KÜLTÜR EMPERYALİZMİ - 61. Sayfa
KÜLTÜR EMPERYALİZMİ
Emperyalizm, bir devletin başka bir devlet ya da devletlere, o devletin halkını sömürmek ve ekonomik politik avantajlar elde etmek amacıyla hakimiyet kurmasıdır. Kültür Emperyalizmi ise, bu hakimiyet kurma çabasının kültürel çalışmalar ve programlar yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılmasıdır. Hakimiyet kurmanın çok çeşitli yollan vardır. Askerî emperyalizm, ele geçirilmek istenen ülke üzerine ciddî bir neden yokken ordu göndermek ve oraya silah zoruyla sahip olmaktır. Eski tarihlerdeki sömürü böyle bir metodla yapılıyordu.
Zaman İlerleyip insan ve toplumların Özgürlük ve bağımsızlıklarının ihlâli bir "insanlık suçu" olarak kabul edilmeye başlayınca, askeri sömürü, yerini daha değişik sömürü türlerine bırakmaya başladı. Fakat bu sefer de emperyalizmin iktisadî şekli ortaya çıktı. Güçlü olanlar, güçsüz
olanları sömürmeye başladı. Askerî emperyalizm döneminde çalıştırılmaya başlanan iktisadî sömürü; iktisadî emperyalizm döneminde daha sistemli ve ustaca işletilmeye başlandı.
Askerî emperyalizmin güç olması ve emperyalist devlete bazı problemler çıkarması nedeniyle sömürüyü daha az riskli hale getirmek için siyasal yollar denenmeye başlandı. O ülkenin içinde bazı kişiler emperyalizm adına çalıştırıldı. Bu yol emperyalist güçlerin ortada görünmeden kendi planlarını uygulamasına İmkân hazırladı. Emperyalizm siyasî planlarım daha rahat yürütebilmek için aynı amaçla sömürmek istediği ülkelerden bazı gençleri kendi ülkesinde eğitti. Onlara kendi kültürünüaşı-ladı. Özellikle müslüman ve müslüman olmayan Asya ve Afrika ülkelerinin genç aydınları, emperyalizmin cazip gösterdiği Batılılaşma modası ile Avrupa'da öğrenim gördüler. Bu zaman zarfında birer batılı gibi yaşamaya alıştılar. Batı zevk ve kültürü, onlara büyük bir hedef gibi gösterildi. Kendilerine ait bir gelenek veya değer, onların gözünde utanılacak bir şey haline getirildi. Batı'da geçerli fikrî ve felsefi akımlar, Avrupalı olmayan aydınlar için H kutsal bir ideal" haline gelmişti.
Batının askeri üstünlüğünün Asya ve Afrika ülkelerinde sürdürülmesinin arkasından, kültürel ve sosyal reformları bu batılılaşmış kadrolar eliyle sahneye koyduklarını görmekteyiz. Osmanlı Devleti'nin batılılaşmasında önemli bir rol oynayan II. Mahmud, Padişah olunca Batı'ya bir grup genç göndererek devletin geleceğini onlara teslim etmek istiyordu. Bu talebeler, memlekete dönüşlerinde idarî reformlarda önemli roller oynadılar. Elçilik kadrolarında görev alan genç diplomat ve tercümanlar, böylece batının doğrudan et-
kişine §ahsen açık kalmak fırsatını buldu- dir. Çeşitli üniversite ve araştırma bursla-lar. Bu etkinin önemi, bundan sonraki ya- n tahsis etmek suretiyle, Asya ve Afrika nm yüzyılın reformcu lider ve devlet konusunda yaptırdığı çalışmalarım kendi adamlarının hemen hepsinin bu elçilikler- emperyalist gayesine malzeme olarak külde hizmet görmüş kimseler olduğu gerçe- Ianmasını bilmişlerdir. Oryantalizm adıy-ğiyle ölçülebilir. Tanzimat fermanı, Osmanlı doğu kültürlerinin incelenmesine yöne-manlı toplumundaki azınlıklara çeşitli si- Iik çalışmaları başlatmış ve çeşitli ülkele-yasî ve hukukî haklar bahşeden bir andlaşmala-rin dini ve kültürel özellikleri İncelenerek ma olup, İngiltere, Fransa gibi büyük batı- onların tahrib edilmesinde bu bilgiler kul-lı devletler tarafından garanti altına alınılanılmıştır (Cemil Meric'in deyişiyle or-yordu. Öyle ki Tanzimat fermanındakihü- yantalizm "Sömürgeciliğin Keşif Kolu"-kümlerin Osmanlı yetkilileri tarafından dur). Emperyalizmin kültür çalışmaları yürürlüğe konulmaması halinde bu ülkele- bununla da kalmamış; uydurma tarih ve rin müdahale etme hakları vardı. sosyal bîlim tezleri ortaya atılarak doğu
