MERKEZ BANKACILIĞI - 28. Sayfa
MERKEZ BANKACILIĞI
1. Dünyada Merkez Bankacılığı
A. Merket Bankalarının Doğuşu:
20. yüzyıldan önce "Merkez Bankası" kavramı açıkça tanımlanmam ıştır. Zaman içinde çeşidi ülkelerde yavaş yavaş merkez bankaları doğmuş ve gelişmiştir. Büyük ölçüde merkez bankalarının nüvelerini ticari bankaların biçim değiştirmelerinde arayabiliriz. Ticari bankalardan biri, devletten banknot ihraç etmek ve devletle ilgili banka işlemlerim yapmak hakkını elde ederek merkez bankası haline gelmiştir. Dünya'da merkez bankası niteliğini taşıyan ilk banka ingiltere'de kurulmuş, bunu isveç bankası izlemiştir.
Şimdi dünyada belli-başlı gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının doğuşlarını ve özelliklerini görelim.
a) ingiltere Bankası:
ingiltere'de "goldsmith" denilen, kuyumduk ve para tebdili işiyle uğraşan kişilerin ihraç ettikleri "goldsmiths notes" (para makbuzlan)lar piyasada dolaşırken, Fransa ile girişilen harpler sebebiyle, devletten aldığı borçlan ödememesi sonucu iflas etmeleri, onların yerini alacak ve tam emniyetle çalışabilecek yeni bir kamu kredi kuruma oluşturma fikri gelişti. İngiliz ticaret ve iş çevresinin bir kısmı Amsterdam Böfikası Statüsünün, diğer bir kısmı ise Stockholm Bankası'nın örnek alınniaâriî istiyordu. 5o-* nuçta İskoç William Reterson, 1694*16, tef" 1 angıç sermayesi 1.200.000 Sterim blari totf giltereBankası'nıkurdu.
ingiltere Bankası'mn devletin bankaya borcu ve kıymetli maden rezervi Olmak' üzere iki temel kaynağı ömıuştur. Devletin bankaya borcuna karşılık olarak çıkartılan banknotlar kuvertürsüzdü. Ancak bu karşılıksız banknot miktarı sık sık ve büyük d6-ğişikliklere uğramazdı. Örneğin 230 ytfda yalnızca 248 milyon sterlinlik blfartrç gö#^ termiştir. ingiltere Bardaadevtef feötturid»" dışındaki emisyon durumiarmda^IOOa-' tın karşılık bulundurmak zorundaydı. (b
ingiltere Bankasını, modem anlamda ilfcf emisyon bankası olarak kabul etmek hiç de yanlış sayılmaz. Çimkti tngikere Bankası banknot emisyonunu ticari senetlerin is-kontosuyla bağdaştıran ilk bankadır.
Özel bir kuruluş olma özelliğini koru--makla beraber sürekli olarak uzatılan imtiyazları, buna karşılık üstlendiği önemü'gö-revlcri dolayısıyla ingiltere Bankası, aynı zamanda bir milli kuruluştu.
1833 yılında çıkan bir kanunîa ingiltere Bankasının banknotlarına, genel tedavül yetkisi tanınmış, böylece bankanın İngiltere'nin Merkez Bankası olduğu kanuncu de teyid edilmiştir. Nihayet 1844 Robot Peel
kanunuyla banknot ihraç, imtiyaz ve tekeli tamamen İngiltere Bankasına verilmiştir.
b) İsveç Bankası (Rıskbank):
1668 yılında özel bir bankanın devlet bankası şekline dönüştürülmesiyle kurulmuştur, İngiltere bankasının yolunu izlemiştir. 1897 yılında tek başına banknot ihraç etme hakkını elde etmiştir.
c) Fransa Bankası (Banque de France):
Fransa, Avrupa'da bankacılığın en geç
geliştiği Ülkelerden birisidir. 1800 yılında kurulmuştur. Sermayesinin bir kısmını devlet vermekle birlikte, temelde özel sermayeye dayalı olarak kurulmuştur. Fransa Bankası, devletin bankeri durumundaydı. Önce yalnızca Paris'te banknot ihraç yetkisini almış, daha sonra bu yetkisini tüm Fransa'ya genişletmiştir.
