Kapitalizm / - İslami Bilgiler - 11. Sayfa
KAPİTALİZM
/. Tanımı ve Genel Şartlan:
Endüstriyel veya "tam" biçimiyle önce İngiltere'de (XVIII. yüzyıl sonu) gelişen iktisadi ve siyasi sisteme verilen ad. Batı dünyasında feodalizmin sona ermesinden bu yana egemen olan İktisadi sistem International Encyclopedİa of Social Sciences1 in 1931 baskısına göre "kapitalizm, ik-tisatın tek uğraş alanı olmaya yönelmiş olmasına rağmen, ne terim, ne de kavram olarak akademik iktisatın temsilcileri tarafından henüz dünya ölçüsünde kabul edilmiş değildir. Sombart'ın eserleri kapitalizm kavramının iktisadi düşünce sistemine kesin olarak temel alındığı ilk çalışmalardır" (Maddenin yazarı Sombart'ın kendisidir).
Kapitalist olarak adlandırılan herhangi bir sistemin özü gayrı şahsi üretim araçlarının (yani kollektif olarak "sermaye" diye adlandırılan toprak, madenler, fabrikalar vb.) özel sahipleri ile, emek hizmetlerini işverenlere satan özgür fakat sermayesiz işçiler arasındaki ilişkilerdir. Kapitalizmde, üretimi ilgilendiren kararlar kâr güdüsüyle hareket eden özel işadamları tarafından verilmektedir. Tarihin bütün dönemlerinde çeşitli kapitalizm biçimleri bulunabilirse de, günlük ihtiyaçların kapita-listik yöntemlerle temini sadece Batı Avrupa'nın bir özelliğidir ve burada bile ancak XIX. yüzyıldan itibaren egemen olmuştur.
Max Weber bu anlamda kapitalizmin var olabilmesi için altı şart öne sürmektedir: rasyonel sermaye muhasebesi, piyasa serbestisi, rasyonel teknoloji, güvenilir bir hukuk, özgür emek ve iktisadi hayatın ticarileşmesi.
Kapitalizmin varlığı için en genel önvar-sayım rasyonel sermaye muhasebesidir. Böyle bir muhasebe, önce tüm fiziksel üretim araçlarının -toprak, ham maddeler, makineler, aletler, vb.- özerk özel sanayii işletmelerinin (gereğine göre) kullanılabilir mülkü olarak ayrılmasını gerektirir. Bu sadece bizim çağımızda bilinen bîr olgudur: sadece ordunun evrensel bîr is-tîsna teşkil ettiği bir olgu. İkinci olarak/»-yasa serbestisini, yani ticaret üzerindeki irrasyonel (akılcı olmayan) sınırlamaların yokluğunu gerektirir. Bu tür sınırlamalar statü engelleri ile ilgili olabilir, belirli bir hayat veya tüketim tarzının bir sınıfa özgü kılındığı, mesela şehirlilerin arsa sahibi olmalarına veya şövalye ve çiftçilerin sanayii ile uğraşmalarına izin verilmediği zamanlarda olduğu gibi. Böyle durumlarda ne özgür bir emek piyasası, ne de serbest bir mal piyasası mevcut olabilir. Üçüncü olarak, kapitalist muhasebe rasyonel teknolojiyi şart koşar. Dördüncü gereklilik güvenilir, sağlam bir hukuktur. Eğer kapitalist sınai Örgütlenme biçimi rasyonel olarak işleyecekse, sağlam bir karar mekanizmasına ve güvenilir bîr idareye bağlı olmalıdır. Ne Yunan şehir devletleri çağında, ne Asya'nın Patrimonyal devletlerinde,
ne de Stuart'lara kadar Batı Avrupa ülkelerinde bu şart yerine getirilebilmişti. "Aff-ışahâne" kabilinden lütuflanyla kralların "ucuz adaleti" iktisadi hayatın plan ve hesaplarım sürekli bir kargaşa içine sokmaktaydı.
Beşinci şart özgür emektir. Sadece hukuki açıdan değil, fakat aynı zamanda iktisa-den emeklerini satmaya zorlanan insanların piyasada herhangi bir sınırlama olmaksızın bulunabilir olmaları gerekmektedir. Sadece biçimsel olarak gönüllü, fakat gerçekte açlığın zorlaması altında, Ücret karşılığında emeklerini sunan işçilerin var olması sonucunda üretim maliyetleri önceden kesin olarak tesbit edilebilir. Altına ve son şart, İktisadi hayatın ticarileşmesi-dir. Bununla, bir işletmedeki hissedarlık haklarını temsil eden ticari belgelerin, mülkiyetin devredilebilir kağıtlar biçimini aldığı durumdaki genel kullanımı kastedilmektedir.
