Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Muhtelif - 18. Sayfa

 

PLANLAMA

 

iktisadi plancılık kavramı, uzun bir süre iktisatçılar arasında tartışma konusu yapıl­mış ve bu kavram farklı şekillerde tanım­lanmıştır. İktisat politikasına ilişkin tedbir­leri içeren her belge bir plan değildir. Bu ba­kımdan hangi faaliyetlerin bir iktisadi plan­lama sayılacağım, ya da kalkınma planında kapsanacağını belirleyebilmek için bazı şartlara gerek vardır.

İktisadi plancılığın tam bir tanımını şöy­le yapmak mümkündür Belli bir dönemde belirli-sosyo-ekonomik amaçlara ve sayı­sal olarak ifade edilebilen hedeflere ulaşa­bilmek için, bu işle görevlendirilmiş organ­lar tarafından ve daha Önce saptanan araçla­rı kullanmak suretiyle belli bir bölgede yü­rütülen faaliyetlerin tümüne iktisadi plancı­lık denir.

Planlama faaliyetlerinin yürütülebilme­si için bir takım kurum ve organlara ihtiyaç vardır. Bu organlar dört gruba ayrılabilir:

 1) Planı hazırlayan organ; Planı hazırla­yan organlar ülkeden ülkeye çeşitlilik gös­terir. Bunlar, planlama teşkilatlan, enstitü­ler veya bakanlıklar olabilir. Bu organlar iktisatçı ve teknik elemanlardan oluşmuş-tur.

 2) Plan ile ilgili karar organları; Plan­lama ile ilgili karar organları, yani planda yer alacak olan alternatifleri seçen, politik tercihleri yapan organlar da yine ülkeden ülkeye değişir. Bazı ülkelerde bu kararlar Yüksek Planlama Kurulları tarafından alı­nır. Bazı ülkelerde de bu görevi parlamen­tolar yerine getirir. Özellikle uzun dönemli veya perspektif planlarda hangi alternatif­lerin yer alacağını saptayan organ parla­mentolardır. Yıllık veya kısa dönemli plan­lardaki karar seçimini ise hükümetler yap maktadır.

 3) Planı uygulayan organ; Pla­nın uygulanmasından sorumlu olan organ­lar arasında şunlar sayılabilir Merkezi, böl­gesel ve mahalli düzeyde devlet kuruluşları ile, istatistik büroları, ticaret odaları gibi ba­zı Özel devlet daireleri; firma, fabrika, or­taklık kooperatif, banka, ticaret birlikleri gibi özel sektör kurumları.

 4) Plan uygula­masını izleyen, kontrol eden organ: Planla­rın nasıl uygulandığını, amaçların gerçekle­şip gerçekleşmediğini kontrol eden ve ger­çekleşmeler hedeflerin altına düşüyorsa ge­rekli uyanları yapan ve tedbirleri öneren so­rumlu organlar vardır. Bunlar arasında, planlama teşkilatlarının bünyesinde yer alan koordinasyon daireleri, maliye bakan­lıkları ve sayıştay gibi organlar sayılabilir.

Bir planda "neyin ne kadar üretileceği" sorusu mutlaka cevaplandırılma!ıdır. ihti­yaçlar ve kaynaklar miktar olarak saptana-bilmelidir. Aksi halde planda tutarlılık sağ­lanamaz.

Plan yapmak, bir anlamda "tahmin" yap­mak demektir. Bu bakımdan planlama, ista­tistik kanunlarına ve ekonomik teoriye da­yanarak gelecekteki gelişmeleri doğruya en yakın bir şekilde tahmin edebilmelidir.

Her plan belli bir süreyi ve dönemi kapsar. Böylece planda yer alacak çeşitli proje­lerin tamamlanması, plan dönemi ile sınır­landırılmış olacaktır. Plana dinamik bir bü­tünlük verebilmek, ancak zaman boyutu koymakla mümkündür.

Planlama rasyonel bir faaliyet olmalıdır. Yani planlamaya girişmekle sağlanacak ya­rar ve katlanılacak fedakarlıklar açık ve se­çik bir şekilde ortaya konabilmeli, planla­ma faaliyetinin neye mal olabileceği sorusu ce vaplanabilmel i dir.

