Nusayrilik - İslami Bilgiler - 20. Sayfa
NUSAYRİLİK
Nusayrilik, hicretin 3. asrında zuhur eden batini bir harekettir. Nusayriliğin tarihi de oldukça gizli kalmıştır. Görüşlerinin temelini Hz. Ali'nin ilahlaştırılması teşkil eder. Nusayrilere göre Ali, bir mabuddur; ölümsüzdür, her zaman vardır. İslâm toprağına saldıran her düşmanla İslâm'a karşı işbirliği yapmışlardır.
Bu fırkanın kurucusu Ebu Şuayb Muhammcd bin Nusayr el-Basri en Nümeyri (Ö.H. 270)'dir. En-Ncvbahti'ye göre Nusayr, Şii îmamiyye'nin onuncu imamı Ali en-Naki'nin hayatında, onun tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu iddia ediyor; onun hakkında aşın görüşler ileri sürerek tenasühten söz ediyordu. Onun ilah olduğunu belirtip, haramları helal kılıyordu. Başka bir rivayete göre de, İmamiyenin onbirinci imamı Hasan el-Askeriye'nin bab (kapı) olduğunu, fakat ondan sonra, Şiilerin merciinin ve eİ-Mehdi'nin kayboluşundan sonra da imametin kendisinde devam ettiğini ileri sürmüştür. Nübüvvet ve risalet iddiasında da bulunmuş, imamlar hakkında da aşırı giderek onlara ilahlık nisbet etmiştir.
Kendisinden sonra mezhebinin başkanlığını Muhammed bin Cündüp yapmıştır.
Daha sonra Ebu Muhammed Abdullah bin Muhammed cl-Ccnan el-Cenbulani (H. 235-287) mezhebin başına geçti. İran'ın Cenbula bölgesinde Abid, Zahid ve Farisi adlarıyla da tanınan bu şahıs, Mısır'a giderek davasını el-Khusaybi'yc kabul ettirdi.
el-Khusaybİ Mısır'ı terkederek Cenbu-la'ya gitti ve orada Cenbulani'den sonra mezhep başkanlığı yaptı. Halep'teki Ham-dani devletinin himayesinde yaşarken, biri Muhammed Ali el-Celil başkanlığında Halep'te, diğeri Ali el-Cisri başkanlığında Bağdal'da olmak üzere Nusayrilcre iki merkez kurdu. Hülagu'nun Bağdat'ı işgali üzerine Bağdat merkezi yok oldu. Halep merkezi Lazkiye'ye kaldırılarak başkanlığına Ebu Said el-Meymun Surur bin Kasım el-Tabarani (358-427) getirildi.
İsmetüddevlet Hatem et-Turabi; mezhebin tanınmış simalarmdandır. Kıbrıs Risa-lesi'ni derlemiştir.
Adana bölgesinde zuhur eden ve önemli
faaliyetlerde bulunan Hasan Acrad adındaki Nusayri, (H. 836) yılında Lazkiye'de ölmüştür.
Bunlardan başka Nusayrilerin tanınmış bazı grup başkanları, aşiret liderleri de vardır. Mesela Kilisli Şair Muhammed bin Yunus (H. 1011/1602), Ali Makhos, Nasır Naysafi ve Yusuf Ubeydi gibi.
Adana'h Süleyman Efendi H. 1250 yılında Antakya'da doğdu. Mezhebin temel bilgilerini öğrendikten sonra bir misyonerle ilişki kurarak Hıristiyan oldu ve Beyrut'a kaçarak orada bu mezhebin gizli yönlerini ortaya koyan el-Bakara es-Sülcymaniye adlı bir eser yayınladı. Bundan sonra Nu-sayrilcr Süleyman'ı yavaş yavaş kendilerine çektiler; bir gece onu boğarak öldürdükten sonra, Lazkiyc'nin bir meydanında cesedini yaktılar.
Tarihte de adlan Nusayrilcr olarak geçer. Ancak Fransa onlara bir devlet kurarak bu devlete "Aleviler Devleti" adı verdi. Bu devlet 1920'dcn 1936 yılına kadar devam elti. Süleyman el-Ahmed; işte 1920 yılında kurulan bu Aleviler devletinde dini görev yaptı.
Muhammed Emin Galip et-Tavil Nusayrilerin tanınmış şahsiyetlerindendir. Suriye, Fransız işgali altındayken mezhebin lideriydi. Mezhebin kökleri hakkında bilgi veren Aleviler Tarihi kitabının sahibidir.
S üleyman el-Mürşid: Bir sığır çobanıydı. Ancak Fransızlar kendisini pohpohlaya-rak ilahlık iddiasında bulunmasına yardımcı oldular. Bir koyun çobanı olan Süleyman; el-Mide'yi de peygamber edindi. îs-tikial hükümeti tarafından tutuklanarak 1946 yılında idam edildi. Kendisinden sonra gelen Oğlu Mucip'dc ilahlık iddiasında bulundu. Ancak 1951 yılında Suriye istihbarat başkanı tarafından öldürüldü. Nusay-rilerin Mevakhise grubu hayvan keserken hâlâ onun adını anarlar. Nusayrilerin iddiasına göre, Mucip'den sonra ilahlık Süleyman el-MÜrşid'in ikinci oğlu Muğiys'e geçti.
Temel Düşünce ve İnançları
Nusayriler, Ali'yi ilah edindiler. Bunlara göre Ali'nin fani vücudunda ruhani zuhurun olması, Cebrail Aleyhisselam'ın bazı kişilerin şeklinde görünmesine benzer. İlah olan Ali'nin insan şeklinde görünmesi, halkı ve kullarını memnun ve tatmin etmek içindir.
