Islahat - İslami Bilgiler - 3. Sayfa
ISLAHAT
Dar anlamda: Osmanlı tarihinde gerileme döneminde başlatılan, 19. yüzyılın başlarından itibaren daha çok Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımları.
Geniş anlamda: Herhangi bir usulde, işte, müessesede, kuruluşta veya devlet düzeninde eskiyen, bozulan, aksayan yanları düzeltmek, iyileştirmek, iyi bir hale koymak, kusur veya noksanını tamamlamak veya artık bekleneni vermemesi nedeniyle yerine yenisini koymak, reform.
Bu kavramla yapılan tamlama ve tabirler şunlardı: Islahat-1 Cedide, yeni düzenlemeler, Islahat-ı askeriye, askeri alanda yenilikler, düzeltmeler; Islahat-ı adliye, adli konular ve kuruluşlarda düzeltmeler, yenilikler; Islahat-ı maliye, mali konularda yapılan düzeltmeler; Islahat-ı mülkiye, idari sistemdeki düzeltmeler yenilikler; Is-lahat-perver, yenilik taraftarı olan, yeniliği seven.
Arapçadan dilimize gecen ıslahat, kelime kökü sulh olan ıslah'in çoğuludur. Dilimizde terim olarak yerleşen ıslahat* m Türkçe çoğulu bazen "ıslahatlar" şeklinde
de ifade edilmektedir.
Eskiden ıslahat kelimesinin yanında yenilenme, yeni olma anlamında "teceddü-dat" kelimesi de kullanılmaktaydı. Günümüz Türkçesinde ise ıslahat ve teceddü-dat kelimelerinin yerlerine daha çok Fransızca kökenli "reform" kelimesi kullanılmaktadır.
Dilimizde ıslahat teriminin belirttiğimiz dar ve geniş manalarda yaygın olarak kullanılmaya başlanması, Tanzimat döneminden itibarendir. Cevdet Paşa, kendi ismiyle anılan tarihinde terimin içerdiği anlamda "ıslahat" kelimesini sık sık kullanarak bu terimin yaygınlaşmasında en çok payı bulunanlardan biri olmuştur. Tanzimattan önce Osmanlı terminolojisinde ıslahat teriminin yerine "nizam verme", "yeniden nizam verme", "maüub olan maslahat", "nîzam-ı cedit" gibi terkipler kullanılmaktaydı. Son terkip yaygın olarak İÜ. Selim döneminde başlatılan ıslahat hareketlerine, padişahın verdiği isimdir. Aynı padişah ıslah ederek kurduğu yeni orduya da, yeni düzen manasın* da aynı ismi vermiştir. Ancak bu tür terkipler sadece ıslahat terimini değil, "te-ceddüdat" hatta "inkılap" kelimelerinin manalarım da içermekteydiler. Nitekim III.Selim Fransız inkılabından sonra bu ülkede kurulan yeni düzeni de "cedit nizam" olarak ifade etmekteydi ki, inkılapla gelen yeni düzenle, ıslahatla gelen yeni düzen arasındaki fark bu ifade de vurgulanmış ve ayrı manalar aynı terkiplerle ifade edilmiş oluyordu. Tanzimatla birlikte yoğunlaşan yenilik hareketleri, bu yenilikleri ifade eden bir terimi de gerekti kılmıştı. Bu tür yenilik hareketleri artık Osmanlı terminolojisinde yer alan şekliyle birer "ıslahat" hareketiydiler. Islahat, yenileşme hareketleri anlamında Osmanlı devrinin hemen her dönemin- dan yararlanıldı. Ordu ve donanmanın ıs-de yapılmış olmakla birlikte, özellikle Os- lahı için de dışarıdan teknik adamlar getir-manlı askeri sisteminde başgosteren ak- tîldi. Gerekli alet ve edavat ithal edildi, saklıkları, yetersizüklerî bertaraf etmek Askeri teknik konularla ilgili Avrupa'da için II. Osman, I. Mahmut, III.Mustafa yayınlanan bazı kitaplar tercüme edildi. ve LAbdülhamid dönemlerindeki kısmi Tüm bu askeri alanlardaki ıslahat, harca-yeniliklerle başlayan, ancak IH. Selim do- malan arttırmış; bu hususun bir süredir neminde başta askeri alan olmak üzere bozulan devlet gelir ve gider dengesine devletin birçok kurumunda yaygın olarak olumsuz etkisi nedeniyle mali alanda da yapmak istediği ve yaptığı yenileşme ve yeni düzenlemeler gerekli olmuştu. Bu ilerleme atılımlarını ifade eder. IlI.Selim cümleden olarak ilk olarak birden fazla dönemindeki bu atılımlara Osmanlı tari- hazine sistemine geçildi. "Hazine-i Amini terminolojisinde "ıslahat hareketleri" re"nin yanında bir de Hİrad-ı Cedit Hazi-denilmektedir. nesi" kuruldu (1793). Mülki alanda da ye-Islahathareketleri: IU.Seüm ıslahat hare- ni düzenlemeler getirildi. Vezirlerin, ilçe-ketlerine başlamadan önce, devlet adam- lerde ayanların seçilmesi, Kadı'lann go-lanndan ve ehil kişilerden devletin içinde revleri, eyaletlerin yeni idari bölgelere bÖ-bulunduğu durumdan kurtulması için ne- lünmesi, TımarveZeametlerin dağıtılma-ler yapılması