Planlamanın belli bir bölgeyi kapsaması gerekir. Tüm ülke veya bir bölge için bir ya da birden fazla plan yapılabilir. Ancak Önemli olan, plan belgesinin uygulama ye­rini açık olarak göstermesidir.

Bir planda, belli hedeflere ulaşmak için hangi araçların ne şekilde kullanılacağı açık bir şekilde ortaya konmalıdır. Aynı zaman­da planın hazırlanışında kullanılan teknik­lerin ve metodolojinin de ortaya çıkan bi­çimde değil fakat önceden karar verilen esaslar çerçevesinde ve bilinçli bir şekilde hazırlanan ekonomik kalkınma faaliyeti ol­malıdır.

Son yıllarda iktisadi planlama faaliyetle­rine duyulan ilginin giderek arttığı görül­mektedir. İkinci Dünya Savaşı Öncesinde sadece Sovyetler Birliğinde planlama uy­gulanırken, bugün pekçok azgelişmiş ülke yanında, savaş Öncesinde planlamanın söz-konusu edilmediği ülkelerde de değişik çer­çevelerde planlama uygulanmaktadır. Planlamanın bugünkü anlamda ilk tanımı, 1938 yılında İngiliz İktisatçısı H.D. Dilkin-son'un yayınladığı bir eserinde ele alınmış­tır. Tanımda ulusal gayri safı hasılanın mik tar ve gayri safı hasıla için hedef değerleri ve bu hedef değerlerine ulaşmada kullanıla­cak araçlar hakkında kesin bilgiler yer almamaktadır. İktisadi planlamanın ilk kayda değer genel tartışmasını İsveçli İktisatçı, I. Svenilson'un 1938 yılında yazdığı eserinde görebiliriz. Svenilson, planlama kavramına zaman boyutunu eklemiştir. Svenilson planlamayı farklı gelecek dö­nemlerdeki faliyeüerin bîr plan içinde koor­dinasyonu olarak öngörür. Daha sonra C. Landuer 1944 yılında yayınlanan eserinde planlamanın boyutlarına daha bir derinlik getirerek planın yürütülmesinde zorlayıcı-lık fakat onun başarısında gönüllü ve istişa-reci katılımın gerekli olduğunu belirtir. Onun bu noktadaki görüşü "yol gösterici" ve "emredici planlama" arasındaki ayırıma benzer. Yine bir başka İngiliz iktisatçı ve ekonometrisyen olan R. Stone, 1964'lerde planlamaya şöyle bakmaktadır: "Bir plan, verilen sistemin işleyiş özellikleri içinde politikalarımızı nasıl gerçekleştirebileceği­mizi gösterir. Plan yönetim ve denetim ile Özdeşleştirilebilir. Planın karşıtı plansızlık veya anarşidir". G. Caire (1967) planlama­yı, piyasa mekanizmasının yerini alacak bir mekanizma olarak görür. Fransız iktisatçı F. Perraux (1965), "çeşitli piyasalarda reka­bet şartlarının olmayışı, ekonomik planla­ma için ana nedendir" der. P. Masse (1965) ise piyasa mekanizmasının yarattığı belir­sizliğin ancak planlama ile azaltılabileceği­ni belirtir. Amerikalı iktisatçı G. Sirkin (1968), planlamayı araştırma anlamına ge­len bir kelime olarak düşünmektedir. Yu­goslav iktisatçı R. Bicanic (1967) genellik­le planlamanın teşkilatlanma yapısının öne­mi üzerinde durmuştur.

 

Planlamanın Amaçları:

 

Planlamada kabul edilen amaçları şu

gruplar altında toplamak mümkündür:

 1) Planlamayı sadece bir teknik olarak kabul eden amaçlar,

 2) Ekonomik açıdan önem taşıyan amaçlar,

 3) Politik açıdan önemli amaçlar ve

 4) Yapısal değişiklik Öngören amaçlar.