Fransa Bankasının emisyon rejimine, tavan sistemi deniliyordu. Emisyon hacmiyle bunun altın karşılığı arasında bir oran saptanmamıştı. Hükümet ve Banka, aralarında anlaşarak emisyona bir tavan kararlaştırırlardı. Tedavüle çıkarılan banknotlar, belirlenen sının aşamazdı.
d) Alman Devlet Bankası (Reich-sbank):
1875 yılında Prusya Bankası adı altında kurulmuştur. Sermayesi kısmen devlete ait olmakla birlikte temelde Özel bir banka olarak kurulmuştur. Alman İmparatorluğunun oluşum safhasında birkaç Alman Devleti ve 33 ihraç bankası vardı. Bunların arasında en Önemlisi Prusya Bankasıydı.
Alman Devlet Bankası normal emisyonun üçte biri oranında altın ankes bulundururdu. Bunun dışında imparatorluk mühürü taşıyan bazı senetler karşılığı emisyon yapardı. Gerektiğinde %5 vergi ödemek kaydıyla bir miktar banknot daha çıkartabilirdi.
e) Japon Bankası:
1882 yılında birkaç milli banka tarafından aşırı miktarda çıkarılmış banknotların yaratmış olduğu kaosu gidermek amacıyla kurulmuştur. Milli bankalara, belli bir süre içinde banknotlarını çekme emri verilmiş ve Japon Bankası tek banknot ihraç yetkisini almıştır. Banka, Alman Devlet Bankası ve Belçika Milli Bankası çizgisinde gelişme göstermiştir.
f-) Federal Reserv Bank (ABD):
ABD ve Birleşik Devletlerin birinci bankası (1792-1812) ve Birleşik Devletlerin ikinci bankası (1816-1830) bazı açılardan merkez bankasına benzeyen kuruluşlardır. ABD'de Milli Bankacılık Anlaşması'na göre kurulan her bankanın belli devlet tahvillerine karşı banknot ihraç etme hakkı vardı. Ancak 1907 krizi adımı, merkeziyetçi Birleşik Devletler sisteminin zayıflığını ortaya koydu. Eski ülkenin para ve banka sistemlerini araştırmak için bir komisyon kuruldu. sonunda 1914'te 12 Federal Reserv Bankası şeklinde bir Birleşik Devletler Merkez Bankası sistemi oluşturuldu. Her Federal Reserv Bankası, Washington'daki Federal Reserv Board ile koordineli bir şekilde belirli bir alanda yetkiye sahipti. Bu bankalar kısmi banknot ihraç tekeline sahipti.
1920'de Brüksel'de toplanan Milletlerarası Finansman Konferansında, henüz kendi merkez bankasını kurmamış olan tüm ülkelerin, bu boşluklarım kısa zamanda doldurmaları yönünde karar alındı. Bu tarihten sonra dünyada birçok ülke kendi merkez bankasını kurdu. Örneğin 1921'de Güney Afrika Reserv Bankası, 1922'de Peru Reserv Bankası, 1923'de Kolombiya Cumhuriyeti Bankası, 1924'te Çin Merkez Bankası, Yunanistan Bankası, 1931'deT.C. Merkez Bankası, 1932'dc Meksika Bankası,
1934'te Yeni Zelanda Reserv Bankası, 1935'te Kanada Bankası, Hindistan Reserv Bankası, Arjantin Cumhuriyeti Merkez Bankası, 1940'ta Venezüella Bankası, 1941'de Afganistan Bankası, 1948'de Pakistan Devlet Bankası, 1954'te İsrail Bankası, 1957'de Federal Alman Bankası kurulmuştur.
