Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 31. Sayfa

 

. KIBRIS SORUNU

 

Türkiye ile Yunanistan arasında, Kıbrıs adası yüzünden çıkan anlaşmazlık. Kıbrıs sorunu başlangıç itibariyle oldukça eskiye dayanır. 157l'de Osmanlı Devletinin egemenliği altına giren Kıbrıs'a, bu tarih­ten itibaren Anadolu'dan insanlar göç edipyerleşti. Bunlar, bugünkü Türk halkı­nın esasını meydana getirdiler. Osmanlı Devleti 1878'de Rusya'ya yenilince, İngil­tere, Anadolu topraklarını muhtemel bir Rus saldırısına karşı koruyacağı garantisi1 ni verdi ve yapılan anlaşma gereği üs olarak Kıbrıs'a yerleşti. Adanın yönetimi de bu şartlar altında İngiltere'ye bırakıldı. Ancak anlaşmaya göre, Kıbrıs üstünde Osmanlı Devleti'nin hakimiyeti devam edecek ve her yıl belirli bîr vergi verecek­ti. Fakat Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Sa-vaşı'nda yenilmesini fırsat bilen İngiltere, 1914'te Kıbrıs'ı doğrudan doğruya kendi topraklarına kattı. Kıbrıs'ın İngiltere'ye katılması 1923'teki Lozan Antlaşması'yla Türkiye tarafından da kabul edildi. Böyle­ce Kıbrıs, İngiltere'ye bağlı bir sömürge durumuna getirildi. Bundan sonraki yıl­larda Rumlar, Yunanistan ile birleşmek için birkaç defa ayaklandılarsa da, İngiliz Yönetimi bu ayaklanmaları kolayca bas­tırdı ve Rumların isteklerinin gerçekleş­mesine izin vermedi.

1952 yılında Yunanistan, kıbrıs mesele­sini resmi olarak ele aldı ve ilhaktan sözet-ti. Türkiye ise, İngiltere'nin ayrılması du­rumunda, adanın eski sahibi olan Türki­ye'ye verilmesini istedi. Dolayısıyla, Tür­kiye ile Yunanistan arasındaki Kıbrıs an­laşmazlığı iyice su yüzüne çıkmış oldu. Yunanistan ilhak konusunda, İngiltere'­den olumlu bir cevap alamadı. Bunun üze­rine meseleyi Birleşmiş Milletler'e götür­dü. Ancak istediği sonucu elde edemedi. Arkasından da Kıbrıs'ta tedhiş hareketle­rine başladı.  Yunan Generali Grivas, EOKA teşkilatının başına getirildi. Yuna­nistan  bu  teşkilatı  silahla  destekledi. 1955'te İngilizlere karşı başlatılan tedhiş hareketleri, kısa bir süre sonra Türkler'e yöneldi. Türkiye, İngiltere'ye bir nota ve­rerek, kanlı olaylar karşısında hareketsiz kalmayacağını bildirdi. Yapılan bütün gö­rüşmeler de sonuçsuz kaldı. Bu arada Yu­nanistan bir kez daha Birleşmiş Millet­ler'e başvurdu. Ancak başvurusu sonuç­suz kaldı. İngiltere ise, adaya muhtariyet

verilmesi konusunda temaslara başladı. Ancak Rumlar buna tepki gösterdiler. Makarios da bu tepkiye adadan destek verdi. Bu gelişmeler içinde tedhiş faaliyet­leri de gittikçe yayılıyordu. İngiltere, Kıb­rıs için bir anayasa hazırlamaya başladı. "Self-determİnation" (kendi kaderini ta­yin) esasını öngörmediği için, Yunanistan bunu reddetti. Türkiye ise, bu sıralarda bir Htaksim"den sözetmeye başladı.

