Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

MERKEZ BANKACILIĞI - 28. Sayfa

MERKEZ BANKACILIĞI

 

1. Dünyada Merkez Bankacılığı

 

A. Merket Bankalarının Doğuşu:

 

20. yüzyıldan önce "Merkez Bankası" kavramı açıkça tanımlanmam ıştır. Zaman içinde çeşidi ülkelerde yavaş yavaş merkez bankaları doğmuş ve gelişmiştir. Büyük öl­çüde merkez bankalarının nüvelerini ticari bankaların biçim değiştirmelerinde araya­biliriz. Ticari bankalardan biri, devletten banknot ihraç etmek ve devletle ilgili banka işlemlerim yapmak hakkını elde ederek merkez bankası haline gelmiştir. Dünya'da merkez bankası niteliğini taşıyan ilk banka ingiltere'de kurulmuş, bunu isveç bankası izlemiştir.

Şimdi dünyada belli-başlı gelişmiş ülke­lerin merkez bankalarının doğuşlarını ve özelliklerini görelim.

 

a) ingiltere Bankası:

 

ingiltere'de "goldsmith" denilen, ku­yumduk ve para tebdili işiyle uğraşan kişi­lerin ihraç ettikleri "goldsmiths notes" (para makbuzlan)lar piyasada dolaşırken, Fransa ile girişilen harpler sebebiyle, devletten al­dığı borçlan ödememesi sonucu iflas etme­leri, onların yerini alacak ve tam emniyetle çalışabilecek yeni bir kamu kredi kuruma oluşturma fikri gelişti. İngiliz ticaret ve iş çevresinin bir kısmı Amsterdam Böfikası Statüsünün, diğer bir kısmı ise Stockholm Bankası'nın örnek alınniaâriî istiyordu. 5o-* nuçta İskoç William Reterson, 1694*16, tef" 1 angıç sermayesi 1.200.000 Sterim blari totf giltereBankası'nıkurdu.         

ingiltere Bankası'mn devletin bankaya borcu ve kıymetli maden rezervi Olmak' üzere iki temel kaynağı ömıuştur. Devletin bankaya borcuna karşılık olarak çıkartılan banknotlar kuvertürsüzdü. Ancak bu karşı­lıksız banknot miktarı sık sık ve büyük d6-ğişikliklere uğramazdı. Örneğin 230 ytfda yalnızca 248 milyon sterlinlik blfartrç gö#^ termiştir. ingiltere Bardaadevtef feötturid»" dışındaki emisyon durumiarmda^IOOa-' tın karşılık bulundurmak zorundaydı. (b

ingiltere Bankasını, modem anlamda ilfcf emisyon bankası olarak kabul etmek hiç de yanlış sayılmaz. Çimkti tngikere Bankası banknot emisyonunu ticari senetlerin is-kontosuyla bağdaştıran ilk bankadır.

Özel bir kuruluş olma özelliğini koru--makla beraber sürekli olarak uzatılan imti­yazları, buna karşılık üstlendiği önemü'gö-revlcri dolayısıyla ingiltere Bankası, aynı zamanda bir milli kuruluştu.               

1833 yılında çıkan bir kanunîa ingiltere Bankasının banknotlarına, genel tedavül yetkisi tanınmış, böylece bankanın İngilte­re'nin Merkez Bankası olduğu kanuncu de teyid edilmiştir. Nihayet 1844 Robot Peel

kanunuyla banknot ihraç, imtiyaz ve tekeli tamamen İngiltere Bankasına verilmiştir.

 

b) İsveç Bankası (Rıskbank):

 

1668 yılında özel bir bankanın devlet bankası şekline dönüştürülmesiyle kurul­muştur, İngiltere bankasının yolunu izle­miştir. 1897 yılında tek başına banknot ih­raç etme hakkını elde etmiştir.

