Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 10. Sayfa

 

HEGELCÎLİK

 

Genel olarak Hegel ve ona bağlı olanla­rın meydana getirdikleri, mutlak idealizm ve diyalektik yöntem anlayışlarını benim­seyen felsefi akıma Hegelcilik adı verilir. Hegel felsefesinin mantıksal bir sistem ol­ması, ilkelerinin ve yönteminin çeşitli alanlara uyarlanması nedeniyle 1830-40 yılları arasında Almanya'da etkinlik kaza­nan Hegelci ekole de bu ad verilir. Ger­çekte HegeFin felsefe sistemi daha olu­şum halindeyken şiddetli tartışmaları baş­latmıştır. Bir bakıma eseflerinin soyut ve yoğun bir dil ile yazılması, özel bir felsefi hazırlığı gerektirişi ve sisteminin çok yön­lü yoruma elverişli oluşu Hegelciliğin or­taya çikmasında önemli bir rol oynamış­tır.

Daha yaşadığı dönem Almanyasında Hegel felsefesi derin etkiler doğurduğu gi­bi, ölümünden sonra farklı, çoğunlukla da birbirine karşıt düşüncelerin ileri sürülmeşine yol açmıştır. Genel niteliğiyle bir İdealizm olan Hegelciliğin başlıca dört ev­reden oluştuğu söylenebilir:

 a) HegePin felsefesini herhangi bir yorum ve değişikli­ğe tabi tutmadan korumaya çalışan anla­yış. Bu anlayışı sürdürenler içinde Ro-zenkranz, Bidermann, K.Fischer, E.Zel-ler sayılabilir;

 b) Hegel'in idealizmini fel­sefi boyutu içinde benimseme yanmda, si­yasal bakımdan da onun Devleti "yüce amaç" olarak tanımlamak isteyen teorisi­ni kabul eden Yeni-Hegelcİlik. İtalyan B.Croce, G.Gentile, Alman R.Kroner ve A. Liebert gibi;

 c) Diyalektik yöntem görü­şü ile oluş kavramını benimseyen sol He­gelcilik; d) Hegel'in diyalektiğini kendile­rine temel alan, fakat idealizmini redde­den Marksist öğreti.

Hegelciliği bütünleyen bu akımlar, sağlı­ğından başlayarak günümüze kadar uza­nan bir çizgiyi izledi. Gerçekten daha He­gel'in yaşadığı sırada başlayıp, XIX. yüzyı­lın ortalarına kadar süren ve üçlü bir grup­laşmayı besleyen çatışma döneminden sö-zedilebilir. Bunlardan "sağ" veya "eski" Hegelciler olarak tanımlanan, aslında biz­zat Hegel'in öğrencilerinden oluşan grup ilk önce ortaya çıktı. Strauss'un İsa'nın Hayatı Üzerine Eleştirel İnceleme, adlı ese­ri, Hegelciler arasındaki bölünmeyi iyice su yüzüne çıkarttı. Aslında bölünme Lud-wing Feuerbach'ın Ölüm ve Ölümsüzlük Üzerine Düşünceler adlı eserinde Hegelci felsefenin insanın ebediliğe ulaşması için ölümü seçmesi gerektiğini, çünkü ölü­mün insan için bir ayrıcalık olduğunu sa­vundu. Feuerbach'ın bu eseri Hegel'in panteizm ile suçlanmasına yol açtı. Bu­nun üzerine öğrencileri, Hegel'in düşün­celerini Hıristiyanlığın ebediyet inanışryla uzlaştırmaya çabaladılar. Strauss'un İsa'yı insanların en yücesi ve Hegel'i depanteizme yakın bulan görüşleri,   sağ grub (Gabler, Bruno Bauer) tarafından eleştirildiyse de, merkezci grup (Rosenk-ranz, Schaller, Conrad) daha yumuşak bir tavır ortaya koydu. Fakat Strauss bu nedenlerle yazdığı Tartışma Yanlan adlı eserde Hegelciliğin, Fransız Parlamento­su örneğine uygun olarak sağ (Göschel ve arkadaşları) sol (Strauss) ve merkez (Ro-senkraz) grupları şeklinde bir bölünmeyi teklif etti. Fakat bu arada Bruno Bauer'in sol çizgiye yaklaştığı, Ernst Hengstenber ile Weisse>nin panteizmi temel alan He-gelciliğe karşı eleştiriler yönelttikleri gö­rüldü. Arnold Ruge ve E,T.EjChterma-yer'in birlikte çıkarttıkları dergi, sol He-gelcilerin ilk süreli yayını olarak yayınlan­maya ve böylece Hegelciler arasındaki ça­tışma da sertleşmeye başladı. Özellikle Feuerbach'ın, Hegel felsefesini "akli bir sır" şeklinde tanımlayan ve felsefe ve sa­natta doğaya dönüşü savunan Hegel Felse­fesinin Eleştirisi adlı yazısıyla çatışma iyi­ce sertleşti. Bu arada Shelling mantık ve metafizik açıdan Hegel'in hareket nokta­sı olarak aldığı "saf kavram" ve bunun Özerk hareketini eleştirdi.