1957'de Makarios sürgün gittiği Şeysel adalarından Kıbrıs'a geri döndü. Türkle­re karşı şiddet eylemleri artmaya başladı. 1958'de "taksim" mitingleri düzenlendi. Türkiye'nin çeşitli İllerinde de İngiltere aleyhinde ve taksim lehinde mitingler ya­pıldı. Aynı yıl içinde tedhiş hareketleri art­tı ve Türkler toplu şekilde öldürülmeye başlandı. Bu durum karşısında Türkiye, İngiltere'ye bir nota verdi ve tek başına gerekli   tedbiri   düşündüğünü   bildirdi. 1958'in Aralık ayında İngiltere, Yunanis­tan ve Türkiye arasında bağımsız bir Kıb­rıs devleti kurulması fikri sözkonusu ol­du. 1960'ta ise İngiltere, Türkiye ve Yuna­nistan'ın garantörlüğünde bağımsız "Kıb­rıs Devleti" kuruldu. Seçimler yapıldı. Makarios cumhurbaşkanı, Dr.Fazıl Kü­çük de cumhurbaşkanı yardımcısı seçildi­ler. Ancak Rumlarla Türkler arasındaki anlaşmazlıklar   dinmeden   devam   etti. 1963'te iki toplum arasındaki bağlar yeni­den koptu EOKA teşkilatı, Yunanistan ile birleşmeyi (Enosİs) gerçekleştirmek için tekrar tedhiş hareketlerine başladı. Türklere ait merkezlere ve ibadethanele­re tecavüzler arttı. Türkler toplu katliam­lara uğradılar,  çeşitli yerlerde kurşun yağmruna tutuldular, can verdiler. Katli­amlar ve imhalar artınca, Türk Hava Kuv-vetleri'ne ait jetler, ada üzerinde ihtar uçuşu yaptılar. Toplumlararası girişimler

"Barış Koruma Kuweti"nin kurulmasını sağladı." Yeşilhat" antlaşması yapıldı. An­cak Rumlar ne tatmin oldular, ne de dur­dular. Türklere yönelik saldırılar yeniden başladı. Güvenlik Konseyi, adaya Birleş­miş Milletler Barış Gücü'nü göndermeye başladı. 1964'te Türklerin maruz kaldığı "Erenköy Katliamı"ndan sonra, iki top­lum fiilen ayrıldı. Türkler kendi yönetim düzenlerini kurma girişiminde bulundu­lar. 1967'de ikinci bir gerginlik yaşandı ise de, Türkiye'nin müdahalede bulunma tehdidi karşısında, Yunanistan adaya gön­derdiği askerlerini geri çekmek zorunda kaldı.

Toplumlararası görüşmeler devam eder­ken, bir müddet adadan ayrılmak zorun­da bırakılan EOKA lideri Grivas, tekrar adaya döndü. Dönmesiyle de Enosİs fikri canlanmaya başladı. 1974'lü yıllara doğ­ru, Kıbrıs'ta izlenilmesi gereken politika yüzünden Makarios'un hem Yunanistan, hem de Grivas ile arası açıldı. Grivas'ın ve adadaki bazı Yunanlı subayların emrin­de harekete geçen rum Milli Muhafız Bir­likleri bir darbe girişiminde bulundular. Makarios adadan kaçmak zorunda kaldı. Kıbrıs'ta hemen yeni bir yönetim kurul­du. Devlet BaşkanlığYna da Türklere kar­şı  işlediği  cinayetlerle  tanınan   Nikos Sampson getirildi. Sampson, Kıbrıs'ı Yu­nanistan'la birleştireceğini (Enosis) ilan etti. OlayTürkiye' de yankı uyandırdı. Ga­rantör devlet olan Türkiye, gerekli diplo­matik temaslardan sonra, 20 Temmuz 1974 günü kıbrıs Barış harekatı'm başlat­tı. I.ve2. Barış Harekatıyla Magosa-Lef-koşeErenkÖy   çizgisine  kadar   ilerleyip Atilla hattında durdu. Böylelikle Kıb­rıs'ın yüzde 40 kadarı Türklerin denetimi altına girdi. Başarıyla sonuçlanan Barış Harekatı, bir yandan Kıbrıs'ta N.Samp-

son yönetimine son verdi; diğer yandan da Yunanistan'daki cuntanın sonunu ge­lirdi.

1975'te Kıbrıs Federe Türk Devletinin kurulduğu ilan edildi. 15 Kasım 1983 tari­hinde de bağımsızlığı ilan edilerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kurul­du. Türkiye'nin KKTC yi hemen tanıma­sına karşılık İngiltere, Yunanistan ve Kıb­rıs rum kesimi, bağımsızlık ilânını anlaş­malara aykırı görerek kabul etmediler.  , İki toplumun ayrılması, Kıbrıs konusun­daki anlaşmazlıkları sona erdirmedi. Kıb­rıs'taki gerginlik ve anlaşlazlık geçmişte olduğu gibi Türk-Yunan ilişkilerini olum­suz yönde etkilemeye devam etti. Bugün de bu olumsuz etkileme devam etmekte, çeşitli düzeylerde sürdürülen çabalardan bir sonuç alınamamaktadır. Durum göste­riyor ki, Kıbrıs Sorunu, Türk- Yunan■:iliş­kilerini daha uzun ydlar olumsuz yönde, et­kilemeye devam edecektir.      ;

.,     (SRA) Bk.Enosis.