 

c) Fransa Bankası (Banque de France):

 

 Fransa, Avrupa'da bankacılığın en geç

geliştiği Ülkelerden birisidir. 1800 yılında kurulmuştur. Sermayesinin bir kısmını dev­let vermekle birlikte, temelde özel serma­yeye dayalı olarak kurulmuştur. Fransa Bankası, devletin bankeri durumundaydı. Önce yalnızca Paris'te banknot ihraç yetki­sini almış, daha sonra bu yetkisini tüm Fransa'ya genişletmiştir.

Fransa Bankasının emisyon rejimine, ta­van sistemi deniliyordu. Emisyon hacmiyle bunun altın karşılığı arasında bir oran sap­tanmamıştı. Hükümet ve Banka, aralarında anlaşarak emisyona bir tavan kararlaştırır­lardı. Tedavüle çıkarılan banknotlar, belir­lenen sının aşamazdı.

 

d)   Alman Devlet Bankası (Reich-sbank):

 

1875 yılında Prusya Bankası adı altında kurulmuştur. Sermayesi kısmen devlete ait olmakla birlikte temelde Özel bir banka ola­rak kurulmuştur. Alman İmparatorluğunun oluşum safhasında birkaç Alman Devleti ve 33 ihraç bankası vardı. Bunların arasında en Önemlisi Prusya Bankasıydı.

Alman Devlet Bankası normal emisyo­nun üçte biri oranında altın ankes bulundu­rurdu. Bunun dışında imparatorluk mühürü taşıyan bazı senetler karşılığı emisyon ya­pardı. Gerektiğinde %5 vergi ödemek kay­dıyla bir miktar banknot daha çıkartabilir­di.

 

e) Japon Bankası:

 

1882 yılında birkaç milli banka tarafın­dan aşırı miktarda çıkarılmış banknotların yaratmış olduğu kaosu gidermek amacıyla kurulmuştur. Milli bankalara, belli bir süre içinde banknotlarını çekme emri verilmiş ve Japon Bankası tek banknot ihraç yetkisi­ni almıştır. Banka, Alman Devlet Bankası ve Belçika Milli Bankası çizgisinde geliş­me göstermiştir.

 

f-) Federal Reserv Bank (ABD):

 

ABD ve Birleşik Devletlerin birinci ban­kası (1792-1812) ve Birleşik Devletlerin ikinci bankası (1816-1830) bazı açılardan merkez bankasına benzeyen kuruluşlardır. ABD'de Milli Bankacılık Anlaşması'na gö­re kurulan her bankanın belli devlet tahvil­lerine karşı banknot ihraç etme hakkı vardı. Ancak 1907 krizi adımı, merkeziyetçi Bir­leşik Devletler sisteminin zayıflığını ortaya koydu. Eski ülkenin para ve banka sistem­lerini araştırmak için bir komisyon kuruldu. sonunda 1914'te 12 Federal Reserv Bankası şeklinde bir Birleşik Devletler Merkez Ban­kası sistemi oluşturuldu. Her Federal Re­serv Bankası, Washington'daki Federal Re­serv Board ile koordineli bir şekilde belirli bir alanda yetkiye sahipti. Bu bankalar kıs­mi banknot ihraç tekeline sahipti.

1920'de Brüksel'de toplanan Milletlera­rası Finansman Konferansında, henüz ken­di merkez bankasını kurmamış olan tüm ül­kelerin, bu boşluklarım kısa zamanda dol­durmaları yönünde karar alındı. Bu tarihten sonra dünyada birçok ülke kendi merkez bankasını kurdu. Örneğin 1921'de Güney Afrika Reserv Bankası, 1922'de Peru Re­serv Bankası, 1923'de Kolombiya Cumhu­riyeti Bankası, 1924'te Çin Merkez Banka­sı, Yunanistan Bankası, 1931'deT.C. Mer­kez Bankası, 1932'dc Meksika Bankası,

1934'te Yeni Zelanda Reserv Bankası, 1935'te Kanada Bankası, Hindistan Reserv Bankası, Arjantin Cumhuriyeti Merkez Bankası, 1940'ta Venezüella Bankası, 1941'de Afganistan Bankası, 1948'de Pa­kistan Devlet Bankası, 1954'te İsrail Ban­kası, 1957'de Federal Alman Bankası ku­rulmuştur.