1- Planlamayı sadece bir teknik olarak gören amaçlar: Bu grup altında toplanan planlama araçları, ekonomik faaliyetleri rasyonel kılmak üzere kullanılan teknikler olarak düşünülmektedir. Amaçlar, istatis­tik kanunlarının sonuçlarına ve geleceğe ait yapılan tahminlere göre saptanır. Amaçlar saptanırken, planın hangi çevreye uygula­nacağı, hangi araçların kullanılacağı, bu amaçların kimler için saptanacağı soruları sorulmaz, amaçlar formel olarak konur.

2-  Ekonomik açıdan önem taşıyan amaçlar: Bu gruba giren planlama amaçla­rı daha çok ekonomik açıdan önemli, poli­tik yönden nötr amaçlardır. Burada iktisadi kalkınmaya ilişkin olarak saptanmış bulu­nan ekonomik hedefler, sınırlamalar önde gelir. Bu gruba giren amaçlar arasında ideo­lojik eğilimler ya da politik tercihler yansı-tılmamaktadır. Politik amaçların ya da ide­olojik önyargıların bir ölçüde planlamada yer almayacağı anlamına gelmektedir.

3- Politik açıdan Önemli amaçlar: Bazı ülkelerin planlarında, belli politik hedefle­rin gerçekleşmesine yönelik esasların açık ifadelerle yer aldığı görülmektedir. Başka bir deyişle, bu tür planlarda, politik amaçlar veri olarak ve iktisadi değişkenlerden ba­ğımsız bir biçimde saptanır. Planlardaki ik­tisadi nitelikteki değil, politik yönü ağır ba­san amaçların gerçekleştirilmesi istenir.

4-  Yapısal değişiklikler Öngören amaç­lar: Bir ekonominin planlanması, aslında toplumun planlanması anlamını taşır. Bu nedenle, dördüncü grup planlama amaçlan, plânlama mekanizması ile toplumun yapı­sında değişiklik öngören, ya da başka bir deyişle, toplumsal değişmelerin planlan­masına ilişkin amaçlardır.

 

Planlama Araçları:

 

Planlama araçları denilince, planlarda saptanmış bulunan amaçlara ulaşmak üzere kullanılacak, nicelik ve nitelik açısından ta­nımlanmış vasıtalar akla gelir. Başka bir ifade ile, planlama araçları, ekonomideki kaynaklarla ihtiyaçların karşılanmasını sağlayan her türlü vasıtalardır, ihtiyaçlar planın talep yönünü, kaynaklar arz yönünü oluşturur.

Planlama araçları ve bunların etkileri büyük ölçüde ekonominin içinde bulundu­ğu kalkınma düzeyine ve ekonominin yapı­sına bağlıdır. Farklı ekonomik kalkınma düzeyinde bulunan ülkelerin planlarında ulaşılmak istenen amaçlar aynı olsa bile, uygulanacak planlama araç lan aynı olma­yabilir.

Planlama araçlarını şu gruplar altında toplamak mümkündün

1- İdari nitelikteki araçlar; Bunlar, kamu otoritelerin plan uygulamasını etkileme amacıyla kullandıkları çeşitli idari araçlar­dır. Bu araçlar anayasa, kanun-kararname, yönetmelik, tebliğ gibi belgelerdir. Ya da bu belgelerden kaynaklanan düzenlemeler­dir, (örneğin; Dış ticaret ve döviz kurları üzerine konan kısıtlamalar, vergi politikası, bütçeler, krediler vb).

2- İktisadi nitelikteki araçlar: İktisadi ni­telikteki araçlar, plan hedeflerinin gerçek­leştirilmesi amacıyla, planlama faaliyetle­rine katılan kişi, işletme veya kurumlara

sağlanan maddi nitelikteki teşvik edici usullerdir.

3- Nötr araçlar: Nötr ya da (arafsız araç­lar, iktisadi ve idari nitelikte olmayan, an­cak planlama mekanizmasının daha etkin işlemesini sağlayan araçlardır. (Örneğin; istatistiksel verilerin toplanması, planlama metodolojisi, yıllık programlar ve sektör planlan).

