Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Monokrasi - İslami Bilgiler - 43. Sayfa

 

MONOKRASİ

 

İlk kez Alman sosyolog Max Wcbcr ta­rafından ortaya atılan, "monokrasi" veya "monokraük yönetim" kavramı, tek kişinin yönetimi anlamına gelmektedir. Monok­rasi kavramı, batılı anlamdaki monarşi ile sınırlı olmayıp Uranlığı, diktatörlüğü, ilkel krallıkları ve doğu despotizmini de içine al­maktadır. Bu kavram, eski Yunanca'daki monarşi kavramına eşit genellikte bir kav­ramdır. Monarşinin dar anlamdaki kullanı­mının yaygınlık kazanması, karşılaştırmalı siyaset bilimcileri diğer kültürlerdeki tek kişi yönelimini de içine alacak yeni bir kav­ram arayışına sürüklemiş ve böylece "mo­nokrasi" kavramı İleri sürülmüştür.

Öte yandan, günümüzde antropologlar monokratik yönetimden söz elliklerinde, genellikle Afrika, Asya veya Amerika'nın uzak ve ıssız köşelerindeki İlkel kabilelerin yönetim şeklini dile getirmektedirler. Bu tip monokralların çoğunun kutsal bir kö­kenden geldiğine inanılmakta ve yetkileri de bu köken aracılığıyla mcşrulaştırılmak-tadır. Ancak, antropologlar aynı kültürel alana baktıklarında bile, monokratların ekonomik, siyasal, yargısal ve dinsel işlevler bakımından büyük bîr çeşitlilik göster­diklerini belirlemişlerdir. Ayırca, antropo­logların ilgilendiği ilkel krallıklardan daha geniş bir alana bakıldığında, monokratik yönetimlerdeki genel eğilimin, din adamı -kral karışımı monokratların otoritelerinin geniş topraklara yayılmasının monokratla-ra bağlı bir bürokrasinin gelişimini de bera­berinde getirdiği söylenebilir. Tarihte bu tip bürokrasilerin dinsel ve yönetsel görevlere bir arada sahip çıktığı görülmüştür. Çin'de, Mısır'da ve benzer yerlerde bu geniş kap­samlı bürokratik monokrasilcrin, sık sık bir zamanlar Çin'de yönelim kadrolarının dev­rilmesinde temel kural olarak görülmüş olan Konfüçyus öğretisi gibi resmi bîr dokt­rinle ilişkilcndirildiği de dikkat çekmekte­dir.

Monokraük yönelimin Mısır Krallı-ğı'ndan Pers imparatorluğuma kadar uzan­ması, bu yönetim şeklinin çok farklı kültü­re! yapılarla bir arada görülebileceğini gös­termektedir. Monokratik rejimlerin kapsa­dığı toprak parçası ve devamlılığı ise, mo­nokratik yönetimin, çok geniş topraklar üzerinde hükmetmenin geleneksel bir yolu olduğu izlenimini vermektedir. Bu olgu ile ilişkilcndirilcbilecek bir genel iddia da şu­dur: insanları monokratik bir yönetime bo­yun eğmeye iten, yaşadıkları zorlu yaşam mücadelesidir. Yaşamı tehdit eden faktör­ler içsel, ya da dışsal olabilmektedir. Savaş­lar, isyanlar, ayaklanmalar ve hatta sanayi toplumunun krizleri değişik tiple monokra­silcrin ortaya çıkışının nedenleri olarak or­taya çıkabilmektedirler.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra geleneksel monarşilerin çökmesine veya asli nitelikle­rini yitirip tamamen sembolik bir varlık sür­dürmelerine karşılık, dünyada tek kişinin

yönetimi başlığı altında toplanabilecek re­jimlerin varlığı, aynı iddianın monokrasi kavramı için geçerli olamayacağını göster­mektedir. Yönetimin tek bir elde toplanma­sına yalnız totaliter diktatörlüklerde değil, aynı zamanda askeri, hatta anayasal rejim­lerde de rastlanmaktadır. Bunun bir nedeni olarak, çağımızda teknolojinin önem ka­zanmasıyla karmaşıklaşan karar alma me­kanizmasının genişleyen bürokratik yapı­larda yönetsel gücün önemini arttırdığı ve siyasal merkezileşmeye yol açtığı öne sü­rülmektedir. Ancak, monokratların seçiliş biçimlerinden meşruiyetlerinin sağlanma yoluna kadar pek çok konuda büyük farklı­lıklar gösterdikleri degözardı edilmemeli­dir. Örneğin, totaliter devletlerde meşrui­yet, parti veya parti ideolojisine dayandı-nlırken, diğer başka örneklerde askeri başa­rının, ya da desteğin öne çıkarıldığı veyahut monokratin meşruiyetinin geniş bir plebisi­te dayandırıldığı görülmektedir. Meşruiye­tin daha da kesinlik kazanmasının bir yolu ise, ekonomik gelişimin sağlanması ve ya­şam standardının yükselmesidir.

(SBA)