Güç Dengesi - İslami Bilgiler - 22. Sayfa
GÜÇ DENGESİ
Uluslararası siyaset alanında, özellikle birbirine rakip sayılan iki devletin askerî güçlerinin denk olup olmadığını dile getirmek için kullanılan bir kavram. Göç dengesi kavramı yakın zamanlarda ABD ile SSCB arasındaki silahlanma yarışı dolayısıyla yaygınlık kazanmıştır, ama terim olarak değilse bile düşünce olarak ilk cağdan beri bilinir. Kavimler arasında savaşın kılıç kalkanla yapıldığı dönemlerde de tarafların bir savaşçısının kaç düşmana bedel olduğu söz konusu edilebilirdi. XVIII. yüzyıldan İtibaren güç dengesi kavramı doğrudan doğruya o ordunun teçhizatı, bu teçhizatı temin edecek iktisadî zenginlik ve savaş gücüne etki eden siyasî şartlarla bağlantılı olarak düşünülmüştür. ;
İç politikada güç dengesinden söz edilmesi, millî kaynakların savunma harcara»* larına daha çok tahsis edilmek istenmesiyle sonuçlanır. Dış politikada ise güç dengesine ulaşmanın barışı korumak için ön şart olduğu İleri sürülür. Her iki halde dfe amaç bilhassa güç dengesirîi&ağlamâfc da-ğil, belli bir siyasî çizginin (bir kalkınma programının veya gizli bir istilâplanmın) propaganda edilmesini kolaylaştırmaktır. Çünkü güçler arasında denge kurulmasını savunanlar gerçekte güçlerin birbirine eşitliğini değil, kendi taraflarının bir miktar ağır basmasını haklı gösterme çabasın^ dadıriar.
Güç dengesinin iki taraflı veya çok taraflı şekilde kurulduğu veya kurulabileceği söylenebilir. Çok taraflı güç dengesi çeşitli bağımsız devletlerden herhangi birinin güç bakımından bir başkasını "yenemeyecek" ölçüde donatılmış bulunduğa şartlarda ortaya çıkan durumdur. XIX. yüzyılda Avrupa devletleri arasmda böyle çok t*J raf] i bir dengenin kurulabildiği ifade edilmiştir. Çok taraflı denge yalnızca, O dönemlerde Osmanlı Devletinde "düvefci muazzama" diye adlandırılan "büyük güçler" arasında bansın korunmasına değil, aynı zamanda güçleri bunlarla oranlana-mayacak küçük devletlerin saldırıdan korunmasına da yaramıştır. Ancak XDC. yüzyılda Avrupa devletleri arasındaki güç dengesi sayesinde kurulan mevzî banş, başka bir dengesizliğin ortaya çıkmasına yol açmış, Avrupa ülkeleri topluca bir taraf teşkil ederek ve aralarında anlaşarak dünyanın öteki kıtalannasömü/gee/7/fc adına saldırılar düzenlemişlerdir.
Çok taraflı güç dengesinin varlığını uzun müddet koruyamayacağı ve sonunda kaçınılmaz olarak ikili güç dengesine dönüşeceği ileri sürülebilir. Nitekim, Avrupa devletleri arasında kurulduğu söylenen çok taraflı denge yerini I. Dünya Savaşı öncesinde Üçlü İttifak ile Üçlü İtilaf arasındaki rekabete bırakmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesindeki mihver devletleri Ve müttefikler adıyla anılan güçler arasındaki İlişkilerde ise artık "denge" kavramının önemli bir yer tutmadığı görülür. Her iki savaştan sonra gerek "Cemiyet-i Akvam" gerekse "Birleşmiş Milletler" teşkilatlan vasıtasıyla güç dengesini sağlama çabalan da herhangi bir dengeyi işler hale getirmeye değil, eğer varsa gerçek dengesizliği maskelemeye yaramıştır.
Güç dengesinin uluslararası siyasette çok önemli bir kavram haline gelişi nükleer silahlara sahip olma bakımından iki kutup ülkenin, ABD ve SSCB'nin birer siyaset belirleyici ülke olarak ortaya çıkmalarından dolayıdır. ABD ve SSCB arasında nükleer silahlar bakımından bir güç dengesinin olup olmayacağı, böyle bir dengenin kurulup kurulamayacağı tamamen bir siyasî senaryonun kabulüne bağlıdır. Bu senaryoya göre adı anılan iki ülke süper gfiçlerdir, dolayısıyla aynı oranda değilse bile nükleer silahlara sahip Çin ve nükleer silahların dışında da bazı imkânları elinde tutan Batı Avrupa, güçler dengesinin başlıca unsurları olma şansına sahip değildir.
Nükleer silahların belirleyici olduğu güç dengesi kavramına bağlı olarak stratejik teoride bazı yeni kavramlar geliştirilmiştir: Stratejik nükleer silahları muhtemel ve potansiyel bir tehlike karşısında derhal kullanmaya "ilk darbe" denir. NATO ilk darbenin kendisinden gelmeyeceğini resmen açıklamış, ilk darbe anlayışının bir örneğini İsrail 1980 yılında Irak nükleer reaktörlerini konvansiyonel silahlarla bombalayarak vermiştir. Bir başka kavram "öldürme fazlası" (overkill), düşman ülkenin (veya yerküre üzerindeki, yer yüzündeki bütün yerleşim merkezlerinin) tamamen yerle bir edilmesi halinde bile, nükleer silahları kullanan tarafın elinde hâlâ kullanılmamış bir kapasîteninkalaca-ğını anlatır. "İkinci darbe kapasitesi" ise bir ülkenin sürpriz nükleer saldın karşısında kalmasının ardından, bu ülkenin uğradığı saldırının tahribatını göğüslemenin ötesinde, ilk saldıranın bu hareketini değersiz bırakacak oranda ikinci bir nükleer darbe indirmeyi mümkün kılabilen yığınak temin etmesi demektir. İkinci darbe kapasitesi ya iyi korunmuş nükleer silolara veya nükleer denizaltılara sahip olmayı öngörür.
Güçler dengesi kavramının uluslararası siyasetin kuvvet zoruyla düzene sokulabileceği düşüncesinden büyük ölçüde destek sağladığı söylenebilir. Kitle iletişim araçlarının ve her türlü bilgi aktarma yollarının sosyal hayata müdahale ettiği ve dolayısıyla siyaseti ciddî bir şekilde etkilediği günümüzde güçler dengesini ileri sürerek propaganda yapmak zorlaşmıştır. Yine de ABD askerî yardımının Türkiye
ile Yunanistan arasında hangi oranlarda dağıtılacağı gibi hususlarda iç politika veya diplomasi alanlarında geçerliliğinden çok şey kaybetmiş değildir.
(SBA)
Bk. Silahlanma Yansı; Süper Güçler; Uluslararası İlişkiler.
İslami Okul Okulların En Önemlisi