Para Arzı / - İslami Bilgiler - 4. Sayfa
PARA ARZI
/. Para Arzının Tanımı
Para yalnız günlük hayatta değil, aynı zamanda iktisatçılar arasında da uyuşmazlık konusu olmaktan kurtulamamıştır. Para konusunda çeşitli tenakuzlar vardır. İktisatçılar arasında gerek paranın ekonomide oynadığı rol, gerekse neyin para olduğu konusunda anlaşmazlık süreği tmektedir. Hal böyle olunca para arzı tanımına nelerin gireceği konusunda görüşbirliği yoktur. Özellikle fînansal sektör geliştikçe ve bunun ekonomide oynadığı rol arttıkça para arzının tanımı giderek güçleşmektedir. Yalnızca ticari bankalardan oluşan bir finansal sisteme göre bankaların yanısıra banka dışı mali aracıların rollerinin arttığı bir finansal sistemde para arzı tanımı farklılık arzet-mcktedir.
A. Dışsal ve İçsel Para Arzı Tanımı
Dışsal ve içsel para arzı tanımı J. G. Gurley ve E. S. Shaw tarafından "Money m a Theory ofFinance" (Finansman Teorisinde Para) adlı eserinde geliştirilmiştir. Dışsal para arzıyla içsel para arzı arasındaki ayrım, para emisyonunun karşılıklarıyla ilgili analize dayanmaktadır. Para arzının dışsal olduğunu savunanlar para arzının para otoritelerince belirlendiğini, bu nedenle mak-ro-ekonomik değişkenlerden bağımsız olduğunu ileri sürmektedir. Bununla beraber eğer kamu otoriteleri para arzını belirlerken ve diğer amaçlan güderken pasif davranarak ekonomide yükselen para talebine göre para arzım yükseltir, ya da azaltırsa bu durumda içsel para arzı durumu geçerlidir.
B. Para Arzıyla İlgili Çeşitli Görüşler:
a) Klasik Görüş:
Bu yaklaşım en eski ve en çok kullanılan yaklaşımdır. Klasik yaklaşım temelde paranın muamelelere aracı olma fonksiyonundan hareket etmektedir. Dolayısıyla para arzı kapsamına herkesçe kabul gören ödeme araçları dahil edilmiştir. Bu da ülkenin gelişmişlik düzeyine göre değişmektedir. Çekin pek kullanılmadığı toplumlarda para arzını tedavül eden kağıt ve madeni paralar oluşturmaktadır. Toplumun gelişmesine paralel olarak çek kullanımı yaygınlaştıkça vadesiz tasarruf mevduatı ve ticari
mevduat para arzı kapsamına girmektedir.
b) Şikago Okulu Yaklaşımı:
Mılton Friedman, David Meiselman gibi Şikago Üniversitesi hocaları para arzı tanımına tedavüldeki nakit ve vadesiz mevduata ilave olarak vadeli mevduatları da katmaktadır. Friedman ve izleyicilerinin bu yolu seçmelerinin nedeni şudur:
1. Vadeli mevduatları kapsayan para ar-zıyla (M2) Milli gelir arasında diğer para arzı tanımlarına göre (Mq, Mj gibi) daha yüksek bir korrelasyon vardır. Bir başka deyişle, M2 para arzı tamamıyle milli gelirdeki ve fiyatlardaki artışı kolayca açıklamak mümkündür.
2. Tedavüldeki nakit, vadesiz mevduatlar ve vadeli mevduatlar arasında büyük ölçüde ikame söz konusudur.
c) Gürler ve Shaw ve Sayers'in Görüşü Bu yaklaşım para arzı tanımına halkın likit kıymet olarak kabul edebileceği tüm kıymetlerin dahil edilmesini vurgulamaktadır. Buna göre para arzı kavramına her tür ödeme vasıtaları ve bunları yakından ikame eden vadeli mevduat ve çeşitli esham ve tahvilat girmektedir.
d. Krediye Kapsayan Görüş:
Bu yaklaşım krediyle parayı aynı anlamda ele almakla ve para arzı tanımını en geniş bir şekilde yapmaktadır. Bu durumda para arzı, ticari bankaların yamsıra banka dışı mali aracıların verdiği tüm krediler girmektedir.
