Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

ORGANlZASYONEL PSİKOLOJİ - 8. Sayfa

 

ORGANlZASYONEL PSİKOLOJİ

 

Organizasyonel psikoloji, organizas­yonlar ve organizasyon süreçlerini odak noktası alarak, çalışanların iş başarısına ve tatminine elki eden tüm sosyal ve fiziki çev­re faktörleri ile bunların sonuçlarını olumlu yönde değiştirmede kullanılacak yöntem­lerin geliştirilmesini inceleyen bir bilim da­lıdır. Hem tanımlayıcı, hem de normatif bir özelliğe sahiptir. Uygulama ve temel araş­tırmaya dayalı bir bilim dalıdır. Dolayısıyla organizasyonların davranışlarıyla ilgili te­ori ve modelleri oluşturmaya çalıştığı ka­dar, organizasyonel uygulamaları da iyileş­tirmeye çalışır. Organizasyonlara eleman seçme ve eğitim programlarının etkililiğini arttırmak için yöntemler geliştirme, kulla­nılan yöntemlerin iş davranışına nasıl etki edebileceğini inceleme, iş başarısı ve tatmi­nine çevre faktörlerinin etkisini belirleme, grupların oluşumu ve organizasyonel so­nuçlar üzerindeki etkilerini belirleme, kişi ve grupla örgüt arasındaki etkileşimi analiz etme, motivasyon planları hazırlama, iş analizi, metod etüdü, iş çözümlemesi, gü­rültü, monotonluk ve yabancılaşma gibi da-

ha bir çok konu, organizasyonel psikoloji­nin temel araştırma ve uygulama alanım oluşturmaktadır.

Organizasyonel psikoloji başlıca dört di­sipline (bilim dalına) dayanmaktadır: Psi­koloji, sosyoloji, sosyal antropoloji, yöne­tim ve organizasyon. Psikoloji ve özellikle sosyal psikoloji ile sanayi psikolojisi, orga­nizasyonel psikolojinin en önemli dayana­ğıdır. Bir insanın şuurlu bir şekilde çevre­siyle ilişkide bulunması ve bununla ilgili psişik süreçleri ele alması sebebiyle psiko­loji bir grub içinde, o grubun üyesi olarak insanı incelemesi sebebiyle de sosyal psi­koloji, organizasyonel psikolojiye önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca küçük veya büyük sosyal grupları, bunların organizas­yonunu, davranış süreçlerini ve değişmele­rini inceleyen sosyoloji, organizasyonel psikolojinin bir diğer dayanağıdır. Sosyal Antropoloji ise toplum içindeki çeşitli kül­türlerin kişi, grup ve organizasyonlar üze­rinde oynadığı rolü araştırması ve sosyal yapı içinde her toplumun kendine has dav­ranışlarını, alışkanlık ve adetlerini incele­mesi sebebiyle organizasyonel psikolojiye katkıda bulunmaktadır. Bu bilim dalı, odak noktası olarak organizasyonu ve organizas­yon süreçlerini aldığı için, Özellikle organi­zasyon teorileriyle de ilgili bulunmakta­dır.

Gerçekte bu bilim dalı, başlangıçta sana­yi psikolojisi olarak ortaya çıkmış, organi­zasyonel psikoloji olarak gelişmiş, daha sonra "Organizasyonel Davranış" adı altın­da daha bütünleştirici bir nitelik kazanmış­tır.

Bu bilim dalı alanında ilk çalışmaların 1895-1900 yılları arasında Walter Dili Scott ve Hugo Muensterberg tarafından yapıldığı bilinmektedir. Ancak konuyla ilgili ilk ciddi adım Birinci Dünya Savaşında atıl­mıştır. ABD Birinci Dünya Savaşında çok sayıda insanı askere alma durumunda kal­mış ve bunlardan bazılarını subay yapabil­mek için seçmek ve eğitmek problemiyle karşılaşmıştı. Bu sebeple askerlerini en et­kili bir şekilde kullanabilmek amacıyla bazı ölçme teknikleri (ilki Army Alpha tekniği­dir) ile personel sınıflandırma ve değerlen­dirme yöntemleri geliştirildi.

