı metinlere geçişi II. Dünya Sa­vaşı sonrasını bulmuştur. Von Bertala­neffy genel sistemler teorisinin sadece ka­şifi değil, aynı zamanda genel sistemler hareketinin en büyük organizatörlerin-dendir. Bu hareket ilk önce Genel Sistem­ler Araştırma Birliği tarafından ortaya kondu. (Birlik 1954'de ilk olarak Genel Sistemler Teorisi' ni Geliştirme Birliği adı altında kurulmuştu), diğer organizasyon­lara ve faaliyetlere kavuşmaları daha son­ra oldu. Birlik şu amaçlar için kurulmuş­tur:

1- Çeşitli alanlardaki kanun, model ve kavramlar arasında yapı benzerliklerini araştırmak ve bir alandan diğerine gerek­li transferleri gerçekleştirmek;

 2- İhtiyaç duyulan alanlarda geliştirilen teorik mo­dellerin yaygınlaştırılmasını teşvik etmek;

 3- Farkh alanlarda kurulan teorilere har­canan çabanın boşa gitmesine engel ol­mak;

 4- Uzmanlar arasında iletişimin artı­rılması kanalıyla bilimde tekilliğe ulaş­mak. Sistem tipik olarak "organik bir bütün

veya bir tek şekli oluşturma gayesiyle bir­birlerine bağlanan nesnelerin düzeni veya kümesi" olarak tanımlanır. Bu tanıma uyacak olursak, bir sistem, örneğin N kü­mesi diyeceğimiz bir "nesneler kümesi" ile İ diyeceğimiz bu "nesneler arasındaki ilişkileri" gösteren bir kümeden ibarettir. Şu halde sistem, S=(N,İ) gibi bir ikilidir ki, burada S, sistemin sembolüdür. "İliş­ki" kelimesi burada yapı, enformasyon, kı­sıtlamalar, organizasyon, iç ilişkiler, ba­ğımsızlık, bağımlılık, bağlılık, beraberlik, bağlantı, ara bağlantı, benzerlik ve kalıp gibi birbirleriyle ilişkili tüm akraba terim­leri içine alacak şekilde geniş bir anlamda kullanılmıştır.

Sistemlerin (N,İ) ikilileri anlamında kul­lanılmaları çok genel bir karakter taşır, bu nedenle de pragmatik kıymetleri az­dır. Bunun kullanışlı bir şekle sokulması için yeni özel ikili sınıflarının da bunlara dahil edilmeleri gerekir. Bu özel sınıflar başlıca;

 a) N kümesini sadece belli şeyleri ifade edecek şekilde sınırlamakla, veya

 b) İ kümesini sadece belli ilişkileri ifade ede­cek şekilde sınırlandırmakla sağlanabilir. a) ve

 b) kriterleri birbirlerinden tama­men bağımsızdırlar,

 a) kriterine örnek olarak bitim ve teknolojideki disiplinlere bölünme   ve   uzmanlaşma   getirilebilir. Bunların her biri fiziksel, kimyasal, biyo­lojik, politik, ekonomik, vs. gibi belli ko­nular üzerinde yoğunlaşmışlardır ki, her­hangi bir özel ilişki tipini dikkate almaz­lar, b) kriteri ise bizi temelde birbirinden farkh sistem sınıflarına ulaştırır. Bu sınıf­ların her biri spesifik bir ilişki ile karakte-rize edilir. Beri taraftan da, bu İlişkinin ta­nımlandığı şeylerin hiçbirini gözönünde bulundurmaz.

Madem ki, bilgi toplama işlemlerinde farkh şeyler farkh deneysel prosedürleri

gerekli kılıyor, o halde

 a) kriterine dayalı sistemler, deney kökenli sistemlerdir. Öte yandan

 b) kriteri her tipten bilgi iş­lemleri için uygunluk arzeder; sadece bil­gi toplamaylasınırlandınlamaz. Bu sebep­le de b) kriteri esasta teorik kökenlidir.

Kriter b) üzerine kurulu sistem sınıfları­nın en büyükleri epistemolojik sistem tip­lerine dayalı olanlardır, daha doğrusu söz-konusu fenomenleri ilgilendiren bilgi tip­lerine dayalı olanlardır. Bu tipler tabiatıy­la düzenlidirler, sistemlerin epistemolo­jik hiyerarşisi diye bilinen bu düzen de sis­tem problemlerinin anlaşılır şekle getirile­bilmelerinde hayati öneme sahiptir. Dü­zen, problemlerin çözüm yolları için geliş­tirilen metodolojik yöntemler için de el­zemdir.

Belli bir epistemolojik tiple tanımlanan her sistem sınıfı, daha sonra bir takım me­todolojik ayraçlarla daha da rafine hale getirilebilir. Aynı epistemolojik tip ve me­todolojik ayraca sahip sistemlerin sorunla­rı da aynı metodlarla ele alınabilirler. Bu sistem sınıfları da daha küçük sınıflara bö­lünürler; yeni sınıfların her biri ilişkilerin­de bazı spesikifik ve pragmatik olarak an­lamlı yönler taşıyan sistemlerce oluşturu­lurlar. Bu yönler birbirlerine eşdeğerdir­ler.

İlişkilerin tüm yönleriyle eşdeğer hale gelmesiyle, bu ilişkileri içeren bir sınıfın sistemleri mümkün olan en küçük sınıfa indirgenmiş olurlar. Bu eşdeğerlik haline "sistemler arasında izomorfizm", bu tür, sistemlerden kurulu sınıflara da "izomor­fik sistem sınıfları" denir.

Bir izomorfik sınıftaki sistemler, ilişkile­ri açısından eşdeğer olabilirlerken, aslın­da tamamen farklı türden şeylere dayalı olabilirler. Sistemlerdeki ilişkisel yönler­le uğraşabilmek için her izomorfik sınıfın

yerine onu temsilen tek bir sistem koy­mak yeterli olur. Her ne kadar bu temsil­ci sınıfların seçimi keyfî ise de, prensip olarak tüm izomorfik sınıflara aynı seçim yönteminin tatbiki gerekir.

İzomorfik sınıfları temsil eden sistemler bazı soyut birimlere dayanılarak tanımlan­dıklarında ("soyut"tan kasıt "yorumdan bağımsız" dır) ve bunların ilişkileri de bazı standart formlar (örneğin özel bir mate­matik veya program dili) yardımıyla belir­lendiğinde bunlar genel sistemler adını alırlar. Şu halde, bir genel sistem bir sis­tem sınıfını temsilen seçilen standart ve yorumdan bağımsız bir sistemdir. Onun temsil ettiği sınıfın sistemleri de ilişkisel yönlerden eşdeğerdirler. Bu ilişkisel yön­ler ise belli bir çerçevede pragmatik açı­dan anlamlıdırlar. Genel sistemler teorisi (veya araştırması), muhtelif genel sistem şekillerinde (epistemolojik ve metodolo­jik) kavramsallaşmış ilişkisel fenomenle­rin baştanbaşa incelenmesine verilen ad­dır denebilir.

(SBA) Bk. Sibernetik; Sistem.