1840 yularında sol Hegelciler ateizm ve demokratik sosyalizme yöneldiler. Feuer-bach Hıristiyanlığın özü ile inşam merkez alan temel oluşturur düşüncesiyle Hegel-ci yabancılaşma kavramı üzerinde durdu. Aristotelesçi varsayımlardan hareketle Tr&ndel&nhuıgMantıkSoruşturmaları ad­lı incelemesinde Hegel'in mantıksal çeliş­iği (AA- olmayan) ile farklılığı (A-B) karış­tırdığını, dolayısıyla A-B farklılığında A yoluyla B'ye varılamayacağını ileri süre­rek eleştirdi. Yine Schelling'in "pozitivist felsefe" derslerini izleyen Kierkegaard, Hegel felsefesine karşı bir tartışmayı baş­lattı. Sol Hegelciler arasında yaşayan ayrılıklar, bir tarafta Özgür Berlinliler olarak tanınan Max Stirner, Bauer kardeşler da­ha sonra Marks'a katılan Friedrich En-gels; Öte tarafta Ruge, Moses Hess, Hen-rich Heine ve Kari Marks'ın yer aldığı ye­ni bir gruplaşmnayı doğurdu. Bu döne­min siyasi, felsefi ve kültürel şartları ve or­tamının eleştirisine yönelen Marks, He­gel'in hukuk felsefesini eleştirdiği incele­mesinde onu devlet İle toplum arasındaki ilişkiyi yanlış tesbit etmekle suçladı. 1844'de yayınlanan ekonomi ve siyaset yar zılarında Hegelci diyalektiğin a priori ya­pışım ortaya koydu. Buna karşılık Engels, Hegelci diyalektik kavramına, sözgelimi doğanın diyalektiği konusunda, Marks'a göre daha bağlı görünmekteydi.

Siyasi yönetim tarafından 1940' ta sol Hegelciliği denetim altına alabilmek ama­cıyla Shelling ile F. J.Stahl'ın Berlin'e çağ­rılmış olmaları, sol hareketin daha kesin bir tavır almasını sağladı. Öte yandan St­rauss, dine dayalı teizme karşı felsefi pan­teizmi tartışmaya devam ederken, Feuer-bach felsefi antropoloji düşüncesini sa­vunmaya başladı. İktidar, baskıyla Bau­er'in ders vermesine engel oldu, Feuer-bahc, ders verme girişiminde bulunmadı; Ruge dergisini Dresden'de çıkarmak du­rumunda kaldı. Hegel'in siyasi tutuculu­ğuna dergide yayınlandığı yazılarla karşı çıkan Ruge, Hegel felsefesindeki akılcılı­ğın, var olan şartlan benimsemeye, Prus­ya devletini ideal devlet şeklinde mutlak-laştırmaya indirgediğini ileri sürdü. Dergi­nin kapatılmasından sonra Bauer, Marks, Feurbach gibi düşünürlerin çalış­malarına yer veren "Son Dönem Alman Felsefesi ve Siyaset Muhabirliği İçin Boa Notlar"y yayınladı. Feurbach, bu makale­sinde geleceğin felsefesini, Hegel'in felse­fesinin ölumsuzlanması olarak tanımladı.Buyüda, KarlMarks,Jfcge«/ı Hukuk Fel­sefesinin Eleştirisine Katkı" adlı eserini yazmaya başladı. Engels ile birlikte yaz­dıkları "Alman ideolojisinde Marks, genç Hegelcilerden ve onların "eleştirel eleştiri" sinden kesin olarak koptu.

