Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 49. Sayfa

 

KONVERTİBİLÎTE

 

Günümüzde konverbilite, en basit anla­tımı ile, bir ülke parasının diğer ülkeler paralan ile cari döviz fiyatları (kurları) üzerinden serbestçe değiştirilebilmesi an­lamını taşır. Konvertibİlite çeşitli derece­lerde olabilir: İki aşırı uçtan biri olan tam konvertibilite, bir ülke parasının kısıtlan-maksızın diğer ülke paralarına, her dış muamele için sınırsız olarak değiştirilme­sini ifade eder. Tam konvertibilitede, ulu­sal parayı elinde bulunduran kişi, serbest­çe dilediği ülke parasını talep edebilme hakkına sahiptir. Ulusal para, yabancı ül­kelerden mal ve hizmet satın almada kul­lanılabileceği gibi, yatırım yapmada ve borç ödemede de, diğer bir deyişle serma­ye hareketleri için de kullanılabilir. Ulu­sal parayı elinde bulunduran kişinin, ulu­sal parayı diğer ülkeler parasına çevirir­ken, dış ülkelerden yapılan mal veya hiz­met alımlarında veya sermaye hareketle­rinde kullanırken hiçbir makamdan izin almasına gerek yoktur. Bu işlemleri ser­bestçe yapabilir. İşlemler geçerli döviz fi­yatları (kurları) üzerinden gerçekleştiri­lir. Tam konvertibilitede doğal olarak ulu­sal paranın, ülkeye gır iş-çıkışı da sınırsız bîr şekilde serbesttir.

Buna karşılık konvertibilitenin olmama­sı durumu, yasal olarak bir ülke parası­nın, diğer bir ülke parasına kesinlikle çev­rilememesi veya onu bir dış muamele için kullanamaması durumunu ifade eder. Genellikle, paranın konvertibilitesinin tama­men kaldırıldığı durumlarda, kurumsal kambiyo kontrolü ve kısıtlamaları ve/ve­ya dış işlemlerde miktar kısıtlamaları me-vuttur.

Bu iki aşırı uç arasında bir paranın kon-vertibilite derecesi kambiyo kontrolünün ve dış işlemlerde miktar kısıtlamalarının veya finansal engellerin etkinliği ile belir­lenir. Ayrıca bir para, çevrİlebilme kolay­lığına ve dış işlemler için kullanabilme du­rumuna göre diğer ülke paralarına karşı değişik derecelerde konvertibilitcye sa­hip olabilir. Uygulamada paraların değiş­tirilebilme ve kullanılabilme derecelerin­deki farklılıklar bir paranın konvertibilite derecesini belirler.

Bölgelerle sınırlı konvertibilite ise, bir bölge içinde paraların sınırsız değişimi ve kullanımını ifade eder. Buna, bölgedeki tüm kambiyo kontrolü ve kısıtlamaların kaldırılması durumunda ulaşılır.

Konvertibilite sistemine geçişin ise bir takım ön koşulları vardır; Uzun dönemde en genel ön koşul sektördeki dengesizli­ğin giderilmesidir. Döviz arz ve talebini dengeleyen kur olarak tanımlanan "Den­ge Döviz Kuru"na ulaşıldığında, artık ül­kenin cari işlemler hesabında dengeye ulaşılmış demektir. Ancak bu kurun, kam­biyo ve miktar-kota kısıtlamalarının uygu­lamadan kaldırıldığı, gümrük tarifeleri­nin en aza indirgendiği bir dış ticaret poli­tikası sayesinde oluştuğu gözlenmekte­dir. Denge döviz kuru, dış dengeyi temsil ettiğine göre, ancak istikrarının, iç denge­nin sürekliliği sayesinde mümkün olacağı gözden uzak tutulmamalıdır.

Kısa dönemde ve uygulamada tam bir denge kuruna ulaşma 'ön koşulu elbette gerçekçi değildir. Daha kısa bir dönemde de konvertibilitenin en genel ön koşulu

dış ticaretteki dengesizliğin giderilmesi­dir.

Konvertibilİteye geçişte, yukarıda da de­ğinildiği gibi, denge döviz kuru, tamamen serbest bir dış ticaret sistemine gerek duy­maktadır. Bu sistemde ithalat ve ihracat li-bere edilmiş, her türlü kısıtlamadan arın­dırılmıştır. Ancak başarısız liberal bir dış ticaret politikası ile gerçek denge döviz kuruna yönelik bir kur politikasının birlik­te uygulanmalarına bağlı olduğu kadar, ül-kede korumacılık düzeyinin (ister ihraç-is-ter ithal mallar için) en aza indirgenmesi­ne de büyük çapta bağlı bulunmaktadır. Yine özellikle başlangıçta ithalatın libe­rasyonunun iç fiyat istikrarını, iç ekono­mik dengeyi bozucu etkiler yapabilmesi, ithalat kompozisyonu yatırım malları aley­hine değiştirilebilmesi de mümkündür. Ancak denge döviz kuruna yaklaşıldığı öl­çüde bu olumsuz etkilerden uzaklaşılabi-leceği ileri sürülmektedir.