gerektiğine daîr layiha (ra- sı kanunnamelerle yeniden düzenlendi, por) hazırlamalarım istemiştir (1792). İktisadi ve ticari alanlarda da yenilikler ya-2'si yabancı 22 devlet adamının III.Se- pıldıysa da, bunlar yaygın ve geniş boyut-lim'e sunduğu layihalara göre, yapılması larda değildi. İstanbul'un iktisadi hayatını gerekli ıslahat 72 madde olarak tespit edi- düzenleyen yeni uygulamalar başlatıldı ve lerek bir programa bağlanmıştır. Layiha- "Zahire Nezareti" kuruldu (1793). Daha ların ağırlık merkezini askeri alanda yapıl- sonra bu nezaretle ilgili "Zahire hazinesi" ması gereken ıslahat oluşturuyordu. Baş- kuruldu (1795). Deniz ticareti sahasında latılan ıslahatla Yeniçeri Ocağı, Humba- devlet adamlarının da gemi satın alınarak racı, lağımcı, Arabacı ve Topçu ocakları özel ticaret yapabilmeleri temin ve teşvik içinyenidüzenlemeler(yönetmelikler)ya- edildi. Resmi esnaf gediklerinden fiyatı pildi. Diğer yandan bir de Avrupa usulün- yükseltip üretimi düşürerek vesair yollar-de yeni bîr ordu kurulmasına girişilerek la iktisadi hayata zarar verenlerin Kadı'-"Nizam-ı Cedit" ismi verilen bir asker oca- Iar tarafından tespit edilip Divan-ı Hüma-ğı kuruldu. Bunların yanında Tophane, yuna bildirilmeleri ve bunların lağv edil-Tersane ve Mühendishane'nin de yeni- meleri karara bağlandı ve uygulamasına den düzenlenmesi yapıldı. Bu düzenleme- geçildi (1794). Dış ilişkiler alanında da yelerin yapılabilmesi teknik Öğretim ve eği- nilikler yapıldı. Avrupayı tanımak, politi-timle yakından ilgiliydi. Bu eğitimi ver- kasını ve her alandaki düşüncelerini öğ-mek üzere Humbarahane (1792) ile Mü- renmek, bu bilgilere göre Osmanlı dış po-hendishane-i Berri-i Hümayun kuruldu filikasını ve alınacak önlemleri daha ça-(1794). Bu tür teknik okulların kurulması buk ve daha doğru tayin etmek amacıyla ve verecekleri eğitim için yabana uzman, Avrupa'dadaimielçilİklerkurulmayabaş-öğretmen, mühendis, ustabaşı ve ustalar- landı (1795). İlk daimi elçilikler Londra,Paris, Viyana ve Berlin'de açıldı. Osman- ralan birçok hususun daha önce yayınla-h daimî elçiliklerinin mutad görevleri ara- nan Tanzimat Fermanı'nda yer almasını sında Osmanlı tüccarının haklarını koru- temin eden ve savunan Tanzimat Ferma-mak, Özel bir öneme sahipti. Uygulamaya nı'nın miman diye ün yapan Reşit Paşa, konulan yeni dış politikayla dış ilişkilerde Islahat Fermanı'yla ilan edilen hususların Osmanlının Avrupa'ya üstün olduğuna uygulanacağının Paris anlaşmasına mad-dayanan geleneksel politika yerine artık de olarak konulmasına karşı çıkmış, Tan-eşit haklara sahip olma ve Avrupa ülkele- zimatFermanı'ndayayınlanmışolanhıris-riyle karşıhklı çıkarlara dayanan politik Uyan tebaaya tanınmış hak ve özgürlükle» dostluklar kurularak müşterek düşmana rin yeterli olduğunu, halbuki yayınlanaca-karşı siyasi, askeri, ekonomik ve gerekli ğı söylenen Islahat Fermanının bu hak ve görülen her alanda ortak hareket etmeye özgürlükleri daha da genişlettiğini, bu-dayah, Osmanlı lehine neticeler verecek nun gereksiz olduğunu, en önemlisi böyle ülkelerarası denge politikaları uygulan- bir uygulamanın Osmanlı Devleti aleyhi-maya başlandı. ne sonuçlar doğuracağını, dış devletlerin
IslahatFermanı: Osmanlı tarihi termİno- devamlı müdahalelerine maruz bırakaca-lojisinde ıslahat terimiyle ilgili olarak kul- ğım, bir rapor halinde Abdülmecid'e lanılan diğer bir kavram da" ıslahat ferma- uzun uzun izah etmiştir. Bu olumsuzlukla-nı"dır. Bu ferman Tanzimat döneminin rmın bilinmesine rağmen şiddetli dış bas-önemli bir dönüm noktasıydı. Islahat fer- ki karşısında İlan edilmek zorunda kalımın anı; Rusya' ya karşı cephe oluşturan, Ki- lan Islahat Fermanı, müsliim ani arla hıris-nm savaşında Osmanlılarla birlikte sava- uyanlar arasında mevcut din, vergi, asker-şanFransa, İngiltere ve Avusturya'nın ön- lik, devlet memuru olabilme ve eğitim cülüğünde özellikle Osmanlı hıristiyan alanlarındaki farklılıkları kaldırmayı azınlığın haklarım korumak ve güçlendir- amaçlıyor,buhususlanmevcutuygulama-mek amacıyla bir ferman şeklinde hazırla- ya göre hıristiyan tebaa lehine aynntılany-nan, Osmanlıların da kabul ve ilan etmek la düzenliyordu.