C. Para Arzının Ölçülmesi:
Yukarıda da açıklandığı üzere, para arzının tanımıyla ilgili olarak birçok görüş mevcuttur. Genellikle en derinden en genişine doğru MO, Mİ, M2, M3 gibi para arzı tanımlan yapılmaktadır.
a) Parasal Taban (MO): Parasal tabanı te-
davüldeki nakit ve kağıt paralar, artı bankaların ayırdıkları karşılıklar oluşturur. Bir bakıma parasal taban yaklaşık olarak Merkez Bankası'nın bilançosuna tekabül eder.
b) Milli Para Arzı: Mİ para arzını bankaların ayırdıkları rezervler dışındaki parasal taban, bankalardaki vadesiz mevduatlar ve posta çekleri oluşturur.
c) M2 para arzı: M2 para arzını, Mİ arü bankalardaki vadeli mevduatlar oluşturur.
d) M3 para arzı: M2 artı banka dışı mali aracıların mevduatları, hazine bonoları vb. likit kıymetleri içerir.
H.Kaydî Para Arzı
Ticari bankalar, herhangi bir işletme gibi kâr maksimizasyonu amacına yönelik işletmelerdir. Bankaların verdikleri kredilerin kaynağım mudilerinin kendilerine yatırdıkları fonlar oluşturur. Bankalar mudilerinin kendilerine yatırdıkları paralan rahatlıkla kredi alarak müşterilerine verirler. Çünkü normal dönemlerde bankalara yaü-nlan mevduatlarla çekilen mevduatlar arasındaki fark pozitiftir. Ancak bankalar, çekilen mevduatların yatırılan mevduatları aştığı dönemlerde, sıkıntıya düşmemek için topladıkları mevduatların bir kısmını kanuni, ya da gönüllü olarak karşılık olarak ayırırlar. Bankalann toplam mevduatlarının ne katlarını karşılık olarak ayırmaları gerektiğini gösteren orana, karşılık oranı (r) denir.
Bankalar kendilerine yatırılan mevduatlardan karşılık ayırdıktan sonra geri kalan kısmını ödünç (kredi) olarak verir. İşte bu ödünçler (krediler) ekonomide çek kullanımının yaygınlığına göre mevduat olarak
bankalara geri döner. Bir başka deyişle bankacılıkta "ödünçler mevduat yaratır" kuralı işler.
Burada Önemli olan, bankaların verdikleri kredilerin ne kadarının geri döneceğinin saptanmasıdır. Eğer verilen krediler bankalara hiç geri dönmezse, geri dönüş oranı sıfırdır. Bu durum hiç çek kullanılmayan toplumlar için geçerlidir. Eğer bankaların verdikleri kredilerin tamamı bankalara mevduat olarak geri dönüyorsa, bu durumda geri dönüş oranı % lOO'dür. Böyle bir durum herkesin çek kullandığı ileri toplumlarda gerçekleşebilir. Nihayet bir toplumda kişiler, hem çekle, hem de nakit kullanarak alışverişte bulunuyorlarsa bu durumda bankaların verdikleri ödünçlerin bir kısmı bankalara dönmeyecek, bir kısmı ise mevduat olarak bankalara geri dönecektir. Bunun ne kadar olacağı, toplumun çek kullanma alışkanlıklarının gelişmesine bağlı olarak değişecektir.
Şimdi yukarıda açıkladığımız üç durumu T hesaplan ve kredi çarpanı formülüyle açıklayalım. Bunun için ilk mevduatın 1000, karşılık oranı (r) % 20 ve geri dönüş oralarının (g) % 0, % 50, % 100 olduğu durumda önce T hesaplarıyla sonuçlan görelim.
Şimdi de Mp 1/ 1-g (1-r) x Dp formülünde yukarıdaki rakamları yerine koyarak sonuçları görelim:
1. Durum: r=%20 g=%0,Dp=1000 l/l-0(l-2ı20)xl000=1000 bulunur.
2. Durum r=%20 g=%50 Dp=1000 1/1-0,50 (1-O,20)xl000=1666 bulunur.
3. Durum r=%20 g=%100 Dp=1000 1/1-1.000 (1-O,20)xl000=5000 bulunur.
Kaydi para hesaplamalarını vadeli mevduatları da katarak genişletmek mümkündür. Ancak işletmelerin mantığında bir değişiklik olmayacaktır.
///. Parasal Taban:
Parasal taban (B), ya da rezerv para Merkez Bankası ve Hazine gibi parasal yetki kurumlarının ticari bankalar ve banka dışı sektörler elinde bulunan net parasal taahhütleridir. Parasal taban tedavüldeki para ve bankaların kasalanndaki, ya da Merkez Bankası nezdinde tuttukları karşılıklardan (rezervlerinden) oluşur.
Parasal tabana, gücü yüksek para da denilmektedir. Çünkü bankalarca tutulan parasal taban, kendisinin birkaç katı kaydi para yaratımınına imkan vermektedir.
