Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

KÜLTÜR EMPERYALİZMİ - 61. Sayfa

 

 KÜLTÜR EMPERYALİZMİ

 

Emperyalizm, bir devletin başka bir dev­let ya da devletlere, o devletin halkını sö­mürmek ve ekonomik politik avantajlar elde etmek amacıyla hakimiyet kurması­dır. Kültür Emperyalizmi ise, bu hakimi­yet kurma çabasının kültürel çalışmalar ve programlar yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılmasıdır. Hakimiyet kurmanın çok çeşitli yollan vardır. Askerî emperyalizm, ele geçirilmek istenen ülke üzerine ciddî bir neden yokken ordu göndermek ve ora­ya silah zoruyla sahip olmaktır. Eski tarih­lerdeki sömürü böyle bir metodla yapılı­yordu.

Zaman İlerleyip insan ve toplumların Öz­gürlük ve bağımsızlıklarının ihlâli bir "in­sanlık suçu" olarak kabul edilmeye başla­yınca, askeri sömürü, yerini daha değişik sömürü türlerine bırakmaya başladı. Fa­kat bu sefer de emperyalizmin iktisadî şekli ortaya çıktı. Güçlü olanlar, güçsüz

olanları sömürmeye başladı. Askerî em­peryalizm döneminde çalıştırılmaya başla­nan iktisadî sömürü; iktisadî emperya­lizm döneminde daha sistemli ve ustaca iş­letilmeye başlandı.

Askerî emperyalizmin güç olması ve em­peryalist devlete bazı problemler çıkarma­sı nedeniyle sömürüyü daha az riskli hale getirmek için siyasal yollar denenmeye başlandı. O ülkenin içinde bazı kişiler em­peryalizm adına çalıştırıldı. Bu yol emper­yalist güçlerin ortada görünmeden kendi planlarını uygulamasına İmkân hazırladı. Emperyalizm siyasî planlarım daha rahat yürütebilmek için aynı amaçla sömürmek istediği ülkelerden bazı gençleri kendi ül­kesinde eğitti. Onlara kendi kültürünüaşı-ladı. Özellikle müslüman ve müslüman ol­mayan Asya ve Afrika ülkelerinin genç ay­dınları, emperyalizmin cazip gösterdiği Batılılaşma modası ile Avrupa'da öğre­nim gördüler. Bu zaman zarfında birer ba­tılı gibi yaşamaya alıştılar. Batı zevk ve kültürü, onlara büyük bir hedef gibi göste­rildi. Kendilerine ait bir gelenek veya de­ğer, onların gözünde utanılacak bir şey ha­line getirildi. Batı'da geçerli fikrî ve felse­fi akımlar, Avrupalı olmayan aydınlar için H kutsal bir ideal" haline gelmişti.

Batının askeri üstünlüğünün Asya ve Af­rika ülkelerinde sürdürülmesinin arkasın­dan, kültürel ve sosyal reformları bu batı­lılaşmış kadrolar eliyle sahneye koydukla­rını görmekteyiz. Osmanlı Devleti'nin ba­tılılaşmasında önemli bir rol oynayan II. Mahmud, Padişah olunca Batı'ya bir grup genç göndererek devletin geleceğini onlara teslim etmek istiyordu. Bu talebe­ler, memlekete dönüşlerinde idarî re­formlarda önemli roller oynadılar. Elçilik kadrolarında görev alan genç diplomat ve tercümanlar, böylece batının doğrudan et-

kişine §ahsen açık kalmak fırsatını buldu-     dir. Çeşitli üniversite ve araştırma bursla-lar. Bu etkinin önemi, bundan sonraki ya-     n tahsis etmek suretiyle, Asya ve Afrika nm yüzyılın reformcu lider ve devlet     konusunda yaptırdığı çalışmalarım kendi adamlarının hemen hepsinin bu elçilikler-     emperyalist gayesine malzeme olarak kül­de hizmet görmüş kimseler olduğu gerçe-     Ianmasını bilmişlerdir. Oryantalizm adıy-ğiyle ölçülebilir. Tanzimat fermanı, Osmanlı doğu kültürlerinin incelenmesine yöne-manlı toplumundaki azınlıklara çeşitli si-     Iik çalışmaları başlatmış ve çeşitli ülkele-yasî ve hukukî haklar bahşeden bir andlaşmala-rin dini ve kültürel özellikleri İncelenerek ma olup, İngiltere, Fransa gibi büyük batı-     onların tahrib edilmesinde bu bilgiler kul-lı devletler tarafından garanti altına alınılanılmıştır (Cemil Meric'in deyişiyle or-yordu. Öyle ki Tanzimat fermanındakihü-     yantalizm "Sömürgeciliğin Keşif Kolu"-kümlerin Osmanlı yetkilileri tarafından     dur). Emperyalizmin kültür çalışmaları yürürlüğe konulmaması halinde bu ülkele-     bununla da kalmamış; uydurma tarih ve rin müdahale etme hakları vardı.                  sosyal bîlim tezleri ortaya atılarak doğu

