Hakikat - İslami Bilgiler - 3. Sayfa
HAKİKAT
Bir nesnenin gerçek anlamına ulaşıp ya-kînen algılamak, mutabakat, muvafakat, kendi zâtına (nefsü'1-emr) uygunluk, inkârı hiçbir zaman doğru ve haklı olmayan gerçek varlık gibi anlamları ifade eden "hakk" kelimesinden türetilen hakikat, soyut bir isim olarak gerçeklik anlamına gelir. "Bİr şeyin hakikati" denildiğinde, o şeyin gerçekten varlığını belirleyen, ya da o Şeyi diğer şeylerden ayırdeden özellik anlaşılır. Kelimenin bu şekilde kullanımı, onu zât kelimesine yaklaştırır. Ancak her zaman bu kelime mâhiyet ve hüviyet kelimelerinden ayrılır. Çünkü hakikat, bir şeyin gerçekliği; mâhiyet, onun zihindeki tasavvuru, kavramı; hüviyet de onun kimliğidir.
Hakikat, aynı zamanda, bir şeyin gerçekten var olması anlamında kullanılır. Kelimeyi fiil halinde kullanarak "hakka'1-şey" denildiğinde, "o şey hakikaten mevcuttur" demek olur. Bu nedenle Allah'ın hakiki zatını bilen sûfilere "ehl el-hakika" denir. Hakikat, sûfi tarikatlerinde, varılabilecek merhalelerin en sonudur. Yine "hakikat el-hakâik", bütün gerçeklikleri kucaklayan bir hakikat olması dolayısıyle, Allah demektir.
Bunlardan başka "hakikat", bir de, mecaz karşıtı olmak üzere, bir kelime veya deyimin asıl, gerçek anlamıyla kullanıldığına işaret eder.
Hakikat sözü, bir felsefe kavramı olarak dikkate alındığı zaman "bir nesnenin kendi zatına ııygıın olarak gerçeklik kazanması" anlamına gelir. Sözgelimi İbn Sina: "Her şeyin hakikati, onun kendisi içinsa-bit olan vücûdunun özelliğidir" der. Bilgi'de amaç, hakikate ulaşmaktır ve burada hakikat, doğrulukla eşanlamlıdır. Dolayısıyla bilgi, objesine uygunsa doğrudur. Bu açıdan bakıldığında hakikat, bilinmek istenen nesnede değil, bilmek için ona yönelen süjede ortaya çıkan bir problemdir. Çünkü her nesnenin değişmeyen
bir hakikati vardır. Bir nesne (obje), belli bir insan tarafından bilinmese ve hatta dü-Şünülmese bile, bir biçimde vardır ve bir bilgi eyleminin kendisine yönelmesi yüzünden de bir değişikliğe uğramaz. Problemin objeye değil, süjeye yönelik olması, hakikatin birliği ve değişmezliği ilkesi açısından Önemlidir. Çünkü eğer bu objede ortaya çıkan bir problem olsaydı, aynı şeyin sayısız hakikatlerinden söz etmemiz gerekirdi. Örneği, bir nesne veya olgu hakkında, herbiri kesin gibi görülen değişik görüşler ileri sürülebilir. Bu, süjenin olaya değişik şartlar altında bakmasından kaynaklanmaktadır. Aynı süje bile, farklı şartlar altmda bir nesnenin hakikatini değişik şekillerde algılayabilir. İslâm düşüncesinde esyanın hakikatini bilmek meselesi işte buradan kaynaklanmaktadır. Onun bütün dış görünüşündeki başkalıklara rağmen, bir tek hakikati vardır. Bu bakımdan eşya hakkında söyleyebileceğimiz en doğru söz, onların göründükleri gibi olmadıklarıdır. Zaten bizzat Hz.Muham-med (s.) de görünüş ile gerçeklik'in farkına işaret ederek: "Ya Rabbi! Bize eşyayı olduğu gibi (yani hakikati neyse, öyle) göster" diye dua etmiştir.
Yüksel KANAR Bk. Doğruluk; Kesinlik
İslami Okul Okulların En Önemlisi