Ordudaki psikolojik yerleştirme prog­ramlarının başarılı olmasından sonra, Bi­rinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda psi­koloji, endüstriyel ve organizasyonel prob­lemlere uygulanmaya başladı. Yavaş yavaş konuyla ilgili danışmanlık firmaları (Wal-ter Dili Scott) ve yayınlar (The Journal of Applied Psychology) çıkmaya başladı. An­cak bu dönemde konuyla genellikle psiko­loglar ilgileniyorlardı ve kendilerine sanayi psikologu deniliyordu. Bu dönemde ayrı bir bilimden bahsetmek sözkonusu değildi. Psikolojiye bağlı bîr sanayi psikolojisi doğ­muştu. Temel ilgi alanı da personel seçme ve eğitmeye yönelik yöntemler geliştirme veya mevcut yöntemlerin iş davranışı üzeri­ne etkilerini araştırmaydı. Bu sebeple bir anlamda da personel psikolojisi niteliğini taşıyordu.

Bu arada 1920'li yılların sonunda sanayi psikolojisini önemli ölçüde etkileyen Orga­nizasyon teorileri içinde "Beşeri ilişkiler Yaklaşımı" ortaya çıktı. The Westem Elect­ric Company'in Chicago dışındaki Hawt-horne fabrikalarında yapılan araştırmalar sonunda ortaya çıkan Beşeri İlişkiler Yak­laşımı, organizasyon içindeki insanın Öne­mini ortaya çıkarmıştır. Buna göre organi­zasyonlarda sonucu önemli ölçüde etkile-

yen, yapıyla ve işle ilgili unsurlar değil, in­sanların oluşturduğu gruplardı. Organizas­yon içindeki küçük gruplar, bunların oluşu­mu, davranış süreçleri, gruptaki değişmele­rin üyeler üzerindeki etkileri, basan ve tat­minde oldukça Önemli bir yer tutuyordu. Elton Mayo ve arkadaşı Roethisberger'in bu konudaki bulguları organizasyonel psi­kolojiyle ilgilenenleri cesaretlendirmişti. Bu dönemde liderlik, kararlara katılmaya motivasyon gibi konular gündeme gelmeye başladı.

1930'lu yıllarda büyük ekonomik krizin etkisiyle biraz durgunlaşan sanayi psikolo­jisi, ikinci Dünya Savaşıyla birlikte tekrar ön plana çıkmaya başlamıştır. Özellikle or­duya yönelik çalışmalar yanında savaş son­rası, savaştan olumsuz yönde etkilenen as­kerlerin uyum problemlerine yönelik ola­rak yapılan çalışmalar, sonraki safhalarda sanayide de kullanılmaya başlandı. Ohio State ve Minnesota Üniversitesİ'nde açılan bölümler, düzenlenen kurs ve seminerler Massachuussetts Instıtute of Techonology (MTT) de Kurt Lewin'in çalışmaları, sanayi psikolojisini organizasyonel psikoloji ola­rak uygulamalı bir disiplin haline getirmiş­tir.

1950'lerin ikinci yansı ve 1960'Iarın bi­rinci yarısında organizasyonel psikoloji, gerek amaç ve fonksiyonları açısından, ge­rekse uygulamadaki sonuçlan bakımından şiddeüe eleştirilmeye başlandı. Esas olarak psikologların, psikoloji biliminin sonuçla-nnı, profesyonel yönetimin uygulamaları­na teknik bir yardımcı olarak sattıkları dü­şünülüyordu. Aynca uygulamadaki yarar­lılığı, değişen şartlarla ilgili olarak tartışma konusu yapılıyordu. Bu eleştirilerin sonucu olarak organizasyonel psikoloji bir kendi

kendini değerlendirme, temel Özellik ve muhtevasını tetkik etme döneminden geç­miş oldu. Özellikle organizasyon ve organi-zasyonel süreçler üzerinde yoğunlaşan Do-uglas Mc Gregor Chris Argyris, Rensis Li-kert, Peter Dnıcker, Warren Bennis, Harold Leavitt gibi bilim adamlannın çalışma ve araştırmalarıyla yeni bir çerçeveye oturan organizasyonel psikoloji "Organizasyonel Davranış" adı altında ele alınmaya başla­mıştır.

Ömer DİNÇER

Bk. Davranış Bilimleri, İşletme Yönetimi, Organizasyon