Günümüzde, hemen hemen Merkez Bankası olmayan ülke kalmamıştır.
B. Merkez Bankalarının örgüt ve Yönetimi:
Merkez Bankalarının banknot ihraç yetkisine sahip olmaları ve krediler üzerinde kontrol yetkilerinin olması, hükümetlerin Merkez Bankalarıyla yakından ilgilenmelerine neden olmaktadır. Merkez bankası işlerine devletin ilgisi kısmen, ya da tamamen merkez bankası sermayesine sahip olması, idare meclisi üyelerinin ve üst düzey yöneticilerinin tamamen, ya da bir kısmının atanması ve karından pay alması şeklinde olmaktadır.
1936'dan önce devlet kurumu şeklindeki merkez bankaları çok azdı. Bugün birçok ülkede Merkez Bankası bir devlet kuruluşudur. Bir kısmında ise devlet yan yarıya, ya da yandan fazla sermayeyi kontrol etmektedir. Pek az ülkede devlet, merkez bankası sermayesine iştirak etmemiştir. Amerika'da Federal Reserv Bankasının sermayesi bankalara aittir.
//. Merkez Bankalarının Temel Fonksiyonları
Merkez bankalarının fonksiyonlarını M.H. De Kock şöyle sıralamaktadır.
1. Banknot ihraç ederler.
2. Hükümetin bankeri, ajanı ve danışmanıdır.
3. Ticari bankaların nakit reservlerini muhafaza ederler.
4. Ülkenin milletlerarası nakit reservlerini muhafaza ederler.
5. Reeskont işlemleri yaparlar.
6. Açık piyasa işlemleri yaparlar.
7. Mevduat karşılıklarını ayarlarlar.
8. Kredi kontrolü yaparlar.
9. Döviz kontrolü yaparlar.
10. Ticari bankaların takas, tasfiye ve münakale merkezidir.
Şimdi Merkez Bankasının bu fonksiyonlarını ana hatlarıyla kısaca görelim.
A. Banknot ihracı:
'
Tarihi süreç içinde merkez bankalarının sayılan sınırlı tutulmuş ve banknot olmaksızın bonknot çıkarabiliyordu. Zamanla kontrolsüz ve rekabete dayalı banknot çıkarmamanın neden olduğu krizler karşısında banknot çıkarımını sınırlı sayıda, yada tek bir bankaya vermişlerdir.
Banknot ihracıyla ilgili tartışmalar 19. yüzyılın başında bankacılık prensibiyl* "nakit prensibi" çerçevesinde surdUWl£ muştur. Bankacılık prensibine göre, tttfaftF* not ihracatına bir sınır getirilmesin* fcerek yoktur. Çünkü aşın bir şekilde emisyon «tt konusu olamaz. Çünkü tedavüldeki bank* not miktarı bankanın isteklerine değil, halkın ihtiyaçlarına, ekonomide yapılan muamelelere bağlıdır. Tedavüldeki: banknot çoksa, kişiler bankaya gelerek banknotlan-mn kıymetinin altın olarak karşılığını isteyip araştırabilir.
Nakit prensibi taraftarlarına göre ise, tedavüldeki banknotların, kıymetli maden olarak karşılığı olmalıdır. Bu nedenle dolaşımdaki banknotların karşılıklarıyla ilgili olarak bazı sistemler geliştirilmiştir.