Günümüzde, hemen hemen Merkez Bankası olmayan ülke kalmamıştır.

 

B. Merkez Bankalarının örgüt ve Yöne­timi:

 

Merkez Bankalarının banknot ihraç yet­kisine sahip olmaları ve krediler üzerinde kontrol yetkilerinin olması, hükümetlerin Merkez Bankalarıyla yakından ilgilenme­lerine neden olmaktadır. Merkez bankası işlerine devletin ilgisi kısmen, ya da tama­men merkez bankası sermayesine sahip ol­ması, idare meclisi üyelerinin ve üst düzey yöneticilerinin tamamen, ya da bir kısmının atanması ve karından pay alması şeklinde olmaktadır.

1936'dan önce devlet kurumu şeklindeki merkez bankaları çok azdı. Bugün birçok ülkede Merkez Bankası bir devlet kuruluşu­dur. Bir kısmında ise devlet yan yarıya, ya da yandan fazla sermayeyi kontrol etmek­tedir. Pek az ülkede devlet, merkez bankası sermayesine iştirak etmemiştir. Ameri­ka'da Federal Reserv Bankasının sermayesi bankalara aittir.

 

//. Merkez Bankalarının Temel Fonksi­yonları

 

Merkez bankalarının fonksiyonlarını M.H. De Kock şöyle sıralamaktadır.

1. Banknot ihraç ederler.

2. Hükümetin bankeri, ajanı ve danışma­nıdır.

3. Ticari bankaların nakit reservlerini muhafaza ederler.

4. Ülkenin milletlerarası nakit reservle­rini muhafaza ederler.

5. Reeskont işlemleri yaparlar.

6. Açık piyasa işlemleri yaparlar.

7. Mevduat karşılıklarını ayarlarlar.

8. Kredi kontrolü yaparlar.

9. Döviz kontrolü yaparlar.

10.  Ticari bankaların takas, tasfiye ve münakale merkezidir.

Şimdi Merkez Bankasının bu fonksiyon­larını ana hatlarıyla kısaca görelim.

 

A. Banknot ihracı:    

           '

Tarihi süreç içinde merkez bankalarının sayılan sınırlı tutulmuş ve banknot olmak­sızın bonknot çıkarabiliyordu. Zamanla kontrolsüz ve rekabete dayalı banknot çı­karmamanın neden olduğu krizler karşısın­da banknot çıkarımını sınırlı sayıda, yada tek bir bankaya vermişlerdir.

Banknot ihracıyla ilgili tartışmalar 19. yüzyılın başında bankacılık prensibiyl* "nakit prensibi" çerçevesinde surdUWl£ muştur. Bankacılık prensibine göre, tttfaftF* not ihracatına bir sınır getirilmesin* fcerek yoktur. Çünkü aşın bir şekilde emisyon «tt konusu olamaz. Çünkü tedavüldeki bank* not miktarı bankanın isteklerine değil, hal­kın ihtiyaçlarına, ekonomide yapılan mua­melelere bağlıdır. Tedavüldeki: banknot çoksa, kişiler bankaya gelerek banknotlan-mn kıymetinin altın olarak karşılığını iste­yip araştırabilir.

Nakit prensibi taraftarlarına göre ise, te­davüldeki banknotların, kıymetli maden olarak karşılığı olmalıdır. Bu nedenle dola­şımdaki banknotların karşılıklarıyla ilgili olarak bazı sistemler geliştirilmiştir.

1. Tedavüldeki banknot belli bir yüzde­sinin merkez bankalarınca altın karşılık otarak tutulması,

2. İhraç edilecek banknotlar için bir ta­van getirilmesi,

3. Güvenilir kıymetlerin merkez banka­sına yatırılması karşılığında emisyon yapıl­ması,

4. Merkez bankasının getirilen kanuni li­mite uygun olarak banknot ihraç etmesi (marj sistemi).

5. Kanunla tespit edilen rakamın aşılma­sı durumunda merkez bankasından vergi alınması.

6. Sabit oranda emisyon hacminin arttı­rılması (Monetarist görüş,).

Bununla birlikte zamanla birçok ülkede altın karşılık oluşturulmasının mutlak zo­runluluğu etkisizleşmiş ve kalkmıştır. Dev­letler altın karşılığı olmayan para yönünde eğilime sahip olmuşlardır. Keyrun ve Ca-mel, uzun süre bu fikrin öncüleri olmuşlar­dır. Bu iktisatçılar Merkez Bankalarının al­tın reserv tutmalarının Önemini kaybettiği­ni, enflasyondan sakımlmasıyla halkın ka­ğıt paraya güveninin artacağını savunmuş­larda-.