XIX.  yüzyılın ikinci yarısından itibaren Hegelcilik tartışmaları sönmeye başladı. Bunda biraz da Yeni-Kantçılık ile Poziti­vizmin ve Bismarck' m siyaset etkinliği tar­tışmalarının rolü vardır. Fakat ülke dışın­da Hegelcilik yaygınlaşmaya başladı. Do­ğu Avrupa gibi Batı Avrupa ülkelerinde, ABD'de Hegelciliğin, kültürel-siyasi yö­nü, ortaya çıkardığı mantık ve metafizik sorunları yoğun araştırmalara konu oldu.

XX.  yüzyılın başlarında Dîlthey'in bul­duğu, öğrencisi Nohl'un yayınladığı Genç Hegel'in İlahiyat Yazılan adlı eser, yoru­ma dayalı çalışmaların yapılmasını sağla­dı; Hegel'infelsefesiyle yönteminin oluşu­mu ve gelişimi incelendi. Dilthey, He­gel'in gençlik yazılarında akıldışı ve vita-list unsurları, Frans Rosenzweig ise Rous-seau'nun Hegel'in gençliği sırasındaki et­kisini söz konusu ettiler. Ayrıca Her-mann Glockner, Hegel'in düşüncesinin gelişimini Nasyonal Sosyalistlerin, yani Nazilerin   HegePi   yorumlama   tarzına uyar gözüken bir yoruma tabi tuttu. Fran­sa' da Jeap Wahl varoluşçu bir Hegel yoru­mu yapmaya çalıştı.

Marksist düşüncenin de etkisiyle, n. Dünya Savaşı sonrasında Hegelciliğin si­yasi, ahlaki ve dini çağrışımları önem ka­zanarak canlandı. Kari Löwith, Fran­sa'da Alexander Kojeve, bu yönde incele­meler yaptılar. Hegel üzerinde inceleme­lere yönelen gruplar içinde Frankfurt Okulu'nun önemli bir yeri Vardır. Mark­sistler diyalektik ve tarihsel maddecilik konusunda   tartışmalarım   sürdürdüler.

G.Lukacs bazı düşünürler yanında, He­gel'in de Alman kültürünün bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiğim vur­guladı. Aynı şekilde İtalya'da estetikçi yaklaşımı izleyen Mario Rossio, Hegel ve Marks'm eserlerinin yeniden okunmasını teklif etti. Kısacası bu gelişim süreci için­de Hegelcilik, canlılığını koruyan bir felse­fe akımı özelliğini yitirerek Hegel üzerine inceleme ve araştırmaları kapsar duruma geldi

Hegelcilik İngiltere ve İskoçya'da B.Jo-wett, J. ve E.Caird, Mc Taggart, T.H.G-reen, B.Bosanguet ve Bradley; İtalya'da B.Sparenta, B.Croce ve G.Gentile'de temsilcilerini buldu. Bu kişilerin eserleri Yeni-Hegelcilik olarak tanımlandı. Ayn-ca Almanya'da R.Kroner ve T.LittHegel-ciliği geliştirmeye çaba gösterirken, W.-Dilthey, Lasson Nohl, Hoffmeister, He­gel'in Jena ve Berlin dönemlerine ait me­tinlerini yayınladılar, böylece eserlerinin anlaşılmasına çalıştılar. A.Kojeve, J.Hyp-polite ve E.Weil de aynı tutumu Fran­sa'da sürdürdüler.

(SBA)

Bk. Diyalektik; Diyalektik Materyalizmi; Marksizm; Mutlak; Yabancılaşma