1. Tedavüldeki banknot belli bir yüzdesinin merkez bankalarınca altın karşılık otarak tutulması,
2. İhraç edilecek banknotlar için bir tavan getirilmesi,
3. Güvenilir kıymetlerin merkez bankasına yatırılması karşılığında emisyon yapılması,
4. Merkez bankasının getirilen kanuni limite uygun olarak banknot ihraç etmesi (marj sistemi).
5. Kanunla tespit edilen rakamın aşılması durumunda merkez bankasından vergi alınması.
6. Sabit oranda emisyon hacminin arttırılması (Monetarist görüş,).
Bununla birlikte zamanla birçok ülkede altın karşılık oluşturulmasının mutlak zorunluluğu etkisizleşmiş ve kalkmıştır. Devletler altın karşılığı olmayan para yönünde eğilime sahip olmuşlardır. Keyrun ve Ca-mel, uzun süre bu fikrin öncüleri olmuşlardır. Bu iktisatçılar Merkez Bankalarının altın reserv tutmalarının Önemini kaybettiğini, enflasyondan sakımlmasıyla halkın kağıt paraya güveninin artacağını savunmuşlarda-.
Şimdi de kısaca banknot ihracının merkez bankasına getirdiği yükümlülükleri, yani merkez bankasının, ihracatının iyi para Özelliğini taşıması için yapacaklarını görelim:
1. Paranın satmalına gücünün muhafazası ve yabancı paralar karşısında değişim değerinin muhafazasının sağlanması.
2. Ödemelerde banknotların her zaman kabul edilebilirliğinin sağlanması.
3. Tedavüldeki banknotların fiziki kalitesinin korunmasının sağlanması.
B. Hükümetin Bankeri, Danışmanı Olması:
Hükümet ve merkez bankasının, birbirleriyle karşılıklı ve tamamlayıcı yarar, ödev
ve sorumuluklan vardır. Devleti temsil eden hükümetin, merkez bankasının saygı, sempati ve öğütlerine ihtiyacı vardır. Aynı şey merkez bankası için de geçerlidir.
Öte yandan merkez bankaları, devletin bankası görevini yaparlar. Dolayısıyla merkez bankaları devlet daire ve kuruluşlarının hesaplarını tutar, devletin gerek içerde ve gerekse yabancı ülkelerdeki tahsilat ve ödemelerini ve bütün hazine işlemlerini yapar.
Merkez bankaları iktisadi ve mali konularda gerek ülke, gerekse dünyadaki ekonomik gidiş, para piyasaları, mali kurumlar vb. hakkında hükümete danışmanlık yaparlar.
C. Ticari Bankaların Nakit Rezervlerini Tutması:
Ticari bankaların, kendilerine yatırılan mevduatlardan ayırdıkları karşılıkları Merkez Bankalarına yatırmaları önceleri bir gelenek haline gelmiştir. Günümüzde ise ticari bankaların merkez bankasında rezerv bulundurmaları bir zorunluluk haline gelmiştir.
D. Ülkenin Milletlerarası Nakit Rezervlerini Muhafaza Etmesi:
Merkez Bankaları, ülkenin altın ve döviz rezervlerinin büyük bir kısmını muhafaza görevini üstlenmiştir. Ülke parasının dış değerini koruması, elindeki altın ve döviz mevcutlarının emisyon hacmini etkilemesi, merkez bankalarının milletlerarası nakit rezervlerini tutma durumuna getirmiştir.
E. Reeskont işlemi Yapılması: Reeskont işlemi günümüzde, merkez
bankalarının en önemli fonksiyonlarından biri haline gelmiştir. Reeskont işlemi geçici bir süre için nakile ihtiyacı olan bankaların, kısa vadeli alacaklarının bir kısmını Merkez Bankasına vermesidir. Merkez bankası
üretim ve dağıtım aşamasında olan mallara ait ve kendi kendini tasfiye edebilecek senetleri reeskonta kabul eder. Bu aynı zamanda banka]an, bu tür senetler üzerinde yapılan işlemlere daha çok ilgi göstermeleri ve daha titiz olmaları yolunda zorlar. Ayn-ca merkez bankası, reeskonte getirilen senetler için üzerindeki imzalar, vadeleri ve geldikleri sektörler itibariyle bir aynm yapabilir.
