Muhtelif - 20. Sayfa
GREV
İşçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına "g-rev" denir. Diğer bir ifadeyle grev, belli bir bölgede veya işyerinde çalışan işçi gnir bunun işverenle aralarında çıkan bir uyuşmazlığı, iş sözleşmesinin hükümlerinden ayrı bir çözüme bağlamak amacıyla önceden aralarında anlaşarak işlerini bırakmasıdır.
Fransızca kökenli bir kelime olangrtfve-hemen hemen bütün hukuk sistemlerinde kullanılan bir terimdir. Türkçede bu kelime "toplu iş bırakımı" ifadesi ile karşılanmaya çalışılmış, ancak mevzuatta "grev" kelimesinin kullanılması sebebiyle yerleşmemiştir.
Grev kelimesi etimolojik olarak incelenirse, Paris'te Sen Nehri kıyısında, belediye binası yanında, ölüm cezalarının infaz edildiği meydana verilen "La Greve" adından geldiği görülür. "Grev yapmak" tabiri, Parisli emekçilerin iş aramak için bu meydanda toplanmaları karşılığında kullanılmıştır. 1789 Fransız İhtilalinden sonra, iş şartlarını beğenmeyerek çahşmak istemeyen işçilerin ba eylemleri "grev" olarak adlandırılmıştır.
Greve başvuran işçiler, işverene "biz olmadan bu işi yürütemezsin" mesajım vermekte, işi bırakmalarının geçici olduğu ve tekrar işe dönecekleri düşüncesiyle hareket etmektedirler. Grev eylemi, aktif olmakla birlikte barışçı bir nitelik taşımakta, işverene baskı yapmak, daha fazla çıkarlar elde etme amacını gütmektedir. Bu sebeple grevin bir "silah" olarak nitelendiği tanımlamalar, grevin amacına ters düşmektedir. Grevde amaç sağlandıktan sonra, yeniden işe dönme sözkonu-su olduğu için hizmet sözleşmeleri, grev süresinde askıda kalmaktadır.
Bir hareket veya eylemin grev kabul edilebilmesi için şu unsurlara sahip olması gerekir: 1- Grev, bir işverene bağlı olan işçilerin hareketidir. Diğer bir ifadeyle, grevi yapanların işçi statüsünde olmaları gerekir; 2- Grev, toplu ve anlaşarak girişilen bir harekettir. İşçiler arasında yapılan anlaşma ile veya bu konuda bir işçi teşekkülünün almış olduğu karara uyarak işin topluca bırakılmasıdır; 3- Grev, menfaat ve hak uyuşmazlığını yansıtır. İşçİ İle işveren arasında ekonomik hak ve menfaatlerin korunması ve geliştirilmesine ilişkin bir uyuşmazlığın ortaya çıkması sözkonu-sudur. Diğer bir ifadeyle mesleki bir amacın bulunması gerekir; 4- Grev işveren üzerinde bir baskı kurar. İşi bırakma eyleminin, işkolu veya işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla yapılması gerekir.
Başlıca grev türleri şunlardır:
1- Siyasi grevler
; 2- Genel grevler (genel grevler, ekonomik ve sosyal amaçlı ve siyasi amaçlı olmak üzere ikiye ayrılır)
; 3- Kanuni ve kanun dışı grevler;
4- Genişlik ölçüsüne göre grevler (üçe ayrılır
: a) Sınırlı;
b) Genişletilmiş
; c Genel grevler); 5- İzlenen amaçlara göre grevler (geliştirici ve koruyucu olmak üzere ikiye ayrılır).
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'-nün doğrudan doğruya grev hakkından sö-zeden bir sözleşmesi ve tavsiye karan bulunmamaktadır. Bu nedenle, grevle ilgili şikâyetler örgütün Yönetim KuruluSendi-ka Özgürlüğü Komitesi tarafından incelenmektedir. Grevden açıkça sözeden İlk ILO belgesi 92 sayılı ve 1951 tarihli "Gönüllü Uzlaştırma ve Hakem" başlıklı tavsiye kararının 7. maddesidir. Tavsiye kararı, grevden kaçınmayı ve hakem kararlarını benimsemeye özendirmeyi Öngörmektedir. 1957 tarihli ve 105 sayılı "Zorunlu Çalıştırmanın Kaldırılması" sözleşmesi de grevlere katılmış olmak sebebiyle bir cezalandırma aracı olarak zorunlu çalıştırma yoluna başvurulmamasım öngörmektedir. Avrupa Konseyince hazırlanan 1961 tarihli Avrupa Sosyal Şartı ve Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ise "g-rev hakkf na açıkça yer vermiştir.
ILO; Sendika Özgürlüğü Komitesi, kamu hizmetleri ve temel hizmetlerde grev hakkının kanunlarlasınırlandırılabileceği-ni kabul etmekle birlikte, grevlerin geçici sürelerle ertelenmesi ya da "kamu düzenini bozmak, ekonomiyi felce uğratmak" gibi gerekçelerle yasaklanmasına imkân veren kanuni düzenlemeleri sendika özgürlüğüne aykırı bulmaktadır. Ayrıca ILO sözleşme ve tavsiyelerin uygulanmasına ilişkin Uzmanlar Komitesi, tamamen siya-sİ nitelikli olan ve sendikacılık ile hiçbir ilişkisi bulunmayan grevler dışında hükümetlerin ekonomik ve sosyal politikalarını protesto eden grevlerin yapılabileceğini kabul etmektedir.
