Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 52. Sayfa

 

KÖY

 

Genellikle tanmla uğraşan, bu yüzden aralarında yeterince iş bölümü olmayan, içinde bulunduktan toplumun ortak bütü­nü ile çok az ortak olan çıkarları ve işbirli­ği bulunan, birbirlerine karşı tamamen serbest bir eğilim gösteren, sosyal çevreden ziyade tabiî çevre Ue yoğun ilişkiler içinde olan ve çok sayıda hanelerde ika­met eden insanların yer aldığı, sınırlan be­lirli küçük yerleşme merkezlerine köy de-

nir.

Başlangıçta avcılık ve toplayıcılıkla ge­çimlerini sağlayan ve göçebe olarak yaşa­yan insanlar zamanla topraktan yararlan­mayı ve dolayısıyla belli bir toprak parça­sını "yurt" edinmeyi öğrenmişlerdir. Baş­langıçta üç-beş evden oluşan bu birimler, yeni katılmalarla pek çok haneye sahip ol­muştur. Bu itibarla bazı sosyal bilimciler köyü tanımlarken belirli bir nüfusa sahip olmayı esas kabul ederler. Fakat köyü ta­nımlayabilmek için sadece nüfus miktarı­nı ölçü almak yeterli değildir. Ayrıca te­mel ölçü olarak alınan miktar bir ülkeden diğerine değiştiği gibi, aynı ülke içinde fa­aliyet gösteren kuruluşların köy için ön­gördükleri miktarlarda bile farklılıklar vardır.

Sosyal bilimciler en iyi köy tanımını orta­ya koyabilmek için, onun bazı özellikleri­ni daima öne çıkartırlar. Bu tür eğilimle­rin Ortaçağdaki en tipik temsilcisi İbn Haldun (1332-1406)'dur. Ona göre, köy ilk yerleşik hayat biçimi olup daha sağlık­lı, daha cesur, kendine güvenen, serbest, daha az bozulmuş bir halka sahiptir. Ora­da daha istikrarlı, sağlam bir aile hayatı vardır. Bireyler ve gruplararası dayanış­ma ve karşılıklı yardımlaşma duygusu faz­lasıyla gelişmiştir. Yaşlılara ve kadınlara saygı çok yaygındır ve saygı göstermeyen­lere iyi bir kişi gözüyle bakılmaz.

Köy sosyolojisi çalışmalarıyla ün yapmış CarlZimmerman'agöre, köy doğum ora­nı yüksek, daha canlı ve sağlam yapılı, aile bağları kuvvetli, evİlilîk süresi uzun, bekar, dul ve boşanma oranlan düşük, be­lirli bir coğrafi alanda çevreden tecrid edilmiş bir hayat süren, günlük işleri zih­nî enerjiyi gerektirmeyen, zihnî faaliyet­ler bakımından yeteneksiz insanlardan oluşur. Köyler geleneksel tarım faaliyeti­ne sahne olmuştur.

Köylerde nüfus genellikle az olup sınırlı ve sadece günlük ihtiyaçları karşılayacak bir ekonomik faaliyet hakimdir. Dinî dü­şünce ve uygulama oranları yüksektir. Özellikle çok kapalı ve kitle haberleşme araçlarından yoksun din adamları halkın yegane danışmadır, batıl inançlar fazla­dır. Bu nedenle yeniliklere ve sosyal değiş­melere karşı çok hassas ve muhafazakar­dır.

Yerleşim tarzı ve buna uygun kurumlar açısından fazla gelişmiş olmayan köyler genellikle İki tip yerleşim düzenine sahip­tirler:

 1) Dağınık köy tipi,

 2) Toplu köy ti­pi. Dağınık köylerde büyük mülkiyetler yaygındır. Köylünün evi, büyük ve en mü­sait toprak parçasının ortasında olduğun­dan evler arası mesafe oldukça uzaktır. Onun İçin köy dağınık bir durum arzeder. Özellikle ovalarda kurulmuş bu tip köyde iş yerine gidip gelme problemi yoktur. Çünkü köylünün iş yeri evinin yanında ve­ya çevresindedir. Gerektiğinde, aile birey­lerinin birbirinin yardımına başvurma ya­hut birinin yardımına koşma imkanı var­dır. Toprak parçası büyük olduğu için mo­dern tekniğin imkanlarını kullanmaya mü­saittir. Ayrıca arazinin büyük oluşu bir kıs­mım otlak olarak bırakmaya, ailelerin ihti­yacını karşılamak ve arazi üzerindeki ürü­nü pazarlamak suretiyle köy dışı çevreyle iktisadi ilişki kurmaya imkan verir. Bu, köyün kalkınması, çevresiyle ilişki kurma­sı açısından son derece faydalıdır. He­men ifade edilmelidir ki, dağınık köy tipi­nin bazı dezavantajları da vardır. Dağınık köylerde evler birbirinden çok uzak olduğundan köye götürülecek alt yapı hizmet­lerinin maliyeti çok yüksektir. Nüfus yo­ğunluğunun az olması okul gibi hizmctel-rin köye götürülmesini güçletirir. Ayrıca dağınık köy tipinde komşuluk münasebet­leri de güçlükle sürdürülür.

Diğer yerleşim şekli de toplu köy tipidir. Toplu köyde evler topluca bir arada bulu­nur. Evler küçük bahçeler, yahut tarlalar üzerinde kurulduklan için köye toplu bir manzara kazandırır. Tarlalar genellikle köyün dışında ve hayli uzaktır. Bu tip köy­ler, daha çok dağlık bölgelerde kendini gösterir. Yol, su, elektrik, okul ve sağlık ocağı gibi hizmetlerin en az maliyetle gö­türülmesi açısından uygun görünüyorsa da, dağlık bölgelerde ve şehirlerden uzak oluşları maliyeti artırmaktadır. Ulaşım, kış ve yağmurlu mevsimlerde imkansızla­şır. Bu nedenle dış dünya ile ilişkisi son derece sınırlı kalmaktadır. Komşuluk iliş­kilerinin müsait olması, bu tipin en önem­li sosyal faydalarından biridir. Bütün bun­lara karşılık arazilerin küçük olması, ikti­sadi ilişkiler ve maki nah tarıma imkan ver­mez. Ayrıca, sınır ihtilafları ve doğum ora­nının yüksek oluşu nedeniyle artan nüfu­su besleyemez duruma gelir- ve sonuçta köyden göçler başlar. Bunun için toplu köylerde veya yakm çevrelerinde tarımı tamamlayan küçük sanayi işletmelerinin kurulması ve aile içi yeni iş fırsatlarının meydana getirilmesi (halıcılık, analık, ta­vukçuluk, besicilik vs) köylülerin geçim şartlarım artırmak bakımından son dere­ce yararlı olup köyden şehre göçü önleyici ve koy kalkınmasını sağlayıcı niteliktedir.

İzzet ER

Bk. Bedevüik-Hadaıîlik; Göçebelik.