Merkez bankalarının yapacakları reeskont işlemleriyle ilgili yetkiler bazı ülkelerde geniş, bazı ülkelerde de daha sınırlı tutulmuştur. Örneğin İngiltere bankasına geniş yetki verilmiştir. Banka işlemlerini kendisi ayarlamaktadır. Fransa'da ise Warrantlarla teminatı bulunan senetlerden iki imza diğerlerinden üç imza aramak şartıyla süresi üç ayı geçmeyen poliçeleri ve zirai warrant-lan ve emre yazılı senetleri v.b. iskonto etmek yetkisi verilmiştir. Benzer örnekleri diğer ülkelerin merkez bankalarında da görüyoruz.
Reeskont oranlarını değiştirerek merkez bankaları para politikalarına yön vermektedir. Ekonominin kriz ve genişleme dönemlerinde reeskont oranları düşürülmekte, enflasyon dönemlerinde ise yükseltilmektedir. Böylece merkez bankaları reeskont politikası aracılığıyla tedavüle çıkan banknotları ayarlamaktadır.
/ Açık Piyasa işlemleri Yapması:
Geniş anlamda "açık piyasa işlemleri" denilince, Merkez Bankası'nın çalışma alanına giren devlet tahvillerini, diğer sağlam tahvilleri, banka poliçelerini ve dövizleri piyasada alıp satması anlaşılır. İngiltere ve ABD açık piyasa işlemleri dar anlamda kısa ve uzun vadeli devlet tahvillerinin alım ve satımı için kullanılmaktadır. Diğer bazı ülkelerde, devlet tahvillerinin azlığı nedeniyle, merkez bankaları devletin garanti etiği tahvillerle, belediyelere ait tahvilleri ve bazı diğer sağlam tahvilleri alıp satmaktadır.
Günümüzde en yaygın şekliyle açık piyasa işlemleri ABD, İngiltere ve Kanada'da uygulanmaktadır. Diğer eski ve yeni merkez bankasına sahip Ülkelerde ise, açık piyasa işlemleri reeskont politikasına ek bir politika olarak uygulanmaktadır.
Açık piyasa işlemleri aracılığıyla, merv kez bankası tahvil alıp satarak tedavüldeki para hacmini ve bankaların merkez bankasındaki mevduatlarını azaltmak, ya da çoğaltmak gayesi güder. Böylece açık piyasa işlemleri muhtemel bir ekonomik olayın önceden farkedilmesi durumunda ekonomik faaliyetler üzerinde genişletme ve daraltma yapmak için bir araç olarak kullanılır. Açık piyasa işlemlerinin merkez bankasının inisyatifı elinde bulundurmasından kaynaklanan bir üstünlüğü vardır.
g.Mevduat Karşılıkları uygutaması: -
Ticari bankaların merkez/tanknaacta tutmakla zorunlu olduklara ı*«rarwarvie»' nin oranlarının yükseltilmesi, yadadüj*-rülmesi konularında merkez bankaları yet^ kili kılınmışlardır. Bu usul ilk kez 1933 :ve değişiklik yapılarak 1935*16 ABD'de uygulanmaya başlamıştır. Merkez bankaları, örneğin enflasyon dönemlerinde karşılık oranlarını yükselterek, durgunluk ve ekefc nomik gerileme dönemlerinde de düşürerek ekonomideki para arzını kontrol etmektedir.
h. Kredi Kontrolü:
Banknot ihraç etme yetkisinin merkez bankasına verilmesiyle, kredi kontrolü atasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Banknot ihracı imtiyazı ticari bankalarca açılan kre* dilen üzerinde merkez bankalarına kontrol imkanı vermektedir. Merkez bankası, ülkenin ekonomik durumunu yakından izleyerek reeskont politikası aracılığıyla kredi işlemlerini ihtiyaçlara uygun olarak ayarlayabilir. Birçok ülkede ekonomik ilişkilerin karmaşıklığı karşısında kredi dağıtımının kontrol edilmesi, kredinin layınlanması gerekli görülmektedir. Öte yandan bankalar kredi yoluyla kaydi para yaratırlar. Bu açıdan da kredilerin kontrolü önem taşımaktadır.
i. Döviz Kontrolü:
Dövit kontrolü, esas itibariyle maksimum etkinlikle ve bağımsız bir şekilde milli ekonomik ve sosyal politikaları uygulamak amacıyla milli ekonomiyi dış ülkelerin rekabetinden tecrit etmek arzusundan doğmuştur. Ancak döviz kontrol rejimini benimseyen ülkeler paraların konvertibilite-sinden vazgeçmektedir.
