GENEL SİSTEMLER TEORİSİ - 7. Sayfa
GENEL SİSTEMLER TEORİSİ
En geniş anlamıyla genel sistemler teorisi, hangi türden olursa olsun sistemlere ilişkin metodların, sorunların, yardıma kaynakların, ilkelerin ve genel kavramların tümüdür. Bu yönüyle de o, normal bir teoriden ziyade bir çalışma alanıdır. Bu sebeple karışıklığa mani olmak için sık sık genel sistemler araştırması diye de anılır.
Genel Sistem ve Genel Sistemler teorisi ilk defa Ludwig von Bertalaneffy tarafından 1930'ların başlarında kullanılmış, ancak ilk yazılı metinlere geçişi II. Dünya Savaşı sonrasını bulmuştur. Von Bertalaneffy genel sistemler teorisinin sadece kaşifi değil, aynı zamanda genel sistemler hareketinin en büyük organizatörlerin-dendir. Bu hareket ilk önce Genel Sistemler Araştırma Birliği tarafından ortaya kondu. (Birlik 1954'de ilk olarak Genel Sistemler Teorisi' ni Geliştirme Birliği adı altında kurulmuştu), diğer organizasyonlara ve faaliyetlere kavuşmaları daha sonra oldu. Birlik şu amaçlar için kurulmuştur:
1- Çeşitli alanlardaki kanun, model ve kavramlar arasında yapı benzerliklerini araştırmak ve bir alandan diğerine gerekli transferleri gerçekleştirmek;
2- İhtiyaç duyulan alanlarda geliştirilen teorik modellerin yaygınlaştırılmasını teşvik etmek;
3- Farkh alanlarda kurulan teorilere harcanan çabanın boşa gitmesine engel olmak;
4- Uzmanlar arasında iletişimin artırılması kanalıyla bilimde tekilliğe ulaşmak. Sistem tipik olarak "organik bir bütün
veya bir tek şekli oluşturma gayesiyle birbirlerine bağlanan nesnelerin düzeni veya kümesi" olarak tanımlanır. Bu tanıma uyacak olursak, bir sistem, örneğin N kümesi diyeceğimiz bir "nesneler kümesi" ile İ diyeceğimiz bu "nesneler arasındaki ilişkileri" gösteren bir kümeden ibarettir. Şu halde sistem, S=(N,İ) gibi bir ikilidir ki, burada S, sistemin sembolüdür. "İlişki" kelimesi burada yapı, enformasyon, kısıtlamalar, organizasyon, iç ilişkiler, bağımsızlık, bağımlılık, bağlılık, beraberlik, bağlantı, ara bağlantı, benzerlik ve kalıp gibi birbirleriyle ilişkili tüm akraba terimleri içine alacak şekilde geniş bir anlamda kullanılmıştır.
Sistemlerin (N,İ) ikilileri anlamında kullanılmaları çok genel bir karakter taşır, bu nedenle de pragmatik kıymetleri azdır. Bunun kullanışlı bir şekle sokulması için yeni özel ikili sınıflarının da bunlara dahil edilmeleri gerekir. Bu özel sınıflar başlıca;
a) N kümesini sadece belli şeyleri ifade edecek şekilde sınırlamakla, veya
b) İ kümesini sadece belli ilişkileri ifade edecek şekilde sınırlandırmakla sağlanabilir. a) ve
b) kriterleri birbirlerinden tamamen bağımsızdırlar,
a) kriterine örnek olarak bitim ve teknolojideki disiplinlere bölünme ve uzmanlaşma getirilebilir. Bunların her biri fiziksel, kimyasal, biyolojik, politik, ekonomik, vs. gibi belli konular üzerinde yoğunlaşmışlardır ki, herhangi bir özel ilişki tipini dikkate almazlar, b) kriteri ise bizi temelde birbirinden farkh sistem sınıflarına ulaştırır. Bu sınıfların her biri spesifik bir ilişki ile karakte-rize edilir. Beri taraftan da, bu İlişkinin tanımlandığı şeylerin hiçbirini gözönünde bulundurmaz.
Madem ki, bilgi toplama işlemlerinde farkh şeyler farkh deneysel prosedürleri
gerekli kılıyor, o halde
a) kriterine dayalı sistemler, deney kökenli sistemlerdir. Öte yandan
b) kriteri her tipten bilgi işlemleri için uygunluk arzeder; sadece bilgi toplamaylasınırlandınlamaz. Bu sebeple de b) kriteri esasta teorik kökenlidir.
Kriter b) üzerine kurulu sistem sınıflarının en büyükleri epistemolojik sistem tiplerine dayalı olanlardır, daha doğrusu söz-konusu fenomenleri ilgilendiren bilgi tiplerine dayalı olanlardır. Bu tipler tabiatıyla düzenlidirler, sistemlerin epistemolojik hiyerarşisi diye bilinen bu düzen de sistem problemlerinin anlaşılır şekle getirilebilmelerinde hayati öneme sahiptir. Düzen, problemlerin çözüm yolları için geliştirilen metodolojik yöntemler için de elzemdir.
Belli bir epistemolojik tiple tanımlanan her sistem sınıfı, daha sonra bir takım metodolojik ayraçlarla daha da rafine hale getirilebilir. Aynı epistemolojik tip ve metodolojik ayraca sahip sistemlerin sorunları da aynı metodlarla ele alınabilirler. Bu sistem sınıfları da daha küçük sınıflara bölünürler; yeni sınıfların her biri ilişkilerinde bazı spesikifik ve pragmatik olarak anlamlı yönler taşıyan sistemlerce oluşturulurlar. Bu yönler birbirlerine eşdeğerdirler.
İlişkilerin tüm yönleriyle eşdeğer hale gelmesiyle, bu ilişkileri içeren bir sınıfın sistemleri mümkün olan en küçük sınıfa indirgenmiş olurlar. Bu eşdeğerlik haline "sistemler arasında izomorfizm", bu tür, sistemlerden kurulu sınıflara da "izomorfik sistem sınıfları" denir.
Bir izomorfik sınıftaki sistemler, ilişkileri açısından eşdeğer olabilirlerken, aslında tamamen farklı türden şeylere dayalı olabilirler. Sistemlerdeki ilişkisel yönlerle uğraşabilmek için her izomorfik sınıfın
yerine onu temsilen tek bir sistem koymak yeterli olur. Her ne kadar bu temsilci sınıfların seçimi keyfî ise de, prensip olarak tüm izomorfik sınıflara aynı seçim yönteminin tatbiki gerekir.
İzomorfik sınıfları temsil eden sistemler bazı soyut birimlere dayanılarak tanımlandıklarında ("soyut"tan kasıt "yorumdan bağımsız" dır) ve bunların ilişkileri de bazı standart formlar (örneğin özel bir matematik veya program dili) yardımıyla belirlendiğinde bunlar genel sistemler adını alırlar. Şu halde, bir genel sistem bir sistem sınıfını temsilen seçilen standart ve yorumdan bağımsız bir sistemdir. Onun temsil ettiği sınıfın sistemleri de ilişkisel yönlerden eşdeğerdirler. Bu ilişkisel yönler ise belli bir çerçevede pragmatik açıdan anlamlıdırlar. Genel sistemler teorisi (veya araştırması), muhtelif genel sistem şekillerinde (epistemolojik ve metodolojik) kavramsallaşmış ilişkisel fenomenlerin baştanbaşa incelenmesine verilen addır denebilir.
(SBA) Bk. Sibernetik; Sistem.
İslami Okul Okulların En Önemlisi