Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 22. Sayfa

 

 MEHDÎ

 

Yol gösteren, hidayete eren, doğru yolu bulan, Allah tarafından kendisine rehberlik edilen kimse demek olan Mehdi, Istılahı an­lamıyla kıyamete yakın dönemde zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir za­manda gelip yeryüzünü adaletle dolduraca­ğı ve Islamı hakim kılacağı söylenen ehl-i beytten birisidir.

Mehdi, kelime olarak Arapça h,d,y kö­künden ism-i mef ul olup hidayete ermiş, hidayet bulmuş kişi anlamını taşır. Meh-di'nin ahir zamanda çıkacağına, insanları iyilik ve adalete yönelteceğine ilişkin "Ahad Haber" ler mevcuttur. Hz. Peygamber (s.)'den nakledilen tbn Mace'de mevcut hadislere göre» MehçU'nin ehl-i beytten ola­cağı bildirilmektedir. "Mehdi bizden, ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede zafere er­direcektir. Mehdi, Fatma evladındandtr." (İbn Mace, Fiten 34; Darimi, MehdU). "Biz Abdülmuttaüb evladı Cennet ehlinin efendileriyiz. Ben, Hanıza, Ali, Ca'fer, Ha­san, Hüseyin ve Mehdi." (Ebu Davud, Mehdi.l; Tirmizi, Fiten, 52-53; İbn Mace, Fiten, 34). "Dünya hayatinin sona ermesi­ne bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak ehl-i beytten birini gönderecektir." (Ahmet b. HanbehlI, 117-118).

Bu gibi hadislerin yanışım diğer muhad-dislerin hadis mecmualarında da bazı ha­berler mevcuttur. Bu hadisleri takviye ede­cek mütevatir derecede bir bilgi olmadığı gibi, bununla ilgili olarak Kur'ani nass da mevcut değildir. Ayrıca Mehdi konusu, Maluridi ve Eş'ari gibi, ehl-i sünnetin teme­lini oluşturan akaid konusunda eserler ya­zan imamların eserlerinde geniş yer tutma­mıştır. Ayrıca feri bir konu olduğu ve Ahad Haber'e dayandığı için bunu inkar küfre se­bep olmadığından, ilk dönem akaid kitapla­rına yansımamıştır.

Bu konu, Ehl-i Sünnetin, akideye ilişkin muahhar-kaynak ve eserlerinde ele alınma­ya başlanmış ve iman ile ilgisi üzerinde du­rulmuştur. Bununla birlikte Şia'nın bütün kollarında Mehdilik, önemli bir yere sahip­tir. Bunlarda konunun sürekli işlendiği ve Mehdi beklentisinin hakim olduğu bir inanç görülmektedir. Şia'nın gizli imamı Mehdi'dir. Fakat onlara göre bu gizlilik bir gün mutlaka sona erecek, yeryüzündeki bu zulüm ve adaletsizlikler yok olacak ve tarih boyunca haksızlığa uğratılan ehl-i beytin intikamı alınacaktır. Onlar Kur'an-ı Kerim'in Hud, 8; Şuara, 4; Kasas, S gibi ayetle­rinin Mehdi'ye işaret ettiğini söylerler.

Ehl-i Sünnet'te de Mehdi bekleme tema­yülü olmasına rağmen, ona insan üstü özel­likler yüklenmemekte, ancak toplumu İsla­ma yöneltecek bir yönetici veya ilim adamı olabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca Ahad Haberlere dayanan bu beklentinin ge­lip gelmemesini düşünmek, insanın inancı­na gölge düşürmemektedir.

İmam Sahavi ve İbn Hacer el-Heytemi gibi alimlerin yanı sıra, İmam Celaleddin es-Suyuti "el Örfü'l-Verdifi Ahbari'l-Meh-di" ve "Kitabil'l-Keşf adı altında Mehdi ile ilgili hadisleri bir araya toplamıştır. Bu eser, Ali b. Husameddin el-Muttaki tarafın­dan "el-Burhanfi Alamati Mehdiyyi Ahi-ri'z-Zatnan" adıyla ve yeni bir tasnifle ilim dünyasına kazandırılmıştır. İbn Hacer el-Heytemi de bu konuda "el-Kavlu'l-Muhta-sarfi Alamati'l-Mehdiyyi'l-Muntazar" adlı bir eser telif etmiştir. Mehdi ile ilgili hadis­ler yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Ebu Da­vud, Tirmizi, İbn Mace, Ahmed b. Hanbel gibi büyük alim ve muhaddisler tarafından kaydedilmiş hadislerdir. Buna rağmen Bu-hari ve Müslim'in bu konudaki hadislere eserlerinde yer vermemiş olmaları dikkate şayan bir husustur.

Sahihayn dışındaki hadis mecmuaların­da yer alan bu hadislerin sıhhat dereceleri tartışılmış ve genellikle zayıf derecesinde hadis oldukları kabul edilmiştir. Zaten bun­lar arasındaki çelişkiler de, bu durumu gös­termektedir.

Ehl-i Sünnet'te Mehdi inancının söz ko­nusu edilmesine rağmen, bir inanç olarak yerleşmemiştir. Şia bu hususta çok ileri se­viyede akideyi ilgilendiren bir mesele ola­rak takdim etmesine rağmen, Mehdi'nin on ikinci imam okluğunu ifade ederken daha

önceleri beşinci imam olan Muhammed Ba-kır'ın Mehdi olduğu ileri sürülmüştü. Hatta Ca'fer-i Sadık'ın da Mehdi olduğunu ifade eden görüşlere rastlanmaktadır.

Tamamen siyasi bir rot oynadığı göz­lemlenen Mehdi inancı kesin bir delile da­yanmamakta olup İslam tarihinde birçok kanlı çatışmaya neden olmuştur. Emevi ve Abbasi tarihleri boyunca ortaya çıkan bir­çok siyasi grup hep liderlerinin mehdi oldu­ğunu söylemişlerdir. Hatta Kuzey Afri­ka'da kurulan ve daha sonra Mısır'a da hâ­kim olan Şii Fatımî devletinin ilk hükümda­rının Mehdi olduğu inancı, bu devleti kuran ve sürdüren kimseler tarafından inanılan bir husustur.

Aynca zaman zaman Türkiye'de başta olmak üzere, İslam dünyasının birçok ye­rinde Mehdi olduğunu iddia edenler hiç de eksik olmamakladır. Bu gibi kimseler Meh­di beklentisinde olan birçok insanı aldatmış ve bu konudaki hislerini istismar etmişler­dir. Meçhule dayalı olan bir anlayışın İs­lam'ın genel prensipleriyle bağdaşmadı^ görülmektedir. Bütün bunlar gÜzön&Mte bulundurulunca Mehdi inancının İslam'da»-ki yeri kendiliğinden ortayiçdur.;

Ahmet AĞIRAKÇA