Kitle Toplumu - İslami Bilgiler - 37. Sayfa
KİTLE TOPLUMU
Kitle toplumu kavramı, çağdaş toplumun şu özellikleri haiz olduğunu öne süren etkili bir toplumsal teorinin merkezinde yer alır: Bireyler çoğunlukla birbirinin benzeri, farklılaşmamış ve birbirinin kopyası olup hiçbir bireysel özellik göstermezler; iş hayatı rutinleştirici ve yabancılaştırı-cıdır; her ne kadar kitleler ideolojik fanatizme eğilimli olsalar da din, etkisini kaybetmiş olup bu nedenle sağlam bir tutamak ve Önemli ahlaki değerler sağlamaz, bireylerarası İlişkiler zayıf ve talidir, akrabalık bağları ise önemini yitirmiştir; kitleler siyasal açıdan coşkusuzdur ve diktatörlüklerle bürokrasiler tarafından çekip çevrilmeye elverişlidir; kültür -sanat, edebiyat, felsefe bilim- kitle kültürü haline gelmiş, yani müşahedenin en alt seviyesine hitap eder duruma indirgenmiştir.
Yukarıdaki ifadelerle toplumu tasvir eden yazarlar, kitle.toplumu kavramım olumsuz anlamda kullanırlar ve genellikle toplumdaki hastalıklı ve kötü tarafları kapitalizm ve sanayileşmeye bağlarlar. Bu konuların bir kısmı XIX. yüzyıl toplum teoricilerinin, örneğin A.de Tocque-ville ve F.Tönnİes'in eserlerinde mevcuttur ve çok genel olarak sanayi öncesi ile sanayi toplumları arasındaki dikotomi bu çağda moda olmuştur. Bununla birlikte, özgül kitle toplumu teorisi 1920 ile 1960 yılları arasında üç belli başlı yönde geliştirilmiştir:
1-İngiltere'de bazı yazarlar, özellikle T.S.EliotveF.R.Leavis gibi edebiyat eleştirmenleri genel olarak edebiyat ve kültürden erdemin kayboluşu ve aydın bir kamunun ortadan kalkışı üzerinde eleştirilerini yoğunlaşırdılar. Onların görüşleri temelde kapitalist topluma karşı muhafazakar bir tepkiyi temsil ediyordu ve bir takım sosyologlar, özellikle de K.Mannheim tarafından kabul görmüştür; 2-Frankfurt okulunun üyeleri, özellikle Hitler Almanya' sındanABD'ye kaçışlarından sonra kitle toplumunun siyasal yönlerinden çok kültürel yönlerini çözümlediler. Tezleri şuydu: Kapitalizm bir kitle toplumu üretmek suretiyle kitlelerin yönetici seçkinler-ce zaptu rapt altına alınmasına uygun şartları yaratmıştır. Bu yaklaşım daha ziyade savaş arası dönemin toplumsal ve uluslararası sorunlarına sosyalist bir tepki özelliği gösterir; 3-Kitle toplumu kavramını kullanan bazı Amerikalı yazarlar ona daha olumlu bir açıdan yaklaşmışlardır. Örneğin, E.Shils'e göre kitlelerin siyasal katılımı arttıkça, seçkinlerin kitle topulumu-nu çekip çevirmesi giderek güçleşmektedir.
Kitle iletişim araçları üzerine ilk yapılan araştırmalardan bazıları, kitle toplumute-orisinden, özelikle de Frankfurt Okulu'-nun görüşlerinden etkilenmiştir. Onlarda kitle toplumunu nisbeten ferkhlaşmiş ursa da, takip edilmesi gerekmez
nenTl Pf°gramlai-dr k°la^ -M- «on yllarda klan sistemleri üzerine çok
nen fra da bu programlarca çekip çevri- saydaarast.rmalaryapIlrm5to. BuarasS
likte kitle toplumu kavramının günümüz düğü klanlara patri-klan (baba soyuna
sosyolojisinde etkisi azalmıştır. Kitle top- bağlı klan), soyun kadınlardan devam ettİ-
lumu teorisine yöneltilen eleştiriler ara- ğiklanlaraisema/n%Wö/ı(anasoyunabağ-
smda şunlar sayılabilir: 1-Çağdaş toplum- lı klan) adı verilmiştir. Ünlü antroooloff
ıM «--«.i------->-■......... Radcliffe-Brown, klan I
Çİk bir tanımı yapılmadı lanildığını söylemekte v mektedir: "Pek çok farklı türden klan sistemleri vardır, fakat klan terimi, ancak, tüm üyelerinin birbirini belirli bir anlamda akraba olarak gördüğü tek taraflı (anne ya da baba tarafından) İnen soya sahip bir grup için kullanılmalıdır. Klanlar yer-
KLAN leşik ya da dağınık olabilirler ve toplu
gruplar oluşturabilirler, ama oluştunna-
Klan, anne ya da baba tarafından inen dıkları da vakidir. Keltik klanlarla olan es-
soy grubu demektir. Ana soyundan gelebi- ki bağlantısı nedeniyle onun yerini tuta-
İeceği gibi, baba soyundan da gelebilir, fa- cak bir terim bulma yolunda bazı çabalar
kat zorunlu olarak birleşmiş dışardan ev- gösterilmiştir. Örneğin klan yerine Lang
lenmenin yasak olduğu totemsel, ya da lo- ve Frazer "totem-akrabalığr terimini
kalize edilmiş gruplar değildirler. önermişlerdir. Ancak gerçekte klan teri-
Klan başlangıçta antropolojide Toton minin kesin bîr tanımının yapılmayışı, ol-
ve tskoç toplumuna atıfta bulunacak şekil- mayısı, onun popülerleşmesinde ve kulla-
de kullanılmıştır. B.S.Phîlpotts'a göre nışlı olmasında önemli bir etken olmuş-
klanlar baba tarafından olan bir akraba- tur.
hk temeli üzerinde organize olmuş kala- (SBA)
balık akraba grupları olup; bir klan sabit Ek. Aile; Akrabalık; Soy. bir baba tarafından olan akrabalıktır.