 

Plan Çeşitleri;

 

1- Kısmi ve genel planlar: Planlar kap­sam bakımından kısmi, ya da genel planlar olarak ikiye ayrılırlar. Aslında kalkınma planları ekonomideki tüm ekonomik ve sosyal faaliyetleri kapsamak zorundadır. Kısmi planlar daha çok planlama tekniğini yeni kullanmaya başlayan ülkelerde görü­lür. Bunlar, çeşitli kamu kuruluşlarına ait proje ve programlann hazırlanıp bir bütün halinde toplanmasından başka birşey değil­dir. Bu planlarda genellikle kamu kesimi faaliyetlerine yer verilmekte, özel sektör çok genel çizgileri ile ele alınmaktadır.

2- Uzun, orta ve kısa dönemli planlar: Kalkınma planlan, kapsadıklan süreler iti­bariyle de çeşitlilik gösterirler. Genellikle süre açısından planlar uzun, orta ve kısa dö­nemli olmak üzere üç gruba ayrılırlar.

Uzun dönemli planlar, yirmi veya otuz yılı kapsayan planlardır. Bu planlara pers­pektif planlar da denir. Bunlar hızlı bir ikti­sadi kalkınmanın sağlanabilmesi için, bir bütün olarak ekonomide veya çeşitli sektör­lerde karşılaşılacak sorunların çözümünü gösteren genel nitelikte makro hedefleri içerirler.

Orta dönemli planlar daha aynntılı ve somut bir nitelik taşırlar. Bunlar genellikle

5-7 yıllık bir dönemi kapsar. Bu dönem sap­tanırken, idari ve politik gerekler yanında, baraj, liman, demiryolu, karayolu yapımı ve yenilenmesi gibi sanayi yatırımlarının tamamlanıp işletmeye açılmasına imkan verecek bir sürenin seçilmesine dikkat edi­lir.

Üçüncü tür planlar kısa dönemli planlar­dır. Bunlara yıllık programlar (planlar) da denir. Bu planlar, diğer iki tür planlardan çok daha ayrıntılı ve açıktır.

3-  Ulusal planlar ve bölgesel planlar: Ulusal planlar, ülke çapında ekonominin tüm sorunlarını ele alan planlardır. Bölge­sel planlar İse, belli bir bölgenin kalkınma sorunlarına çözüm getirmeyi amaçlar.

4- Makro ve mikro planlar: Mikro plan­lar bir planlama birimi sayılan işletme ile sı­nırlandırılmıştır. Bu planlarda kaynaklarla ihtiyaçlar arasında işletme düzeyinde den­ge kurulmaya çalışılır. Makro planlar ise çok daha geniş kapsamlı olup, ülke düze­yindeki sorunlarla ilgilidir. Bu planlarda te­mel amaç, sosyal kazançların azami kılın­ması ve sosyal kayıpların mümkün olan en düşük düzeyde tutulabilmesidir.

5- Tek merkezli ve çok merkezli planla­ma: Planı hazırlayan merkez tek ise, tek merkezli planlama sözkonusudur. Burada bu merkez tarafından hazırlanmış tek bir plan mevcuttur ve tüm ekonomik faaliyetler bu planla düzenlenir. Çok merkezli planla­mada birçok örgütlerce hazırlanmış çok sa­yıda planlar olabilir. Bunlar arasında işlet­meler, devlet kuruluşları sayılabilir.

6- Büyüme tipi ve kalkınma tipi planlar Ekonomik planlama mekanizmasını uygu­layarak yapılmak istenen değişikliklere gö­re de planlar sınıflandırılabilir. Ekonomide yapısal bir değişiklik sağlamak,toplumsal-

ekonomik yapıya piyasanın otomatik işle­yişinin gerçekleştireceğinden farklı bir ni­telik vermek amacıyla hazırlanmış planlar, kalkınma tipi planlardır. Sadece ekonomik büyüklüklerin artmasını hedef alan planlara ise büyüme tipi planlar denir.

7- Ülkelerin uyguladıkları veya kabul et­tikleri ekonomik ve politik sistemler farklı olduğu sürece, planlara verilen görev ve fonksiyonlar da, bu sisteme bağlı olarak de­ğişecektir. Azgelişmiş ülkelerin çoğunda bugün uygulanan plan türü "yol gösterici" sosyalist ekonomilerde ise "emredici" nite­liktedir.

Mustafa SEVÜKTEKÎN