Şimdi de kısaca banknot ihracının mer­kez bankasına getirdiği yükümlülükleri, ya­ni merkez bankasının, ihracatının iyi para Özelliğini taşıması için yapacaklarını göre­lim:

1. Paranın satmalına gücünün muhafa­zası ve yabancı paralar karşısında değişim değerinin muhafazasının sağlanması.

2. Ödemelerde banknotların her zaman kabul edilebilirliğinin sağlanması.

3. Tedavüldeki banknotların fiziki kali­tesinin korunmasının sağlanması.

 

B. Hükümetin Bankeri, Danışmanı Ol­ması:

 

Hükümet ve merkez bankasının, birbir­leriyle karşılıklı ve tamamlayıcı yarar, ödev

ve sorumuluklan vardır. Devleti temsil eden hükümetin, merkez bankasının saygı, sempati ve öğütlerine ihtiyacı vardır. Aynı şey merkez bankası için de geçerlidir.

Öte yandan merkez bankaları, devletin bankası görevini yaparlar. Dolayısıyla mer­kez bankaları devlet daire ve kuruluşlarının hesaplarını tutar, devletin gerek içerde ve gerekse yabancı ülkelerdeki tahsilat ve öde­melerini ve bütün hazine işlemlerini ya­par.

Merkez bankaları iktisadi ve mali konu­larda gerek ülke, gerekse dünyadaki ekono­mik gidiş, para piyasaları, mali kurumlar vb. hakkında hükümete danışmanlık yapar­lar.

 

C. Ticari Bankaların Nakit Rezervlerini Tutması:

 

Ticari bankaların, kendilerine yatırılan mevduatlardan ayırdıkları karşılıkları Mer­kez Bankalarına yatırmaları önceleri bir ge­lenek haline gelmiştir. Günümüzde ise tica­ri bankaların merkez bankasında rezerv bu­lundurmaları bir zorunluluk haline gelmiş­tir.

 

D. Ülkenin Milletlerarası Nakit Rezerv­lerini Muhafaza Etmesi:

 

Merkez Bankaları, ülkenin altın ve dö­viz rezervlerinin büyük bir kısmını muhafa­za görevini üstlenmiştir. Ülke parasının dış değerini koruması, elindeki altın ve döviz mevcutlarının emisyon hacmini etkilemesi, merkez bankalarının milletlerarası nakit re­zervlerini tutma durumuna getirmiştir.

E. Reeskont işlemi Yapılması: Reeskont işlemi günümüzde, merkez

bankalarının en önemli fonksiyonlarından biri haline gelmiştir. Reeskont işlemi geçici bir süre için nakile ihtiyacı olan bankaların, kısa vadeli alacaklarının bir kısmını Mer­kez Bankasına vermesidir. Merkez bankası

üretim ve dağıtım aşamasında olan mallara ait ve kendi kendini tasfiye edebilecek se­netleri reeskonta kabul eder. Bu aynı za­manda banka]an, bu tür senetler üzerinde yapılan işlemlere daha çok ilgi göstermeleri ve daha titiz olmaları yolunda zorlar. Ayn-ca merkez bankası, reeskonte getirilen se­netler için üzerindeki imzalar, vadeleri ve geldikleri sektörler itibariyle bir aynm ya­pabilir.