Bir klanı tanımlamanın klasik ölçütü, an- KLASİK İKTİSAT ne ya da baba tarafından inen (Unilineal)
soydur; bazı yazarlar dışardan evlenme Klasik iktisat, ekonominin işleyişine iliş-ve totemciliği de bu ölçüte dahil ederler, kin görüşlerinden dolayı Kari Marks'dan Bazı Amerikan antropologlarına göre beri kabul edilen yaklaşımlar çerçevesin-klan, ana soyundan akrabalıktır. de, özellikle tarihçiler tarafından, ekono-
Klanlar al t- klanlara, ya da soylara ayrıla- mik sistemin yetersiz, ya da basit düzeyde bilirler. Klan içinde gerçek jeneaolojik anlaşılması olayını tanımlamak amacıyla ilişkilerin her ne kadar daima tek bîr kum- kullan ılagelmiştir. Bu tanımlama büyük cu ata ya da kadın-atanın olduğuna inam- ölçüde, servetin üretimi, da&um ve tttkfifî-
ölçüde, servetin üretimi, dağılım ve tüketimini düzenleyen yasaların belirlenmesinde Adam Smith'i izleyen İngiliz ekonomistlerin oluşturduğu gruba yöneliktir. Bununla berabre, klasik iktisat okulu Adam Smith'in eserindeki fikirleri geliştiren ve yaklaşım eksikliklerini gideren farklı ülkelerdeki birçok iktisatçıdan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu okul, gelişme sürecindeki ekonomi biliminin analitik temellerini atmıştır. A.Smith, David Rİcar-do, James Mili, John R. Mc Cultoch, Ro-bert Torens, Mountiford Lonfield, John Elliot Carines, John Stuart Mili, T.Ro-bert Malthus, Jean Baptiste Say, Frederic Bastial, Nassau Senior önemli klasik iktisatçılar arasında yer almaktadır. Bu okulu Önemli ölçüde yönlendiren A.SmiÜı'İn eseri An Ingııiıy into the Natııre and Cau-ses of the Wealth ofNations (1776) dır.
Bu okulun iktisat biliminde ne kadar bîr süre geçerli bîr yaklaşım olarak kaldığı konusunda değişik değerlendirmeler bulunmaktadır. Bir yaklaışma göre, Cambrid-ge İktisat Okulu'nun önderi olan Alfred
nomics adlı eseri yayınlandığında, bu okul sona ermiştir. Buna karşılık ünlü iktisatçı Keynes, General Theory ofEmploy-ment, Interest and Money (1936) adlı ünlü eserini yayınladığında, daha önceki tüm ekonomi düşüncesini Klasik İktisat Okulu içinde değrlendirmiştir. Konuya bu açıdan bakılıdğında Cambridge okulunu da Klasik İktisat Okulunun bir parçası olarak görmek mümkündür. Klasik İktisat yaklaşımının kavram bazında açıklığa kavuşmamış olamsı, belirli bir düşünce prensibini izleyen ve açık şekilde belirlenmiş bir iktisatçılar grubu anlamında klasik okuldan bahsedilmesinden kaynaklanmaktadır. Klasik iktisat okulunun temel özelliği laissez-faire (bırakınız yapsınlar)
ve doğal düzenin asvunucusu olmasıdır. Bu nedenle bu okul, serveti elde bulunan altın stokuyla ölçen ve öncelikler ve koruma konularında devletin devreye girmesini savunan merkantilist iktisat anlayışına karşıdır. Ayrıca "Klasik İktisat" ifadesi bir düşünürün kendi görüşleri ile daha önceki alternatif görüş açıları arasındaki ilişkiyi belhirlemede kullandığı polemik araç fonksiyonu da görmüştür.
Klasik iktisatçılar A.Smith'in düşüncelerini ekonomik problemlerin analizinde bir başlangıç noktası olarak ele almaktadır. Bu nedenle A.Smith'in Klasik İktisat yaklaştım üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Örneğin A.Smith'in kapitalistin kârının işçi ücretlerinden doğduğunu ifade eden görüşü, bu okul iktisatçılarını değişik şekilde etkilemiştir. Ricardo, bunu kâr-ücret teoremi haline getirerek, ver-gi-kaynak tahsisi ilişkisini ve tarımda azalan verimler kanununun etkilerini ortaya koyan bir model geliştirmiştir. Öte yandan Kari Marks bile ünlü artık-değer teorisini A.Smith'in yukarıdaki yaklaşanından çıkarmıştır.
Nazım EKREN
Bk. Keynesçi İktisat; Marksist İktisat; Neo-Klasİk İktisat.
İslami Okul Okulların En Önemlisi