Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Karakter Yapısı - İslami Bilgiler - 13. Sayfa

 

KARAKTER YAPISI

 

Kişileri karakterleri açısından birbirle­rinden ayıran, belirleyen tutum ve davra­nışlar anlamına gelen bir kavram. Karak­ter kavramı halk arasında daha çok bir ki­şinin toplum değerleri açısından gösterdi­ği olumlu Özellikler anlamında kullanıl­maktadır. Psikolojide ise Avrupa psikoloji okullarında olduğu gibi, kişilik (perso-nality) ile eş anlamlı olarak kullanılmakta­dır. Bununla birlikte kimi psikolog ve psi-kiyatristler kişilik terimini bir bireyin dı­şa, yani dünyaya dönük yanım İfade et­mek için, karakteri ise, iç alemi, intrapsi-şik yapıyı nitelemek için kullanırlar. Ame­rikan psikoloji okullarında ise kişiliğin ah­lâki (moral) yanını belirtmek için kullanı­lır. Tezcanlılık ve içedönüklük kişilik özel­likleri arasında sayılırken, karakter özel­likleri olarak daha çok namus, sorumlu­luk, alçak gönüllülük gibi psikomoral özellikler ifade edilir.

Bir davranışın karakter haline gelebil­mesi için her ne kadar biyolojik özellikler gibi değişmez olmasa da, belli ölçülerde yerleşiklik ve sabitlik gösterme gereği var-. dır. Karakterin bir doğumla getirilen ka­lıtsal (irsî), bir de sonradan edinilmiş, öğ­renilen yanı olduğu düşünülmektedir. Ka­lıtsal olduğu düşünülen davranış özellikle­ri genellikle huy (temperament) adıyla anılmaktadır.

İnsanlar yaşadıkları her dönemde karak­ter yapılarını sınıflandırma eğiliminde ol­muşlardır. Yakın zamanlara kadar karak­ter yapılan daha çok beden yapılan ve özelliklerine göre açıklanmaya çalışılmış­tır. Tıp tarihinde bunun ilk örneği Eski Yunan ve Roma'da görülür. Hipokrat ve Galen, insanları tabiattaki dört unsur (su, hava, ateş, toprak) esasına dayalı ve dört temel vücut salgısına göre dört temel ka­rakter yapışma ayırmıştır. Vücutta "kan"m etkin olduğu insanlar, canlı, neşe­li ve hoş sohbettirler ve kanlı karakter ya: pısındadırlar. Vücutlarında "lenfin etkin olduğu insanlar, ağır kanlı, yavaş, uykucu olurlar ve flegmatik karaktere girerler. Vücutlarında "kara safra"nın etkin oldu­ğu insanlar, düşünceli, duygusal ve romantik tiplerdir ve melankolik karakter­dedirler. Vücutlarında "san safra"nın et­kin olduğu insanlar ise çabuk parlayan, öf­keli kişilerdir ve kolerik karakter yapısı gösterirler.

18.yüzyılda ise Franz Joseph Gali (1758-1828) sonradan nöroanatomik ça­lışmalara temel teşkil edecek olan freno­loji bilimini kurmuştur. Frenolojik pers­pektiften kafa tası kemiklerinin görünü­müne göre karakter yapısını belirlemek, yüzden karakteri okumak mümkündür. Frenelojik yaklaşım, Gall'den çok kısa bir süre Önce yaşamış müslüman düşünür Erzurumlu İbrahim Hakkı'da da görül­mektedir. Ünlü İtalyan kriminologu Lombrosso da suçlu karakteri inceleme­sinde frenelojik yaklaşımı esas almıştır. Öyle ki, ona göre insan anasından suçlu doğar ve suçluluğu, yüzünden belli olur.

2O.yüzyılda biyolojik tipolojiye göre ka­rakter yapılarını sınıflamak bilim adamla­rı arasında yaygın bir uğraş olmuştur. Bu konuda bir çok yayın yapılmıştır. Bunla­rın en ünlüleri E.Kretschmer'in "Beden Yapısı ve Karakter" adlı eseridir. Kretsch-mer'in karakter ve beden yapısı sınıflama-smâsipiknik tipler, orta boylu, tıknaz, baş, göğüs ve karın gibi vücut boşlukları geniş beden yapısına sahip olan insanlardır. Bu tipler, neşe ile ruhsal çöküntü arasında de­ğişik duygusal durumlara girip çıkan sİkfo-id karakter yapısı gösterirler. Atletik tipler ise, sağlıklı veya nevrotik olma eğiliminde­dirler. Astenik tipler, ince ve zayıf görü­nümlü insanlardır. İçlerine kapanık, sos­yal ilişkileri kısıtlı şizoid karakter yapısın-dadırlar. Displastik beden yapısına sahip olanların ise bedenleri bir rahatsızlığa bağlı olarak anormaldir. Çok şişmanlar, cüceler, köseler bu kategoriye girerler. Bunların karakter yapıları da oynaktır.

1940'h yıllarda Amerikalı W.H.Shetdon bu konuyu ele aldı. Bedenin geliştiği üç embriyolojik katmandan oluşan doku ve organların bir kişide taşıdığı ağırlığa göre karakter yapılarını sınıfladı. Endoderm katından gelişen iç organların üstün oldu­ğu viserotonikler, konfor ve rahatlarına düşkündürler, arkadaş canhsıdırlar, hoş görülüdürler. Kendilerinden hoşlanırlar, uykuya düşkün olup yavaş hareket eder­ler. Mezoderm katından gelişen ve beden­sel yapmm üstün olduğu somatotonikler, canlı ve girişkendirler, ama kapalı yerler­den korkarlar, içlerinden geldikleri gjbâ davranırlar. Ektoderm katından gelişen ve beyin yapısının üstün olduğu serebroto-nikler ise ürkek ve çekingendirler, duygu­larını gizlerler, meydan korkulan ye her-şeyi teorikleştirme eğilimleri vardır, dik­katleri keskindir.

Daha sonra yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda bugün biyolojik tipoloji ve ka­rakter yapısı arasında anlamlı bir Uişki.ol-duğunaİnamlmamaktadır. Tipolojiler, ka­rakterden ziyade kişilik alanında yapıl­maktadır. Bu tipolojiler arasında Alman psikolog Spranger'in sınıflaması doğru­dan karakterolojik bîr tipolojiye dayalı­dır. Spranger, sosyal ve moral değerlere dayalı olarak altı ayrı karakter yapısından söz eder; teorik, estetik, ekonomik, sos­yal, siyasî ve dindar karakter yapılan. Bu ayrım bir kişide yalnız bir karaker özelliği bulunur anlamına gelmez. Tam tersine bir kişide bu tipolojinin bazı bölümleri har kim, bazı bölümleri zayıf halde bulunabi­lir. Meselâ, dindar bir sanatçı, pekâlâ maddî yararları Ön plana alan bir politika­cı olabilir.

(SBA)

Bkz. Kişilik; Nevrozlar; Psikoz; Tipler Te­orisi.