Parasal tabanı Merkez Bankası ve Hazi-
|
1. Durum |
2. Durum |
|
3 |
Durum |
|
|
r=% 20 g=% 0 |
r=% 20 g=% |
50 |
r=%20 |
g=% |
100 |
|
Karşılık 200 CH 1000 Kredi 800 |
Karşılık 200 Kredi 800 Karşılık 80 Kredi 320 Karşılık 32 Kredi 128 |
CH1000 400 160 |
Karşılık Kredi Karşılık Kredi Karşılık Kredi |
200 CH 800 160 640 128 532 |
1000 800 640 |
|
1000 1000 |
1666 |
1666 |
|
5000 |
5000 |
nenin konsalide bilançolarından kaynaklarına, ya da kulanımlanna göre belirleyebiliriz. Aşağıdaki tabloda parasal taban kaynak ve kullanımına göre gösterilmiştir:
kuruluşlar çeşitli faaliyetlerinin finansmanı bakımından Genel Bütçe ve Merkez Bankası kaynaklarına bağlı kalmışlardır. Dolayısıyla Tekel gibi katma bütçeli idareler, Sü-
|
Kavnak |
Kullanım |
|
1. Kamu sektörüne verilen krediler |
1. Dolaşımdaki para (c) |
|
a) Hazineye verilen avanslar |
2. Banka kasalanndaki para |
|
b) Kamu kuruluşlarına verilen avanslar |
a) Bankaların Merkez |
|
2. Özel Sektöre Ticari Bankalar |
Bankasındaki zorunlu (munzam) |
|
Aracılığıyla verilen krediler |
karşılıklar artı serbest mevduatları |
|
3. Net Dış Varlıklar |
b) Genel disponibilite |
|
a) Altın varlıkları |
c) Atıl rezervler |
|
b) Döviz varlıkları |
|
|
4. Net diğer alacaklar |
|
|
a) Özel çekme hakkı karşılıkları |
|
|
b) İthalat teminatları |
|
|
c) Diğer yükümlülükler |
|
Şimdi bu tablodaki kalemleri kısaca açıklayalım:
Kamu Sektörüne Verilen Krediler;
1211 sayılı kanuna göre Merkez Bankası Hazineye kısa vadeli avans biçiminde kredi verebilir. Bu avanslar cari bütçe ödeneklerinin (yıl içinde verilen ek ödenekler de dahil olmak üzere) %15'i olarak sınırlandırılmıştır. Ancak 1211 sayılı kanunda Hazinenin Merkez Bankasına olan borcunu ne zaman ve ne şekilde ödeyeceğine dair bir hüküm yoktur. Dolayısıyla uygulamada, kısa vadeli avans deyimi kağıt üzerinde kalmakta, Hazinenin Merkez Bankası'na olan borçlan giderek kabarmaktadır.
Öte yandan Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve katma bütçeli idareler, yatırım, istihdam ve fiyat politikalarının belirlenmesinde hükümetlerden bağımsız değillerdir. Kaynak yaratma görevlerini yerine getiremeyen bu
merbank, Toprak Mahsulleri Ofisi, Şeker Şirketi gibi Kamu İktisadi Teşebbüsleri finansman açıklarını Merkez Bankası vasıtasıyla kapatmaktadır. KiT'lere verilen mevsimlik krediler daha ziyade muhtelif ürünlerin destekleme alımlarının finansmanında kullanılmaktadır. Bu kuruluşlar Merkez Bankasından Hazine kefaletini haiz bonolar karşılığında borçlanmaktadırlar.
özel Sektöre Verilen Krediler:
Merkez Bankası'nın ticari bankalara açtığı krediler avans, reeskont üzerine avans, ya da doğrudan borçlanma şekillerinde olabilir. Merkez Bankası reeskont oranını değiştirerek, ya da toplam reeskont yoluyla sağlanan krediyi sınırlandıran reeskont tavanını değiştirerek bu kalemi ve dolaylı olarak parasal tabanı etkilemektedir. Özel sektöre verilen krediler arasında tarımsal krediler, ticari krediler, ihracat kredileri vb.
sayılabilir.
Net Dış Varlıklar:
Bu kalem, ödemeler dengesindeki gelişmeleri aksettirir. Örneğin ödemeler dengesindeki bir fazla ülkemizin rezervlerinde net artışa neden olacaktır. Bu durum parasal tabanı ve para arzını arttırıcı yönde etki yapacaktır. Ödemeler dengesindeki bir açık ise ülkemizin döviz reservlerini azaltacak, buna bağlı olarak da parasal taban ve para arzı azalacaktır.