Merkez bankalarının yapacakları rees­kont işlemleriyle ilgili yetkiler bazı ülkeler­de geniş, bazı ülkelerde de daha sınırlı tutul­muştur. Örneğin İngiltere bankasına geniş yetki verilmiştir. Banka işlemlerini kendisi ayarlamaktadır. Fransa'da ise Warrantlarla teminatı bulunan senetlerden iki imza di­ğerlerinden üç imza aramak şartıyla süresi üç ayı geçmeyen poliçeleri ve zirai warrant-lan ve emre yazılı senetleri v.b. iskonto et­mek yetkisi verilmiştir. Benzer örnekleri diğer ülkelerin merkez bankalarında da gö­rüyoruz.

Reeskont oranlarını değiştirerek merkez bankaları para politikalarına yön vermekte­dir. Ekonominin kriz ve genişleme dönem­lerinde reeskont oranları düşürülmekte, enflasyon dönemlerinde ise yükseltilmek­tedir. Böylece merkez bankaları reeskont politikası aracılığıyla tedavüle çıkan bank­notları ayarlamaktadır.

/ Açık Piyasa işlemleri Yapması:

 

Geniş anlamda "açık piyasa işlemleri" denilince, Merkez Bankası'nın çalışma ala­nına giren devlet tahvillerini, diğer sağlam tahvilleri, banka poliçelerini ve dövizleri piyasada alıp satması anlaşılır. İngiltere ve ABD açık piyasa işlemleri dar anlamda kısa ve uzun vadeli devlet tahvillerinin alım ve satımı için kullanılmaktadır. Diğer bazı ül­kelerde, devlet tahvillerinin azlığı nedeniyle, merkez bankaları devletin garanti etiği tahvillerle, belediyelere ait tahvilleri ve ba­zı diğer sağlam tahvilleri alıp satmaktadır.

Günümüzde en yaygın şekliyle açık pi­yasa işlemleri ABD, İngiltere ve Kanada'da uygulanmaktadır. Diğer eski ve yeni mer­kez bankasına sahip Ülkelerde ise, açık pi­yasa işlemleri reeskont politikasına ek bir politika olarak uygulanmaktadır.

Açık piyasa işlemleri aracılığıyla, merv kez bankası tahvil alıp satarak tedavüldeki para hacmini ve bankaların merkez banka­sındaki mevduatlarını azaltmak, ya da ço­ğaltmak gayesi güder. Böylece açık piyasa işlemleri muhtemel bir ekonomik olayın önceden farkedilmesi durumunda ekono­mik faaliyetler üzerinde genişletme ve da­raltma yapmak için bir araç olarak kullanı­lır. Açık piyasa işlemlerinin merkez banka­sının inisyatifı elinde bulundurmasından kaynaklanan bir üstünlüğü vardır.

 

g.Mevduat Karşılıkları uygutaması: -

 

Ticari bankaların merkez/tanknaacta tutmakla zorunlu olduklara ı*«rarwarvie»' nin oranlarının yükseltilmesi, yadadüj*-rülmesi konularında merkez bankaları yet^ kili kılınmışlardır. Bu usul ilk kez 1933 :ve değişiklik yapılarak 1935*16 ABD'de uygu­lanmaya başlamıştır. Merkez bankaları, ör­neğin enflasyon dönemlerinde karşılık oranlarını yükselterek, durgunluk ve ekefc nomik gerileme dönemlerinde de düşürerek ekonomideki para arzını kontrol etmekte­dir.

 

h. Kredi Kontrolü:

 

Banknot ihraç etme yetkisinin merkez bankasına verilmesiyle, kredi kontrolü ata­sında sıkı bir ilişki söz konusudur. Banknot ihracı imtiyazı ticari bankalarca açılan kre* dilen üzerinde merkez bankalarına kontrol imkanı vermektedir. Merkez bankası, ülkenin ekonomik durumunu yakından izleye­rek reeskont politikası aracılığıyla kredi iş­lemlerini ihtiyaçlara uygun olarak ayarla­yabilir. Birçok ülkede ekonomik ilişkilerin karmaşıklığı karşısında kredi dağıtımının kontrol edilmesi, kredinin layınlanması ge­rekli görülmektedir. Öte yandan bankalar kredi yoluyla kaydi para yaratırlar. Bu açı­dan da kredilerin kontrolü önem taşımakta­dır.