 

İÇ Ekonomik Denge-Fiyat İstikran:

 

 Bir ülkede güçlü bir ekonominin varlığı, enf­lasyonun kontrol edilebilmesi, kaynakla­rın rasyonel kullanımı ve yeterli mobilİzas-yonun bulunması, üretimi arttıracak güç­te yeterli tasarruf eğiliminin bulunması ve dünya piyasalarında rekabetçi bir güce sa­hip bulunması konvertibilitenin iç ekono­mik denge açısından başta gelen ön koşul­lardır. Dış ekonomik denge açısından ise, ülkede denge döviz kuruna yaklaşılması, ticaret ve kambiyo kontrollarının kaldırıl­ması, yeterli bir döviz rezervine ulaşılma­sı ve dış açıkların kapatılmasıdır.

Para-Maliye-Denge Döviz Kuru Politika­ları Arası Ahengin Kurulması: Burada amaç konvertibiliteye geçecek ülkenin iç ve dış fiyatlar (maliyetler) arası farkı hızla gidermek zorunda olduğudur. Ancak bu şekilde ülke diğer ülkeler ile arasındaki enflasyon oranı farkını büyük ölçüde gi­dermiş olabilecek ve parasını ne aşırı bir değerlendirmeye, nede eksik değerlendir­meye tabi tutacak veya ne de zaman za­man büyük oranlı devalüasyonlarla döviz kuru ayarlamalarına gidecektir. Hiç kuş­kusuz böyle bir istikrar ise, fiyat istikrarı­nı sağlayıcı tutarlı bir para politikası, büt­çe konusunda çok hassas bir maliye politi­kası ile denge kuruna yönelik kur politika­ları arası ahengin büyük ölçüde kurulma­sına bağlıdır.

Yeterli Döviz Rezerv Düzeyinin Korunma­sı: Yeterli döviz rezervi düzeyi, ülkenin içinde bulunduğu iç ve dış ekonomik kon­jonktüre bağlı olarak ülkeden ülkeye de­ğişmektedir. IMF gözlemlerine göre sa­vaş sonrası yıllarda konvertibiliteye geçiş aşamasında bulunan ülkelerin çoğunun, ithalatlarının % 40'ı kadar rezerv bulun­durmaya Önem verdikleri anlaşılmakta­dır. O halde yeterli döviz rezervi düzeyi, bir bakıma ithalatın % 40 - % 50'sini kar­şılayacak bir düzey olarak belirlenebil-mektedir. Ancak bu sayısal yaklaşımın ya­nında, bu kavrama ekonomik nitelikleri yönünden de ticaret kısıtlamalarına baş­vurmaksızın, ithalatı finanse eden, dış borç ödemelerinde fınans sorunu yarat­mayan, ne büyük devalüasyonlar, ne de aşırı dalgalanmalar, hatta revalüasyona dahi yol açmayan bir rezerv düzeyidir.

Ayrıca konvertibilite tek yanlı bir karar ile geçilebilecek bir sistem olmayıp, diğer ülkelerin de bir paranın konvertibilitesini benimsemiş olmaları gerekir. Daha açık bir deyişle sözkonusu para birimine ulus­lararası piyasalarda talep olması, gerekli diğer bir koşuldur.

Buhran sonrası hemen yaşanan II.Dün-ya Savaşı nedeniyle daha da karmaşık bir hale gelen reel ve parasal ilişkileri düzenlemek ve dünya ticaret hacmini maksimi­ze etmek amacıyla; uluslararası para siste­mini kurmak kaçınılmaz bir girişim ol­muştur. Bretton Woods'da, bu amaca ulaşmak için, şu araçların kullanılması ka­rarlaştırılmıştır:

  a) Çok taraflı ticareti teş­vik için tüm paraları serbest konvertibİÜ-teye kavuşturmak;

  b) Dar marjlar içinde dalgalanmasına izin verilerek döviz kurla­rım sabit tutmak. •

Bu araçların kabul edilmesinin nedeni, parasal entegrasyon için gerekli Ön koşu­lun, yani tüm paralann dengeli bîr kur üzerinden serbestçe birbirlerine dönüştü-rülebilmesinin sağlanmasıdır. Böylece, Bretton Woods'ta yaratılmak istenen kon-r vertibilitenin uygulandığı çok taraflı bîr ti­caret sistemiyle, serbest ticaret koşulları altında hem reel yönden sağlanacak opti-mal kaynak dağılımı, hem parasal yönden bir entegrasyon sağlamak ve bu suretle, dünya ticaret hacmini maksimum düzeye ulaştırmak amaçlanmıştır.

Günümüzde, uluslararası para sistemin­de bir bunalım yaşanmaktaysa da, IMF-nin paralarım konvertibl olarak kabul etti­ği Batı'nın sanayileşmiş ülkelerinin çoğun­luğunun oluşturduğu kırk ülke için piyasa konvertibilite rejiminin büyük ölçüde işle­diği görülmektedir. Dünyanın daha çok yüksek gelirli ülkelerinin paralarım kon­vertibl yapmaları dışında, orta ve düşük gelir gruplarına giren ülkelerin paraları­nın konvertibl olabilmesi, bu ülkelerin re­el ve parasal açıdan oldukça büyük prob­lemlerini çözmelerine bağlıdır.

NurZ.KESKÎN