Hazretİ Ali'yi öldüren Abdurrahman bin Muclim'i severler ve İlah insan şeklinden kurtarmasından dolayı Allah'tan kendisine rıza dilerler ve îbn Mulcim'i Ianetleyeni tekfir ederler.
Bazıları Ali'nin kendisini bağlayan ce-sedden kurtulduktan sonra Ay'a yerleştiğini ileri sürerken, diğer bazıları evinin güneşte olduğunu iddia ederler.
Onlara göre, Ali kendi nurundan Hz. Muhammed'i yarattı. Muhammed de Sel-man Farisi'yi yarattı. Selman Farisi de beş yetimi yaratü ki, bunlar şunlardır: el-Mik-dad bin el-Esved (İnsanların rabbı, yaratıcısı ve yıldırım gönderendir.), Ebuzer el-Gi-fari (Yıldız ve gezegenlerin hareketiyle görevlidir), Abdullah bin Mazuun (Mide, vücudun ısısı ve insanın hastalıklarıyla görevlidir), Kanber bin Kadar (Ruhları vücudlara liflemekle görevlidir).
îbn Nusayr erkekler arasında livalayı caiz görür.
Şarab'ı takdis ederler ve içerler, üzüm bağının kesilmesini çok büyük günah görürler. Çünkü, Nur dedikleri şey şarabın aslıdır.
Günde beş vakit namaz kılarlar; ancak rekatleri değişiktir. Bazan rüku da ederler. Secde ise kesinlikle yoktur. Cuma namazı kılmazlar, taharet etmezler, boy abdesti yapmazlar. Namazları evlerinde kılarlar ve kılarken hurafelerden ibaret bir şeyler okurlar.
Hıristiyanların dini törenlerine benzer törenleri vardır: Haccı kabul etmezler. Onlara göre Mekke'ye hac etmek küfür ve puta kulluktur.
Müslümanların bildiği şer'i zekâtı tanımazlar, sahibi oldukları malların 1/5'ini şeyhlerine vergi olarak öderler. Zekâtın manası dini öğrenmek ve aktarmaktır.
Oruç bunlara göre Ramazan ayı boyunca cimada bulunmamaktır.
Sahabelere karşı buğuz beslerler; Ebu-bekir, Ömer ve Osman'ı lanetlerler.
İddialarına göre akidenin bir içi, bir de dışı vardır: İçyüzünü sadece kendileri bilirler. Bunlara birkaç örnek verilebilir:
Cenabet: Karşı tarafa güvenmek ve batın ilmini bilmemek.
Taharet: Karşı tarafa düşmanlık yapmak ve batın ilmini bilmek.
Oruç: Otuz erkek ve otuz kadınla ilgili sırrı saklamak.
Zekât: Selman'ın şahsiyetiyle sembolize edilir.
Cihad: Karşı tarafa ve sırlan ifşa edenlere lanet yağdırmak.
Bağlılık: Nusayri topluma ihlas ve karşı olanlara kerahiyet.
Namaz: Beş isimden ibarettir. Ali, Hasan, Hüseyin, Muhsin, Fatıma (Muhsin sır olup Fatıma'nın düşürmüş olduğu çocuktur). Gusül ve abdest yerine bu İsimleri söylemek yeterlidir.
Müslüman alimlerin ittifakla bildirdiklerine göre, Nusayrilerden evlenmek ve evlendirmek, kestikleri hayvanların etini yemek, ölülerinin namazını kılmak, müslü-manların mezarına defnetmek, onları kale ve sınırlarda istihdam etmek caiz değildir.
Bunların bayramları inançlarının nasıl olduğunu gösterir:
Nevruz bayramı: iranlıların yılbaşı, Nisan ayının 4. günüdür.
Gadiyr bayramı; Firaş bayramı, Aşura günü ziyareti, Hüseyin'in şehid edildiği gündür.
Mübahale veya kısa gün: 9 Rebiulevvel günü, Resulullah'ın Necran Hırisli yanlarını mübahaleye karşılık duaya (veya bedduaya) çağırdığı gündür.
Kurban bayramı: Bunlar da ZİÎhicce'nin 12. günüdür.
Hıristiyanların tüm bayramları: Haç bayramı, Saint Barbara bayramı, Unsura bayramı vs. gibi bütün Hıristiyan bayramlarını kutlarlar. Mesela Salip bayramını tarımın başlaması olarak kutlarlar.
Dulam gününü kutlarlar: 9 Rebiülevvel-de kutladıkları bu gün Hz. Ömer'in öldürüldüğü gündür. Bu gün şenlikler düzenlerler.
İbn Teymiyye bunlar hakkında şöyle demiştir: "Nusayriler denen toplum -Batıni olan diğer Karamita grupları gibi- inkarcılıkta Yahudiler'dcn ve Hırİstiyanlardan daha ileridirler. Halta birçok müşriklerden daha kâfirdirler. Zararları Talar ve Frenk gibi muharip kâfirlerin zararından fazladır. Müsliimana karşı her düşmanla beraberdirler, Müslümanlara karşı Hıristiyanları tu-larlar. Moğollar, İslâm diyarına girip Bağdat Halifesini öldürdüklerinde bunlardan destek ve yardım görmüşlerdir."
Nusayrilîk eski putperestlikten yeni Eflatunculuk, Mecusilik ve Hıristiyanlıktan izler taşır.
Günümüzde Nusayriler, Lazkiye'nin Nusayri dağlık bölgelerinde bulunurlar. Son zamanlarda Suriye'nin bölgedeki diğer şehirlerine de yayıldılar. Çoğunluğu Sünni olan Suriye'de idari mekanizmayı ellerinde bulunduran Nusayriler, Hama'da çağımızın en acımasız katliamını gerçekleştirmişlerdir.
(SBA)
İslami Okul Okulların En Önemlisi