Aydınların bu şekilde kendi kültürlerine aydınlarının psikolojik yönden aşağılık ve hayat tarzlarına ters düşmeleri, kendi kompleksine düşmeleri sağlanmıştır. Bu kültürlerine yabancılaşmaları anlamına çabalar, çeşitli yan propaganda ve engel-geliyordu. Büyük bir kısmı kendi halkına lerle Doğu'daki ilmî çalışmaları baltala-ve değerlerine ters düşmüşlerdi. Kendi mıştır. Hindistan'da İngiliz Emperyaliz-toplumlarma acıyarak bakıyor ve onların mi Hintli çocuklara Logaritma cetvelleri-Batılılaşmaya karşı neden direndiklerini ni ezberleterek zihinlerini dumura uğra-bir türlü anlamıyorlardı. Kendi inanç ve tırken; Amerika'da Maya, Aztek ve Kızıl-kültürlerinden kopmuş olmaları, halkla- derili kültürleri yok edilmiştir. Müslü-nyla aralarında aşılması güç bir uçurum man ülkelerdeki eğitim programları, sü-meydana getirmişti.                                     rekli olarak Doğu insanının Batılılara gö-

Emperyalizm, kendine bağlı insanları ülkele re geri ve kabiliyetsiz olduğu İstikametin-ke yönetimine geçirdikten sonra toplum     de işletilmiştir. Bilimsel keşif ve buluşla-üzerindeki hesaplarını gerçekleştirmeye,     rin sadece Avrupalılarca yapılmış olduğu bu ülkelerde kendi okullarını kurmaya ve     söylenerek, İslâm medeniyetinde ortaya genç nesillere kendi kültür ve hayat anlayı-     konan bilim, fikir ve sanat alanındaki bu-şim benimsetmeye başladı. Bugün ciddi     luşlar ihmal edilmiş ya da küçümsenmiş-bir inceleme ile görülebilir ki, özellikle İs-     tir. Avrupa, Orta Çağ karanlığındayken, lam toplumlarının ana merkezlerinde ba-     İspanya'da Endülüs Medreselerinde batı-tılılar (Avrupalılar ve Amerikalılar) kendi     Uların tahsil gördüğü ve yine o dönemler-kolej ve misyonerlik okullarını kurmuş ve     de Avrupa'nın Üniversitelerinde Tıp, Ma-buralarda özellikle fakir ve yetim çocukla-     tematik, Astronomi, Coğrafya, Kimya, Fi-n okutmak suretiyle kendilerine hizmet     zik gibi temel dallarda müslüman alimle-edecek hale getirmişlerdir. Özellikle Afri-     rin kitaplarının okutulduğundan bahsedil-ka'nın bazı bölgelerinde papaz ve misyo-     memiştir.

ner okulları açıp, gençlerin zorunlu ola- Emperyalizm kelimesi son yıllarda "hak-rak bu okullarda okumalarını sağlamak sizlik ve zorbalık" gibi anlamlar kazanmış üzere malî ve aynî yardımlar vermişler-     ve özellikle 3. Dünya ülkeleri aydınının hayranlığı nefrete, hatta kine dönüşmüş­tür. Örneğin F.Fanon ve Ali Şeriati Orta Doğulu aydınlar olarak emperyalizmi kı­yasıya eleştirmişlerdir. Uzun yıllar impa­ratorluklar kuran ve bu imparatorlukları denizaşırı sömürgeler ile besleyen batı, kendince başka toplumlara medeniyet ve insanlığı götürmekteydi. Ama ne Asya, ne Afrika ve ne de Amerika ve Avustral­ya' nm yerli halkı böyle bir şanstan nasibi­ni alamadığı gibi en büyük zulmü ve sömü­rüyü tattı.

Kültür emperyalizmi, aslında emperya­lizmin bîr safhası ve çeşidinden başka bir şey değildir. Kültür emperyalizmine ma­ruz kalan bir toplum, kendine verilmek is­tenen kültür ve dünya görüşünün gerçek hedefini idrak edemeyecek bir hale gelir. Dinamik ruhunu kaybeden böyle bir top­lum, kendine sunulanın doğru veya yanlış olup olmadığım anlayamayacak bir uyu­şukluk ve sersemliğe düşer. Fikir ve sanat zevki ölmüş, hamle gücünü kaybetmiştir. Kültür emperyalizmi altındaki ülkeler, ar­tık kendilerine yön veren toplumların is­tekleri doğrultusunda hareket etmekten başka bir tavra sahip olamazlar.

Sami ŞENER

Bk. Asimilasyon; Emperyalizm; Sömürge­cilik.