Ülkemizin dış varlıkları, altın ve döviz mevcutlarını, özel çekme haklarım ve IMF de reserv pozisyonunu içerir.
Net Diğer Kalemler:
Bu kalem ithalat teminatları ve Merkez Bankası'nm rezerv niteliği olmayan yükümlülüklerini kapsamaktadır. Net diğer kalemlerdeki bir artış piyasadan para çekildiğine işaret ettiğinden parasal taban üzerinde azaltıcı etki yapar, ya da tersi.
IV. Parasal Taban Ve (Mİ) Para Arzı:
A. Parasal Taban Çarpanı ve Para Arzı:
Merkez Bankası'mn ticari bankaların ve halkın davranışlarını birlikte ele alarak para arzım hesaplamaya çalışalım. Bunun için parayı (M), halkın elindeki nakit (C) artı bankaların mevduatlarım (D) olarak tanımlarsak,
M=C+D(I) yazabiliriz.
Şimdi para arzının iki bileşiğini ele alalım ve bunların boyutlarını belirleyen faktörleri, bankalardaki mevduatlardan hareketle ortaya koymaya çalışalım. Bankalardaki mevduatlar genel olarak bir ödeme vasıtası oldukları için, para olarak kabul edilir. Çünkü bankalar, talep edildiğinde mevduatları anında nakde dönüştüren kurumlardır. Bankaların bunu sağlaması için de normal durumlardaki nakit çekişlerini karşılamak için kasalarında bdlt miktarda nakit ve anormal durumlar içinde paraya hemen dönüşebilen likiditeden son derece yüksek aktif kıymetler tutmak zorundadır. Buna ek olarak her banka Merkez Ban-kası'nda da bu miktar para tutmak zorundadır.
Bankaların ellerinde tuttukları, nakit mevduatların bir yüzdesi olarak ifade olunabilir. Buna nakit rezerv oranı, zorunlu karşılıklar ya da ülkemizde olduğu gibi munzam karşılıklar diyebiliriz. Bankaların ayırdıkları karşılıkları (r) ile ifade edelim. Bankalar mevduatlarını krediler ve satın alımlarla arttırmak yoluna gideceklerdir. Banka sistemi mevduatlarını kısmak, ya da genişletmek yanında, herhangi bir dürtüye ihtiyaç hissetmediği zaman, arz dengede demektir. Bankaların mevduatlarıyla ayırdıkları karşılıklar arasındaki ilişki;
D= l/rxR(2) dir.
Banka nakit reservlerinin (R) düzeni, toplam parasal tabandan tedavülde halkın elinde bulunan nakit çıkartılarak bulunur. Buna göre:
R= B-C (3) dir.
Burada B, parasal tabanı ifade etmektedir.
ParasaJ taban verildiğinde, halkın nakit para talebinin büyüklüğü, ya da küçüklüğü, banka sistemine kalan rezerv seviyesini belirler. Bu durumda önemli olan halkın elinde tutmak istediği nakit miktarını nelerin belirlediğinin tesbit edilmesidir. Bu konuda ülkelerin gelişmişlik düzeyi, şehirleşme, vergi dahil her türlü kaçakçılık durumlarının azalması, banka krizlerinin azalması,
vadeli ve vadesiz mevduatlara verilen faizler, devletin bankacılık sistemine sağladığı teminat, banka hizmetlerinin coğrafi olarak artması gibi faktörler halkın daha az nakit, daha fazla banka parası (kaydi para) kullanımını arttırır. Kuşkusuz bu durumların tersi olduğunda da banka parası kullanımı azalır.
Burada basitlik amacıyla, halkın elinde tutmak istediği nakit miktarının toplam para arzının sabit bir oranı olduğunu varsayalım. Buna göre:
C= cM (4) olacaktır.
Burada, C elde tutulması arzulanan nakit miktarını, c arzulanan naklin toplam paraya oranını, yani nakit oranını ve M de toplam para arzını ifade etmektedir.
Böylece yukarıdan beri dört denklem elde edildiğini kolayla gösterebiliriz.
M= C+D (1)
D= l/rx R(2)
R= B-C (3)
C= cM (4)
Bu denklemlerden 1 ve 3 tanım, 2 ve 4 davranış denklemleridir. Şimdi basit bazı oynamalarla M için bir ifade elde edebiliriz. Bunun için (4) denklemini (3) ve (3)ü (2) ye katalım. Bu durumda
D= B-cM/r (5) elde edilecektir.