//. Tarihi Gelişimi; Kapital, Kapitalist, Kapitalizm:
Capitaie (caput=baş, geç dönem bir Latince kelime) emtia stoku, parayekûnu veya faizli para anlamında XIII. yüzyıla doğru ortaya çıkmıştır. Braudel'egöre kapitalizm kelimesi, önceleri katı bir şekilde tanımlanmış değildi, çağın tartışmaları öncelikle faiz ve tefecilik üstünde odaklaşmıştı (ödünç verenin taşıdığı riskten ötürü, skolastiklerin, ahlakçı ve hukukçuların sonuçta vicdanen kapı açtıkları tefecilik). Bu bakımdan modernliğin öncüsü olan İtalya bu tür tartışmaların merkezinde bulunuyordu. Kelime ilk olarak burada icat edildi, aşinalık kazandı ve bir dereceye kadar olgunlaştı. Tartışmasız bir biçimde 1211'deortaya çıkmakta ve 1283 yı-
lında bir ticaret şirketinin sermaye değerleri (aktifleri) anlamında kullanıldığı bilinmektedir. XIV. yüzyılda, pratik olarak her yerde karşılaşılabilmektedir: Giovan-ni VİUani'de, Boccaccio'da, Donato Vel-luti'de. 20 Şubat 1399'da, Francesko di MarcoDatini, Rrato'danbir mektup arkadaşına şöyle yazıyordu:" Şüphesiz eğer kadife veya yünlü giyecek satın alacak olursan, sermayeyi (il chapitale) ve (yapılacak) kârı sigorta ettirmeni istiyorum; ondan sonra, keyfine göre davran.", Kelime ve ifade ettiği gerçeklik Siena'ü St. Ber-nardino'nun (1380-1444) vaazlarında & görülmektedir: "Çoğunlukla sermaye <|İ-ye adlandırdığımız, servetin o doğurgan sebebi."
Kelime tedricen bir şirketin veya bir tüpr carın para sermayesi anlamına gelmeye başladı: İtalya'da çoğunlukla il corpo, Lyons'da XVIII. yüzyılda bile, le corps diye adlandırıldı. Fakat, Avrupa'nın her yanında uzun bir belirsiz kullanım döneminden sonra "baş" imajı sonuçta gövdeninkiv ni altetti. Muhtemelen kelime İtalya'dan gelip Almanya ve Hollanda'da yayıldı» Nihayet caput' un diğer türevlerine karşı geldiği Fransa'ya ulaştı: chateU cheptel, ca-bal; sonuncusu Rabclais'de görülmektedir.
Kapital (sermaye) kelimesi Jean Ni-cot'nun TJıresor de la Lanque Francois (1606)'smda boy göstermektedir. Ancak, o günden itibaren mânâsının yerleştiği sonucuna varmamalıyız. Hem İngilizce, hem de Fransızca'da, bir rakipler küme-siyle kuşatılmıştı: servet, para, fonlar, emü-la, aktifler, mülkiyet, principal, patrimony bulmayı umacağımız yerlerde sıkça kullanılan kelimeler.
Onlar yavaş yavaş alınıncaya kadar .sermaye kelimesi rakiplerine üstünlük sağlarmadı. Condillac 1782 yılında daha basit bir ifade kullanmaktadır: "Her bilim özel bir dil gerektirir, çünkü her bitimin bizzat kendi ideaları vardır. Öyle görünüyor ki, bu dili oluşturmakla başlamalı, ama insanlar konuşup, yazarak başlıyorlar ve dilin oluşumu bir kenarda bekliyor."
Bu arada "kapital" kelimesi tedricen rakiplerini devredışı bırakıyordu. Artık "ü-retken sermaye" den söz eden Forbonnais ve "tüm sermaye, üretimin bir aracıdır" dİ-yen Ouesnay'de terimi bulabilmekteyiz. "Atıl sermaye" ile "aktif sermaye" arasında bir ayrım yapan Morellet'de (1764) ve daha açık olarak, sermayenin kendisi için artık sadece para demek olmadığı Tur-got' da kelimenin modern anlamları görülmektedir. "Marks'ın kelimeye sarih olarak (ve münhasıran) verdiği anlama" (bir üretim aracı) ulaşmak için sadece bir rötuşa ihtiyaç vardı.
