Mizaç - İslami Bilgiler - 36. Sayfa
MİZAÇ
Mizaç, kişinin, davranışının bütün görünümlerini ve dünyayı, insan ilişkilerini algılamasını belirgin biçimde etkileyebilen uzun süreli ve dayanıklı içsel yaşantısı şeklinde tanımlanabilir. Fakat gerek gündelik dilde, gerekse bilim adamları taıafından bilim dilinde kullanılan bu kavramm her iki kullanım alanında da tam bir kargaşa vardır. Bu nedenle mizacın anlamını net bir şekilde verebilmek için bazı başka kavramların da açıklanmasına gerek olacaktır.
Dilimize coşku olarak çevrilmekte olan emotion kelimesi, psikolojik, bedensel ve davranışsal yanlarıyla karmaşık bir duygu durumudur. Aslında her duygunun psikolojik, bedensel ve davranışsal bileşenleri vardır. Örneğin öfke, yalnızca bir kimseye bir duruma karşı olumsuz algılamalarımızı değil, kalbimizin daha hızlı çarpmasını, ağzımızın kurumasını, kaşlarımızın çatılmasını, yumruklarımızın sıkılmasını da kapsar. Ama duygu derken, genellikle bir emosyo-nun yalnızca psikolojik bileşenini söz konusu ediyoruzdur. Gündelik dilde ise duygu ve duygulanmak kavramları daha çok sevgi, üzüntü, hoşlanma, gurur duyma anlamlarıyla sınırlı olarak kullanılmaktadır.
İşte emosyonların (karmaşık bir duygu durumu anlamında) içsel ve uzun süreli olanına mizaç; dışsal ve kısa süreli olanına da duygulanım (affect) adı verilir. Mizaç ve duygulanım arasında nicelik yönünden de bir ayrım yapılabilir: Mizaç, duygulanıma göre daha az yoğunlukludur. Ama daha yakından bakıldığında, mizaç ve duygulanım arasında kopmaz bir iç bağlantı olduğu görülür. Mizaç aynı zamanda duygulanımın fonunu oluştururken, duygulanımda aynı zamanda mizacın dışsal ifadesidir. Mizaçtan sözederken kişinin şimdiki olduğu kadar geçmişteki duygu durumunu, duygulanımdan sözederken kişinin yalnızca şimdiki duygu durumunu kastederiz, örneğin "sıkıntılı mizaca sahip bir kimse" dediğimizde, o kişinin şimdi ve geçmişte sıkıntılı bir insan olduğunu; "sıkıntılı bir duygulanım içindeki bir kimse" dediğimizde ise, o kişinin şu anda yoğun bir sıkıntı içinde olduğunu anlatmak istiyoruzdur. Yine örneğin sıkıntılı mizaca sahip bir insanın gündelik hayat içinde zaman zaman neşeli ve gü-leryüzlü, zaman zaman çok ileri düzeyde gergin, sıkıntılı, öfkeli olabilmesi, onun mi-zacındaki değil, duygulanımındaki değişikliklerdir.
Bilimsel kullanımı sırasında duygulanım, dışsal ve kısa süreli emosyon türleri olarak değil, emosyanlann biçimleriyle ilgili olarak sınıflanır. Buna göre sınırlı duy gulanım (emosyonel ifadenin genişliği veğü için eleştirir ve suçlar. Hatta ideal devletinde Homeros'un okunmamasını şart koşar.
Mitos'un temel unsuru sayılan sembollerin niteliği konusunda farklı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Kerenyi, Mirceau Eliade gibi araştırmacılara göre semboller, merkez-içi (intrinseque), aracısız ve dolayısıyla doğal ve evrensel bir anlam taşımaktadır. Bunun için bütün dünya mitolojilerinde ortaya çıkan benzerlikleri açıklamak mümkün olabilir. Bu görüşün karşısında Levi-Straus ve P. Ricoeu gibi araştırmacılar, sembollerin değerini merkez-dışı (extrinseque) kabul ederler. Bundan dolayı sembollerin anlamlan ancak bulundukları mevki ve ortam ile bağlantılıdır. Bu nedenle bu tür sembolleri birer mitos olarak kabul etmek mümkün olmayabilir. O bakımdan bu semboller etnog rafik mevki ve çevreleriyle incelenebilir ve açıklanabilirler. Sözgelimi belli bir mitos açıklanmak istenilen toplumun Örgütlenmesi, ibadet şekilleri veya ayinleri, yaşayış tarzı ve teknik birikimleri vb. incelemek suretiyle gerçekleştirilebilir. Kısacası semboller hayat ve düşünce sisteminin bütünlüğü içinde fonksiyoner olabilir, dolayısıyla doğal bir sembolden, sembolizmden söze-dilemez.