(4) ve (5)i (l)de yerine koyduğumuzda
M= cM+B-cM/r bulunur.
Denklemin her iki yanını r ile çarptığımızda rM=rcM+B-cM bulunur.
Buradan;
rM-rcM+cM=B dolayısıyla
M(r-rc+c)+B.
Böylece;
M=I/r(l-c)+cxB (6) bulunur.
Yukarıdaki denklemde l/r(l-c)+c oram para çarpanım göstermektedir. Bu oram M
ile ifade ettiğimizde para arzı
M=mB(7) olacaktır.
Bu ifadeye göre para arzı yalnızca üç şeye bağlıdır:
1. Halkın nakit oranına,
2. Bankaların başvurdukları karşılık oranına.
3. Parasal tabana, ya da gücü yüksek paraya.
Eğer iki oran sabit farzeditirse, para ar-zındaki değişmeler sadece parasal tabandaki değişmelere bağlı olacaktır. Eğer parasal taban para otoritelerinin kontrolü altındaysa, otoriteler para arzım rahatça kontrol edebilirler.
Parasal taban çarpanı vadesiz, vadeli ve resmi mevduatlar için ayrılan karşılık oranlarının farklı olması durumunda buna göre ayarlanmalıdır. Ayrıca bankaların kasalarında bulunan atıl rezervler de gözönünde tutulabilir. Neticede parasal taban çarpanı formülü biraz daha karmaşıklaşır, ancak mantıkta bir değişiklik olmaz.
B. Parasal Taban Çarpanını Etkileyen Faktörler:
Para arzıyla ilgili modern teoriler, nakit ve karşılık oranlarının ancak ceteris paribus (diğer şartlar değişmedikçe) varsayımına göre sabit olarak düşünülebileceğini vurgulamaktadır. Eğer diğer faktörler değişirse c ve r de değişebilir. Önce c'yi etkileyen faktörleri görelim:
1- Reel Milli Gelir Seviyesi: Reel milli gelir seviyesi yükseldikçe, halkın hem nakit hem de banka mevduat talebi muhtemelen yükselecektir. Muhtemelen banka mevduat talebindeki artış nakit para talebindeki artıştan daha fazla olacaktır. Çünkü reel milli gelirdeki artışa bağlı olarak muhtemelen çekle finanse edilen işlemlerdeki artış, nakitle ödeme gerektiren işlemlerdeki artıştan daha fazla olacaktır.
2- Nakille satın alınan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artışın çekle satın alınan mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki artıştan farklı olması. Böylece eğer gjda mallarının fiyatı dayanıklı tüketim mallarının fiyatlarına göre daha fazla artarsa, muhtemelen halkın arzuladığı nakit/para arzı oram (c) yükselecektir.
3- Silah altına alınan kişilerin toplam nüfusa oranı: Askeri hizmetler kişilerin banka hizmetlerinden yararlanmasını azalttığından, c oranının yükselmesine neden olur. (R.L. Crouch).
4- Bir ülkede gelir vergisi kaçakları ne kadar yüksekse, c oranı da o kadar yüksektir. Çünkü vergi kaçıranlar muhtemelen muamelelerinin büyük bir kısmını nakille yapacaklardır (P. Cogan).
5- Banka ve diğer kredi kartlarının kullanımında artışlar, maaş ve ücretlerin çekle ödenmesine doğru eğilimler, c oranını küçültücü etki yapar.
6- Ekonomiyle ilgili belirsizlikler, politik istikrarsızlıklar c oranını yükseltici etki yapar.
7- Bankaların vadesiz ve vadeli mevduatlara verdikleri faiz oranlarını yükseltme lcri, c oranının küçülmesine neden olur.
Şimdi de r'yî etkileyen faktörlerin neler olabileceğini inceleyelim. Karşılık oranları denilince, kanuni karşılık oranı ve aşın rezervler olmak üzere iki tür karşılık akla gelir. Kanuni karşılıklardaki değişmeler;
1- Merkez Bankası nin karşılık oranlarını değiştirmesine,
2- Bankalarda çeşitli mevduat hesaplarında tutulan paraların yer değiştirmelerine göre değişir.
Bankaların kendiliklerinden ayırdıkları aşın rezervlere gelince, bunlar;
1- Faiz oranlarının seviyesine,
2- Bankaların çalınma ortamlarındaki güven durumuna,
3- Devletin verdiği garantilere bağlı olarak bankalara toplu yönelim (run) korkusunun azalması vb. etmenlere bağlıdır.
ilker PARASIZ Bk. Para
İslami Okul Okulların En Önemlisi