Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hipnoz - İslami Bilgiler - 22. Sayfa

 

HİPNOZ

 

Yunanca'da "uyku" anlamına gelen hip­noz, bilimsel olarak yeni enformasyonlar almaya nispeten açık bîr kişideki belirli bir noktaya yoğunlaşmış dikkat şekli ola­rak tanımlanır. Daha dar bîr anlamda trans-benzeri bir durumun bir kişi tarafın­dan bir başkasında ortaya çıkartılması an­lamına gelir. Sanılanın aksine hipnoz bir uyku değil, uyanıldık halidir. Hipnotik du­rumda çekilen elektroensefalogramlar bu­nu ispatlamaktadır. Hipnoza benzer ya­şantılar, gündelik hayat sırasında da (ör­neğin kitap okurken kişinin hayal dünyası­na dalıp gitmesi şeklinde) meydana gele­bilmektedir.

Hipnoz hakkında mitleşmiş önyargılar

bulunsa da, hipnoza yatkınlık niceliksel olarak ölçülebilir bir durumdur. Örneğin psikiyatri kliniklerinde tedavi gören insan­ların ancak üçte ikisi hipnoz durumuna gi­rebilir. Onda biri ise hipnoza çok yatkın­dır. Bu kişiler film seyrederken bile hip­noz benzeri yaşantılar gösterirler.

Trans (vecd) olgusuna Batı ve Doğu kül­türlerinde de rastlanır. Hipnozla trans arasında benzerlikler olduğu gibi, önemli farklılıklar da vardır. Hipnoz ilk kez 18.-yüzyüda Avusturyalı hekim Mesmer tara­fından bir tedavi aracı olarak kullanılmış­tır. Mesmer, bu yöntemi'hayvani manye­tizma' diye adlandırmış; Benjamin Frank-lin ve Lavosier gibi bilim adamlarının da konuyla ilgilenmelerini sağlayacak kadar yankılar uyandırmıştır. Bu kişiler, Mes-mcrizmin hayalden başka bir şey olmadı­ğı sonucuna varmışlardır. İlk kez 19.yüz-yılda James Braid, hayvanı manyetizma­daki doğrudan telkine ve seansı yapanın isteğine yatkınlıktan söz etmiş, trans duru­mundan ayırdetmek için hipnoz kelimesi­ni kullanmıştır. Hipnoz dahasonra, özel­likle histerik hastaların tedavi yöntemi olarak Charcot, Janet, Bernheim ve Fre-ud gibi hekimlerce de kullanılmıştır. Fre-ud'un hipnozun iyileştirici etkisinin olma­dığını ileri sürmesi ve onun yerine serbest çağrışıma dayalı kendi psikanalkik tekni­ğini önermesi üzerine hipnozun tedavide kullanımında belirgin bir azalma olmuş­tur. İkindDünyaSavaşı'ndan sonra psiko­lojik rahatsızlıkların ortaya akışında örse­leyici yaşantıların öneminin tekrar günde­me gelmesi ve belirtiye (semptoma) yöne­lik kısa süreli tedavilerin önem kazanma­sıyla hipnoza ilgi yeniden canlanmaya baş­lamıştır. Fakat hipnotik yaşantının özellik­leri laboratuvar araştırmalarıyla ortaya konduğundan hipnoz, eski mitik anlamlannı yitirmiştir.

Hipnozdaki en önemli faktör, telkine ko­layca kapılmadır ve telkine açık olma özel­liği öznenin hipnoza yeterliliğini belirler. Hipnoz- sonrası telkin (post-hypnotic sug-gestion) hipnozu uygulayan kişinin emirle­rinin hipnoz seansı bittikten sonra da hip­noz uygulanan kişi tarafından yerine geti­rilmesidir. Post-hipnotik telkinde kişinin normal algıları, davranışı ve inançları onun bilgisi haricinde kontrol altında tutu­lur. Ne var ki, bu kontrol en derin trans durumlarında bile mutlak olmaktan uzak­tır ve en kolayca telkinle etkilenebilen ki­şiler bile, inançlarına ve korkularına çok aykırı gelen post-hipnotik telkinlere tepki­de bulunurlar.

(SBA) Bk. Psikanaliz.