Kapitalist kelimesi, muhtemelen onye-dinci yüzyılın ortalarından kalmadır. Hol-İandische Mercurius kelimeyi bir kez 1633'te, sonra 1654'te kullanır; 1699 yılına ait bir Fransız muhtırası Birleşik Eyaletler Genel Valisinin ihdas ettiği yeni bir verginin, 3 florin ödeyecek olan "kapitalistler" ile 30 sol ödeyecek olan diğer insanları ayırdığım belirtmektedir. Dolayısıyla kelime 1759'da Jean-Jacques Rous-seau'nun arkadaşlarından birine yazdıklarından önce zaten kullanılıyordu: "Ne büyük bir Lord, ne de bir kapitalistim; yoksul ve mutluyum." Fakat kelime ünlü .4/1-siklopedi'dt sadece bir sıfat olarak görünür. Zengini betimlemenin bir çok yolu vardı: Varlıklı İnsanlar, milyonerler, no-uveauxriches, para keseleri, fortunes (pu-ristlerin sevmediği bir kelime) vb.
Kapitalizm İse çok yeni bir kelimedir. Dauzat'ya göre 1753'te Ansiklopedi'de
yer almaktadır, fakat çok özel bir anlam ile: "Zengin olan birinin durumu. Maalesef bu ifade yanlış görünmektedir; alıntılanan metnin izi bulunamamaktadır. 1842'de J.B.Richard'ın Enrichissement de la langıte Française'sindc ortaya çıkmaktadır. Fakat, 1850 yılında Bastiat ile polemiğinde kelimeye yeni manasını veren muhtemelen LouisBIanc oldu: "... Benim "kapitalizm" dediğim (tırnak işareti ona aittir), kapitalin başkalarını yoksun bırakarak bazı insanlara tahsis edilmesidir". Fakat kelime hâlâ nadiren gözükmektedir. Proudhon arasıra kullanmaktadır onu, doğru olarak: "Emlak hâlâ kapitalizmin kalesidir." diye yazar: bu gerçekte onun başlıca tezlerinden biridir. Kapitalizmi çok iyi betimler: "Gelirin kaynağı olan kapitalin genellikle onu emekleriyle ortaya çıkaranlara ait olmadığı iktisadi ve sosyal rejim." Ne var ki, altı yıl sonra bile kelime Marks tarafından hâlâ bilinmemektedir.
Gerçekten bu yüzyılın başlarına kadar, sosyalizmin doğal karşıtı olarak kapitalizm, siyasi tartışma alanına girmiş değildi. Akademik çevrelerde, tartışmalar Werner Sombart' in bomba kitabı Der Modeme Kapitalismus (birinci baskı 1902) tarafından başlatılacaktı. Doğal olarak, Marks'ın hiçbir zaman kullanmadığı bu kelime Mandst modele dahil edildi; o kadar ki, kölelik, feodalizm ve kapitalizm, Kapital yazarmın tanımladığı gelişmenin üç temel aşaması olarak yaygınca kullanılmaktadır.
O halde, kapitalizm; politik bir kelimedir; muhtemelen kariyerinin müphem tarafı buradan kaynaklanmaktadır. Asrın ilk yıllarının iktisatçıları -Charles Gide, Canwas, Marshall, Seligman, Cassel- tarafından uzun zaman yasaklandı ve Siyasiİlimler Ansiklopedisinde ancak I. Dünya Savaşı'ndan sonra görüldü; 1926 baskısına kadar Britannica Ansiklopedisine, kabul edilmedi ve Fransız Akademisi Sözlü-gü'nde ancak 1936 yılında şu gülünç tanımla ortaya çıktı: "Kapitalizm, kapitalistlerin toplamıdır. (Capİtalisme: ensemble des capitalistes)." 1958'deki yeni tanımı çok daha iyi değil: "Üretim mallarının ("Üretim araçlarının" nesi eksik?) özel kişilere veya şirketlere ait olduğu iktisadi rejim."