Merkez bankaları döviz kontrolü uygulayarak, sahip olduğu yabancı para reserv-lerini koruyabilirler, ödemeler blançosu dengesini sağlayabilirler, paralannın dış değerini istikrarlı tutabilirler, iç fiyat seviyesini dış rekabetten uzak tutarlar, bağımsız ekonomi politikaları uygulayabilirler.
j. Diğer Bankalar İçin Takas, Tasfiye ve Münakale Merkezi Olması:
Merkez bankalarına diğer bankalar için takas ve tasfiye merkezi olması fonksiyonu genellikle oluşmuş kanunla verilmiştir. İlk kez takas ve münakale fonksiyonunu 19. yüzyılın ortalatma doğru İngiltere Bankası yapmaya başlamıştır.
Merkez Bankaları, ticari bankaların nakit rezervlerini muhafaza ettiklerinden ve bu bankaların merkez bankası nezdinde sürekli hesaplan olduğundan, bankalar arasında yapılacak olan hesabına geçirme ve takaslar en kolay bir şekilde ancak merkez bankalarındaki kayıtlarda yapılabilir.
///. Ülkemizde Merkez Bankacılığı
İstiklal Savaşı sonunda merkez bankası kurulmasıyla ilgili ilk özlemlerin 1923 yılında İzmir'de toplanan Türkiye iktisat Kongresi'nde ele alındığı görülmektedir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Dev-leti'nden karşılığı olmayan 158.518.138 milyon liralık evrak-ı nakdiyeyi devraldı. İstiklal Savaşından sonra altın para tedavülden tamamen çekilmiştir. Güm üsse diğer madeni paralar gibi ufaklık para durumuna dönüşmüştür. 12 Şubat 1340'ta (1924) ilk madeni ufaklık para kanunu çıkartılmıştır. Savaş yıllarında ufaklık para ihtiyacını karşılamak için 5,10 paralık pul ve ilmühaberler, 40 ve 100 paralık 20,25,50 kuruşluk kağıt paralar tedavül ediyordu. Kanunla pul ve paralar 2 milyon lirayı aşmamak kaydıyla 10 paralık, 5, 10 kuruşluk ve 624 sayılı kanunla 3 milyon liralık 5,10 ve 25 kuruşun basımına karar verilmiştir ve karşılığında piyasadan kağıt para çekilmiştir. Böylece kağıt para tutan 153.518.138 liraya inmiştir.
4 Şubat 1928'de, 1207 sayıh kanunla 5 milyon liralık madeni para çıkartılması kabul edildi. İşte genç Cumhuriyet Hüküme-ti'nin açıktan çıkardığı ilk para budur.
Öte yandan Osmanlı Bankasıyla 1924 ve 1925'te yapılan anlaşmalarla, bankanın yeniden misyonda bulunma imkanı ortadan kalkmıştır. Bankanın tedavüldeki banknotlarından sadece 891.475 liralık kısmı tedavülde kalacaktı.
1929 krizinin ülkemiz ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri, zaten üzerinde çalışılan Merkez Bankası kurulması fikrinin hızla olgunlaşmasına neden olmuştur. Nihayet 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı kanunla T.C. Merkez Bankası kurulmuştur. Statü olarak karma yapılı bir anonim şirket olarak düşünülmüştür. Kurulan banka
banknot İhracı imtiyazına sahipti. Bu imtiyaz süresi 30 yıldı. Surenin bitmesine beş yıl kalıncaya kadar süre uzatılabilecekti.