Türk Hukukuna göre, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, işçilerin iktisadi ve sosyal durumlarıyla çalışma şartlarını korumak ve düzeltmek amacıyla kanun hükümlerine uygun olarak yaptıkları greve "kanuni grev" denilmektedir. Kanunî grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev ise "kanun dışı grev"dir. Siyasi amaçlı grev, genel grev ve dayanışma grevi kanun dışı grevdir. İşyeri İşgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişler hakkında kanun dışı grevin müeyyideleri uygulanır. Verimi düşürmek İçin toplu hareket (Greve Perlee), gayretkeşlik grevi (verimin düşürülmesi için çalışmayı düzenleyen hükümlere harfiyyen uyma) (G-reve de Zele), nöbetleşe grev (Greve re-petee), dönen grev (Greve tournante) ve işçilerin bir sendika kararı olmaksızın greve gitmeleri anlamında "vahşi grev" (Greve sauvage) kanun dışıdır.
Hukukumuzda "grev" kelimesi, grevi yasaklayan 1936 tarihli ilk iş kanunumuz olan 3008 sayılı kanunda kullanılmıştır. Yine grevi yasaklayan 1325 (1909) tarihli Tatili Eşgal Kanunu'nda ise grev "tatili eş-gal" terimi ile ifade edilmiştir.
Türkiye'de grev hakkı 1961 Anayasası ile anayasal bir hak olarak tanınmıştır. 1961 Anayasasının 47. maddesinde "İşçiler işverenlerle olan münasebetlerinde, iktisadi ve sosyal durumlarım korumak veya düzeltmek amacıyla toplu sözleşme ve grev haklarına sahiptirler. Grev hakkımn kullanılması ve istisnaları ve işverenlerin hakları kanunla düzenlenir." hükmü yer almıştır. Bu hükme dayanılarak 15.7.1963 tarihli ve 275 sayılı toplu iş sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu çıkartılmış ve grev hakkının uygulama esasları belirlenmiştir.
1982 Anayasası ile 54. maddesinde "Görev hakkı ve Lokavt" başlığı altında geniş bir düzenleme yapılmıştır. Bu maddeye göre "Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları île kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir. Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz Grev ve lokavtın yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grevve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişler yapılamaz. Greve katılamayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiçbir şekilde engellenemez." hükmü yer almaktadır.
1982 Anayasasında öngörülen ilkeler doğrultusunda 275 sayılı Kanunun yerini 7.5.1983 tarihinde yayınlanan 2822 sayılı kanun almıştır. Bu kanun son olarak 2.6.1988 tarihli 3451 saydı kanunla değiştirilmiştir.
2822 saydı Kanuna göre grev, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında yapda-bilir. Yani menfaat uyuşmazhklannda greve gidilebilir. Toplu iş sözleşmesinin uygulanması safhasında çıkan uyuşmazlıklarda greve gidilemeyecektir. Bu durumda ancak yargı organlarına başvurulabilir. Grev ancak mesleki amaçla, kanun hükümlerine uygun şekilde yetkili sendika tarafından grev kararı alınmış olması halinde iş bırakma şeklinde yapılabüir.
Can ve mal kurtarma işlerinde,' cenaze ve gömme işlerinde, su, elektrik, havagazı, termik santralle beslenen linyit üretimi, doğal gaz ve petrol sondajı, üretimi, tasfiyesi, dağıtımı, nafta ve doğal gazdan
başlayan petro-kimya işlerinde, banka ve noterlik hizmetlerinde, kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve şehiriçi deniz— kara ve demiryolu ve diğer raylı toplu yol taşımacılığında; aşı, serum üreten işyerleri, hastane, klinik, sanatoryum, dispanser ve eczane gibi sağlıkla ilgili işyerlerinde; eğitim ve öğretim kurumlarında, çocuk bakım yerlerinde ve huzurevlerinde; mezarlıklarda; milli savunma bakanlığı ile jandarma genel komutanlığı ve sahil güvenlik komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde grev yasağı vardır.
Ayrıca savaş durumunda, genel ve kısmî seferberlik durumunda, doğal afet hallerinde, başladığı yolculuğu yurtiçinde vanş yerlerinde bitirmemiş deniz, hava, kara ulaştırma araçlarında grev yapılamaz.
Greve karar verebilmek için barışçı yolların denenmiş olması gerekir. Bunun için de toplu görüşme ve arabuluculuk safhaları aşılmalıdır. Ülkelerin çoğunda da aynı esas benimsenmiştir.
Grevin kanuni olmasını sağlayan diğer bir unsur, "grev oylaması" talebi halinde bu oylamanın yapılmasıdır. Bazı hukuk sistemlerinde, grev oylaması grevin yapılmasını sağlar. Ülkemizdeki sistemde ise grevin yapılmaması için oylamaya başvurulabilir. Grev kararının ilân edildiği tarihte, işyerinde çalışan işçilerin en az dörtte biri, altı işgünü içinde yazılı olarak grev oylaması talep edebilir. Mutlak çoğunluk grevin uygulanmamasına karar verirse o işyerinde grev uygulanmaz.
Mustafa AYKAÇ
Bk. İşçi Hareketleri; İşgücü; Sendika; Sen-dikaiizm.
İslami Okul Okulların En Önemlisi