 

i. Döviz Kontrolü:

 

Dövit kontrolü, esas itibariyle maksi­mum etkinlikle ve bağımsız bir şekilde mil­li ekonomik ve sosyal politikaları uygula­mak amacıyla milli ekonomiyi dış ülkelerin rekabetinden tecrit etmek arzusundan doğ­muştur. Ancak döviz kontrol rejimini be­nimseyen ülkeler paraların konvertibilite-sinden vazgeçmektedir.

Merkez bankaları döviz kontrolü uygu­layarak, sahip olduğu yabancı para reserv-lerini koruyabilirler, ödemeler blançosu dengesini sağlayabilirler, paralannın dış değerini istikrarlı tutabilirler, iç fiyat sevi­yesini dış rekabetten uzak tutarlar, bağım­sız ekonomi politikaları uygulayabilirler.

 

j. Diğer Bankalar İçin Takas, Tasfiye ve Münakale Merkezi Olması:

 

Merkez bankalarına diğer bankalar için takas ve tasfiye merkezi olması fonksiyonu genellikle oluşmuş kanunla verilmiştir. İlk kez takas ve münakale fonksiyonunu 19. yüzyılın ortalatma doğru İngiltere Bankası yapmaya başlamıştır.

Merkez Bankaları, ticari bankaların na­kit rezervlerini muhafaza ettiklerinden ve bu bankaların merkez bankası nezdinde sü­rekli hesaplan olduğundan, bankalar ara­sında yapılacak olan hesabına geçirme ve takaslar en kolay bir şekilde ancak merkez bankalarındaki kayıtlarda yapılabilir.

 

///. Ülkemizde Merkez Bankacılığı

 

İstiklal Savaşı sonunda merkez bankası kurulmasıyla ilgili ilk özlemlerin 1923 yı­lında İzmir'de toplanan Türkiye iktisat Kongresi'nde ele alındığı görülmektedir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Dev-leti'nden karşılığı olmayan 158.518.138 milyon liralık evrak-ı nakdiyeyi devraldı. İstiklal Savaşından sonra altın para tedavül­den tamamen çekilmiştir. Güm üsse diğer madeni paralar gibi ufaklık para durumuna dönüşmüştür. 12 Şubat 1340'ta (1924) ilk madeni ufaklık para kanunu çıkartılmıştır. Savaş yıllarında ufaklık para ihtiyacını kar­şılamak için 5,10 paralık pul ve ilmühaber­ler, 40 ve 100 paralık 20,25,50 kuruşluk ka­ğıt paralar tedavül ediyordu. Kanunla pul ve paralar 2 milyon lirayı aşmamak kaydıy­la 10 paralık, 5, 10 kuruşluk ve 624 sayılı kanunla 3 milyon liralık 5,10 ve 25 kuruşun basımına karar verilmiştir ve karşılığında piyasadan kağıt para çekilmiştir. Böylece kağıt para tutan 153.518.138 liraya inmiş­tir.

4 Şubat 1928'de, 1207 sayıh kanunla 5 milyon liralık madeni para çıkartılması ka­bul edildi. İşte genç Cumhuriyet Hüküme-ti'nin açıktan çıkardığı ilk para budur.

Öte yandan Osmanlı Bankasıyla 1924 ve 1925'te yapılan anlaşmalarla, bankanın ye­niden misyonda bulunma imkanı ortadan kalkmıştır. Bankanın tedavüldeki banknot­larından sadece 891.475 liralık kısmı teda­vülde kalacaktı.

1929 krizinin ülkemiz ekonomisi üze­rindeki olumsuz etkileri, zaten üzerinde ça­lışılan Merkez Bankası kurulması fikrinin hızla olgunlaşmasına neden olmuştur. Ni­hayet 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı kanunla T.C. Merkez Bankası kurulmuştur. Statü olarak karma yapılı bir anonim şirket olarak düşünülmüştür. Kurulan banka

banknot İhracı imtiyazına sahipti. Bu imti­yaz süresi 30 yıldı. Surenin bitmesine beş yıl kalıncaya kadar süre uzatılabilecekti.