zorunda kaldıkları bir ıslahat programı Cumhuriyet devrine kadar devam eden olup, Abdülmecid tarafından Ali Paşa'- OsmanlıDevletindekiıslahatıdeğerlendi-nın teşvikiyle yayınlanmışın: (28 Şubat ren ilim adamlarının yaklaşımlarını üç 1856). Böylece hiç değilse zahiren Os- grupta toplayabiliriz, mamı devleti bu fermanı kendiliğinden /, Grup: Bu gruptakiler Osmanlı ıslahat ilan ettiğini açıklayarak hükümranlık hak- hareketlerini batılılaşmak yolunda atılan lannı kurtarmış oluyordu. Gerçekte ise adımlar olarak değerlendirirler.Batıyıan-bu fermanla artık Osmanlı'nın hıristiyan layan, batılı düşünen bir grup Osmanlı ay-tebaasıyla ilgili hükümranlık hakları, Av- din bürokrat ve devlet adamının Tanzi-rupa büyük devletlerinin denetimine geç- mat'la başlattıkları köklü ıslahat hareket-miş oluyordu. Tanzimat döneminin baş- lerinin asıl hedefi tüm müesseseleriyle Os-langıcı olan Tanzimat Fermanı (1839) manh'yı batılılaştırmaktır. Buıslahatçıba-böyle bir zorunluluktan (dış baskıdan) tıcı aydın grubu zamanla büyümüş ve gru-doğmamış, bu tür sonuçlar ortaya çıkart- bun karşısına genellikle Ulema sınıfı, mamıştı. Nitekim Islahat Fermanı'nda ye- Medreseliler, batıyı anlayamamış diğer devlet adamları, tutucu aydınlar ve bazı tutucu padişahlar çıkmışsa da, Islahatçı batıcılar bu muhalif gruba rağmen galip gelerek imparatorluğa Batılılaşma yolunda önemli adımlar attırmışlardır. Batılılaşmak için yapılan ıslahat Osmanlı devletini kurtaracak tek çareydi.
II. Grup: Bunlar Osmanlı ıslahatım Marksist tarihçi ekole göre sınıflararası çatışmalar olarak değerlendirmekte; egemen kapitalist dış güçlerin içerdeki işbirlikçilerini bir kısmı kapitalistleşmiş hıristi-yan azınlık sınıfım müslüman hakim sınıfa karşı destekleyerek azınlıklara yeni haklar temin etmek yoluyla Osmanlı devletini kapitalizmin etkisi ve denetimi altına almak mücadelesi olarak görmektedirler. Adeta her ıslahat azınlık sınıfa verilmiş bir ödün, kapitalistleşme yolunda atılmış bir adımdır.
///. Grup: Bunlar Osmanlılar'in ıslahatı batılılaşmak amacıyla değil, batının Öncelikle tekniğinden yararlanmak ve yükselme devrinde olduğu gibi, tekrar Osmanlıyı tekniğinden kültürüne kadar tüm mües-seleriyle en üstün ve en İleriye ulaştırmak
amacıyla girişilen hareketler olarak değerlendirirler. Ancak Osmanlı ıslahatı Batılılar tarafından devamlı bu asıl amacından uzaklaştırılmaya ve batılılaşmayı hedef alan bir şekle dönüştürülmeye çalışılmış, Osmanlılar ne kadar Batıhlaşırlarsa o kadar m edeni 1 esebilecekleri (ilerleyecekleri) imajı devamlı Osmanlı'ya propaganda edilmiş ve zamanla bunu benimseyen bir grup Batıcı Osmanlı aydım ve devlet adamı ortaya çıkmışsa da ıslahatı Batılılaşmak için değil, batıyı da aşarak daha ileri ve üstün bîr Osmanlı ortaya çıkartmak amacıyla benimseyen devlet adamı ve aydım daha fazla sayıda olmuş ve amaç daha çok kabul görmüştür. Islahat, Osmanlılarca böyle değerlendirilerek yapıldığına göre bizler bugün bile hala o zamanki Batılı propagandaların doğrultusunda Osmanlı ıslahatım batılılaşmak amacıyla yapılmış olarak değerlendirirsek tarihi bir çarpıtma ve yanılgı içine düşmüş oluruz. Islahat, Osmanlının Batıyı yakalamak ve aşmak çabalarıdır.
Ahmet KAL'A
İslami Okul Okulların En Önemlisi