Gerçekte, bu asrın başlarından ve özellikle 1917 Rus Devrimi'nden bu yana anlam kazanan bu kelime bir çok insanı, açıkça sıkıntıya sokmaktadır. Ünlü bir ta-rİhçİ, Herbert Heaton, onu kelime hazinemizden silmeyi önermektedir: "(Bütün) "İzmler" içinde en çok gürültü çıkaranı kapitalizm oldu. Bu kelime maalesef öyle birbirine benzemez anlamlar ve tanımlar kazandı ki, onu tıpkı emperyalizm gibi, kendisine saygı duyan bütün bilginlerin vokabülerlerinden tardetmeyi önermek haksızlık olmaz." Lucien Febvre, aşırı derecede kullanılmış olduğundan, kelimeden vazgeçilebileceğini söyledi. Fakat eğer bu öğüdü dinleyecek olsaydık, terimi hemen özlemeye başlardık. Andrew Shonfield'in dediği gibi, "kapitalizm kelimesinin süregelen kullanımını haklı çıkaran bir neden, en şiddetli eleştiricileri de dahil hiç kimsenin onun yerini tutacak daha iyi bir kelime önerememesîdir."
Eski rejim (ancien regime, yani 1789 öncesi) toplumlarım ve daha ziyade kadim medeniyetleri inceleyen tarihçilerin, kapitalizm kelimesini kullanırken Alexander Gerschenkron'un bize sunduğu tanımı hiçbir zaman kasdetmediklerini belirtmeye gerek duymuyorum: "Kapitalizm, yani modem sanayi sistemi". Geçmişte kapita-
lizmin (bugünkü kapitalizmden farklı olarak) iktisadi hayatın sadece dar bir platformunu işgal ettiğini hatırlamalıyız. O halde, bütün toplumu kuşatan bir "sistem" anlamında kapitalizm nasıl kullanılabilirdi? Ayrı bir dünyaydı o, kendisini kuşatan sosyal ve ekonomik çerçeveden farklı ve hatta ona yabana. Ve bu çerçeveyle münasebeti içindedir kî, "kapitalizm" olarak tanımlanmaktadır; sadece, daha sonra zaman içinde ortaya çıkacak yeni kapitalist formlarla münasebeti içinde değil. Hakikat, kapitalizm muazzam boyutlardaki bir non-kapitalizm (kapitaüzm-olma-yan) ile münasebeti içindeki bir olguydu. "Gerçek" kapitalizmin XIX. yüzyıldan başladığı sözde gerekçesiyle, geçmişin ekonomisi içindeki bu ikilemi kabule yanaşmamak, kapitalizmin daha önceki topolojisi olarak tanımlanabilecek -ve o ekonominin tahlilî için çok önemli olan-olgunun ehemmiyetini kavrama çabasını terketmek olacaktır.
:
///. Kapitalizmin Kökeni:
Marks, kapitalizmin dinamiklerini keşfetmek ve nereye doğru evrildiğini bulmak istiyordu. Diyalektik yöntemi, maddeci/tarihçi görüşlere uyguluyor ve bu bağlamda başı üstünde duran Hegel'i ayaklan üstüne oturttuğunu iddia ediyordu.
Sombart, kapitalizmin kökenlerim iktisadi determinizme başvurarak açıklama yolundaki Marksgil teşebbüsün geçerliliğini reddetti. Ona göre kapitalizmin biricik (unîqiue) olan evrimi, "kültürün bütününe kendi özel kimlik ve gayesini aşılayan bir nicelendirici rasyonalite ruhu tarafından yönlendirilen, birbirine bağımlı bir kültürel kompleksin ifadesi" idi. Böylece Sombart, bir anlamda, Hegel'i eski ko- demekti. Meslek düşüncesini onun ma-
numuna döndürüyordu. nastır köklerinin ötesine uzatan ve -kişi-
Sombart'ın diğer bir özelliği, Aydınlan- nîn Tanrı'nın seçkin kullarından biri ol-
ma'nın "ilerlemenin kaçınılmazlığı" inan- ma statüsünü teyit için- onu en kesin bi-
cmdan doğan, tarihi evrimin çizgisel ku- çimde iktisadi kazancın zühd içinde (asce-
ramlarına olan muhalefetiydi. Marks'ın tic) takibine dönüştüren Kalvinizm oldu.