Merkez Bankasının amacı, kanunun 2. maddesinde "Memleketin iktisadi inkişafı­na yardım" olarak konulmuş, bunun için banka:

1. Iskonto fiyatını tespit ve para piyasa­sını ve tedavülünü tanzim etmek,

2. Hazine muamelelerini ifa etmek,

3. Hükümetle müştereken Türk evrak-ı nakdiyesinin müstakbel istikrarına matuf bütün tedbirleri ittihaz eylemek ile görev­lendirilmiştir.

Kurulan Merkez Bankasının sermayesi 15.000.000 lira olup beheri yüz liralık 150.000 hisseye ayrılmıştır. Bankanın hisse senetleri dört gruba ayrılmıştı. A sınıfı hisse senetleri hükümet müesseselerine ait olup, toplam sermayenin % 15'ini geçemeyecek­ti. Bunların karşılığı Hükümetçe saf altın olarak Merkez Bankasına ödenecekti. B sı­nıfı hisse senetleri Türkiye'de faaliyette bu­lunan milli bankalar dışında kalan diğer bankalara ve imtiyazlı şirketlere tahsis edil­mişti. Tahsis edilen bu hisseler banka ser­mayesinin %10'unu teşkil eden 15.000 his­seydi. D sınıfındaki hisse senetleri, Türk ti­caret müesseseleri ve Türk tabiiyetindeki hükmi ve hakiki şahıslara tahsis olunmuş­tu.

Ülkemizde merkez bankası kurulduktan sonra uygulamalann pek çoğu, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra merkez bankacı­lığı alanında meydana gelen gelişmelere ters düşmüştü.

14 Ocak 1970 tarih ve 1211 sayılı ka­nunla T.C. Merkez Bankasının yetki ve so-rumluluklan, organizasyon biçimi yeniden düzenlenmiş, Banka para ve kredi işlerini ekonomi politikasının amaçlarına göre

ayarlayabilmek için gerekli para politikası araçlarıyla donatılarak, ülke ekonomisinin gelişmesinde daha aktif rol oynayacak bir müessese durumuna getirilmek istenmiş­tir.

Anonim şirket statüsü muhafaza edilen bankanın sermayesi 15 milyon liradan 25 milyon liraya yükseltilmiştir. Bankanın his­se senetleri nama yazılı olup eskiden oldu­ğu gibi A,B,C,D sınıflarına aynlmışür. A sınıfı hisse senetleri ve sermayede 10 mil­yon liralık artışa tekabül eden hisse senetle­ri hazineye, B sınıfı hisse senetleri Türki­ye'de çalışan milli bankalara, C sınıfı hisse senetleri milli bankalar dışında kalan diğer bankalarla imtiyazlı şirketlere, D sınıfı his­se senetleri ise Türk ticaret müesseselerine ve tüzel kişilere tahsis edilmiştir. Yeni ka­nuna göre Hazine'ye ait A sınıfı hisse senet­leri, banka sermayesinin % 51 inden az ola­maz hükmü getirilmiştir.

1211 sayılı kanun ile Banka Kredilerini Tanzim Komitesi'nin görev ve yetkileri T.C. Merkez Bankası'na devredilmiştir. böylece T.C. Merkez Bankası'nm yetkisi yalnızca reeskont oranını tesbitle kalmaya­cak, bankaların genel disponibilitesinin as­gari oranıyla, munzam karşılık oranlarını tesbit etmek, banka kredilerini kalite ve kantite yönünden ayarlamak, kredilerin sektörler ve konu itibariyle dağılışı ve risk santralizasyonu konularında tedbir almak, hükümete danışmanlık yapmak v.b. konu­lara genişletilecekti.

Sonuç itibariyle T.C. Merkez Banka­sı'nm fonksiyonlan yukanda geniş olarak sayılan bir merkez bankasının sahip olması gereken fonksiyonlarına kavuşturulmaya çalışılmaktadır

İlker PARASIZ