Aydınların bu şekilde kendi kültürlerine aydınlarının psikolojik yönden aşağılık ve hayat tarzlarına ters düşmeleri, kendi kompleksine düşmeleri sağlanmıştır. Bu kültürlerine yabancılaşmaları anlamına çabalar, çeşitli yan propaganda ve engel-geliyordu. Büyük bir kısmı kendi halkına lerle Doğu'daki ilmî çalışmaları baltala-ve değerlerine ters düşmüşlerdi. Kendi mıştır. Hindistan'da İngiliz Emperyaliz-toplumlarma acıyarak bakıyor ve onların mi Hintli çocuklara Logaritma cetvelleri-Batılılaşmaya karşı neden direndiklerini ni ezberleterek zihinlerini dumura uğra-bir türlü anlamıyorlardı. Kendi inanç ve tırken; Amerika'da Maya, Aztek ve Kızıl-kültürlerinden kopmuş olmaları, halkla- derili kültürleri yok edilmiştir. Müslü-nyla aralarında aşılması güç bir uçurum man ülkelerdeki eğitim programları, sü-meydana getirmişti. rekli olarak Doğu insanının Batılılara gö-
Emperyalizm, kendine bağlı insanları ülkele re geri ve kabiliyetsiz olduğu İstikametin-ke yönetimine geçirdikten sonra toplum de işletilmiştir. Bilimsel keşif ve buluşla-üzerindeki hesaplarını gerçekleştirmeye, rin sadece Avrupalılarca yapılmış olduğu bu ülkelerde kendi okullarını kurmaya ve söylenerek, İslâm medeniyetinde ortaya genç nesillere kendi kültür ve hayat anlayı- konan bilim, fikir ve sanat alanındaki bu-şim benimsetmeye başladı. Bugün ciddi luşlar ihmal edilmiş ya da küçümsenmiş-bir inceleme ile görülebilir ki, özellikle İs- tir. Avrupa, Orta Çağ karanlığındayken, lam toplumlarının ana merkezlerinde ba- İspanya'da Endülüs Medreselerinde batı-tılılar (Avrupalılar ve Amerikalılar) kendi Uların tahsil gördüğü ve yine o dönemler-kolej ve misyonerlik okullarını kurmuş ve de Avrupa'nın Üniversitelerinde Tıp, Ma-buralarda özellikle fakir ve yetim çocukla- tematik, Astronomi, Coğrafya, Kimya, Fi-n okutmak suretiyle kendilerine hizmet zik gibi temel dallarda müslüman alimle-edecek hale getirmişlerdir. Özellikle Afri- rin kitaplarının okutulduğundan bahsedil-ka'nın bazı bölgelerinde papaz ve misyo- memiştir.
ner okulları açıp, gençlerin zorunlu ola- Emperyalizm kelimesi son yıllarda "hak-rak bu okullarda okumalarını sağlamak sizlik ve zorbalık" gibi anlamlar kazanmış üzere malî ve aynî yardımlar vermişler- ve özellikle 3. Dünya ülkeleri aydınının hayranlığı nefrete, hatta kine dönüşmüştür. Örneğin F.Fanon ve Ali Şeriati Orta Doğulu aydınlar olarak emperyalizmi kıyasıya eleştirmişlerdir. Uzun yıllar imparatorluklar kuran ve bu imparatorlukları denizaşırı sömürgeler ile besleyen batı, kendince başka toplumlara medeniyet ve insanlığı götürmekteydi. Ama ne Asya, ne Afrika ve ne de Amerika ve Avustralya' nm yerli halkı böyle bir şanstan nasibini alamadığı gibi en büyük zulmü ve sömürüyü tattı.
Kültür emperyalizmi, aslında emperyalizmin bîr safhası ve çeşidinden başka bir şey değildir. Kültür emperyalizmine maruz kalan bir toplum, kendine verilmek istenen kültür ve dünya görüşünün gerçek hedefini idrak edemeyecek bir hale gelir. Dinamik ruhunu kaybeden böyle bir toplum, kendine sunulanın doğru veya yanlış olup olmadığım anlayamayacak bir uyuşukluk ve sersemliğe düşer. Fikir ve sanat zevki ölmüş, hamle gücünü kaybetmiştir. Kültür emperyalizmi altındaki ülkeler, artık kendilerine yön veren toplumların istekleri doğrultusunda hareket etmekten başka bir tavra sahip olamazlar.
Sami ŞENER
Bk. Asimilasyon; Emperyalizm; Sömürgecilik.
İslami Okul Okulların En Önemlisi