teleolojik-eskatolojik tarih kuramı, onun Sombart'ın hareket noktası ise Yahudİ-
bir Aydınlanma ürünü olduğunu ortaya lik'tir. Ünlü eseri Burjuva'nın ilk cümlesi
koymaktadır. Marks kapitalizmi, anti-te- Weber'in tezini reddetmeye ayrılmıştır:
zini doğuracak zorunlu bir iktisadi form "Protestanlık başından itibaren kapitaliz-
olarak görmektedir. Oysa Sombart için me ve özellikle de kapitalist iktisadi gorü-
kapitalizm, ölmekte olan sosyal düzenin şe düşmandır." Sombart'a göre Pürita-
rahmİnden doğmayı bekleyen daha yük- nizm'in orta-sınıf erdemleriyle hiçbir iliş-
sek formlar için hiçbir teminatı olmayan, kişi yoktur. Püriten vaizler para kazanma-
ahlâken tükenmiş bir düzendir. nın her çeşidine tamamen muhalif idiler.
Kapitalizm tahlilinde Marks'ın Sombart Püritanizm serbest rekabeti açıkça kını-
üzerindeki en büyük etkisi, onun kapitaliz- yordu. Daha sonra Protestanlık Yahudili-
mi "insanları İradelerinden bağımsız ola- ğin yörüngesine girdi. Yahudilik ile Pürİ-
rak birbirleriyle belirlenmiş ve zorunlu tanizm arasmda bir görüş özdeşliği doğ-
ilişkiler içine sokan" son derece karmaşık du. Her ikisinde de dini çıkarların üstün-
bir sosyal form olarak algılamasıydı. Kapi- lüğü, ilahi mükâfat ve ceza fikri, dünya
talizmin bir gayrı şahsi entegre iktisadi sis- içinde zühd, din ile iş arasındaki yakın iliş-
tem olduğu düşüncesi Max Weber için de kî, aritmetik günah anlayışı ve hepsinden
çok önemlidir; onun, bireylerin kişisel se- önemlisi hayatın rasyonalizasyonu bulun-
çimlerini cüceleştiren muazzam derecede maktadır.
güçlü, rasyonelleştirici, zorlayıcı bir sis- Sombart'ın ulaştığı sonuç şudur: Pürita-
tem olduğu Weber'in şu ifadesinde açık- nİzm, Yahudiliktir. Yahudiliğin rasyonali-
ça görülmektedir: "Püriten, bir meslekte tesi, legalizmi, dini liderlerinin ticari de-
çahşmak istiyordu, biz öyle yapmaya mec- halan, Yahudilerle Yahudi olmayanlar
bunız." Sombart için de kapitalizm "insan- arasındaki ilişkilerde cari olan ikili ahlâk
lar tarafından biçimlendirilen... ve yaratı- kodu vb. kapitalizmin "ruhunu" ciddi bi-
cısımn faaliyetlerini, onun iradesine baş- çimde beslemişlerdir. XV. yüzyılın sonla-
vurmadan etkileyen bir sistemdir... Sis- rında Yahudiler İspanya'dan atıldıktan
tem, kapitalist teşebbüse sessiz bir haya- sonra Kuzeybatı Avrupa'da kapitalizmin
let gibi nüfuz eder... Müteşebbisin bizzat gelişmesi için hayati bir rol oynadılar:
kendisine hakim olur... onu, kendisi için Hollanda'da para ve kredi sistemini stan-
gerekli olanı yapmaya zorlar... Sistem, dartlaştıran (yani gayrı şahsileştiren) tah-
bızzat kendisinin olan bir hayat yaşar." vil ve kredi araçlarını kullanmaları, deniz
Weber için "kapitalist ruh"un kaynağı aşırı ticareti ve sömürgeci girişimleri fi-
Protestanhk'tır: Luther-için bir insanın nanse etmeleri, lüks ticaretteki uzmanlık-
mesleği,çalışmahayatınıngünlükfaaliyet- lan ve en önemlisi Antwerp ve Amster-
leri içinde onun Tann'ya hizmet etmesi dam yoluyla İngiltere'ye kapitalizmin ras-344
yonel ve hesabî ruhunu bütün teknikleriyle ulaştırmaları. Bu ve diğer konularda Yahudiler Avrupa iktisadi hayatının merkezini Güneyden Kuzeybatıya kaydıran bir hızlandırıcı rolü oynadılar, uluslararası ticaretin temposunu arttırdılar ve kapitalizmin Batıda onsuz hiç bir zaman var olamayacağı modern millet-devletin temellerini attılar.
Mustafa ÖZEL Bk. Feodalizm; Marksizm; Sosyalizm.
İslami Okul Okulların En Önemlisi