Merkez Bankasının amacı, kanunun 2. maddesinde "Memleketin iktisadi inkişafına yardım" olarak konulmuş, bunun için banka:
1. Iskonto fiyatını tespit ve para piyasasını ve tedavülünü tanzim etmek,
2. Hazine muamelelerini ifa etmek,
3. Hükümetle müştereken Türk evrak-ı nakdiyesinin müstakbel istikrarına matuf bütün tedbirleri ittihaz eylemek ile görevlendirilmiştir.
Kurulan Merkez Bankasının sermayesi 15.000.000 lira olup beheri yüz liralık 150.000 hisseye ayrılmıştır. Bankanın hisse senetleri dört gruba ayrılmıştı. A sınıfı hisse senetleri hükümet müesseselerine ait olup, toplam sermayenin % 15'ini geçemeyecekti. Bunların karşılığı Hükümetçe saf altın olarak Merkez Bankasına ödenecekti. B sınıfı hisse senetleri Türkiye'de faaliyette bulunan milli bankalar dışında kalan diğer bankalara ve imtiyazlı şirketlere tahsis edilmişti. Tahsis edilen bu hisseler banka sermayesinin %10'unu teşkil eden 15.000 hisseydi. D sınıfındaki hisse senetleri, Türk ticaret müesseseleri ve Türk tabiiyetindeki hükmi ve hakiki şahıslara tahsis olunmuştu.
Ülkemizde merkez bankası kurulduktan sonra uygulamalann pek çoğu, özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra merkez bankacılığı alanında meydana gelen gelişmelere ters düşmüştü.
14 Ocak 1970 tarih ve 1211 sayılı kanunla T.C. Merkez Bankasının yetki ve so-rumluluklan, organizasyon biçimi yeniden düzenlenmiş, Banka para ve kredi işlerini ekonomi politikasının amaçlarına göre
ayarlayabilmek için gerekli para politikası araçlarıyla donatılarak, ülke ekonomisinin gelişmesinde daha aktif rol oynayacak bir müessese durumuna getirilmek istenmiştir.
Anonim şirket statüsü muhafaza edilen bankanın sermayesi 15 milyon liradan 25 milyon liraya yükseltilmiştir. Bankanın hisse senetleri nama yazılı olup eskiden olduğu gibi A,B,C,D sınıflarına aynlmışür. A sınıfı hisse senetleri ve sermayede 10 milyon liralık artışa tekabül eden hisse senetleri hazineye, B sınıfı hisse senetleri Türkiye'de çalışan milli bankalara, C sınıfı hisse senetleri milli bankalar dışında kalan diğer bankalarla imtiyazlı şirketlere, D sınıfı hisse senetleri ise Türk ticaret müesseselerine ve tüzel kişilere tahsis edilmiştir. Yeni kanuna göre Hazine'ye ait A sınıfı hisse senetleri, banka sermayesinin % 51 inden az olamaz hükmü getirilmiştir.
1211 sayılı kanun ile Banka Kredilerini Tanzim Komitesi'nin görev ve yetkileri T.C. Merkez Bankası'na devredilmiştir. böylece T.C. Merkez Bankası'nm yetkisi yalnızca reeskont oranını tesbitle kalmayacak, bankaların genel disponibilitesinin asgari oranıyla, munzam karşılık oranlarını tesbit etmek, banka kredilerini kalite ve kantite yönünden ayarlamak, kredilerin sektörler ve konu itibariyle dağılışı ve risk santralizasyonu konularında tedbir almak, hükümete danışmanlık yapmak v.b. konulara genişletilecekti.
Sonuç itibariyle T.C. Merkez Bankası'nm fonksiyonlan yukanda geniş olarak sayılan bir merkez bankasının sahip olması gereken fonksiyonlarına kavuşturulmaya çalışılmaktadır
İlker PARASIZ
İslami Okul Okulların En Önemlisi