Mitos, değişik özellikleri bünyesinde barındırır. Sözgelimi bir mitos, doğaüstü bir varlığın eylem ve davranışının tarihi olabilir ki, bunlar olağanüstü olaylardan meydana gelir. Bu iarih kesin bir şekilde doğru kabul edilebilir. Mitos daima yaratılışa (hilkat) ait olur. Mitos insanın tarihini aşar özellik taşır. Çünkü bunu da mitos temel-lendirmiştir. Dolayısıyla mitostaki zaman, eski "büyük zaman", "rüya zamanı"dır, kısacası başlangıçsız ve sonsuz (ezeli ve ebedi) bir zamandır. Mitos iyi bilindiğinde objenin veya evrenin kaynağı (menşei, origi-ne) da bilinir ve mitosla anlatılan olay şimdi de tekrarlanabilir.
Kısacası, düzenli mitosların meydana getirdiği sistem, mitolojiyi oluşturur. Ancak mitoslar arasındaki düzen, mantığa dayalı olmaktan çok semboliktir. Bundan dolayı mitoslar insan zihninde belli semboller uyandırmayı amaçlarlar. Uyandırılan semboller, aynı kültüre bağlı bütün fertlerde aynı tarzda duygu ve düşünceleri harekete geçirirler. Dini alanda ayinlerde, toplumsal alanda toplumun ortak tavır almasında bunu gözlemlemek sözkonusudur. Hatta ideolojik tavır almalarda da mitosun bu fonksiyonunu ve niteliğini belirtmek gerekir. Nitekim edebiyat türlerinde olduğu gibi, tarih, siyasal ideoloji, felsefe vb. mitos sembol ve düşünceleriyle belli bir bağlantı içinde olagelmişlerdir.
Mitosların değişik türler olarak sınıflandırılması da mümkündür. TeogonİIer, Kozmogoniler, Eskatolojiler gibi. Tanrıların doğusuyla ilgili mitoslar, evrenin yaratılı-ştyla ilgili mitoslar, ahiret ve Cennet ile ilgili mitoslar. Eski Hind dinlerinde, Yunan tanrılarının doğuşu ve evreni meydana geti-rişleriyle ilgili mitoslar yanında Mısırlılarda, Azteklerde, Sümer ve Babillilerde, Cer-men-İskandinavlarda, Romalılarda, Hristi-yan ve Yahudi inanışlarında mitosların ve sembollerin önemli yeri vardır, çoğunlukla da bu temel üzerine kurulmuşlardır. Eski Yunan Şairi Hesiodos'un, günümüze kalan bazı şiirleri, Homeros'un lliada ve Odyseus destanları yazılı mitos örnekleridir. Eski Türklerde de mitosa dayalı inanışın etkisi İslamı kabul edinceye kadar belli biçimlere girerek devam etmiştir. İslam, inancın mahiyeti ve niteliği bakımından vahyin hakikatini temel aldığından, bu anlamda mitosa ve onun dayandığı sembollere itibar etmemiştir. Kur'an'da anlatılan ve "esatir", "esa-tiru'l evvelin" gibi ifadelerle tasvir edilen olayları birer mitos olarak düşünmek mümkün değildir. Çünkü belli esaslar ve konular, örneklendirme ve ibret alma amacıyla zikredilirken, bu olayların kesin tarihi bili-nemese de, gerçekleştikleri olgusu bir kesinlik ifade eder. Onların birer gerçeklik ifade ettikleri de inancın muktevasındandır.
İsmail KILLIOĞLU Bk. Mitoloji
İslami Okul Okulların En Önemlisi